POLİTİKA - 12 Şubat 2026 Perşembe 15:36

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de iki bakanın yemin töreninde yaşanan yumruklu kavgaya ilişkin, "Asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum" dedi.


TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, "Maalesef 75 bini aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı, büyük bir zulümle öldürüldüğü, İsrail tarafından, Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya, özellikle Filistin davasına verdiği destekle ve geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihin doğru tarafında yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya, Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci, geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 Batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’nde Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi, tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek, Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan, yol gösteren bir özellik taşımaktadır" dedi.


Filistin’de adalet sağlanmadan, iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyeceğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:


"Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. Her ne kadar barış dönemine geçiliyor gibi görünse de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemelidir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz."


Dün TBMM’de bakanların yemin töreninde yaşananlarla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak, hele hele bunu kürsü işgali gibi birtakım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinde yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş ve Sayın Cumhurbaşkanına milletimiz belli süre içerisinde yönetme yetkisini vermiştir" dedi.


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporunun Mecliste grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda kendi arkadaşımızı toplayarak, rapor hakkında müzakere yapılacak. Oylamayla birlikte de rapor tamamlanarak, bu süreç bütünüyle nihayete etmiş olacaktır" diye konuştu.



"Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır"


Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle hedef alınmasıyla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Bu çok bayat bir tartışma. Geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa, hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatlarını üniversite kapılarında, kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler, bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir anayasayla yönetilmemelidir" dedi.



"Tek çözüm iki devlet"


Zupancic ise, bir basın mensubunun İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerinin giderek artmasıyla ilgili sorusu üzerine, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şeklindeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyor zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailliler var. Tek çözüm iki devlet. Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırımı devam ettirenler devam ettikçe böyle bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl Hesarek Kayak Merkezi’nde gerçeğini aratmayan arama kurtarma tatbikatı Bingöl’deki Hesarek Kayak Merkezi’nde yapılan çığ ve telesiyejde mahsur kalma tatbikatı, gerçeği aratmadı. Kent merkezine 34 kilometre uzaklıkta bulunan ve 178 bin metrekare alana kurulan Hesarek Kayak Tesisleri’nde, AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda çığ ve telesiyejde mahsur kalma senaryolarıyla arama-kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikata; Jandarma Arama Kurtarma (JAK), AKUT, Bingöl Üniversitesi, MEB-AKUB, UMKE ve SAR’ın da aralarında bulunduğu 13 arama-kurtarma ekibi katıldı. Toplam 144 personel ve 120 araçla gerçekleştirilen tatbikatta, senaryo gereği çığ altında kalan 3 kişi kurtarıldı, telesiyejde mahsur kalan vatandaşlar ise güvenli şekilde tahliye edildi. Gerçeği aratmayan tatbikatta ekiplerin koordinasyonu, hızlı müdahalesi ve profesyonel çalışması dikkat çekti. Olası afet ve acil durumlara karşı hazırlık seviyesinin artırılması amacıyla yapılan tatbikat, başarıyla tamamlandı. Tatbikatın ardından açıklamalarda bulunan Vali Yardımcısı Yasin Şahin, "İlimizin turizm potansiyeli açısından önemli durumda olan Hesarek Kayak Merkezi’ndeyiz. Bugün her yıl olduğu gibi çığ ve telesiyejde mahsur kalan vatandaşlarımızın kurtarılmasına yönelik tatbikatlarımızı gerçekleştirdik. Tatbikatta şunu gözlemledik, AFAD İl Müdürlüğü’müzün koordinasyonunda Bingöl’ümüzde görevli olan arama-kurtarmada, çığ felaketinde donanımlı yetiştirdiğimiz sivil toplum kuruluşlarımızdan personellerimizle beraber, koordinasyonumuzun gücünü, arkadaşlarımızın bu işe ne kadar hazır olduğunu yerinde gözlemledik. Arkadaşlarımızın disiplin içerisinde hareket ettiği, verilen talimatlara titizlikle uyduğunu gözlemledik. AFAD ve JAK timimizle beraber, telesiyejde mahsur kalan vatandaşlarımızın indirilmesine yönelik ikinci tatbikatta kurtarılmasını sağladık. Tatbikatımız bu anlamda başarıyla sonuçlanmıştır. Vatandaşlarımız huzur ve güven içerisinde Bingöl’ümüzün önemli bir turizm potansiyeli olan Hesarek Kayak Merkezi’nde güvenlikleri için bu sınavı başarıyla tamamladık. Vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Misafirlerimizi bölgeden buraya bekliyoruz. Biz önlemlerimizi aldık. Arama-kurtarma ve acil durumlara hazırız" dedi. AFAD İl Müdürü Atilla Uzun ise tatbikatın önemine değinerek, "AFAD Başkanlığımızın Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) tatbikatları kapsamında Bingöl ilimizde çığ tatbikatı planlaması yapılmıştır. Çığ tatbikatımıza telesiyejde mahsur kalma senaryosu da eklenerek, toplamda 13 kamu kurum ve sivil toplum kuruluşlarımızın arama-kurtarma ekipleri, toplamda 144 personel de 120 araçla bu tatbikatımız gerçekleşmiştir. Amacımız, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak, ekipman ve cihazları çalışır durumda hazır bulundurmak, hızlı ve etkili müdahaleyi sağlamaktır. Bingöl ilimizde oluşabilecek her türlü çığ ve telesiyejde mahsur kalma olayına karşın bu tatbikatımızı başarıyla gerçekleştirdik. İlimizde önümüzdeki dönemde, yaz aylarında da depremde arama-kurtarma tatbikatı gerçekleştirilecek" diye konuştu.
İstanbul Savcı Yavuz Engin’i tehdit davasında mütalaa açıklandı: Sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Yenidoğan çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davada Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcılık, sanık Zengin’i 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Sanık Aylin Arslantatar hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası, diğer 11 sanığın ise ayrı ayrı beraatları talep edildi. Yenidoğan Çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, müşteki Beydanur Danaş ile davanın tek tutuklu sanığı Mustafa Kemal Zengin ile 5 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" Duruşmada beyanda bulunan müşteki Beydanur Danaş, "Aylin Arslantatar’ı annemin arkadaşı olması nedeniyle 20 yıldır tanıyorum. Müşteki Halil Emre Yılmaz’la ilgili bir davam vardı. Ailesinden aldığım tehdite ilişkin davaydı. Bizde avukatım olsun Aylin ablayı aradık. Ben bu süreçte Aylin ablanın bürosuna gittim. Oraya gittiğimde Mustafa Kemal Zengin’i orada iki üç kere gördüm. Mustafa Kemal Zengin’le Aylin ablanın arkadaşı olarak tanıştım. Mustafa Kemal Zengin benim konularıma hakim olmaya başladı. Numaramı değiştirdiğim halde tehditler devam etti. Mustafa Kemal Zengin bana ’konuşuruz, hallederiz bu konuyu çözeriz. Sen korkma. Ben gerekirse karşı tarafla da görüşürüm.’ dedi. Bu yüzden benim ve Halil Emre Yılmaz’ın numaralarını annem Aylin Arslantatar’a gönderdi. O da görüşme yapması için Mustafa Kemal Zengin’e gönderdi. Numaram sadece iletişim kurulsun diye verildi. Benim cep telefon numaram zaten Arslantatar’da vardı. Bir şey olursa aranmam içim Mustafa Kemal Zengin’e gönderildi. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında ifade sırasında bana baskı yapıldı. Numaralarım paylaşıldığı, görüşmelerimin ele geçirildiği için korktum. Bu yüzden de şikayetçi olduğumu söyledim. Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" dedi. "Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım’ dedi" Duruşmada ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan müşteki Yavuz Engin’in zabıt katibi O.Ö., "Yavuz savcının yanında 2 buçuk yıla yakın süre çalıştım. Kendisinin tehdit edildiğini görmedim ancak yenidoğan dosyasına çalıştığımız dönem savcı Engin’in telefonu çaldı. Engin telefonu hoparlöre alarak konuşmaya başladı. Telefondaki ses ’Yavuz konuşmamız lazım birisini tutuklanmışsın sana çok kızgınlar. Bu kişiler çok tehlikeli senin hakkında her şeyi biliyor’ dedi. Bunun üzerine savcı Engin telefonu hoparlörden çıkararak camın önüne geçti ve konuşmaya başladı, uzun bir süre konuştular. Telefon kapandıktan sonra konunun ne olduğunu sordum. Savcı bana, arayanın Aylin adında bir avukat olduğunu söyledi ve yenidoğan tahliyesi için uğraştıklarını ifade etti. Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım bunun hakkında’ dedi. Tüm bildiklerim bu kadar" şeklinde konuştu. Savunma yapan tutuksuz sanık Aylin Aslantatar ise, "Bebekleri koruma içgüdüsüyle hareket ettiğim için suçlu ilan ediliyorum. Dostane olarak yaklaştığım açık ve nettir. Bugün olsa yine Yavuz’u korurum. Ben vatandaşlık görevimi yaptım. Adli kontrol tedbirimin kaldırılmasını talep ediyorum" dedi. Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Duruşmada, esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ ve ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan toplamda 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcılık, sanık Aylin Arslantatar içi ise, ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istedi. Ayrıca Cumhuriyet Savcısı, diğer 11 sanık hakkında suç isnadı oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı savunma yapmaları ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi.