EKONOMİ - 10 Ekim 2025 Cuma 11:45

Ticaret Bakanlığı: "Türkiye-Malezya, STA kapsamında menşe kontrollerinde güçlendirilmiş dönem başladı"

A
A
A
Ticaret Bakanlığı: "Türkiye-Malezya, STA kapsamında menşe kontrollerinde güçlendirilmiş dönem başladı"

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Türkiye-Malezya Serbest Ticaret Anlaşması (STA) kapsamında menşe belgelerinin doğrulanmasına ilişkin kararlar düzenlendi.


Resmi Gazete’de yayımlanan 8 Ekim 2025 tarihli ve 33041 sayılı kararla birlikte Türkiye-Malezya serbest ticaret anlaşması kapsamında menşe kontrollerine ilişkin Ticaret Serbest Ticaret Anlaşması’nın şeffaf, adil ve güvenilir şekilde uygulanması kararı yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kararla birlikte, STA kapsamında ibraz edilen menşe ispat belgelerine ilişkin kontrollerde, ihracatçı ülke makamlarının yanı sıra ithalatçılardan da bilgi ve belge talep edilmesi mümkün hale geldi.


Açıklamada, yapılan düzenleme ile menşe belgelerinin doğrulanma süreçlerinde hem ihracatçı hem de ithalatçı tarafın sorumlulukları güçlendirilmiş, böylece Serbest Ticaret Anlaşması’nın şeffaf, adil ve güvenilir şekilde uygulanmasının sağlandığı belirtildi.



Menşe kontrollerinde yeni dönem başlıyor


Ticaret Bakanlığı, yapılan düzenlemelerle birlikte gümrük idareleri; tercihli rejimden yararlanmak üzere ibraz edilen menşe belgesine ilişkin şüphe bulunması halinde, anılan belgeyi ihracatçı ülke yetkili makamına doğrulama için gönderebilecek veya ithalatçıdan doğrudan bilgi talep edilebileceğini açıkladı. Aynı zamanda açıklamada, ithalatçıdan bilgi talep edilmesi durumunda, yönetmelik Ek-5’te yer alan formun eksiksiz doldurulması ve destekleyici belgelerle birlikte 3 ay içinde ilgili gümrük idaresine sunulması zorunlu hale getirildiği ifade edildi ve ithalatçılar, beyan ettikleri menşe bilgilerinin doğruluğunu kanıtlayabilecek ek belgeleri sunmakla da yükümlü olduğu bildirildi.


Ticaret Bakanlığı’nca yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:


"Gümrük Kanunu’nun 11’inci maddesi uyarınca, gümrük işlemlerine taraf olan kişiler zaten gümrük idarelerinin talep ettiği bilgi ve belgeleri belirlenen sürelerde sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle yapılan değişiklik, ilave bir yükümlülük getirmemekte, sadece mevcut STA yükümlülüklerimizin etkin şekilde uygulanmasına hizmet etmektedir. Kural temelli uluslararası ticaret sisteminin güçlü savunucularından biri olan Türkiye, birçok ülke ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları aracılığıyla adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir ticaret ilişkilerinin geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu anlaşmalar; taraf ülkeler arasında ticaret ve yatırımın artırılmasının yanı sıra, yeni tedarik zincirlerinin oluşmasına ve bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlenmesine de katkı sağlamaktadır."



"Kurallarının doğru ve titiz uygulanması, STA’lardan etkin faydalanmanın temel unsurlarından biridir"


Bakanlık yaptığı açıklamada, yeni düzenlenmeyle Türkiye-Malezya arasındaki ticari avantajlardan taraf firmaların adil ve kurallara uygun biçimde yararlanmasının hedeflendiğini belirtilerek, "Küresel ticarette tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, menşe kurallarının doğru ve titiz uygulanması, STA’lardan etkin faydalanmanın temel unsurlarından biridir. Bu çerçevede, ülkemiz uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını etkin biçimde kullanarak, STA ortaklarıyla idari iş birliği mekanizmalarını güçlendirmeye devam etmektedir. Türkiye-Malezya STA çerçevesinde yürütülen bu değişiklik süreci, Malezya makamlarıyla yakın diyalog ve teknik iş birliği içerisinde hayata geçirilmiştir. Yeni uygulama ile hedef; 2 ülke arasında menşe kontrollerinin daha etkin hale getirilmesi, STA’nın sağladığı ticari avantajlardan taraf firmaların adil ve kurallara uygun biçimde yararlanmaya devam etmesidir. Menşe kontrollerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar, Malezya başta olmak üzere diğer STA ortaklarımızla da karşılıklı güven, koordinasyon ve etkin iş birliği içerisinde sürdürülecektir" ifadeleri yer aldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Isparta’da elma piyasasında stok iddialarına yanıt Isparta’da soğuk hava depolarında bekleyen elmalarla ilgili gündeme gelen "stokçuluk" iddiaları üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü açıklama yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Tuğrul, depolardaki ürünlerin rutin satış süreci içinde olduğunu belirterek, "Isparta’da bu sezon ekim ayında yaklaşık 800 bin ton elma hasadı gerçekleştirildi. Bunun 507 bin tonu soğuk hava depolarında muhafaza altına alındı. Şu anda bu ürünlerin yalnızca yüzde 8-9’luk kısmı depolarda kalmış olup, ekim ayından bu yana yaklaşık yüzde 90’ı satılmıştır. İlde elma stokçuluğu değil, normal ve rutin bir satış sürecinin devam ettiği görülmektedir" dedi. Isparta’da geçtiğimiz günlerde soğuk hava depolarında bekleyen yaklaşık 50 bin ton elmanın alıcı beklemeye devam etmesi, kamuoyunda üretici ve tüccarın stok yaptığı yönünde tartışmalara neden oldu. Konuya ilişkin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden açıklama geldi. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Tuğrul, bu sezon Isparta’da ekim ayında yaklaşık 800 bin ton elma hasadı gerçekleştirildiğini, bunun 507 bin tonunun atmosfer kontrollü soğuk hava depolarında muhafaza altına alındığını ifade etti. Tuğrul, depolardaki ürünlerin yalnızca yüzde 8-9’luk kısmının kaldığını ve bu ürünlerin de hazirana kadar kademeli şekilde satışa sunulmasının beklendiğini aktardı. "Ekim ayında hasat edilen ürün hava deposunda muhafaza edilerek yıl içerisinde satılıyor" Tuğrul, "Isparta elmacılığın ağırlıkta olduğu bir il. Yıllık ortalama 1 milyon ton civarında elma üretimiyle Türkiye’de en ön sırada yer alıyoruz. Geçen yıl don olayları nedeniyle yaklaşık 800 bin ton civarında üretim gerçekleşti. Bunun 507 bin tonu soğuk hava depolarında muhafaza altına alındı. Ekim ayında hasat edilen ürün yıl boyunca satışa sunuluyor. Yıllık ortalama 800 bin ile 1 milyon ton arasında olan üretimin yaklaşık 500 bin tonu, il genelindeki 116 soğuk hava deposunda muhafaza edilerek yıl içerisinde satılıyor" dedi. "Elmada stokçuluk değil, rutin satış sürüyor" Tuğrul, son günlerde gündeme gelen elmada stokçuluk iddialarına ilişkin, "507 bin ton elmanın şu anda yalnızca yüzde 8-9’luk kısmı depolarda kaldı. Bu da 15 Haziran’a kadar satılmaya devam ediyor. Atmosfer kontrollü soğuk hava depolarında ise satışlar haziran sonu, hatta temmuz ayına kadar sürüyor. Ekim ayından bu zamana kadar ürünün yüzde 90’ı satıldı. Geriye kalan ürün ise söylendiği gibi tüccara değil, üreticiye ait elma. Geçtiğimiz hafta yaptığımız tespitlerde depodaki ürünün sadece yüzde 32’sinin tüccara, geri kalan kısmının ise üreticiye ait olduğunu belirledik. Dolayısıyla ilde elma stokçuluğu değil, normal rutin bir satışın devam ettiği görülmektedir" açıklamasını yaptı. "Elma fiyatlarında maliyetler etkili oluyor" Elmaların soğuk hava depolarına kasalarla girdiğini ve yıl boyunca bu şekilde muhafaza edildiğini belirten Tuğrul, "Ürünler birinci kalite, ikinci kalite, üçüncü kalite ve meysu olarak ayrılıyor. Bir kısmı da meyve suyu fabrikalarına gidiyor. Elma fiyatlarında zaman zaman artış oluyor. Geçen yıl sezon ortasında fiyat yaklaşık 45 lira civarındaydı. Bunun içerisinde ikinci ve üçüncü kalite ürünler de bulunuyor. Bozulan elmalarla birlikte maliyetler 45 liranın çok daha üzerine çıkıyor. Paketleme ve benzeri maliyetler eklendiğinde fiyatlar giderek yükseliyor. Dolayısıyla buradaki 45 liralık fiyatla karşılaştırma yapmak şu an çok yerinde değil. Bazı yerlerde elmanın 100 lira olması, ürünün işlenmesiyle ilgili. Bu süreçte stokçuluk veya yüksek kâr söz konusu değil. Şu anda bununla ilgili piyasa araştırmalarını zaten kontrol altında tutuyoruz" şeklinde konuştu. Bu yıl elma rekoltesinde 1 milyon ton beklentisi Bu yıl elma rekoltesinin 1 milyon tonun üzerine çıkmasını beklediklerini dile getiren Tuğrul, "Geçen yıl don olaylarından çok etkilenmedik ancak lokal olarak etkilenen bölgeler nedeniyle üretim 800-850 bin ton civarında gerçekleşti. Bu sene ise 1 milyon ton üzeri bir beklentimiz var" dedi.
Şanlıurfa TZOB Başkanı Bayraktar: "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şanlıurfa’da önceki hafta "süper hücre" fırtınasının vurduğu Birecik ve Bozova ilçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 3 Mayıs’ta meydana gelen "süper hücre" fırtınasının hasara neden olduğu Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine bağlı kırsal Mezra Mahallesi ile Bozova ilçesine bağlı kırsal Pirhalil Konaklı Mahallesi’nde incelemelerde bulundu. Ziyarette Birecik Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Özateş, "Özellikle bu afetten en çok çiftçilerimiz etkilenmiştir. Fıstık ağaçlarında büyük hasar oluşmuştur" dedi. Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Mehmet Öztürk, "Gördüğünüz gibi süper hücrenin vurduğu zarar, fıstıklar zaten iki yıldır mahsul vermiyordu, şimdi de gelecek iki yıl, gelecek yıla da zarar verdi. Çiftçilerimiz perişan durumda. Gelecek yılın karagözleri bile açtı" ifadelerini kullandı. Mezra Mahallesi’nde çiftçilik yapan Hanifi Görenler, "Bu hale gelen fıstık yaklaşık 2-3 yıl içerisinde hiç verim vermeyecek durumda. Karagözler gitmiş, dallarda yaralanmalar olmuş" şeklinde konuştu. Birecik Ziraat Odası Başkanı Abdulcelil Arıcı, "Şimdi burada 3 Mayıs tarihinde gelen doğal afetten dolayı 2 bin 910 çiftçimiz zarar görmüş, 3 mahallemizde zarar var. Yaklaşık 210 bin dekarda hasar tespit ettik. Durum bundan ibaret. Yüzde 20 ile yüzde 90 arasında hasar var" dedi. Meydan Mahallesi Muhtarı Kazım Özateş, "İlçemizde yaşanan doğal afet sonrası fıstık ağaçlarımızda zarar meydana gelmiştir. Meyve ağaçlarımız, sebze alanlarımız kullanılamaz hale gelmiştir" diye konuştu. Çiftçilerin zararının karşılanması için gerekli girişimler yapılacak Ziyaretinde çiftçilerle görüşen Şemsi Bayraktar, yaşanan felaketin boyutunun büyük olduğunu belirtti. Bayraktar, "Urfa’da doğal afet gören çiftçilerimizi ziyaret etme imkanımız oldu. Çiftçilerimizi dinleme imkanımız oldu. Bu afetler devam edecek gibi de görünüyor. Geçen sene yaklaşık bin 11 afet yaşadık, yani bu önemli bir rakam. Başta kuraklık ve don olmak üzere her türlü afeti gördük. Bu sene de aşırı yağışlar devam ediyor. Bu aşırı yağışlar sonucunda da sel felaketleriyle karşı karşıyayız. Tarım alanlarını su basıyor. Geçen sene don felaketini çok geniş şekilde yaşadık ama yine bazı illerde don felaketi yaşıyoruz. Geçen hafta ben Iğdır’daydım. Don felaketi maalesef geniş alanda ürünlerimize zarar verdi. Bu gölgelerde, Antep ve Urfa’da gördüğümüz gibi dolu felaketi ve son yıllarda da çok artış gösteren hortum felaketiyle karşı karşıyayız. Bunlar da tarımsal üretime zarar veriyor. Burada TARSİM kapsamında olan üreticilerimize TARSİM belli oranlarda yardımlarda bulunacak ama TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var. Çiftçimiz de haklı olarak bize ’Hem örgütlerimizi hem de devletimizi böyle bir zamanda yanımızda görmemiz lazım’ diyorlar. Fevkalade haklılar. Tabii bir de örgütler olarak buradayız. Ben de Ziraat Odaları Genel Başkanı olarak bütün afet bölgelerinde bulunmaya çalışıyorum. Gördüklerimizi de, çiftçilerimizin taleplerini de başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili bakanlara intikal ettiriyoruz. İnşallah bu afetten zarar gören çiftçilerimize yardım alırız, onların borçlarının yapılandırılmasını sağlarız" diye konuştu.