ASAYİŞ - 10 Mayıs 2025 Cumartesi 10:22

MİT’ten sahte baz istasyonu operasyonu

A
A
A
MİT’ten sahte baz istasyonu operasyonu

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), sahte baz istasyonu kuran yabancı uyruklu 7 şüpheliyi suçüstü yakaladı.


MİT’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile beraber gerçekleştirdiği operasyon sonucunda, kurdukları sahte baz istasyonu üzerinden kurumsal kimlikleri taklit ederek vatandaşların kişisel ve finansal verilerini hedef alan siber casusluk ağı çökertildi. Operasyonda yabancı uyruklu 7 şüpheli suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Yabancı uyruklu 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.


Kurumsal firmaların adı kullanıldı


MİT, GSM operatörü abonesi çok sayıda vatandaştan gelen sahte içerikli SMS mesajları aldıklarına dair yapılan şikayetler üzerine teknik inceleme başlattı. Kamu kurumları ve kurumsal firmalar tarafından gönderilmiş gibi görünen mesajları inceleyen MİT, önemli bulgulara ulaştı. Olayın sahte baz istasyonu yöntemiyle gerçekleştirildiği değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda Çin menşeli olduğu belirlenen cihazlar aracılığıyla sahte baz istasyonu kurulduğu tespit edildi. Cep telefonlarının bu sahte istasyonlara bağlanması sağlanarak kullanıcılara GSM Operatörü gibi hareket ederek ödeme talep eden sahte mesajlar gönderildiği belirlendi.


Birçok şehirde dolandırıcılık girişiminde bulundular


Sürdürülen çalışmalarda; ’Patron’ kod adlı şahıstan talimat alan ve aynı şebeke içerisinde üç farklı grup halinde hareket eden toplam 7 kişi deşifre edildi. Şahısların, kiraladıkları araçlarla İstanbul’un yanı sıra İzmir, Bursa ve Yalova’da da farklı cihazlarla geniş bir kullanıcı kitlesini hedef aldıkları belirlendi. Zanlıların, getirdikleri cihazla, iletişim verileri ve kullanıcı bilgilerinin toplanarak Çin merkezli bir sunucuya aktarıdığı tespit edildi. Şüphelilerin bu verileri daha sonra yabancı menşeli bir uygulama üzerinden hedef odaklı oltalama (phishing) saldırılarında kullandığı ve bazı kullanıcıların kredi kartı bilgilerini paylaşarak ödeme yaptığı saptandı. MİT’in saha unsurları ve teknik ekiplerinin yanı sıra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen yoğun takip neticesinde şüphelilerin kimliği tespit edilerek yakın izlemeye alındı. Düzenlenen ortak operasyonda şüpheliler, kiraladıkları araçlar içerisinde suçüstü yakalandı.


Şebekenin teknik cihazları, İstanbul’da elektronik malzeme satışı yapan Çin uyruklu bir şirket sahibinden tedarik ettiği tespit edildi. Söz konusu şahıs da yakalanarak gözaltına alındı. Yabancı uyruklu şahısların 2025 yılı Mart ayında Türkiye’ye giriş yaptığı, kısa süre içinde farklı bir vatandaş adına GSM hattı temin ederek kimliklerini gizlemeye çalıştıkları öğrenildi. Kullanılan cihazların ülkeye hangi yollarla sokulduğuna dair gümrük ve sınır geçiş kayıtları üzerinden geniş çaplı bir inceleme başlatıldı. Operasyonda ele geçirilen sahte baz istasyonu cihazları ve dijital materyaller kriminal incelemeye alınırken, şüphelilerin tüm bağlantılarına yönelik soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.



MİT’ten sahte baz istasyonu operasyonu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası Elazığ’da evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldüren başkomisere, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulanarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verildi. 5 Eylül 2025’de Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö.(44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşması görüldü. Duruşmada, tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. M.K. ifadesinde, "Maktulle evimin içerisinde karşılaştığım an itibariyle maktul kapı arkasında saklanmış bir şekilde bıçağı bana saplamaya kalktı. Ben ilk etapta mani oldum. Boğuşma sırasında ikimizde yaralandık. Bunlar doktor raporunda mevcuttur. Maktulün otopsi raporunda ateşli silah yaralanmaların dışında boynunu sıkmamdan dolayı oluşan raporlar var. Maktul olay öncesinde bıçak alarak saklanması ve yazışmalarındaki ‘M.K. eve gelirse umurumda değil artık. Tanışmak zorunda kalırız, kendisi bilir’ sözleri maktulün yapmış olduğu bıçaklı saldırıyı düşünce bakımından önemlidir. Maktul gayriahlaki birliktelik içerisindedir. Deşifre olacağını anladığından itibaren de bıçaklı saldırı yaparak birlikteliğin ifşa olmamasını sağlamaya çalışmıştır. Maktulün benim evimde olması konut ihlalinin içinde bulunduğu suçtan dolayı bıçaklı saldırı yaparak kurtulmayı denemiştir. Maktulün evli ve 3 çocuk babası olması, ilişkilerinin öğrenilmesi durumunda hem evinden hem de işinden olacaktı. Bundan dolayı saklanmış ve bıçaklı saldırı gerçekleştirmiştir. Olay anında da maktul ‘seni geberteceğim’ sözleri söyledi" diye konuştu. "Maktulü öldürmek için ateş etmedim" Maktulün saldırısının biter bitmez ateş etmeyi bıraktığını aktaran M.K., "İsteseydim silahta kalanlarında sıkardım ama ben öyle bir şey yapmadım. Maktulü öldürmek için ateş etmedim. Otopsi raporlarında da görüldüğü gibi tek bir yere ateş etmemişim. Vücudunun alt kısmından ateş etmeye başlamışım. Olay esnasında kullandığım silah yarı otomatik bir tabancadır. Bir defa doldurunca mermi bitene kadar sıkabiliyorsun. Olay esnasında birden fazla dolduruş yapmam için silahın bozuk veya mermilerin patlamamış olması gerekiyor. Olayda fişekler patladı birden fazla dolduruş yapmadığım ortadadır. Olay sonlandıktan sonra dahi üzerimdeki korkuyu atamadım. Benim yaşanan olaydaki kastım kesinlikle öldürmek değildi. Olay anında bıçağın bana yöneltilmiş olmasından dolayı müdahale etmek zorunda kaldım. Kastım kesinlikle öldürmek değil, hayatıma yönelik saldırıyı bertaraf etmekti. Maktulün saldırısını anlar anlamaz atışlarıma son vermiş olmam da öldürme kastımın olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "Kanunların beni korumasına muhtacım" M.K., "Olayın ardından kolluk görevlilerine durumu bildirdim. Olay yerini terk etmedim veya kaçmadım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Böyle bir konunun yaşanmasını dahi istemezdim. Evimde ansızın beklemediğim bir anda bir saldırıya maruz kaldım. Çocuğumdan işimden ve özgürlüğümden uzak kaldım. Ömrüm boyunca kanunlara uyan örf ve adetlere bağlı olarak yaşamaya çalıştım. Bunlara rağmen bela beni evimde buldu. Kanunların beni korumasına muhtacım. ve mağduriyetime inanmasını arz ederim. Yaşanan olayda kastım kesinlikle öldürmek değildi. Ateş etmek zorunda kaldım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Olayın yaşanmasını istemezdim" ifadelerini kullandı. İfadelerinin ardından mahkeme heyeti sanığa, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verdi.
İzmir İzmirli taksicilerden ‘Hasılata dayalı vergi’ talebi İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksilerde zorunlu hale getirilen yeni nesil ödeme kaydedici cihazların (mali cihaz) esnafı ekonomik çıkmaza sokacağını belirterek, taksiciler için "hasılata dayalı vergi sistemi" talebinde bulundu. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan tebliğle, taksimetrelerle entegre çalışan mali cihazların kullanımı zorunlu hale getirildi. 1 Eylül tarihine kadar tüm araçlara takılması gereken cihazlarla ilgili açıklama yapan Başkan Erkan Özkan, yeni sistemin mevcut maliyetlerle birleştiğinde taksici esnafı için "taşınamaz bir yük" haline geldiğini vurguladı. "Tekerler dönmeyecek" Yeni uygulamanın esnafın belini bükeceğini ifade eden Özkan, maliyet artışlarına dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu: "Üzerimize taşıyabileceğimiz bir yük yüklenmesini istiyoruz. Aksi takdirde kontaklar kapanacak, tekerler dönmeyecek ve esnaf evine ekmek götüremez hale gelecektir. Bu şartlar altında esnafın ayakta kalması mümkün değil." Hasılata dayalı vergi sistemi talebi Taksici esnafının vergilendirme süreçlerinde iyileştirme beklediğini kaydeden Özkan, çözüm önerisi olarak toplu taşıma modellerini işaret etti. Özkan, "Taksici esnafı olarak; özel halk otobüsleri ve İZTAŞIT gibi modellerde uygulanan hasılata dayalı vergi sistemine geçilmesini talep ediyoruz. Ancak bu şekilde adil bir vergilendirme ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı sağlanabilir" ifadelerini kullandı.