KÜLTÜR SANAT - 31 Ocak 2026 Cumartesi 23:17

Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası

A
A
A
Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası

Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığını ileri süren Prof. Dr. Mehmet Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır" dedi.


Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, tarih kitaplarında yer alan bazı bilgilerin tartışmalı olabileceğini ifade etti. Klasik Osmanlı geleneğinde Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olarak kabul edildiğini hatırlatan Öz, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde, Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Alp olarak kaydedildiğini belirtti. Ayrıca, Osman Gazi dönemine ait olduğu iddia edilen sikkelerde de dede olarak Gazi Gündüz Alp’in adının yer aldığını ifade eden Öz, Osmanlıların kuruluş sürecinde Ankara’nın önemli bir rol oynadığını vurguladı.



"Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçilerle, Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini söyler"


Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda tarih kitaplarında birtakım yanlış ifadeler olduğunu aktaran Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve aynı zamanda Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, şunları kaydetti:


"Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda, tarihi kaynaklarda karışık birtakım ifadeler var. Bu konu tarihçiler arasında bir tartışma konusudur. Klasik Osmanlı geleneğine göre, Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah olarak gösterilir. Süleyman Şah Türbesi günümüzde de Suriye olayları vesilesiyle çok gündeme gelmiş bir olaydır. Fakat tarihte Süleyman Şah diye bildiğimiz kişi, eğer Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan bahsediyorsak, bunun Osmanlılarla alakası yok ama Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi’nin babasına Süleyman Şah diyorlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu fatihidir, Selçuklu Hanedanı’ndandır. 1075’te İznik merkezi olarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kuran kişidir. Onun ölümü de aslında Suriye Selçuklular arasında çıkan bir savaş dolayısıyla, bugünkü Suriye’nin kuzeyinde bir savaş sonunda gerçekleştiği için, bu iki Süleyman Şah’ın hatıralarının karıştığına dair tarihçiler arasında tartışma var. Süleyman Şah’ın dört ya da üç oğlundan bahsedilir. Bunların Anadolu’ya gelişleri anlatılır. Fakat başka kaynaklar da var. Şimdi mesela Enveri diye bir adam var. Bunun Düsturname isimli bir eseri var. Ondan sonra Yazıcızade Ali var ve bir de Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa var. Şimdi bunlardan bir kısmı işte 15. yüzyıl ortalarında bunların eserlerine baktığımız zaman, bir Gündüzalp ve Gökalp’i görüyoruz. Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır. Yani demek ki tarih kaynaklarının bir kısmında Süleyman Şah, bir kısmında Gündüz Alp var. Bunlar Ankara civarına geliyorlar. Ankara burada şöyle önemli. Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçiler de Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi de Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini ve bir müddet Karacadağ etrafında oturduklarını söylerler. Önce Ahlat var, bazılarına göre Urfa civarı var. Sonra Halep’ten Sürmeli Çukuru’na gidiş, tekrar Ankara’ya geliş var. Ankara’da Karacadağ var. Karacadağ’dan Sultanönü’ne, oradan Söğüt var. Oraya yerleştiler deniliyor. Demek ki Osmanlı’nın Anadolu’daki seyahatinde Ankara’da bir duraklama, bir durma dönemleri var."



"Buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar"


Osman Gazi’nin bastırdığı sikkelerin üzerinde dedesi Gündüz Alp’in adının olduğunu belirten Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa der ki Gündüz Alp öldü, Kızıl Saray’da gömüldü, defnedildi. Şimdi Kızıl Saray neresi? Beypazarı’nın bir köyü ve bu şu anda Gündüz Alp’in mezarının olduğu söylenen Hırkatepe köyünün bitişiğinde. Osmanlı döneminde de Kızıl Saray nam-ı diğer Sekli diye 15-16. yüzyıl tahrir defterlerinde bu köyler var. Hem Hırka Köyü var hem de Kızıl Saray diğer adıyla Sekli Köyü Osmanlı arşiv belgelerinde var. Osmanlı tarihinde ilk sikkeyi bastıranın hep Osman Gazi olduğu söylenir. Yıllar önce Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir toplantıda ilk sikkenin Osman Gazi’ye ait sikke olarak tanıtıldı. Fakat sonradan bunun gerçek mi, sahte mi olduğu tartışıldı. Daha sonra iki sikke daha ortaya çıktı ve bu sikkelerden, yani Osman Gazi’ye ait sikkelerden 1300 tarihinde basılan üzerinde Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp yazıyor. Şimdi bu neyi gösteriyor bize? Demek ki bu sikkenin var olduğunu düşündüğümüzde 1300 yılı civarında Osman Gazi sikke darp etmiş. Yani kendinin bir hutbe ve sikke sahibi hükümdar olduğu ilan ediliyor. O halde sikke bastırmış. İki sikkede sadece baba adı var. Ama bunda babasının babasının adı da var. O da Gündüz Alp. Şimdi bütün bu anlatılanları birleştirdiğimizde Süleyman Şah hikayesinin de aslında bir kurmaca olduğunu düşünürsek buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" ifadelerini kullandı.



"Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor"


Gazi Gündüz Alp’i tanıtmak amacıyla 2016 yılında dernek kurduklarını söyleyen Gündüzalp Ünal, "2016 senesinde Hırkatepeliler Derneği’ni kurduk. Burada Beypazarı’nı, Hırkatepe’yi, Gazi Gündüz Alp’i Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. 2016 yılından 2024 yılına kadar Beypazarı Hırkatepe Mahallesi’nde çok büyük etkinlikler yaptık ve Hırkatepe’yi Gazi Gündüz Alp’i, Beypazarı çevresini, Türkiye’ye ve yurt dışına da tanıtmaya gayret gösterdik. Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor. Onlara da biz üzülüyoruz. Beypazarı’na gelecek turistleri Gazi Gündüz Alp’i ziyaret etmeden gitmemesinin önünü açmamız lazım" diye konuştu.



"Tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti"


Her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yaptıklarını vurgulayan Ahmet Gündüzalp, "Burada Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babası Gazi Gündüz Alp Türbesi bulunmaktadır. Bazı kitaplarda Ertuğrul Gazi’nin babasının Gazi Gündüz Alp mi, Süleyman Şah mı olduğunu söylemektedir. Ama biz araştırdığımızda tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti. 2002 yılında Ankara Valiliğinden yardım alarak emekli Vali Yahya Gür ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımlarıyla türbeyi yenilettik. Türbenin açılışını 2002 yılında beraber yaptılar. Biz her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yapıyoruz, Hacet Bayramı yapıyoruz. Bu Hacet Bayramı’nda türbeye giderek Gazi Gündüz Alp’e dualar ediyoruz, yağmur duası yapıyoruz. Gazi Gündüz Alp’in türbesinin genç nesillere taşınması için, bilinmesi için, bizden sonrakilerine ulaşması için elimizden gelen gayreti yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu.



"Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir"


Gündüz Alp Türbesi’ne her ay ziyaretçilerin geldiğini ifade eden İbrahim Sergi, "Bu türbe, Osman Gazi’nin dedesinin türbesidir. Fakat, herkes Süleyman Şah olarak biliyor ama Süleyman Şah değil, bu yanlış biliniyor. Tarihçilerin incelemesine göre, Osman Gazi’nin dedesi, Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir. Gazi Gündüz Alp’ın yatarı da Hırkatepe köyünde bulunuyor. Türbenin tarihi çok eskiye dayanır. Kayı Boyu’ndan gelirken Gündüz Alp yaralı geliyor. 40 kişiyle birlikte buraya gelince burada vefat ediyor. Türbesini buraya defnediyorlar. 40 kişi de Hırkatepe köyünde kalıyor. Hırkatepe Köyü’nün tarihi de Osmanlı devletine dayanıyor. 2002 yılında Devlet Bahçeli bu türbenin restorasyonunu yaptırdı, açılışına da geldi. Gazi Gündüz Alp anma şölenleri her sene haziran ayının birinci haftasında yapılır. Buraya her ay 10-15 gün ziyaretçi gelir. Osmanlı’nın tarihini öğrenmek isteyenler bu türbeye gelsinler" dedi.



Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu ODÜ’nün ilk kısa film festivali gerçekleştirildi Ordu Üniversitesi (ODÜ) bünyesinde bu yıl ilki düzenlenen 1. Kısa Film Festivali, "Çevre ve İklim" temasıyla gerçekleştirildi. Ordu Üniversitesi Sinema Kulübü ile Ordu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen kısa film festivali kapsamında yapılan yarışmaya Türkiye genelinde 200’ü aşkın film başvurusu yapıldı. Ön değerlendirmeler sonucunda finale kalan 7 kısa film festival programında gösterildi. Finalist filmlerde su kaynaklarının korunması, orman yangınları, kuraklık ve iklim krizi gibi çevre konuları ele alındı. Alanında uzman jüri değerlendirmeleri sonucunda 5 farklı kategoride verilen ödüller sahiplerini buldu. En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü "Gölgeden Öteye Yol Yok" filmine verilirken, En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen ödülleri "Belirlenemeyen Bir Neden", En İyi Kısa Film ödülü "Düşeş", Ordu Üniversitesi Öğrenci Teşvik Ödülü ise "Kaplumpara" filmine verildi. "Genç sinemacıları destekleyen bir platforma dönüşmesini hedefliyoruz" Festival Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Merve Sarışın, bu yıl ilki gerçekleştirilen kısa film festivalinin öğrencilerin sanatsal üretimlerini görünür kılması açısından değerli olduğunu ifade etti. Sarışın, "Çevre ve iklim temasıyla yola çıktığımız festival kapsamında Türkiye genelinden 200’ün üzerinde başvuru almış olmamız da festivale gösterilen ilgiyi ortaya koydu. Finale kalan filmlerin her biri yalnızca teknik açıdan değil, toplumsal duyarlılık ve anlatım gücü bakımından da dikkat çekiciydi. Bu festivalin Ordu Üniversitesi bünyesinde geleneksel hale gelmesini ve genç sinemacıları destekleyen güçlü bir kültürel platforma dönüşmesini hedefliyoruz" dedi. Festival Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Yılmaz, jüri değerlendirme sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Jüri olarak değerlendirme sürecinde filmlerin anlatım gücünü, sinemasal dilini, özgünlüğünü, teknik yeterliliğini ve ele aldığı meseleyle kurduğu ilişkiyi dikkate aldık. Her filmin kendi içinde değerli bir çabayı ve duyarlılığı taşıdığını özellikle belirtmek isteriz. Finale kalan filmler çevre ve iklim meselesini yalnızca bir tema olarak ele almakla kalmadı, bu meseleyi insanın ve doğadaki canlı-cansız varlıkların hikayeleriyle, gündelik hayatın küçük ama çarpıcı ayrıntılarıyla ve güçlü görsel tercihlerle buluşturdu" şeklinde konuştu. Festivalin değerlendirme sürecinde ön jüri ve ana jüri olmak üzere iki ayrı kurul görev aldı. Ön jüri kurulunda Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Emin Bülbül, Dr. Mehmet Emre Gül, Doç. Dr. Rahime Özgün Kehya, Dr. Öğr. Üyesi Evrim Nacar, Dr. Öğr. Üyesi Merve Sarışın, Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Yılmaz ve Ordu Üniversitesi Sinema Kulübü Yönetim Kurulu öğrencileri; ana jüri kurulunda ise Öğr. Gör. Dr. İren Dicle Aytaç, Dr. Ekin Gündüz Özdemirci ve Ordu Üniversitesi Sinema Kulübü Başkanı Metehan Poyraz yer aldı. Alanında uzman isimlerden oluşan jüri kurulları, festivalin niteliğine katkı sundu.
Kastamonu Havacılık öğrencileri mülakat simülasyonları ile deneyim kazandı Kastamonu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu öğrencileri, mülakat simülasyonunda deneyim kazandı. Kastamonu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Havacılık Yönetimi Bölümü bünyesinde Prof. Dr. Engin Kanbur sorumluluğunda yürütülen İnsan Kaynakları Yönetimi dersi kapsamında mülakat simülasyonları gerçekleştirildi. Havacılık öğrencilerinin gerçek işe alım deneyimleri yaşadıkları mülakatlar, alan uzmanları tarafından gerçekleştirildi. Mülakat simülasyonlarına Prof. Dr. Aysun Kanbur, Dr. Öğretim Üyesi Şafak Aktemur, Dr. Abdülsamet Uzun, Ali Tiryaki, Duygu Gülsüm Altıkulaç ve Seval Çiçek uzman olarak katılım sağladı. 120 öğrencinin mülakat deneyimi yaşadığı simülasyonlar, büyük heyecana yol açtı. Lisans öğrencileri mezun olduktan sonra iş başvurularında edindikleri bu deneyimi kullanma şansına sahip oldular. Prof. Dr. Engin Kanbur, "Öğrencilerimizin iş hayatına yönelik her türlü ihtiyacını karşılamak, onları iş hayatına hazırlamak ve kariyer yollarını açmak için tüm imkânlarımızı kullanıyoruz. Diğer derslerimizde de teorik eğitimin yanında farklı öğretim yöntemlerinden de yararlanıyoruz. Amacımız mezun olan öğrencilerimizi iş hayatına tam olarak hazırlayabilmek. Bunun için de değişen ve gelişen sektör ihtiyaçlarını yakından takip edip, paydaşlarımızla sıkı iletişim içerisindeyiz" şeklinde konuştu.
İstanbul Car Fest 2026 Çekmeköy’de renkli görüntülere sahne oldu Çekmeköy Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Car Fest 2026, 330 modifiyeli araçla görsel bir şölene sahne oldu. Otomobil tutkunlarını buluşturan festivalde dereceye giren araçlar ödüllendirilirken, ihtiyaç sahibi çocuklar için toplanan oyuncaklarla birlikte anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza atıldı. Çekmeköy Belediyesi’nin ev sahipliğinde Belediye Bahçesi Kent Park’ta düzenlenen Car Fest 2026, otomobil tutkunlarını bir araya getirdi. Yaklaşık 330 modifiyeli aracın sergilendiği festivalde ziyaretçiler birbirinden farklı tasarımlara sahip araçları yakından inceleme fırsatı buldu. Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez’de festival alanını gezerek gençlerin ve modifiye tutkunlarının heyecanına ortak oldu. Festival kapsamında düzenlenen Tofaş Güzellik, Avrupa Güzellik, Honda Güzellik ve Ticari Güzellik yarışmalarında dereceye giren katılımcılara plaketleri takdim edildi. Modifiye tutkunları araçlarını sergilerken, gün boyunca düzenlenen etkinlikler ve DJ performansları festivale renk kattı. Festival sosyal sorumluluk yönüyle de dikkat çekerken, etkinliğe katılan araç sahiplerinin getirdiği oyuncaklar toplanarak ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılmak üzere bağışlandı. "Emek veren insanlar burada, hayali bitmeyen insanlar burada, üretmeye dair motivasyonu olan insanlar burada" Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, "Bugün ümidin, heyecanın ve emeğin birleştiği bir program oldu. Farklı illerden gelen çok değerli misafirlerimiz var; heyecanla buraya kadar geldiler. Burada emeğin, sabrın, umudun ve geçmişte kurulan hayallerin bir göstergesi var. İnsanlar umut etmiş, hayal kurmuş, yeni projeler çizmiş ve yeni şeyler üretmiş. Emek veren insanlar burada, hayali bitmeyen insanlar burada, üretmeye dair motivasyonu olan insanlar burada. Onlarla birlikte olmak da bizi mutlu ediyor. Tabii bir tasarım yapmak kolay değil. Tasarım yapmak ustalık, sabır, başarı, heyecan ve kendini sürekli güncelleme ister. Buradaki herkes donanımlı ve becerikli insanlar. Araçlar çeşit çeşit; motor gücü, müzik sistemleri ve renk düzenlemeleriyle her biri farklı bir emeğin ürünü. Hatta bir araçta ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı da yer alıyor. Bunların hepsi emek ister, beceri ister, düşünmek ister, hayal etmek ister. Bugün güzel bir gün oldu. Herkesin emeğine, yüreğine sağlık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bugün Çekmeköy güzelleşti" dedi. "Burada herkes "Modifiye suç değil, yaşam tarzıdır" diyerek çalışmalarını ortaya koydu" İstanbul Modifiyeli Araçlar ve Otomobiller Derneği Başkanı Bayram Karateke, "Öncelikle Belediye Başkanımıza bu alanı bize tahsis ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Alanımız şu an tamamen dolu, kapasite dahilinde alabildiğimiz kadar aracı aldık. Şu anda 330 araç sergileniyor. Gençler buraya gelerek kendi emeklerini sergiledi. "Modifiye suç değil, yaşam tarzıdır" diyerek çalışmalarını ortaya koydular. Bugün burada gerçekten çok güzel bir görsel şölen oluştu. Katılım sağlayan herkese ve Belediye Başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Vatandaşlardan da yoğun ilgi var; alanda büyük bir kalabalık oluşmuş durumda. Biz çok memnun kaldık, inanıyoruz ki Çekmeköy halkı da memnun kalmıştır" dedi. "6 senedir bu tarz etkinliklere katılıyoruz, 70-75 arası birincilik kupamız var" Aracıyla festivale katılana Onurcan Aksoy, "Bugün İstanbul’a burada yapılan fuar etkinliğine geldik. Çok güzel bir atmosfer var. Yıllardır emek verdiğimiz araçlarımızı burada sergiledik. Fuarı yapanlara çok teşekkür ederiz. Aileden gelen bir heves benim için. Babam da kaporta işiyle uğraşıyordu, biz bu işi biraz daha renklendirmek istedik, modifiye işine dökmek istedik. 6 senedir bu tarz etkinliklere katılıyoruz. Yaklaşık 70-75 arası birincilik kupamız var. Bugünkü hedefimiz zaten belli; yine birincilik kupamızı İstanbul’dan alıp gideceğiz" dedi. "Amacımız, modifiye camiasının insanlara yanlış lanse edilmesinin önüne geçmek" Araç sahibi Zahit Bakan, "Yapmış olduğumuz araçları burada insanlara, araç severlere ve modifiye tutkunlarına sunuyoruz. Kendime özgü olarak tasarladığım, "Gökbörü" lakaplı sosyal medyada da bilinen aracımız var. Yerli ve milli bir araç; biz de bunu daha da sahiplenerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Bozkurt simgeleriyle daha milli bir hale getirdik ve şu anda ziyaretçilerin beğenisine sunduk. Fotoğraflar çekiliyor, araçlarımız inceleniyor ve biz de bundan keyif alıyor, mutlu oluyoruz. Amacımız, modifiye camiasının insanlara yanlış lanse edilmesinin önüne geçmek. Burada tamamen insanların eğlenmesini, bu işe gönül verenlerin bir araya gelmesini ve emeklerinin karşılığını görmesini istiyoruz" dedi.
Manisa Akhisarlı pedallar Gaziantep’te zirveye çıktı Gaziantep’te 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları’nda Akhisarlı sporcular önemli başarılara imza attı. Farklı yaş kategorilerinde yarışan sporcular, hem yol yarışı hem de kriteryum etaplarında elde ettikleri derecelerle dikkat çekti. 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen yol yarışlarında U11 Kadın kategorisinde Akhisar İlçe Spor Kulübü sporcularından Rümeysa Meryem Kaymaz ikinci, Zeynep Şahin üçüncü, Elif Koç ise dördüncü oldu. U13 Kadın kategorisinde Hilal Kaymaz birincilik kürsüsüne çıkarken, Miray Akcan dördüncü sırada yer aldı. U15 Kadın kategorisinde ise Akhisar Karabulut Spor Kulübü sporcusu İlknur Buğlem Karataş üçüncülüğü elde etti. 17 Mayıs tarihinde yapılan kriteryum yarışlarında da Akhisarlı sporcular başarılarını sürdürdü. U11 Erkek kategorisinde Deniz Atlas Tekin ikinci olurken, U11 Kadın kategorisinde Elif Koç ikinci, Rümeysa Meryem Kaymaz dördüncü sırayı aldı. U13 Kadın kategorisinde Hilal Kaymaz birinciliği kazanırken, Miray Akcan dördüncü oldu. U15 Kadın kategorisinde yarışan İlknur Buğlem Karataş ise üçüncülük derecesi elde etti. Akhisar İlçe Spor Kulübü Başkanı ve Akhisar Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Hasan Hüseyin Oktay, sporcuların elde ettiği başarılardan dolayı gurur duyduklarını ifade ederek desteklerinden dolayı sponsor Alhatoğlu Zeytinyağları adına Alper Alhat’a teşekkür etti. Karabulut Spor Kulübü Başkanı Barkın Düzgün ise sporcuların disiplinli çalışmasının başarıyla taçlandığını belirterek desteklerinden dolayı AKT Enerji VERDE adına Bilal Kurulay’a teşekkür etti.