ÇEVRE - 26 Ocak 2026 Pazartesi 10:11

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

A
A
A

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan doğa koruma anlayışı çerçevesinde Türkiye’de koruma altındaki 690 alanın toplam yüzölçümünün 3 milyon 468 bin 369 hektarı aştığı belirtildi.

Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de doğa koruma anlayışı kurumsal bir yapıya dönüştürülürken, bugün milli parklar, tabiat parkları, sulak alanlar ve yaban hayatı geliştirme sahalarıyla yüzlerce alan koruma altında tutuluyor. Bu kapsamda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), ülke genelinde yürüttüğü çalışmalarla biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve doğal mirasın gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol oynuyor. DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin, yürütülen doğa koruma faaliyetlerine ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuştu.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

"Doğal zenginliklerimizi korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz"

DKMP olarak gelecek çalışmaların sürdürülmesine dair konuşan Çokçetin, "Türkiye’nin doğal zenginliklerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, yaban hayatı geliştirme sahaları ve sulak alanlar gibi farklı statülerde birçok bölgeyi korunan alan ilan ediyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında yürüttüğümüz doğa koruma faaliyetleriyle; biyoçeşitliliğin sürdürülebilir şekilde korunmasını ve doğal alanların bozulmadan geleceğe taşınmasını amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

"Osmanlı döneminde de doğayı korumaya yönelik adımlar atılmıştır"

Doğa koruma fikrinin Türkiye’de yeni bir kavram olmadığını, Osmanlı Devleti’nde doğayı korumaya yönelik önemli adımlar atıldığını ifade eden Çokçetin, "15’inci yüzyıl ortalarında Fatih Sultan Mehmet’in bazı dere yataklarının tahribatını önlemek amacıyla tarım, hayvancılık ve inşa faaliyetlerini yasakladığı, ekolojik dengenin korunmasına dair ilk bilinçli çalışmaları uyguladığı bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde 1956 yılında çıkarılan Orman Kanunu ile birlikte doğa koruma resmen devlet politikası haline gelirken, 1983’te yürürlüğe giren Milli Parklar Kanunu ile de milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı gibi korunan alan statülerini tanımlayarak bu süreci daha da kurumsallaştırmıştır" diye konuştu.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

"Milli park sayımız 50’ye ulaştı"

Yapılan çalışmalarla birlikte ilan edilen ilk milli parka değinen Çokçetin, "Yozgat Çamlığı Milli Parkı 1958 yılında ülkemizin ilk korunan alanı olarak ilan edildi. O günden bu yana yapılan çalışmalarla birlikte milli park sayımız 50’ye ulaştı. Toplamda tabiat parkı gibi diğer statüleri de kattığımızda 690’a ulaşan korunan alan ilan etmiş durumdayız" ifadelerini kullandı.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

Korunan alanların yüzölçümü 3,4 milyon hektarı aştı

Çokçetin, koruma altındaki 690 alanın toplam yüzölçümünün 3 milyon 468 bin 369 hektarı aştığını ifade etti. Aynı zamanda bu alanların Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 4,4’üne karşılık geldiğini kaydetti.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

"2025 yılında toplam 14 alanı daha koruma statüsüne kavuşturduk"

Geçen yıl koruma statüsüne ulaşan alanlarla ilgili veri paylaşan Kadir Çokçetin, "Ülkemizin doğal zenginliklerini korumak adına attığımız önemli adımlar sonucu 2025 yılında 1 milli park, 6 tabiat parkı ve 7 sulak alan olmak üzere toplam 14 alanı daha koruma statüsüne kavuşturduk. Korunan alan ilanlarıyla hem doğal mirasın korunmasına hem de ekoturizmin desteklenmesinde de önemli bir katkı sunuyoruz" dedi.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğa mirası: 3,4 milyon hektar alan koruma altında

"Toplam 690 alanı korunan alan statüsü ile koruyoruz"

İklim değişikliğinin arttığı bir dönemde olunduğunu vurgulayan Çokçetin, "Türkiye’nin doğal zenginliklerini korumanın hem bir görev hem de bir sorumluluk olduğu bilinciyle sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin korunması için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Doğal mirasımızı sürdürülebilir şekilde yönetmeye ve doğa dostu bir gelecek inşa etmeyi de kararlılıkla devam edeceğiz. Günümüz itibarıyla ülkemizde 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı bulunuyor. Bunun yanında da 138 sulak alan ve 85 adet de yaban hayatı geliştirme sahası olmak üzere toplam 690 alanı korunan alan statüsü ile koruyoruz" şeklinde konuştu.

Bilal Sarıkavak - Berkay Hasan Karayakas 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği kentte, 1540 takım, robot yarışmasında derece yapmak için mücadele verecek Hatay’da resmi kurumların iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan ödüllü ‘Hataybot’ robot yarışmasına 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım başvuru yaptı. Depremzede öğrencilerin yeteneklerini ve teknolojiye olan ilgilerini ortaya çıkaracak yarışmaya olan ilginin yoğun olduğunu ifade eden Vali Mustafa Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Depremin ardından eğitim yuvalarının yeniden inşa edildiği Hatay’da öğrencilerin gelişimleri için yeni projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Hatay Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde 2’nci ‘Hataybot’ robot yarışması düzenlenecek. Teknoloji ve inovasyonun ön planda olduğu yarışmaya katılmak isteyen 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım, başvuru yaptı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Antakya ilçesinde bulunan M2 Steam Merkezi’ni ziyaret ederek yarışmaya hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi. Yarışma hakkında bilgi aktaran Vali Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Hatay Robot Yarışması’na 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurduğunu belirten Vali Masatlı, "M2 bilim merkezinde teknolojiye ilgi duyan yetenekli çocuklarımızın burada hem hedeflerinin gerçekleşmesi hem de kendini yeteneklerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir kurumumuz. Geçen yıl ilk defa asrın felaketinin ardından ihya ve inşa çalışmalarının dışında özellikle teknolojiyle ilgilenen gençlerimizin ve çocuklarımızın bu meraklarını ve becerilerini sahaya dökmelerini, geliştirmelerini ve yeni çözümlemeler ortaya koymaları bakımından Hatay Robot yarışmasını düzenlemiştik. Düzenlediğimiz robot yarışması il ölçeğinde bir ilktir, bu bakımdan ne kadar gurur duysak azdır. Geçen yıl büyük emeklerle başarılı bir şekilde robot yarışmamız tamamlanmıştı. Bu yıl yine Valiliğimiz koordinasyonunda ve Hatay Büyükşehir Belediyemizin katkısıyla Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yürütümünde 2’nci Hatay Robot yarışmasını düzenleyeceğiz. Geçtiğimiz yıl 1566 öğrenci ve öğretmenden oluşan 552 takım ile başladığımız bu yolculuk, bu yıl 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurusu ile çok daha büyük, çok daha güçlü bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yıl başvuru sayılarımızda görülen tablo sıradan rakamsal bir artışı göstermemektedir. Bu artış; asırların felaketi 6 Şubat ve devamındaki depremler sonrasında Hatay’ımızın yalnızca yaralarını sarmadığını; aynı zamanda geleceğini de kararlılıkla kurduğunu göstermektedir. Ayrıca, Hatay’ımızın üreten, gelişen, kendine inanan ve geleceğe umutla yürüyen ruhunu da göstermektedir" dedi. Yarışmaya katılacakları için heyecanlı olduklarını dile getiren öğrenciler, derece yapmak için mücadele edeceklerini söylediler.
Erzurum Erzurum coğrafi işaretli ürün sıralamasında üçüncülüğü Hatay’a kaptırdı Erzurum, sahip olduğu 61 "Coğrafi İşaretli Ürün" ile Türkiye sıralamasında uzun süredir koruduğu üçüncülüğü 64 adet ürüne sahip olan Hatay’a kaptırdı. Coğrafi İşaretli Ürün; farkı ve ünü yöresinden kaynaklanan, kalitesi tescil ve denetimle korunan değerleri anlamına geliyor. Ülkemizde şehirlerin coğrafi işaret almak için yaptığı ve son yıllarda adet yarışa dönen başvurular, titiz bir inceleme sonucu Türk Patent Kurumu tarafından karara bağlanıyor. Gaziantep 107, Konya 89, Hatay 64, Erzurum 61, Diyarbakır 59, Afyonkarahisar 56, Malatya 52 ve Şanlıurfa 50 adet coğrafi işaretli ürünle, şu anda listenin üst sıralarında rekabet halinde bulunuyor. Böylece Erzurum, uzun yıllardır sürdürdüğü üçüncülüğü de Hatay’a vermiş oldu. Erzurum lezzet ve gelenekte yarışıyor Erzurum, sahip olduğu binlerce yıllık kültürel mirasını, coğrafi işaretli ürünlerle taçlandırmaya devam ediyor. Son tescillerle birlikte coğrafi işaretli ürün sayısını 61’e çıkaran Erzurum, bu alanda Türkiye genelinde ilk sıralardaki yerini muhafaza ederken, "lezzet ve gelenek" merkezi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Erzurum’daki STK ve kamu kurumlarını yoğun çalışmaları meyvelerini veriyor. Dünyaca ünlü Oltu Cağ Kebabı, Erzurum Civil Peyniri ve İspir Fasulyesi gibi lokomotif ürünlerin yanına; Erzurum Pastası (Babaanne Pastası), Erzurum Patates Boranisi ve Kuru Kayısı Kaysefesi gibi yeni tescilli ürünler de eklendi. Yöresel değerler ekonomiye kazandırılıyor Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaret tescilinin sadece bir belge olmadığı, aynı zamanda ürünlerin taklitlerinden korunması ve yerel ekonomiye katma değer sağlanması açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Erzurum’un tescilli ürünleri, artık sadece yerel pazarlarda değil, e-ticaret platformları ve ihracat kanallarıyla dünya vitrinine çıkmaya başladı. Oltu taşı ve ehram: el sanatlarının gururu Gastronominin yanı sıra el sanatlarında da marka şehir olan Erzurum’da; Oltu Taşı, Ehram Dokuma ve Erzurum Gümüş Burması gibi ürünler, şehrin kültürel kimliğini koruyan en önemli tescilli değerler arasında yer alıyor. Özellikle Oltu Taşı’nın korunması adına yapılan denetimler, ürünün kalitesinin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Türkiye Sıralamasında 4. Basamakta 61 tescilli ürünle Türkiye’de en çok coğrafi işarete sahip 4. ili konumunda olan Erzurum, gastronomi turizminde de çıtayı yukarı taşıdı. Yetkililer, hali hazırda askıda ve inceleme aşamasında olan yeni ürünlerle birlikte bu sayının kısa sürede daha da artacağını belirterek, "Erzurum’un her ilçesi ayrı bir değer taşıyor. Amacımız bu zenginliği dünya markası haline getirmek" mesajını verdi. İşte tescil için bekleyen 25 ürünün listesi Türk Patent Kurumu’nda Erzurum’un zengin mutfak kültürüne ve yöresel ürünlerine ait tescil bekleyen liste ise şöyle; Erzurum Enişte Tatlısı/Yemeği, Hınıs Fasulye Şekeri, Erzurum Bakırı, Erzurum Fasulye Kavurması, Erzurum Yumurtalı Patates Salatası, Erzurum Patatesli Mercimek Yemeği, Çat Balı, Uzundere Haris Erik Dolması, Erzurum Kahvaltısı, Erzurum Sarma Kadayıfı, Erzurum Ramazan Pides,i Erzurum Etli Pazı Dolması, Erzurum Göğermiş Peynirli Pide, Erzurum Paça Çorbas,ı Erzurum Sinisi, Erzurum Tava Ketesi, Erzurum Olur Kekikli Mahallesi Kandirif Peyniri / Erzurum Kandirif Peyniri, Hınıs Domas Peyniri, Hınıs Kekik Balı, Hasankale Dövme Kebap, Hasankale Etli Ekmek, Hasankale Güveci, Pasinler Köfte, Narman Yeşil Mercimeği ve Erzurum İspir Gobdini.
Çorum Çorum Belediyesi’nden yaz öncesi vektörle yoğun mücadele Çorum Belediyesi ekipleri, yaz dönemi öncesinde sivrisinek ve karasinek popülasyonuna karşı ilaçlama çalışması yürütüyor. Çorum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, yaz aylarında artış gösteren sivrisinek ve karasinek popülasyonuna karşı ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İnsan sağlığını korumaya yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Vektörle Mücadele Ekipleri, özellikle üreme alanlarında etkin bir mücadele gerçekleştiriyor. Ekipler, önceden tespit edilen gübre döküm sahaları ile su birikintilerinin bulunduğu bölgelerde çalışmalarını yoğunlaştırarak, vektör canlıların çoğalmasını kaynağında önlemeyi hedefliyor. Havaların ısınmasıyla birlikte artabilecek risklere karşı erken harekete geçen ekipler, fiziksel müdahalelerin yanı sıra larva mücadelesine de ağırlık veriyor. Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, yaz dönemi öncesinde gerekli tüm önlemlerin alındığını belirterek, "Vektörle mücadelede en etkili yöntem, sorunu kaynağında çözmektir. Bu doğrultuda ekiplerimiz, geçtiğimiz haftadan itibaren gübre döküm alanları ve su birikintilerinin bulunduğu riskli bölgelerde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Havalar ısınmadan önce larva mücadelesine hız vererek yaz aylarına hazırlık yaptık. Yaz dönemi öncesinde tüm önlemlerimizi aldık ve etkin bir şekilde mücadelemize devam ediyoruz" dedi. Sivrisinek ve karasinek üreme alanlarının belediyeye ait coğrafi bilgi sistemine işlendiğini belirten Candan, bu alanların yıl boyunca düzenli olarak takip edildiğini ifade etti. Özellikle larva oluşumunun yoğun olduğu hayvan gübresi döküm sahalarında çalışmaların artırıldığını vurgulayan Candan, "Amacımız, halk sağlığını tehdit edebilecek unsurları en aza indirerek vatandaşlarımızın sağlıklı ve huzurlu bir yaz geçirmesini sağlamaktır" diye konuştu.