GÜNDEM - 07 Ekim 2023 Cumartesi 11:59

Taliban’ın bombalı saldırısından yaralı kurtulan Fatima dünyaya seslendi

A
A
A

Afganistan Kabil’de Kaaj Eğitim Merkezi’ne Taliban tarafından yapılan canlı bomba saldırısında sol gözünde görme yetisini ve sol kulağında duyma yetisini tamamen kaybeden Fatima Amiri, tedavisi için Türkiye’ye sığındı. Fatima Amiri, Afganistan kızlarının eğitim hakkı için tüm dünyaya seslenerek, “Afgan kızlarının yanında olalım. Kız çocuklarının eğitimi için lütfen bir şeyler yapın. Bizim nasıl hissettiğinizi bilmiyorsunuz. Bir anlığına hiçbir yere gidemediğinizi ve eğitim alamadığınızı düşünün sadece. Bu o kadar zor bir durum ki” dedi.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de 30 Eylül 2022’de Kaaj Eğitim Merkezi’ne canlı bomba saldırısı olmuştu. Taliban tarafından gerçekleştirilen saldırıda 46’sı genç kız olmak üzere 53 kadın hayatını kaybetmişti. 110 kişinin de yaralandığı saldırı için özellikle kızların üniversite sınavı için deneme sınavı oldukları saat seçilmişti. BBC tarafından 2022’nin 100 kadınından biri seçilen Fatima Amiri de Kaaj Eğitim Merkezi’nde o gün deneme sınavı olmak için orada bulunan ve intihar saldırısına şahit olan kızlardan biri. İntihar saldırısından sağ olarak kurtulmasına rağmen sol gözünde görme yetisini ve sol kulağında işitme yetisini kaybeden Amiri, o dehşet dolu anlar İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlattı.

Saldırının olduğu an 17 yaşında olan Fatima Amiri için saldırının olduğu gün de tıpkı diğer günler gibi başlamıştı. Sabah saat 05.00’te kalkan Amiri, deneme sınavı olmak için Kaaj Eğitim Merkezi’ne yola çıktı. Eğitim merkezine vardığında, çok erken olmasından dolayı kimseyle karşılaşmadı. Daha sonra Fatima Amiri ve onlarca kız arkadaşı deneme sınavı olmaya başladı. Her şeyin normal gittiği esnada saldırganlardan biri kapıda bekleyen kişilere ateş açtı. Afganistan’da yaşayan bir kız olarak silah ve bomba seslerine alışkan olan Amiri, bu sesi hiç yadırgamadı. Daha sonra saldırgan sınıfın kapısından girerek kendini patlattı. Patlamanın etkisiyle çöken tavanda yer alan dikenli teller ve şarapnel parçaları Amiri’nin yüzüne ve gözüne geldi. Amiri, bu esnada daha öğreneceği üzere, sol gözünü ve sol kulağını tamamen kaybetti. Yüzünü ve sağ gözünü kan kaplayan Amiri, hiçbir şey göremedi. Amiri, hem kendine hem de arkadaşlarına yardım etmek istedi ancak yüzü kanla kaplı olduğu için herkes ondan korktu. Daha sonra bir adam gelerek Amiri’nin yüzüne silah doğrulttu ve yerine geçmesini söyledi. Daha sonra Amiri, arkadaşlarına yardım etmek istedi ancak çok ağrısı olduğu için kimseye yardım edecek durumda değildi.

Amiri, tüm şoku atlattıktan sonra oradan çıkmaya çalıştı ancak tüm kapılar kapalıydı. Her yerde demirler, dikenli teller, yarısı çökmüş okulun enkazı vardı. Bir kişinin yardımıyla okulun enkazından çıkan Amiri, hemen tedavi altına alınamadı. Amiri, ilk müdahalenin ardından gözünün kurtarılması için çok geç olana kadar üç ay tedavi göremedi.

Amiri, Afganistan’daki sağlık altyapısının yetersizliği, arkadaşlarının ölümüne şahit olmanın verdiği acı, sol gözünü ve sol kulağını kaybetmenin etkisi olmasına rağmen üniversite sınavına girerek 360 puan üzerinden 313 puan aldı ve bilgisayar bilimleri bölümüne girmeye hak kazandı. Ancak Taliban’ın kızların öğretim hakkını elinden alması üzerine üniversiteye gidemedi. Bunun üzerine Amiri, daha öncesinde de yaptığı gibi kızların eğitim hakkı için protesto düzenledi. Gerek sosyal medyada gerekse Kabil’de kapı kapı dolaşarak insanları ayaklandırmaya çalıştı.

Afganistan’da yeterli imkanlar olmadığı için tedavisini tamamlayamayan Amiri, hiçbir ülkenin kendisine vize vermemesi üzerine Türkiye’ye geldi. Türk doktorlar, Amiri’ye sol gözünün ve sol kulağının kurtarılması için çok geç olduğunu söyledi. Doktorların Amiri için ellerinden gelen tek şey, protez göz takmak oldu. Amiri, Türkiye başta olmak üzere tüm ülkeleri, Afgan kızlarının temel haklarını geri alması için birlik olmaya çağırıyor. Yanında erkek olmadan pikniğe dahi gidemeyen Afgan kızlarının sesini duyurmak için elinden geleni yapan Amiri, Taliban’dan önceki Afganistan’ı ve tüm anılarını özlüyor.

“18 yaşındayım ama yaşadıklarım, başımdan geçenler yaşımdan çok daha ötede”

Fatima Amiri, Kaaj Eğitim Merkezi’nde yaralanan öğrencilerden biri olduğunun bilgisini vererek, “Şu an 18 yaşındayım ama yaşadıklarım, başımdan geçenler yaşımdan çok daha ötede. Ailemiz 8 kişiliktir. İki kız kardeşim ve üç erkek kardeşim var” dedi.

“Afganistan’da yaşamak kimse için kolay değil. Özellikle kızlar için”

Kendisini eğitimin sadık bir savunucusu olarak tanımlayan Amiri, “Eğitim sistemindeki zorluklarla bizzat karşılaştım. Ben kızların eğitim hakkını savunan aktivistlerinden biriyim. 2021 yılında liseden mezun oldum. Şu anda tedavim nedeniyle Türkiye’deyim. Afganistan’da yaşamak kimse için kolay değil. Özellikle kızlar için. Ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere birçok sorunumuz var. 12 yılımı okuldayken birçok problemle geçirdim. Çoğu ekonomi ve güvenlikle ilgiliydi” diye konuştu.

Taliban’ın 2021’de Afganistan’ın başına geçtiğini belirten Amiri, “Taliban’ın başa geçmesiyle artık okula gidemez olduk. Okul kapanmadan önce 12. sınıfa gidiyordum ama şu an kapandıkları için okula gidemiyoruz. Üniversitemize giriş sınavına hazırlanmaya başladım. Ama saldırıda sol gözümü, sol kulağımı, yüzümde de bir kemiğim zarar gördü. Türkiye’ye tedavi nedeniyle geldim. Şu anda Afganistan’da pek çok sorun var. Kızlar üniversiteye ve okula gidemiyor” ifadelerini kullandı.

“Kopan demirlerden biri gözüme girdi, işte o zaman sol gözümü ve sol kulağımı kaybettim”

Saldırının olduğu günün tıpkı diğer günler gibi sıradan bir gün olduğunu dile getiren Amiri, canlı bomba saldırısında yaşadığı anları şöyle anlattı:

“Sabah karanlıkta kalktım. Saat beşti. Deneme sınavımız vardı. Eğitim merkezine geldiğimde kimse yoktu, çünkü çok erkendi. Daha sonra saatlerin ilerlemesiyle arkadaşlarım da gelmeye başladı. Deneme sınavında soruları çözerken bir anda silah sesi duyduk. Sesi ilk duyduğumda, zaten alışık olduğumuz silah patlaması sesi olduğunu düşündüm. Bu durum bizim için çok alışıldık bir durum. Silah sesini veya patlama sesini daha önce okuldayken çok duymuştum. Bu sesi de onlardan biri sandım. Herkes bir anda panik oldu. Daha sonra sınıftaki arkadaşlarımı sakinleştirmeye çalıştım. Onlara, ‘Lütfen sakin olun, bir şey olmamıştır, buradan çıkmanın bir yolunu bulabiliriz’ dedim. Bir anda yüzü öfkeyle bana bakan, genç bir adam gördüm. Çok korktum ve yerime geçtim. Ardından bina çökmeye başladı. Sonra duvardaki tellerden yüksek bir patlama sesi geldi. Daha sonra kopan demirlerden biri gözüme girdi. İşte o zaman sol gözümü ve sol kulağımı kaybettim. Sol gözüm tamamen hasar gördü ve sağ gözüm kanla kaplandı. Kandan ve acıdan dolayı hiçbir şey göremiyordum.”

Taliban’ın bombalı saldırısından yaralı kurtulan Fatima dünyaya seslendi

“360 puan üzerinden 313 puan alarak bilgisayar bilimlerine kabul edildim ancak Taliban izin vermediği için üniversiteye gidemiyorum”

Amiri, saldırının ardından Kaaj Eğitim Merkezi’nden çıkmaya çalıştığını aktararak, “Bütün kapılar kapalıydı ve duvara tırmanmak zorunda kaldım. Duvarda ise teller vardı. Hastaneye geldiğimde çok ağrım vardı. Bir hafta sonra giriş sınavımız vardı. Çok acı çektim. Saldırıda gözümü, yüzümde bir kemiği ve aklımı kaybettim. Arkadaşlarımı kaybettiğim için aklım yerli yerinde değildi. Çok kötü bir durumdu. Ama sınavı çok iyi geçtim. 360 puan üzerinden 313 puan aldım. En sevdiğim alan olan bilgisayar bilimlerine kabul edildim. Şu anda üniversiteye gidemiyorum çünkü Taliban bize izin vermiyor. Kapılar kapalı. Burada tedavim için onların da yardımıyla Türkiye’ye geldim” diye konuştu.

“Sınıfımızın tamamen yıkıldığına şahit oldum”

Bomba saldırısında yaşanan her şeye şahit olduğunu kaydeden Amiri, “Arkadaşlarımın hepsi yardım istiyordu. Hepsi, ‘Bize yardım edebilir misiniz’ diye çığlık atıyordu. Ben de kimseye yardım edecek durumda değildim. Üzerim kanla kaplı olduğu için herkes benden korkuyordu. Çok ağrım vardı ve hiçbir şey yapamadım. Onlara yardım edemedim çünkü ben de onlarla birlikteydim. Durumum da kötüydü. Bütün arkadaşlarımın öldüğünü gördüm. Okulum benim için ikinci bir yuva haline gelmişti. Sınıfımızın tamamen yıkıldığına şahit oldum. Daha sonra oradan çıkmaya çalışıyordum ama tüm kapılar kapalıydı. Çıkmaya çalışıyordum ama her yerde demirler ve teller vardı. Biri bana yardım etti o esnada. Ama panik içindeki herkes benden de korkuyordu. Kanlardan, demirlerden, tellerden, patlamadan kısacası her şeyden çok korkmuşlardı. İlk gün 5 hastaneye gittim. Çoğu, imkanları yeterli olmadığı için beni kabul etmedi. Bir günde iki ameliyat geçirdim. Biri gözüm için, biri de kırık kulak kemiğim için” dedi.

“Hayallerinin cesetleriyle birlikte gömülmeyeceğine dair arkadaşlarıma söz verdim”

Başından geçenlere şahit olmanın kendisi için zor olduğuna vurgu yapan Amiri, “Arkadaşlarıma bir söz verdim. Hayallerinin cesetleriyle birlikte gömülmeyeceğine dair arkadaşlarıma söz verdim. Onların bir hiç uğruna ölmesine izin vermeyeceğim. Onların hayalleri ve umutları için bir şeyler yapmaya çalışıyorum” değerlendirmesini yaptı.

“Tedavim için Türkiye’ye geldim”

Dışişleri Bakanlığının yardımı ile Türkiye’ye geldiğini belirten Amiri, “Buraya geldim çünkü Afganistan’a durum berbat. Afganistan’daki hastaneler yeterli imkana sahip olmadığı için tedavime orada devam edemedim. Tedavim için Türkiye’ye geldim. Burada bir doktor kulak zarımın hasar gördüğünü söyledi. Tedavi edilemeyeceğini söyledi. Sol kulağımla duyamıyorum. Sol gözüm de hasar gördü. Doktorlar, artık göremeyeceğimi söyledi. Çünkü tamamen zarar görmüş. Bu yüzden görüntü olması için yapay bir göz taktılar” dedi.

“Afganistan’da kızların sahip olduğu tek şey eğitimdi ama bu ellerinden alındı”

Dünyada hiç kimsenin Afgan kızların başından geçenleri tecrübe etmediğine dikkati çeken Amiri, Afgan kızların elinden alınan haklarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Okula gidemiyorlar. Üniversiteye gidemiyorlar. Hatta pikniğe bile tek başlarına gidemezler. Her zaman yanlarında bir erkeğe ihtiyaçları var. Yurt dışına çıkmak onlar için çok zor. En temel haklara bile sahip değiller. Sadece Afgan kızları değil. Bütün Afganlar çok kötü durumda. Herkesin durumu çok kötü. Afgan kızlarının elindeki tüm haklar alındı. Üniversiteye gidemiyorlar. İki yıldan fazla süredir kızlar okula gidemiyor. Ama kimse bunun hakkında konuşmuyor. Onların hissettikleri ne olacak? Taliban, her şeyin eğitimini aldığımızı, eğitimimizin yeterli seviyede olduğunu söylüyor. Biz ise şu anda evlenmek ve evde oturmak zorundayız. Afgan kızlarının hepsi depresyonda. Çünkü yapacakları bir şey yok. Afganistan’da kızların sahip olduğu tek şey eğitimdi ama bu ellerinden alındı. Bir yıldan beri üniversiteye gidemiyorlar. Bir sürü zorluklardan geçtim. Şu anda üniversiteye gidemiyoruz. Bütün kapılar bize kapalı. Bu sadece benim için değil. Birçok kızın benim gibi aynı sorunları yaşadığını biliyorum. Okula, üniversiteye gitmeye çalışıyorlar ama gidemiyorlar.”

“Taliban kadınlardan korkuyor. Çünkü biliyorlar ki bir kadın eğitim aldığında durdurulamaz hale gelir”

Amiri, Afgan kızların çalışma haklarının bile olmadığının altını çizerek, “Bu çok temel bir haktır. Her insanın bu haklara sahip olması gerekir. Okula gidememeleri ve çalışma izinlerinin olması gerçekten çok ilginç. Kitaplarımıza, eğitimimize, eğitim sistemimize bakış açıları asla değişmeyecek. Bütün Afgan kızları çarşaf giymeyi kabul etti. Buna rağmen hiçbir şey yapmalarına izin verilmiyor. Bu hakları elimizden almaları için bir sebep bulamıyorum. Üniversiteye okula gidememelerinin, çalışamamalarının sebebi nedir? Bu gerçekten çok ilginç. Taliban kadınlardan korkuyor. Çünkü biliyorlar ki bir kadın eğitim aldığında durdurulamaz hale gelir” diye konuştu.

“Okulumu, şu an hayatta olmayan arkadaşlarımı, mutlu bir hayat yaşadığımızı, okula, üniversiteye gitmemizi, her şeyi ama her şeyi özledim”

Her şeyi çok özlediğini dile getiren Amiri, “Okulumu, şu an hayatta olmayan arkadaşlarımı, mutlu bir hayat yaşadığımızı, okula, üniversiteye gitmemizi, her şeyi ama her şeyi özledim. Çok mutluyduk. Ülkemiz için iyi şeyler yapmamız gerektiğine dair bir umudumuz vardı ama şu anda hiçbir şey yapamıyoruz. Ülkem annem gibidir. Ama ülkemiz için bir şey yapamıyoruz. Şu anda her şey değişti. Artık piknik bir yana sokağa bile çıkamıyorum. Her şey çok değişti. Taliban’dan önceki her şeyi özlüyorum” dedi. Amiri, saldırıdan önce Taliban okulların kapısını kapattığında, insanları ayağa kaldırmak için sosyal medyada etiket çalışması başlattığı bilgisini vererek, insanların kapısına kadar giderek onlardan kızların haklarını savunmalarını istediklerini dile getirdi.

“Başladığım günden bu yana ne Birleşmiş Milletler’den ne de herhangi bir uluslararası kuruluştan insan hakları konusunda bir destek alabildim”

Amiri, “Başladığım günden bu yana ne Birleşmiş Milletler’den ne de herhangi bir uluslararası kuruluştan insan hakları konusunda bir destek alabildim. Kazanın ardından artık gözüm için çok geç olana kadar üç ay tedavi görmeden kaldım. Sonunda Türkiye’ye vize almayı başarana kadar herhangi bir ülkeden vize almam imkansızdı. Hala birçok sorunla mücadele ediyorum; Ancak ne yazık ki herhangi bir destek sağlanmıyor” ifadelerini kullandı.

“Şu anda kızların çevrim içi eğitimi için çabalıyorum”

Elinden bir tek Afgan kızlarının sesini duyurabilmek olduğunu dile getiren Amiri, Afgan kızlarının eğitim hakkına tekrar kavuşması için yaptığı çalışmaları şöyle anlattı:

“Saldırıdan önce, 2021 yılında Taliban Afganistan’a ilk gelip okulumuzu kapattığında sosyal medyada üzerinden onların sesini duyurmak için protesto başlattık. Seslerini duyurmaya çalıştık. Sosyal medyada ‘okulumuzu istiyoruz, eğitim hakkımızı istiyoruz’ dedik. Daha sonra eğitim merkezimiz açıldı. Giriş sınavına hazırlanamadık. Saldırıdan sonra insan hakları faaliyetlerim ve kız çocuklarına yönelik eğitim faaliyetlerim eskisinden daha da arttı. Yerli ve yabancı birçok medyayla görüştüm. Şu anda kızların çevrim içi eğitimi için çabalıyorum. Kızlara yardım edecek birilerini bulmaya çalışıyorum. Yaptığım her şeyin sınırları var. Çünkü daha 18 yaşında bir kızım ben. O kadar fazla deneyimim yok. Şu anda yaptığım her şey benim için yeni. Ama elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum.”

“Bir anlığına hiçbir yere gidemediğinizi ve eğitim alamadığınızı düşünün sadece”

Türkiye başta olmak üzere tüm insanlara seslenen Amiri, “Afgan kızlarının yanında olalım. Kız çocuklarının eğitimi için lütfen bir şeyler yapın. Bizim nasıl hissettiğinizi bilmiyorsunuz. Bir anlığına hiçbir yere gidemediğinizi ve eğitim alamadığınızı düşünün sadece. Bu o kadar zor bir durum ki. Lütfen Afgan kızlarının yanında olun. Onların eğitimi için bir çare bulun. Türkiye’den Afganistan’daki kız çocuklarının eğitim almasına, burs almasına yardımcı olmasını istiyorum. Şu anda en çok ihtiyacımız olan şey çevrimiçi eğitim ve burs. Afgan kızlarının bu tür desteklere herkesten daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Söylemek istediğim tek şey şu: Lütfen bizimle olun” dedi.

Mustafa Cenik - Mevlüt İşli - Kemal Diri - Tolga Başer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yüzyılı bayrağını, kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz." Kütahya’da düzenlenen mitingde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatı şehirlerimize yaptığımız yatırımlardır. Bu kapsamda son 21 yılda Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Eğitimde 2 bin 900 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimize ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardık. 61 adet spor tesisi inşa ettik. Kütahya’ya, kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladık. Sosyal yardımlarda ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar lira tutarında kaynak aktardık” dedi. Kütahya’ya yapılan diğer hizmetlerle ilgili Erdoğan, "Sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanemizin inşasında sona geldik. Son teknik testlerini de tamamladıktan sonra inşallah çok yakında sizlerin hizmetine vereceğiz. Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabiliriz. Ayrıca Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere 5 sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 1521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki 6 millet bahçesi projemizden 3’ünü tamamlayıp hizmete sunduk" ifadelerini kullandı.
Erzurum Büyükşehir’den yeni bir bilim atağı daha: Sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planı Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin bilimsel içerikli çalıştayları aralıksız devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği Daire Başkanlığı şehrin geleceği açısından son derece önemli olan bir bilim buluşmasına daha ev sahipliği yaptı. Kısa adı SECAP olan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı Lansmanı yoğun bir katılımla gerçekleşti. İbrahim Erkal Dadaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen lansmanda konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Murat Altundağ, “Erzurum olarak sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak, enerji verimliliğimizi artırmak ve çevresel etkimizi azaltmak adına bu eylem planını hazırladık” dedi. “Erzurum Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı, şehrimizi daha yeşil, daha temiz ve daha sağlıklı bir yer haline getirmeyi hedefliyor. Bu plan, enerji kullanımımızı daha etkili hale getirerek hem çevreye duyarlı bir kent oluşturmayı, hem de enerji maliyetlerimizi azaltmayı amaçlıyor. Ayrıca, iklim değişikliği ile mücadelede etkin bir rol oynamayı ve gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir Erzurum bırakmayı hedefliyoruz. Bu süreçte sıfır fosil yakıtlı yapıların yapılmasında, karbon ayak izinin düşürülmesinde çalışmalarımızı etkin bir şekilde devam ettiriyoruz” diyen Altundağ şöyle devam etti: “Bu plan, sadece belediyemizin değil, aynı zamanda paydaş kurumlarımız, iş dünyamızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve tabii ki siz değerli hemşerilerimizin katılımı ve destekleriyle başarılı olacaktır. Sizlerle birlikte, bu planı hayata geçirerek Erzurum’u sürdürülebilir enerji ve iklim konusunda örnek bir kent haline getireceğimize inanıyoruz. Enerjimizi daha verimli kullanmak, doğamızı korumak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek adına bu planı hayata geçirecek olan sizlerle birlikte, geleceğimizi şekillendirmek için buradayız. Bu süreçte desteğinizi bekliyor, Erzurum’u daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir bir şehir haline getirmek için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.” Başkan Sekmen iklim değişikliğinin neden ve sonuçlarını anlattı Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, “Dünya tarihine bakıldığında iklimde değişiklikler hep yaşanmıştır. İnsan etkisinin görülmediği dönemlerde kalıcı etkilerin yaşanması söz konusu olsa da iklimsel olarak bir denge durumuna dönüş olmuştur. Ama Sanayi Devrimi sonrası durumda görülen şey ise artık bu değişikliklerin kendi kendine dengeye gelemeyeceğinin net bir şekilde görülmesidir” diye konuştu. “İklimdeki değişiklikler, buzul ve buzul arası çağlar arasında, dünyanın çeşitli bölgelerinde ortalama sıcaklıklarda oluşan büyük değişiklikler şeklinde ortaya çıktığı gibi, yağış değişimlerini de içermektedir. Bugünkü bilgilerimize göre, Yer Küre’nin 4.6 milyar yıllık jeolojik tarihi boyunca doğal etmenler ve süreçlerle birçok değişiklik olmuştur” diyen Başkan Sekmen, şunları kaydetti: “Jeolojik devirlerdeki iklim değişiklikleri, özellikle buzul hareketleri ve deniz seviyesindeki değişimler yoluyla yalnızca dünya coğrafyasını değiştirmekle kalmamış, ekolojik sistemlerde de kalıcı değişiklikler oluşturmuştur. Ancak 19. yüzyılın ortalarından beri, iklimdeki doğal değişikliğe ek olarak, ilk kez insan etkinliklerinin de iklimi etkilediği yeni bir döneme girildi. Bu yeni döneme bakıldığında Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar için elzem olan atmosfer, insan elinin doğaya ciddi dokunuşundan sonra zarar doğurucu bir hal aldığı görülmektedir. Hal böyle olunca Dünyamızı ve üzerinde yaşayan canlıları korumak adına bazı önlemlerin alınması önem arz etmektedir. Bu önlemleri gerektiren küresel sorunun ismi ise Küresel İklim Değişikliği’dir.” “İklim değişikliği dünyanın en önemli sorunudur” “Ülkemiz son 22 yılda birçok alanda olduğu gibi Küresel İklim Değişikliği konusunda da üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirme gayreti içerisindedir” diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Türkiye’miz; her şart altında yükselmeyi; eğitimden sağlığa, kültürden ulaştırmaya, dış politikadan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda, değişimin, dönüşümün, yeniliğin merkezi olmayı başarmış lider ülkelerden biridir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasıyla, ülkemiz bu alanda yeni ufkunu belirlemiş ve yeni bir yola çıkmıştır. Bu yol, “2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma” devrimidir. Bu bağlamda “Yeşil Kalkınmanın Lider Ülkesi Türkiye” hedefine giden kapıları sonuna kadar açan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bizler de Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak ‘Küresel İklim Değişikliğiyle’ mücadelede önemli bir basamak olarak gördüğümüz ‘Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planımızı’ bugün sizlere sunuyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelemize dair geliştireceğimiz yeni politikalarımıza, strateji ve eylem planlarımıza yol gösterecek bu çalışmanın Erzurum’umuza ülkemize, milletimize, doğamız ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyor, bu eylem planının ortaya çıkma aşamasında katkısı olan şehrimizin kurumlarına, üniversitelerimizin değerli hocalarına ve Belediyemizdeki mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize düşen tüm görev ve sorumlulukları yerine getirmeye ve sürdürülebilir bir gelecek, dirençli bir kent olmak, geleceğimiz olan çocuklarımızı koruyabilmek, büyüklerimizden emanet olarak aldığımız mirasımızı daha yaşanabilir bir durumda bırakabilmek için dün, bugün ve yarın tüm gücümüzle çalışacağız.” Konuşmaların ardından Prof. Dr. Hanefi Bayraktar, Prof. Dr. Süleyman Toy, Prof. Dr. Müdahir Özgül ile diğer akademisyenler sunum yaptı. Lansman; soru-cevap bölümü ile sona erdi.