POLİTİKA - 19 Haziran 2025 Perşembe 12:59

MSB: "İsrail’in sınır komşumuz olan İran’a yönelik başlattığı hukuksuz saldırıları kınıyoruz"

A
A
A
MSB: "İsrail’in sınır komşumuz olan İran’a yönelik başlattığı hukuksuz saldırıları kınıyoruz"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İsrail’in sınır komşumuz olan İran’a yönelik başlattığı hukuksuz saldırıları kınıyoruz" açıklamasında bulundu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından haftalık bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk, gündeme dair son gelişmeleri aktardı.

Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 5 PKK’lı teröristin daha teslim olduğunu aktaran Tuğamiral Aktürk, "Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiştir" ifadelerini kullandı.

Hudut hattında üst seviyede güvenliğin tesis edildiği belirten Aktürk, "2’si terör örgütü mensubu 122 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 681’e ulaşmıştır. Son bir haftada engellenen bin 342 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde hudutlarımızda engellenen kişi sayısı da 38 bin 979 olmuştur" şeklinde konuştu.

"Şu ana kadar sınırlarımızda yasa dışı geçiş girişimlerinde herhangi bir artış yoktur"

İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmalar sonrası TSK’nın olası göç hareketlerine karşı proaktif bir yaklaşımla gerekli tedbirleri aldığını dile getiren Tuğamiral Aktürk, "İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmaların ardından, şu ana kadar sınırlarımızda yasa dışı geçiş girişimlerinde herhangi bir artış yoktur" açıklamasında bulundu.
Tuğamiral Aktürk ayrıca bu hafta içerisinde Hatay hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 17 kilogramdan fazla (17.049 g) uyuşturucu madde ele geçirildiğini duyurdu. Öte yandan Aktürk, 8 Ocak’ta başlayan "tünel imha" faaliyetleri kapsamında bugüne kadar Tel Rıfat bölgesinde 157, Menbic bölgesinde 131 kilometre uzunluğundaki tünellerin imha edildiğini bildirdi.

Tuğamiral Aktürk konuşmasına şöyle devam etti:

"Bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez bir aktör olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam etmektedir. 13 Haziran’da, Genelkurmay Başkanımız, Hava Kuvvetleri Komutanımız ile Dışişleri Bakanımız ve MİT Başkanımızın yer aldığı Dışişleri Bakanlığında düzenlenen toplantıya katılan Sayın Bakanımız, aynı gün Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız ile bir araya gelmiştir. Sayın Bakanımız dün de (18 Haziran) beraberinde Genelkurmay Başkanımız, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanlarımız ile Van’a gitmiş, İran sınır hattında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, 6’ncı Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Başkale’deki 4’üncü Hudut Tabur Komutanlığında 3’üncü Ordu Komutanlığına bağlı ana ve ast birlik komutanlarının yer aldığı video telekonferans toplantısı gerçekleştirmiş, çeşitli temas ve ziyaretlerde bulunmuş, ardından makamında dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın İstihbarat Başkanı’nı kabul etmiş, müteakiben komuta kademesiyle birlikte ‘Azerbaycan Silahlı Kuvvetler Günü’ dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyona katılmıştır."

Genelkurmay Başkanı Metin Gürak’ın programına ilişkin bilgi veren Aktürk, "12 Haziran’da resmî ziyaret kapsamında Suriye’ye giden Sayın Genelkurmay Başkanımız, Suriye Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş aynı zamanda çeşitli temas ve ziyaretlerde bulunmuştur. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 16 Haziran’da resmî davetlisi olarak ülkemize gelen İtalya Genelkurmay Başkanı’nı, 17 Haziran’da NATO Askerî Komite Başkanı’nı ağırlamıştır" şeklinde konuştu.

Türkiye ve Yunanistan arasında icra edilen Güven Arttırıcı Önlemler 2025 Yılı Uygulama Planı çerçevesinde gerçekleştirilecek olan uygulamalara dair bilgi veren Aktürk, "Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler 2025 Yılı Uygulama Planı kapsamında; Yunanistan Suda Deniz Üs Komutanı, Aksaz Deniz Üs Komutanımızı 17-19 Haziran tarihleri arasında Muğla’da, Yunanistan 31’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı, 4’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanımızı 18-19 Haziran’da Edirne’de ziyaret etmektedir" dedi.

"İsrail’in sınır komşumuz olan İran’a yönelik başlattığı hukuksuz saldırıları kınıyoruz"

İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını hukuka aykırı olarak tanımlayan Tuğamiral Aktürk, "İran’ın nükleer programı ile ilgili görüşmelere yoğunlaştığı dönemde İsrail, komşumuz İran’a karşı uluslararası hukuka aykırı bir saldırı başlatarak bölgesel istikrarı ve huzuru bir kez daha riske atmıştır. İsrail’in sınır komşumuz olan İran’a yönelik başlattığı hukuksuz saldırıları kınıyoruz. İsrail’in Gazze, Lübnan ve son olarak İran’a yönelik uluslararası hukuku hiçe sayan saldırıları, çatışmaları yayma niyetini açıkça göstermektedir. Sınır tanımayan bu saldırgan tutum, bölgeyi kaosa sürüklemektedir. İsrail, yakın coğrafyamızda ciddi bir istikrarsızlığa yol açan saldırılarına derhâl son vermelidir" diye konuştu.

Somali’de deniz yetki alanlarında araştırma faaliyeti gerçekleştiren Oruç Reis araştırma gemisinin dönüşüne ilişkin konuşan Aktürk, "Öte yandan Somali Federal Cumhuriyeti deniz yetki alanlarında araştırma faaliyeti gerçekleştiren Oruç Reis araştırma gemimiz ve beraberindeki destek gemileri ile söz konusu gemilere refakat ve koruma görevi icra eden Somali Deniz Görev Grubunda görevli Deniz Kuvvetleri unsurlarımızın ülkemize uğurlanması maksadıyla Mogadişu Limanı’nda Somalili üst düzey yöneticilerinin de katılımıyla uğurlama töreni düzenlenmiş ve gemilerimizin geri intikali 15 Haziran’da başlamıştır. Gemilerin Temmuz başında ülkemize ulaşması beklenmektedir" ifadelerine yer verdi.

Meydana gelen orman yangınlarıyla aktif bir şekilde mücadele edildiğini belirten Aktürk, "Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında imzalanan "Tahsis ve Rezerv Güç Protokolü" kapsamında; 11 Haziran’da Lapseki/Çanakkale’de, 13 Haziran’da Karaburun/İzmir’de, 14 Haziran’da Foça/İzmir’de, 18 Haziran’da Karesi/Balıkesir ile Orhaneli/Bursa’da çıkan orman yangınlarının söndürülmesinde Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen 10 helikopterimiz, 51 sorti yaparak 106 ton su atmıştır. Bu çerçevede, 2025 yılında meydana gelen 7 ayrı bölgedeki orman yangınlarının söndürülmesinde Orman Genel Müdürlüğüne 12 helikopter ile 54 sorti yapılarak destek sağlanmıştır" şeklinde konuştu.

Yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin her geçen gün daha da arttığına dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, "Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi (MKE A.Ş.) tarafından yerli ve millî imkânlarla geliştirilen 105 mm Havadan Taşınabilir Hafif Çekili Obüs BORAN, 6 Haziran’da Kuzey Makedonya’ya teslim edilmiştir. Ülkemizin Avrupa kıtasına gerçekleştirdiği ilk obüs ihracatı olması açısından büyük önem taşıyan bu başarıda emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Yine Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında savunma sanayiinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün ‘Dershanesiz Okul Modeliyle’" temin edilmesi amacıyla ‘Sektör İçi Mesleki Eğitim Merkezi İş Birliği Protokolü’ 13 Haziran’da imzalanmıştır" dedi.

İsrail-İran çatışması

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, İsrail-İran çatışmasına ilişkin sorular üzerine şu değerlendirmeleri yaptı:

"İran’ın nükleer programlarıyla ilgili meselenin diplomatik yollarla çözülmesine ilişkin müzakerelerin devam ettiği bir dönemde, İsrail yine küresel ve bölgesel barışı tehlikeye atmış ve uluslararası hukuku ihlal ederek komşumuz İran’a saldırmıştır. İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırgan politikaları bölgedeki kırılgan dengeleri daha da bozmaktadır. İsrail’in savaşın seyrini daha da genişletecek söylem ve saldırılardan bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir. İsrail’in hava saldırılarının başlaması ile hava sahamızın ve sınırlarımızın korunması için gerekli önlemler artırılmıştır. Dünyanın en modern, en saygın ve en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da ülkesini ve milletini koruma azim ve kararlılığına sahiptir, buna muktedirdir."

İsrail uçaklarının Türk Hava Sahasını ihlal ettiğine dair haberler

Bakanlık kaynakları, İsrail uçaklarının İran’a yönelik hava saldırısı gerçekleştirirken Türk hava sahasını ihlal ettiğine dair haberlerle ilgili şunları söyledi:

"İsrail uçaklarının saldırının ilk günü hava sahamızı ihlal ettiğine yönelik bilgi doğru değildir. Saldırının ilk anından itibaren tarafların hava hareketliliği takip edilmiş, İsrail jetlerinin hava sahamızı ihlal etme ihtimali üzerine alarm reaksiyon uçaklarımız havalanmış ve kendi sınırlarımız içerisinde alarm reaksiyon ve hava devriye görevleri icra etmeye başlamıştır."

Türkiye’nin hava savunma sistemi

Bakanlıkkaynakları, İsrail-İran çatışması sürerken Türkiye’nin hava savunma sistemine ilişkin sorular üzerine şunları söyledi:

"Türkiye’nin hava ve füze savunmasını, çok katmanlı ve bir bütünlük halinde sağlamaya yönelik olarak yerli ve milli radar ve hava savunma sistemleri ile birlikte komuta kontrol imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme çalışmalarımıza devam edilmektedir. Dinamik yapıda olan ve sürekli geliştirilen hava savunma silah sistem ve birliklerimizin harbe hazırlık seviyesinin en üst seviyede tutulması maksadıyla gerekli tedbirler alınmaktadır."

İran’dan Türkiye’ye göç dalgası ihtimali

Bakanlık kaynakları, İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtları sürerken İran’dan Türkiye’ye bir göç dalgası olup olmadığına dair sorular üzerine şu bilgileri paylaştı:
"Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak için en üst düzeyde teknolojik sistemler ve personel ile 7 gün 24 saat görev başındadır. İran sınırımız dâhil olmak üzere tüm sınırlarımızda ilave tedbirlerle yoğun güvenlik önlemleri alınmış olup, herhangi bir kontrolsüz göç hareketliliği bulunmamaktadır. Söz konusu iddialar, dezenformasyon niteliği taşımakta olup, Türkiye'ye yönelik kitlesel bir göç dalgasının varlığına dair herhangi bir somut veri veya resmi tespit bulunmamaktadır. Sınır bölgelerimizde rutin güvenlik kontrolleri devam etmekte ve durum yakından takip edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgesel gelişmelere karşı her türlü senaryoya hazırlıklıdır. Gerek sınır güvenliği gerekse olası insani krizlere müdahale kapasitemiz, devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde en yüksek seviyede tutulmaktadır. Türkiye, bölgesel istikrarı destekleyen ve insani sorumluluklarını yerine getiren bir ülke olarak, kontrollü ve düzenli bir şekilde hareket etmektedir."

Anadolu Kartalı 2025 Tatbikatı

Bakanlık kaynakları, birçok ülkeden uçağın katıldığı Konya’daki Anadolu Kartalı 2025 Tatbikatı ile ilgili de şunları söyledi:

"Planlamalarına 2024 yılında başlanan Uluslararası Anadolu Kartalı-2025 Tatbikatı 23 Haziran 04 Temmuz tarihleri arasında Konya’da icra edilecektir. Bir yıl öncesinden planlanmış bir tatbikattır. Bahse konu tatbikata; ABD, Azerbaycan, Katar, Macaristan, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün fiilî olarak; Bulgaristan, Brezilya, Malezya, Mali ve Nijerya gözlemci statüsünde katılım sağlayacaktır. Katılımcı ülkelerin hava unsurları arasında eğitim, işbirliği ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek, pilotların, hava savunma personelinin ve kontrolörlerin harekâta yönelik eğitim seviyelerini artırmak ve müşterek/birleşik harekât usullerini deneyerek görev etkinliğini azami seviyeye çıkarmaktır. Tatbikat kapsamında; katılımcı filoların paket kol içerisinde hem hava-hava, hem de hava-yer görevlerini icra etmesine yönelik çift rollü eğitimler, TSK envanterinde bulunan elektronik harp teçhizatı ile tehdit sistemleri kullanılarak gerçek şartlarda karşılaşılması muhtemel tehditlere ve karıştırma yöntemlerine yönelik eğitimler ile müşterek ve birleşik görev nevilerinden öne çıkan; yakın hava desteği, su üstü unsurlarına karşı hava harekâtı, zamana duyarlı hedefleme, dinamik hedefleme ve benzeri görevler icra edilecektir."

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul HİB Başkanlığına Prof. Dr. Murat Şeker seçildi Hizmet İhracatçıları Birliği’nin yeni başkanı Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. adına seçimlere katılan Prof. Dr. Murat Şeker oldu. Tek liste ile gidilen seçimli genel kurulda Prof. Dr. Murat Şeker’in listesi geçerli oyların tamamını alarak yeni yönetimi oluşturdu. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) gerçekleştirdiği seçimli genel kurulla yeni yönetim kurulunu belirledi. Tek liste ile gerçekleştirilen seçimli HİB Genel Kurulu’nda geçerli oyların tamamını alan ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. adına seçimlere katılan Prof. Dr. Murat Şeker’in listesi HİB’in yeni yönetimini oluşturdu. Yeni yönetim kurulu; Prof. Dr. Murat Şeker (Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.), Hediye Güral (NG Tasarım Otelcilik ve Turizm A.Ş.), Vehbi Serkan Kaptan (TAV Havalimanları Holding A.Ş.), Turgay Yaman (İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş.), Mustafa Eröğüt (Acıbadem Sağlık Hiz. ve Tic. A.Ş.), Murat Baykara (Baynak Ulus. Nak. Turz. Dış Tic. Ltd. Şti.), Prof. Dr. Orhan Gazi Yiğitbaşı (İstanbul Medipol Üniversitesi), İlhan Bağören (Telenity İletişim Sistemleri San. Tic. A.Ş.), Fatih Volkan Kazova (Kazova Yapı İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.), Fatih Aksoy (Med Yapım Televizyon ve Filmcilik A.Ş.), Kemal Yamankaradeniz (Destek Patent A.Ş.) isimlerinden oluştu. HİB’in yeni Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, önceki başkan Şekib Avdagiç ve yönetim kurulu üyelerine görevde bulundukları süre boyunca ortaya koydukları vizyon, gayret ve özveri için teşekkür etti. "Bugün geldiğimiz noktada hizmet ihracatı artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur" diyen Şeker, "Küresel rekabetin her geçen gün daha da hızlandığı bu dönemde; başarı, birlikte hareket edebilen, değişimi doğru okuyabilen ve hızla uyum sağlayabilen yapılarla mümkündür. Bizler de bu anlayışla; dayanışmayı güçlendiren, iş birliğini artıran ve sektörlerimizin rekabet gücünü ileri taşıyan bir yaklaşımı esas alacağız" dedi. "Üç temel eksene yoğunlaşacağız" Yeni dönemde önceliklerinin hizmet ihracatını sürdürülebilir, katma değeri yüksek ve küresel ölçekte rekabetçi bir yapıya kavuşturmak olacağını dile getiren Şeker, bu doğrultuda üç temel eksen üzerinde yoğunlaşacaklarına dikkat çekti. Şeker, "Bu eksenlerden birincisi; küresel pazarlarda derinleşme ve çeşitlenme. İkincisi; katma değerli hizmet üretimi ve markalaşma. Üçüncüsü ise dijitalleşme ve insan kaynağı. Bu hedefleri hayata geçirirken; şeffaf, katılımcı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışını esas alacağız. Üyelerimizin sesini daha fazla dinleyen, sorunlara hızlı çözümler üreten ve ortak aklı merkeze alan bir yapı kurmak önceliklerimiz arasında. Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumlarımızla olan güçlü iş birliğimizi daha da ileriye taşıyacak; sektörlerimizin ihtiyaçlarını doğru şekilde ifade eden, çözüm üreten ve yol açan bir Birlik olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Mersin Denizde cansız bedenleri bulunmuştu: İki arkadaştan birinin cenazesi defnedildi Mersin’in Silifke ilçesi açıklarında deniz yüzeyinde bulunan 2 erkek cesediyle ilgili başlatılan soruşturma sürerken, hayatını kaybedenlerden Halil Çelik’in cenazesi toprağa verildi. Olay, dün Taşucu Mahallesine bağlı Boğsak Şahin Kayası açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, dün 14.20 sıralarında Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı Harekat Merkezi’ne, deniz yüzeyinde 2 kişinin hareketsiz halde bulunduğu yönünde ihbar yapıldı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sahil güvenlik ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı. Deniz yüzeyindeki 2 erkek cesedi ekipler tarafından bota alınarak Silifke Sahil Güvenlik iskelesine getirildi. Yapılan incelemelerde hayatını kaybeden kişilerin 69 yaşındaki Akın Acar ile 66 yaşındaki Halil Çelik olduğu öğrenildi. Cenazeler, kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi amacıyla Mersin Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Olayla ilgili inceleme devam ederken, şahısların denize açıldıkları teknenin battığı ihtimali üzerinde durulduğu, bulunması için bölgede çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Cenazelerden biri defnedildi Hayatını kaybeden Halil Çelik’in cenazesi bugün ikindi namazı sonrasında Bolacalıkoyuncu Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi. Akın Acar’ın ise yarın öğle namazına müteakip Taşucu Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacağı belirtildi. Öte yandan Halil Çelik’in yakın arkadaşı Mevci Arslan, arkadaşının yaklaşık 15 yıldır balıkçılık yaptığını ve denizi iyi bildiğini söyledi. Arslan, "5 metre uzunluğunda bir tekne almıştı. Zaman zaman diğer arkadaşları ile de balığa giderdi. En yakın arkadaşı Akın’dı. Cumartesi günü oturduk yemek yedik. Dün için balığa gideceğiz erken döneriz dedi. Şaşırdık. Halil o kadar hava durumunu takip eder ki ben anlamam. İnanamıyoruz. Hiç kimse inanamıyor. Bu nasıl olur. Valilik uyarı yaptı diyorlar. Tekne yok. Ama bilmiyorum derinliği ne kadar tekne çıkarılır mı? Benim kendi düşüncem sanki ya kayaya vurdu ya da başka bir şey vurmuş olabilir. Durum acı" dedi.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "AB kendi içerisinde tartışma yaşıyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Avrupa Birliği (AB) kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. AB, bir bütün olarak bu krizlerde hareket edemiyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Toplantıda siyasi değerlendirmelerin yapıldığını ve dış politikadaki gelişmelerin yakından takip edildiğini aktaran Çelik, "Gerek Rusya-Ukrayna Savaşı, gerek Gazze ve diğer kriz alanları konusunda ülkelerin arasındaki ittifaklar çatlarken NATO ile ilgili tartışmalar oluyor. Avrupa Birliği (AB) kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. AB, bir bütün olarak bu krizlerde hareket edemiyor. AB Komisyon Başkanı Von Der Leyen’in çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye’nin de içinde olduğu bazı ülkeleri zikrederek, bunların Avrupa’ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti. Avrupa bütünleşmesinin bu şekilde sağlanması gerektiğini ifade etti. Bu, AB’nin şu anda niye bu halde olduğunu gösteren temel bir açıklama. Türkiye gibi AB’ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç ve güvenlik konusunda kapımızı çalanların kafasının arkasındakini göstermesi bakımından çok önemli. Bu bir sır değildi ama gerek fasılların müzakere edilmesine dönük fanatik uygulamalar, gerek diğer konulardaki ilerlemelere dönük tıkanmalar aslında her zaman bir aydınlanma Avrupası yaklaşımını değil, bir Hristiyan kulübü Avrupa’sını gösteriyordu. Biz de bu konuda uyarılarımız yapıyorduk. Bunun sonuçlarıyla sadece Türkiye-AB ilişkileri karşı karşıya gelmiyor. AB, kendi çelişkilerinin doğurduğu sonuçları Rusya-Ukrayna Savaşı’nda yaşıyor. Gazze konusundaki savrulmalarını görüyoruz. İran savaşı konusundaki etkisizliklerini görüyoruz. Burada Von Der Leyen’e sorulması gereken soru şu; bir Avrupa Komisyonu Başkanı olarak bir aday ülkeye dönük bu çifte standardınızın ideolojik temelleri nedir? İkinci olarak da her zaman söylenir; AB bir ekonomik güç oldu ama hiçbir zaman bir siyasi güç olamadı. Bugün NATO meselesinde de görüldüğü gibi kendi güvenliğini bile kendisi sağlayamayan bir birlik durumunda. Bütün bunlar tartışılırken Von Der Leyen’in aday ülke olan Türkiye’nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içerisine girmesi AB’nin bugün neden bu halde olduğunu iyi gösteren bir durum" diye konuştu. "AB, Türkiye’yi bu kadar güçlü görüyorsa o zaman doğrusu bu aday ülke ile iş birliği yapmaktır" "Madem Türkiye, bütün Balkanları ve Avrupa’yı domine edecek kadar büyük bir güç, normal bir siyasi akıl Türkiye ile iş birliği yapmayı gerektirir" diye konuşan Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Von Der Leyen, aslında söylediklerinin altyazısında itiraf ediyor. Bu itirafıyla da aslında bir tür büyüyen ve ilkelere dayanan bir Avrupa değil, küçülen ve kendi bürokrasisine gömülmüş bir Avrupa’yı söylüyor. Ama, zikrettiği diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye, AB’ye bir aday ülke. Onu, bu kadar güçlü görüyorsanız o zaman doğrusu bu aday ülke ile iş birliği yapmaktır. Bu vizyondan çok uzaklar ama bu vizyona ulaşmalarını temenni ediyoruz." "Papa’nın savaş karşıtı ifadelerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirtmek istiyorum" İsrail Başbakanı Netanyahu ve hükümetinin uyguladığı fanatizmin sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığını, insanlığın tüm unsurlarına karşı bunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Çelik, "Lübnan’da İsrail askerinin bir Hazreti İsa’ya ait bir heykeli parçalamasındaki nefret doğal olarak Hristiyan aleminin tepkisini çekti. Burada şunu görmek gerekiyor; tamamen ideolojik bir motivasyonla, fanatik bir dini yaklaşımla hareket eden bir yapı ile karşı karşıyayız. Bunların, Müslüman ve Hristiyanların değerlerine hiçbir saygıları yok. O yüzden biz insanlık ittifakı diyoruz, insanlık ittifakının topyekun bu fanatizmi durdurması gerektiğinden bahsediyor. Bu arada Papa’nın savaş karşıtı ifadelerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirtmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. "(ABD-İsrail-İran) Kesinlikle tekrar savaşa dönülmemelidir" İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından ortaya çıkan tablonun yakından takip edildiğini dile getiren Çelik, "Ateşkes sağlandı ama İslamabad’daki müzakereler istenilen şekilde henüz ilerlemiyor. Biz İslamabad’daki müzakerelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kesinlikle tekrar savaşa dönülmemelidir, bu savaş haksız ve hukuksuzdur. Hiçbir şekilde daha büyük insani trajedilere yol açılmamalıdır. Uluslararası toplum da ateşkesin tamamen barışa dönüşmesine güçlü bir destek vermelidir. Burada zenginleştirilmiş uranyum meselesi, Hürmüz Boğazı, İran’ın talep ettiği tazminatlar, güvenlik garantileri olmak üzere pek çok konu var. Tüm bunlar masada çözülebilir konulardır. İslamabad’daki müzakerelerin devam etmesi, tekrar savaşa dönüşmemesi, ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi için uluslararası toplumun tam bir destek vermesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan’a saldırarak ve başka bölgelerde kriz çıkartarak Gazze’yi unutturmaya çalıştığına değinen Çelik, "Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi ama İsrail, ilk aşamadaki yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmiyor. İlk aşamayı da tahrip etmek için elinden geleni yapıyor. Bu çerçevede tek taraflı birtakım dayatmalarda ve şartlarda bulunuyor. İsrail’in Gazze’de suikastlara ve kadın, çocuk dahil olmak üzere insan öldürmeye bir son vermesi lazım. Bu ilk aşamanın en azından var olması için gereken en temel insani zemin. Yine ilk aşama için mutabık kalınmış olan yardımların Gazze’ye tam olarak ulaşması gibi ilkelerin yerine gelmesi lazım ama İsrail bunlardan da uzak duruyor. O yüzden ikinci aşamaya geçilmesini engelleyen güç İsrail’dir. Yine Batı Şeria’ya saldırmaya devam ediyor ve orayı Gazzeleştirmek için yoğun bir çaba sarf ediyor. Bunun da muhakkak surette önlenmesi gerekiyor" dedi. Ayrıca Çelik, dış politika gündeminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesaisinin en yoğun bir şekilde barışın sağlanması ve diplomasi masalarının güçlendirilmesi ekseninde devam ettiğini de sözlerine ekledi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Fransa ile NATO içerisinde müttefiklik ilişkimiz varken Türkiye’yi karşısına alan söylemler üretilmesi son derece yanlıştır" Bir gazeteci tarafından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye karşıtı açıklamaları sorulması üzerine Çelik, "Fransa’nın açıklamalarının yakından takip ediyoruz, doğrusu rasyonel bir zemine oturmuyor. Fransa ile NATO içerisinde müttefiklik ilişkimiz varken ima yollu olsa bile başka NATO müttefikleri ile ittifak kurduğunu ifade ederken Türkiye’yi karşısına alan söylemler üretmesi son derece yanlıştır. Çok yakın zamanda Sayın Macron, ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ demişti. Daha sonra bu görüşünden geri adım attı. Bugün aslında Fransa’nın, Türkiye’ye karşı birtakım aşırı söylemler kullanmada gereksiz bir cömertlik ve cüretkârlık içerisinde olduğunu görüyoruz. Fransa’nın Akdeniz’deki istikrarsızlıkla, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel sona erdirilmesi ile ilgilenmesi gerekir. Suriye’de birtakım farklı grupları desteklemek yerine Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacak bir siyasi teşvik içerisinde olması gerekir. Yine Fransa’nın, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı karşısında daha net konuşması gerekir ama bunun yerine ne zaman bir tartışma çıksa Rum Kesimi’nin etrafında bir bayrak göstermekten ve gemi göndermekten bahsediyor. Ayrıca Yunanistan’la ittifak kurmaktan bahsediyor. Burada şunu sormak gerekir; bu tip tavırların Fransa’ya, Yunanistan’a, Akdeniz’in güvenliğine, NATO müttefikliğine ne katkısı var? Bütün bu soruların cevabı olumsuzdur. Yunanistan açısından ise günün sonunda herkes gidiyor biz baş başa kalıyoruz. Dolayısıyla Yunanistan’ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkanı varken, sürekli olarak başta İsrail olmak üzere birtakım ittifaklar peşinde koşup Türkiye karşıtlığı söylemini yükseltip bundan elde edeceği nedir? Biz, ‘Yunanistan’a üçüncü ülkeler araya girmesin, Türkiye ve Yunanistan berrak, net bir şekilde müzakereler yoluyla kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteyi üretsin’ diyoruz. Ama, onun yerine sürekli olarak bu tip yan yollara başvuruyorlar. Otobandan ayrılmamak lazım, otobandan ayrılınca çoğu kez şarampole düşüldüğü görülmüştür. Tekrar aynı hatayı yapmaya gerek yok. Rum Kesimi’nin İsrail ile kurduğu ittifak utanç verici bir ittifaktır. Bu kadar katliam gerçekleştirmiş bir Siyonist şebeke ile yan yana durmak onların bileceği bir iştir. Bugün Türkiye ile ilişkilerde yanlış yerde durdukları gibi uluslararası sorunlarda da tarihin doğru tarafında durmuyorlar. Fransa’dan Akdeniz’e kadar olan tüm bu bölgede değerlendirmelerin ve attığı adımların ne kadar yanlış olduğu son birkaç yıldır üst üste görülüyor. Fransa’nın bunlardan vazgeçmesinde, Türkiye ile olan müttefiklik ilişkisini gerçekçi bir zeminde ve doğru bir yaklaşımla ele alması herkesin faydasınadır" cevabını verdi. "Alevi canlarımızı inciten ifadeden biz de inciniriz" Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik kullanılan ifadelerle ilgili soru üzerine Parti Sözcüsü Çelik, "Biz, CHP ya da başka partiler ile köşe yazarları hakkındaki bu tartışmalar bizi ilgilendiren tartışmalar değil. Ama, kullanılan o ifade bütün Alevi canlarımızı inciten bir ifadedir. Alevi canlarımızı inciten ifadeden biz de inciniriz. Bunu kendimize yapılmış sayarız. O ifade; bir nefret söylemidir. O ifade; doğrudan bir nefret söylemi olarak kodlanmalıdır ve tümüyle reddedilmelidir. Alevi canlarımıza dönük bu şekilde çirkin ifadeler kullanılmasını en güçlü şekilde lanetliyoruz ve reddediyoruz" açıklamasında bulundu.