POLİTİKA - 31 Ekim 2025 Cuma 22:22

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi

A
A
A
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye diye ortaya koyduğumuz çabalar, bütün bölgenin terörsüz hale gelmesinin de önünü açmaz mı? Bunun için her birimizin fedakarca bu çalışmalara destek vermemiz lazım" dedi.


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve Sayıştay’ın 2026 yılı bütçe tekliflerini görüşmek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Görüşmelerde Sayıştay bütçeleri komisyon tarafından kabul edilirken, 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanunu teklifi görüşmeleri devam ediyor.


Görüşmede konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Değerli arkadaşlar yüzde 52 civarında bir artış buraya bütçeye koyduk. Ümit edelim ki bunu harcamayız. Meselenin aslı şudur herhangi bir yeri güzelleştirmek, herhangi bir yere tefrişatı artırmak falan değil. Meclisimizin fevkalade büyük bir mekan sorunu olduğunu ben her gün yaşıyorum. Bir grup yeni bir grup kurulduğunda Yeni Yol Partisi grubu kurulduğunda gruba nasıl nerede yer vereceğiz konusu biliyorsunuz bir sorun haline geldi. Hakikaten bütün iyi niyete rağmen yer bulamadığımız için dolayısıyla meclisimizin belki 40-50 yıl mekan sorununu çözebilecek yeni bir bina yapılmasıyla ilgili düşünce faslında, henüz projelerde ortada olmayan bir proje. Beraber yaparız projesini gösteririz" ifadelerini kullandı.


Kurtulmuş, sermaye giderindeki artışın 5 milyar TL olduğunu belirterek, bunun 3 milyarının bina yapımı için ayrılmış ihtiyati pay olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "Cari transferlerden bir tek sivil toplum kuruluşuna bir ödeme yapılmamıştır ve yapılmayacaktır. Zaten böyle bir şey söz konusu olamaz. Burası önceki yıllarda da olduğu gibi. Önceki dönem milletvekillerimizin sağlık harcamaları cari transferler yoluyla karşılanıyor. Onun vermiş olduğu rakamı da tam söyleyeyim. 3 milyar 170 milyon liralık bir sağlık giderleri söz konusudur" şeklinde konuştu.


Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin şunları kaydetti:


"Bu komisyonu ben kurmadım. Bu komisyon siyasi partilerden biri hariç 11’inin genel başkanlarının, parti yönetimlerinin uygun görmeleriyle, desteklemeleriyle ve katılımlarıyla kuruldu. Bakın bir günde de kurulmadı. Başta Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Özgür Özel, DEM Parti’nin eş genel başkanları, Yeniyol Partisi’nin başkanları olmak üzere grup başkanları olmak üzere yapılan görüşmeler, konuşmalar sonucunda oluşmuş olan bir komisyondur. Bütün partiler burada elinin taşın altına koydu. Herkes burada bu sorunun çözülebilmesi için üzerine ne düşüyorsa bu tarihi sorumluluğu yerine getirmek için gayret sarf ettiler. İnşallah sonuç alacağımızı ümit ediyorum. Şunu ifade etmek isterim. Arkadaşlar 102. yılını kutladığımız bir Cumhuriyetten bahsediyoruz. 102 yılın 50 yılı terörle geçti. On binlerce bu ülkenin insanı öldü, genç yaşta öldü. 2013 yılında üniversiteden bir grup arkadaşımızla yaptığımız çalışmada o günün rakamlarıyla terörün Türkiye’ye maliyeti 1.3 trilyon dolardı. Alternatif maliyetleriyle birlikte. Şimdi en az bunun iki katıdır. Terörsüz Türkiye diye ortaya koyduğumuz bu çabaları yine birçok arkadaşımız ifade etti. Bütün bölgenin terörsüz hale gelmesinin de önünü açmaz mı? Bunun için her birimizin fedakarca bu çalışmalara destek vermesi lazım."


Diyarbakır’da okuduğu dizilere alakalı konuşan Kurtulmuş, "Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi’nde yaptığım konuşmanın sonunda yaptığım söylediğim Kürtçe sözler anonim sözlerdir. Herhangi bir şaire ait değildir. Herhangi bir divanda yer almamaktadır. Anonim Kürt halkının bildiği dizelerdir. İki, üç dizedir. Şimdi bunu ben orada söylüyorum. Ne diyor? El ele, gönül gönüle hep beraber barış ve birlik içinde yaşayalım. Bu sözün, herhangi bir kimseye zararı var mıdır? Dolayısıyla bu sözün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sosyal medya hesabından yayınlanmış olması da ayrı bir polemik konusu yapılmamalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi sosyal medya hesabından resmi başkanlık hesabından şimdiye kadar benim dönemimde de benden önceki dönemlerde de 100’ün üstünde Türkçe’nin dışında dilde yayın yapılmıştır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Tescilli lezzet kabak tatlısı depremzede ailenin ellerinde lezzet buluyor HATAY (İHA) – Hatay’ın yöresel lezzeti olan tescilli kabak tatlısı, depremin ardından yeniden hayata tutunan depremzede baba, kız ve torunun ellerinden lezzet buluyor. Babasından öğrendiği mesleğini evladına da öğreten Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getirdi. Antakya ilçesi Kuzeytepe Mahallesi’nde yaşayan Aynur Öztürk, depremin ardından yeniden hayata tutunarak kabak tatlısı üretmek için iş yerini kurdu. Babasından öğrendiği mesleğini 14 yıldır sürdüren Öztürk’e kabak tatlısı mesaisinde babası Süleyman Öztürk ve oğlu eşlik ediyor. El lezzetiyle Türkiye’nin birçok iline kabak tatlısını tattıran Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getiriyor. Kabak tatlısının yapım sürecini anlatan Aynur Öztürk, "Kabak tatlımız, Hatay’ın yöresel lezzeti. Bu mesleği ben babamdan öğrendim ve yıllardır devam ettiriyorum. Kabak soyulup, tek tek elden geçip çatallanıyor ve kirece yatırılıyor. Kabağı 1 gün kireçte beklettikten sonra kazanlara dizip, kaynıyor. Suyunu döküp, şekerini ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. 1 gün piştikten sonra dinlendirip, paketliyoruz. 14 yıldır, babamla birlikte bu işi yapıyorum. Depremden önce ailemle birlikte çalışıyordum, depremin ardından sıkıntılarımızı atlatıp devam ettik. Kalkınmak zorundaydık, yine çok şükür bu günlere. İnternet ve telefon üzerinden ulaşan herkese gönderim sağlıyoruz. Ankara, İstanbul, Kahramanmaraş, Gaziantep, Antalya, Adana ve bütün illerimize gönderim sağlıyoruz. Tohumunu üreticilerimize verip, biz onlardan satın alıyoruz. Kabağımız Konya ve Niğde’den geliyor. Kabaklarımızı stoklayıp, hazırlıyoruz. Bu yıl kabakları biraz yüksek fiyattan stokladık. Satışlarımızda bu yıl biraz düşüş var ve tüketim biraz daha iyi. Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" dedi. Babasından öğrendiği kabak tatlısının sırrını kızına ve torununa aktaran Süleyman Öztürk ise, "20 yıldır bu işi yapıyorum, babamın mesleğiydi ve ben de ondan öğrendim. Kızıma, torunuma da bu işi öğrettim ve onların eli de lezzetli" dedi.
Trabzon Yüksek fiyat verenler oldu ama o baba yadigarı diye satmıyor Trabzon’un Maçka ilçesinde Oğuz ailesi, baba yadigârı olan ve yaklaşık 30 yıldır kendilerinde bulunan yarım asırlık geçmişe sahip Ford marka kamyonu, kapalı garajda 7 yıldır büyük bir özenle koruyor. Babasının 2019 yılında vefat etmesinin ardından aracı trafiğe çıkamadıklarını belirten Maçka Ziraat Odası Başkanı Ogün Oğuz, aracı kapalı garajda muhafaza ederek yalnızca belirli aralıklarla kontrol amaçlı çalıştırdıklarını belirtti. Araca yüksek fiyat vermelerine etmelerine rağmen satmadıklarını belirten Oğuz, kendileri var olduğu müddetçe baba yadigarı kamyonu saklayacaklarını hata bu yönde vasiyet te bile bulunduklarını söyledi. Baba Refik Oğuz, özellikle 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a yapılan uluslararası taşımacılıkta aracı uzun yıllar kullanırken 2019 yılında vefat etmesinin ardından araç bir daha trafiğe çıkmadı. Araca maddi değil, manevi değer olarak baktıklarını belirten Ogün Oğuz, araca yüksek fiyat bile teklif edenlerin olduğunu ancak satmayı hiç düşünmediklerini söyledi. Türkiye’de bu tür eski ticari araçların giderek azaldığına dikkat çeken Oğuz, kamyonun kendileri için sadece bir araç değil, aynı zamanda bir aile geçmişinin simgesi olduğunu belirterek, "Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak" dedi. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz Kamyonu baba yadigarı olarak sakladıklarını belirten Oğuz, "Rahmetli babamın aracıdır; Ford kamyon. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz. Araç yaklaşık 30 yıldır bizde. Babam 2019 yılında vefat etti; o zamandan sonra araç trafiğe çıkmadı, ancak ara ara garajda kontrol amaçlı çalıştırıyoruz. Kapalı bir alanda muhafaza ediyoruz. Babam bu araçla genelde transit taşımacılık yapar, İran’a çalışırdı. Satın diyen çok oldu; yüksek fiyat teklif edenler bile çıktı, ancak baba yadigârı olduğu için satmayı düşünmüyoruz. Aracımız yaklaşık yarım asırlık. Babam 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a nakliye yapıyordu. Araç o dönem oldukça faaldi; zamanının meşhur araçlarındandı. Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak. Bununla ilgili bir proje olursa, örneğin restore edelim, koruyalım denirse o zaman yardımcı oluruz. Biz bunun maddi boyutunda değiliz; sadece bir hatıra olarak kalmasını istiyoruz. Bu nedenle her türlü projeye açığız. Yakın çevrem zaman zaman "sat" diyor, bizi arayanlar oluyor; ’satar mısınız?’ diye soranlar çıkıyor. Ancak biz maddi değil, manevi değerine bakıyoruz. Zaten Türkiye’de bunlardan çok fazla kalmadı" diye konuştu.