GÜNDEM - 06 Şubat 2025 Perşembe 12:42

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Eroğlu: "70 bölge ve il odası ile birlikte büyük bir gönüllü arama kurtarma ekibini kurmaya hazırlanıyoruz"

A
A
A
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Eroğlu: "70 bölge ve il odası ile birlikte büyük bir gönüllü arama kurtarma ekibini kurmaya hazırlanıyoruz"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada TVHB Afet Destek Birimi kurduklarını belirterek, "70 bölge ve il odası ile birlikte büyük bir gönüllü arama kurtarma ekibini kurmaya hazırlanıyoruz" dedi.


Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde basın açıklaması yaptı. Eroğlu, asrın felaketinde tarifsiz acılar yaşandığını belirterek, "Bu elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı; Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 3 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor; ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Depremler evcil, çiftlik ve yabani hayvanların yaşamını da etkilemiştir"


Depremlerin toplumun tüm kesimlerinde derin yaralar bıraktığını, sosyal, ekonomik ve çevresel düzen üzerinde yıkıcı etkiler meydana getirdiğini anlatan Eroğlu, "Depremler yalnızca insan hayatını değil, aynı zamanda çok sayıda evcil, çiftlik ve yabani hayvanın yaşamını da etkilemiştir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak daha önce yaşanan deprem ve sel felaketlerinde olduğu gibi 6 Şubat merkezli depremlerde de afetin ilk anından itibaren insan ve hayvan sağlığını koruma sorumluluğuyla harekete geçerek, yaraların sarılması için tüm imkanlarımızı seferber ettik" diye konuştu.



"Veteriner hekimler zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür"


Eroğlu, veteriner hekimler tarafından sahada kritik görevler üstlenildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"Deprem bölgelerinde enkaz altından çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılmış, sahipsiz kalan hayvanların güvenli alanlara nakli sağlanmış, zoonotik hastalıkların yayılmasını önlemek için çalışmalar yürütülmüş ve su ile gıda güvenliğinin sağlanması için yoğun çaba harcanmıştır. Mesleki uzmanlık ve fedakârlıklarıyla veteriner hekimler afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koyarak, sahada her türlü zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür."



"Afet yönetimi konularının eğitiminin müfredatında yer bulması önemlidir"


Afet yönetiminin önemine işaret eden Eroğlu, sürdürülebilir iyileştirme süreçlerini kapsayan çalışmalara imza atılması gerektiğini vurgulayarak, "Deprem bölgelerinde zoonotik hastalıkların kontrol altına alınmasına yönelik önleyici sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, afet sonrası sahipsiz hayvanlar için sürekli barınma ve bakım sistemlerinin oluşturulması, afet yönetimi konularının veteriner hekimlik eğitiminin müfredatında daha kapsamlı bir yer bulması önemlidir" diye konuştu.



"106 klinik ağır hasar görmüş, 64 klinik yıkılmıştır"


TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:


"Deprem nedeniyle veteriner kliniklerinin büyük çoğunluğu ağır hasar almış veya tamamen yıkılmıştır. Yapılan tespitlere göre bölgede 106 klinik ağır hasar görmüş, 64 klinik ise tamamen yıkılmıştır. Bazı veteriner hekim meslektaşlarımız, uygun çalışma ortamlarından yoksun bir şekilde halen konteynerlerde hizmet vermeye devam etmektedir. Depremzede veteriner hekimlerimiz depremin enkazını omuzlamaya devam ediyor."



"Veteriner hekimlerin tüm ilaç stokları zayi olmuştur"


Depremzede veteriner hekimlere devlet desteği sağlanmazsa hayvancılığın ve halk sağlığının tehlikeye gireceğini dile getiren Eroğlu, "Depremde kliniği ve deposu yıkılan veteriner hekimlerin tüm ilaç stokları zayi olmuştur. Bölgedeki veteriner hekimlere devlet tarafından kayıplarının telafisine yönelik herhangi bir destek de sağlanmamıştır. Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması, yalnızca onların değil, aynı zamanda bölgedeki hayvancılığın da ayakta kalabilmesi için hayati bir gerekliliktir" şeklinde konuştu.



"Veteriner hekimler ilaç temininde ciddi sıkıntılar yaşamaktadır"


Eroğlu, konuşmasında şu ifadelere de yer verdi:


"Öte yandan deprem felaketinin ardından bölgede ekonomik ve lojistik sorunlar da sürmekte, veteriner hekimler tıbbi malzeme ve ilaç temininde de ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Elektrik ve internet kesintileri gibi altyapı eksiklikleri nedeniyle İlaç Takip Sistemi ve ATS sistemlerine erişimde aksaklıklar yaşanmakta, bu durum veteriner hekimleri cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Deprem bölgesindeki veteriner hekimler için ilaç stoklarının güncellenmesi ve geçmiş kayıplar sebebiyle uygulanacak cezai işlemler konusunda acilen esneklik sağlanmalıdır. Aksi takdirde, meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmesi imkânsız hale gelecektir."



"İş yeri kiralarındaki fahiş artış veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir"


Uzun vadeli düşük faizli kredilerin veteriner hekimlere acilen sağlanması gerektiğini aktaran Eroğlu, şöyle konuştu:


"İşyeri kiralarındaki fahiş artış, yem fiyatlarının yükselmesi ve hayvancılığın ciddi oranda gerilemesi, mevcut veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Öte yandan, rezerv ilan edilen veya edilmeyen inşaat alanlarındaki gecikmeler nedeniyle yeni bir işyeri bulmak da büyük bir sorun haline gelmiştir. Uzun vadeli kredilerle desteklenen TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur. Bölgede görev yapan meslektaşlarımız ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklenmiştir. Bu nedenle uzun vadeli, düşük faizli kredi imkânları ivedilikle sağlanmalıdır."



"Nakdi yardımların artırılması yönündeki taleplerimizi yineliyoruz"


Veteriner hekimlerin taleplerinin görmezden gelinmemesi gerektiğini söyleyen Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak yıkılan kliniklerin yerine yenilerinin yapılabilmesi için ayni ve nakdi yardımların artırılması yönündeki taleplerimizi yineliyoruz. Veteriner hekimlerin bilgi birikimi ve uzmanlığı sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve toplum refahını da doğrudan etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki veteriner hekimlerin yokluğu, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir. Veteriner hekimlerin sesi duyulmalı, talepleri görmezden gelinmemelidir" ifadelerini kullandı.



"Büyük bir gönüllü arama kurtarma ekibini kurmaya hazırlanıyoruz"


Eroğlu, "Türk Kızılayı ile 2021 yılında gelecekte meydana gelmesi muhtemel afetlerde hayvanlara ilk yardım sağlanması konusunda iş birliği içinde hareket etme kararlılığımızı imzaladığımız protokol ile ortaya koyduk. Meydana gelebilecek doğal afet ve kriz anlarında halk sağlığının korunması, hayvan sağlığının gözetilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması adına yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. TVHB olarak TVHB Afet Destek Biriminin kuruluşunu gerçekleştirdik. 70 bölge ve il odası ile birlikte büyük bir gönüllü arama kurtarma ekibini kurmaya hazırlanıyoruz" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Balçova’da Ramazan dayanışması: "Maarifin kalbinde Ramazan" Millî Eğitim Bakanlığı’nın öncülüğünde eğitim aracılığıyla toplumsal değerleri pekiştirme ve paylaşma kültürünü yayma hedefi doğrultusunda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikler, Balçova’da anlamlı bir dayanışma örneğine dönüştü. Balçova Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleri, Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatmak ve ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla geleneksel bir ramazan sofrası hazırladı ve hazırlanan kumanyaları, ihtiyaç sahibinin evlerine titizlikle ulaştırdı. Halk Eğitim Kursiyerleri, Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhunu somut bir şekilde yaşatırken Yiyecek İçecek Bölümü usta öğreticisi Yıldırım Algül’ün katkılarıyla hazırlıklar başarıyla tamamlandı. "Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte paylaşıyoruz" Balçova İlçe Millî Eğitim Müdürü İbrahim Doğru, etkinliğe bizzat katılarak kumanyaların hazırlanmasına yardım etti ve ihtiyaç sahiplerine dağıtım sürecinde eşlik etti. Doğru, etkinlik hakkında şunları ifade etti: "Ramazan ayı, paylaşmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir. Bu anlamlı etkinlik, öğrencilerimiz ve kursiyerlerimizle birlikte toplumumuzun her kesimine dokunmamızı sağladı. Bizler, eğitim yoluyla sadece bilgi değil; aynı zamanda değerleri, empatiyi ve insan sevgisini de kuşaklara aktarmayı hedefliyoruz. Ramazan’ın bu manevi atmosferini birlikte paylaşmak, toplumsal birlikteliğimizin en güzel örneğidir." Etkinlik, kursiyerlerin özverisi ve öğrencilerin desteğiyle, Ramazan ruhunun güçlendiği ve toplumda farkındalık oluşturan bir dayanışma etkinliği olarak tamamlandı.
İstanbul TV+, mart ayı içeriklerini açıkladı TV+, mart ayını zengin içerik seçkisiyle karşılıyor. Ses getiren dizilerden merakla beklenen filmlere kadar birçok içerik platformda izleyicileri ile buluşuyor. Bu ayın dikkat çeken yapımları arasında Marshals, Blue Lights, Exit 8, DJ Ahmet, Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi, Weapons, Killers of the Flower Moon, The Madison, CODA, The Lost Bus, Highest 2 Lowest ve Argylle yer alıyor. Dijital platform TV+, mart ayına özel içeriklerini kullanıcılarına sundu. Mart ayında plarformda izleyiciyle buluşan içerikler şöyle açıklandı: Marshals 2026 yapımı neo-western ve suç draması Marshals, izleyiciyi çok sevilen Yellowstone evreninin yeni bir ayağına davet ediyor. Dizinin merkezinde, Luke Grimes’in canlandırdığı Kayce Dutton yer alıyor; karakter, ABD Mareşalleri’ne katılarak Montana’da adaletin izini sürüyor. Logan Marshall-Green, Arielle Kebbel gibi isimler de ekipte yer alırken, yaratıcı ve showrunner koltuğunda Taylor Sheridan ile Spencer Hudnut bulunuyor. Bu spin-off hem aksiyon hem karakter derinliğiyle martın dikkat çeken yapımları arasında yer alıyor. Marshals, 2 Mart’tan itibaren Amerika ile aynı anda ve sadece TV+’ta izlenebiliyor. Blue Lights İngiltere yapımı polisiye drama Blue Lights, Belfast’ta geçen çarpıcı bir hikâyeyi anlatıyor. Yönetmenliğini Gilles Bannier’in üstlendiği dizide; Siân Brooke (Grace), Katherine Devlin (Annie), Nathan Braniff (Tommy) ve Martin McCann (Stevie) gibi oyuncular, polis akademisini yeni bitirmiş genç memurların sokakların gerçekleriyle yüzleşmesini izleyiciye aktarıyor. Belfast’ın karmaşık sosyopolitik atmosferinde düşmanlıklar, dostluklar ve bireysel mücadeleler, suçun iç yüzünü dramatik tonda sunuyor. Blue Lights, 31 Mart’ta tüm sezonlarıyla TV+’ta yer alacak Exit 8 2025 yapımı Japon gizem-korku filmi Exit 8, The Exit 8 adlı video oyunundan sinemaya uyarlanan sürükleyici bir psikolojik macera sunuyor. Yönetmen Genki Kawamura’nın önderliğindeki filmde Kazunari Ninomiya ve Yamato Kôchi başrolleri paylaşıyor. Hikâye, kendisini esrarengiz bir metro istasyonunda kaybolmuş bulan bir adamın sonsuz gözüken koridorlardan Exit 8 çıkışını bulma mücadelesini konu alıyor. Film sıradışı mekân kullanımı ve beklenmedik dönemeçlerle korku ve gerilim sevenleri içine çekiyor ve 5 Mart’tan itibaren platformdan izlenebiliyor. DJ Ahmet Drama, müzik ve gençlik temalarını bir araya getiren DJ Ahmet (2025), yönetmen ve senarist Georgi M. Unkovski’nin imzasını taşıyor. 15 yaşındaki Ahmet’in müzik tutkusu, tutucu bir köyde büyümenin ve ilk aşkla yüzleşmenin hikâyesini açığa çıkarıyor. Arif Jakup başrolde Ahmet’i canlandırırken, Agush Agushev ve Dora Akan Zlatanova gibi isimler de kadroda yer alıyor. Film, Kuzey Makedonya’nın kırsal yaşamını sıcak ve samimi bir bakışla resmediyor. DJ Ahmet, 1 Mart’tan itibaren platformdan izlenebiliyor. Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi Modern ilişkilerin ve bireysel dönüşümlerin nabzını tutan dizi, Mira’nın boşanma sonrası hayatını yeniden inşa etme sürecine odaklanıyor. Başrollerini Nehir Erdoğan ve Yiğit Özşener’in paylaştığı dizide, karakterin kendini keşfetme yolculuğu; romantik sürprizler, beklenmedik dostluklar ve yeni başlangıçlarla örülüyor. Mira’nın çevresiyle kurduğu bağlar, izleyiciye hem empati duygusunu hissettiriyor hem de ilham veren anlar sunuyor. Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi, 13 Mart’ta HBO Max ile aynı anda platformda yer alacak. Weapons 2025 yapımı korku ve gizem türündeki Weapons, son dönemin dikkat çeken yönetmenlerinden Zach Cregger imzasını taşıyor. Barbarian ile büyük ses getiren Cregger, bu kez küçük bir kasabada aynı anda ortadan kaybolan çocukların ardındaki karanlık gerçeği merkezine alıyor. Güçlü oyuncu kadrosunda; Josh Brolin, Julia Garner, Alden Ehrenreich ve Benedict Wong gibi sevilen isimler yer alıyor. Gerilimi adım adım yükselten atmosferi ve çok katmanlı hikâyesiyle Weapons, 20 Mart’tan itibaren TV+’ta yer alacak ve izleyicisini ekran başına kilitleyecek iddialı yapımlar arasında öne çıkacak. Killers of the Flower Moon Sinema dünyasının yaşayan efsanesi Martin Scorsese imzalı bu başyapıt, 2023 yılında izleyiciyi 1920’lerin Oklahoma’sına, karanlık bir ihanet hikayesine götürüyor. Başrollerini Oscar’lı dev isimler Leonardo DiCaprio ve Robert De Niro’nun paylaştığı film, Osage yerlilerinin gizemli cinayetlerini ve FBI’ın doğuşunu konu alan sarsıcı bir suç draması. Görkemli prodüksiyonuyla dikkat çeken bu epik yapım, hem tarihin tozlu sayfalarını aralıyor hem de adalet kavramını derinlemesine sorguluyor. Killers of the Flower Moon, 31 Mart’ta sadece platformda izleyiciler ile buluşacak. The Madison Televizyonun dahi kalemi Taylor Sheridan’ın imzasını taşıyan dizi, lüksü ve aile bağlarını Montana’nın sert ama büyüleyici atmosferiyle harmanlıyor. Başrolünde Hollywood’un ikonik yıldızı Michelle Pfeiffer’ın yer aldığı yapım, New York’tan Madison Nehri vadisine taşınan bir ailenin yaşadığı dramatik olayları işliyor. Modern bir aile destanı niteliğindeki dizi, kaliteli oyunculukları ve etkileyici manzaralarıyla şimdiden izleme listelerinin üst sıralarında. The Madison, 15 Mart’ta Amerika ile aynı anda, platformda izlenebilecek. CODA 2022 yılında Oscar’da En İyi Film ödülünü kucaklayarak gönülleri fetheden bu sıcacık dram, izleyiciyi müzik ve aile sevgisi dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Yönetmen Siân Heder’ın imzasını taşıyan filmde, işitme engelli bir ailenin duyan tek üyesi olan Ruby’nin (Emilia Jones), ailesine olan bağlılığı ile şarkı söyleme hayalleri arasındaki kalp ısıtan ikilemini izliyoruz. Başrollerinde Troy Kotsur’un unutulmaz performansıyla devleştiği CODA, samimi anlatımıyla "kendini iyi hisset" (feel-good) türünün en başarılı örneklerinden biri. 3 Mart’ta yayına giren CODA, platformda izlenebiliyor. The Lost Bus Yönetmen koltuğunda Paul Greengrass’ın oturduğu bu heyecan verici yapım, 2018 yılında Kaliforniya’da yaşanan büyük yangın felaketinden esinlenen gerçek bir kahramanlık hikayesini beyazperdeye taşıyor. Başrollerini Matthew McConaughey ve America Ferrera gibi güçlü isimlerin paylaştığı film, bir okul otobüsü şoförü ve öğretmenin, öğrencileri alevlerin arasından kurtarma çabasını konu alan bir hayatta kalma draması. Gerilimin bir an bile düşmediği film, insan iradesinin zor şartlar altındaki gücünü etkileyici bir görsellikle sunuyor. The Lost Bus, 10 Mart’ta platformda izleyiciler ile buluşacak. Highest 2 Lowest Spike Lee’nin 2025 tarihli suç gerilimi, Denzel Washington ve Jeffrey Wright’ı karşı karşıya getiriyor. Kurosawa’nın "High and Low" klasiğinden ilham alan film, modern New York’ta bir fidye krizinin ahlaki sonuçlarını irdeliyor. Highest 2 Lowest, 17 Mart’tan itibaren platformda yer alacak. Argylle Aksiyon ve komediyi stil sahibi bir estetikle birleştiren yönetmen Matthew Vaughn, 2024 yapımı bu filmle izleyiciyi parıltılı ve gizemli bir casusluk dünyasına davet ediyor. Henry Cavill, Dua Lipa ve Bryce Dallas Howard gibi yıldızlar geçidine ev sahipliği yapan yapım, yazdığı casusluk romanlarının gerçek dünyadaki karanlık bir yeraltı örgütünün planlarıyla örtüşmeye başlamasıyla hayatı altüst olan bir yazarın maceralarını anlatıyor. Rengarenk görselliği ve ters köşeleriyle "Argylle", eğlenceli ve yüksek tempolu bir sinema deneyimi vadediyor. Argylle, 24 Mart’ta platformda yer alacak.
Antalya Toros kardeleni için kontrollü üretim ve ihracat modelini sürdürüyor Tarım ve Orman Bakanlığı, anavatanı Antalya’nın Akseki ilçesi olan Toros kardeleni (Galanthus elwesii) için kontrollü üretim ve ihracat modelini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Bakanlık tarafından 5 yıl süreyle koruma altına alınan Toros kardeleninin doğal popülasyonlarını korumak amacıyla doğadan sökümü yasaklanırken, üretim yalnızca Bakanlık izniyle oluşturulan parsellerde gerçekleştiriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen uygulamaya göre kardelen üretimi yapmak isteyen ihracatçı firmalar için özel üretim parselleri oluşturuluyor. Bu parsellerde yapılan üretim ise Bakanlık bünyesindeki ziraat mühendislerinin denetimi altında yürütülüyor. Uygulama kapsamında üreticilere yıllık söküm ve ihracat kotası veriliyor. Üreticiler yalnızca kendi üretim parsellerinden ve belirlenen kota miktarı kadar söküm yapabiliyor. Söküm işlemleri de yine bakanlık görevlisi ziraat mühendislerinin gözetiminde gerçekleştiriliyor. Yetkililer, uygulanan kontrollü üretim modeli sayesinde hem Toros kardeleninin doğal popülasyonlarının korunmasının hem de üreticilerin yasal ve sürdürülebilir şekilde ihracat yapabilmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen ve endemik türler arasında yer alan kardelenler, nergisgiller familyasına ait olup bilimsel adı "Galanthus" olarak biliniyor. Toroslar’da yetişen Galanthus elwesii türü ise Avrupa pazarlarında en çok talep gören kardelen türleri arasında yer alıyor. Süs bitkisi olarak da kullanılan kardelen soğanı; kozmetik sanayisinin yanı sıra tıp alanında bazı ilaçların üretiminde de değerlendiriliyor. "7 milyon kardelen soğanı ihraç edilecek" Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Doğal Çiçek Soğanlarının 2026 Yılı İhracat Listesi Hakkında Tebliğ" kapsamında 7 milyon adet Toros kardeleni (Galanthus elwesii) soğanının üretim parsellerinden sökülerek Avrupa ülkelerine ihraç edilmesine izin verildi. 12 Aralık 2025 tarihli ve 33105 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Tebliğe göre üretim parsellerinde yetiştirilen 7 milyon adet Galanthus elwesii (Toros Kardeleni) soğanının ihracatı gerçekleştirilebilecek. "Doğadan toplama yasak" Bakanlık tarafından yayımlanan düzenlemeye göre doğadan toplanan birçok bitki türünün ihracatı yasaklandı. Buna göre doğadan sökülen soğan, yoğurt çiçeği, çiğdem, ters lale, zambak, müşkürüm, kara çiğdem, lale, yılan bacağı, yılan pancarı, çakmuz, yılan bıçağı, nilüfergiller, salepgiller, yılan yastığı, kum zambağı, şark sümbülü, censiyan, siklamen, kardelen, süsen, şakayık ve sarıkokulu gibi türlerin ihracatına izin verilmeyecek. Öte yandan bazı siklamen çeşitleri ile Toros ve Karadeniz kardeleni ile sarıkokulu türleri için kota uygulaması getirildi. Tebliğde popülasyon durumu ve münavebe esaslarına göre belirlenen yer ve türlerde söküm yapılamayacağı belirtilirken, Galanthus elwesii başta olmak üzere bazı türlerin doğadan toplanmasının yasak olduğu bildirildi. "Akseki’de üretim parselleri oluşturuldu" Antalya’nın Akseki ilçesinde kardelen soğanı ihracatı yapan Mehmet Oğuz, "Torosların gelinliği" olarak bilinen kardelenlerin Avrupa’da ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanıldığını söyledi. Firmalarının 2015 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izin aldığını belirten Oğuz, 2016 yılından itibaren kendilerine ait tarım arazilerinde damızlık parseller oluşturmaya başladıklarını ve her yıl üretim alanlarını genişlettiklerini ifade etti. Oğuz, "Bakanlıktan aldığımız yetkiyle Akdeniz Bölgesi’ne has endemik tür olan Toros kardeleninin üretimini kendi arazilerimizde gerçekleştiriyoruz. Üretim parsellerinden elde edilen soğanlar, belirlenen kota dahilinde Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor" dedi. "250 kilogram tohumla başladık" 2016 yılında Akseki’nin Çimi Mahallesi’nde üretime başladıklarını anlatan Mehmet Oğuz, Tarım ve Orman Bakanlığının kontrolünde ilk etapta 250 kilogram kardelen tohumu ektiklerini söyledi. Oğuz, "Bugüne kadar yaklaşık 2 milyon 500 bin tohumdan anaçlıktan alıp elde ettiğimiz 600 binin üzerinde büyük boy ürün elde ettik. Bu ürünlerin elek altılarını ise Bakanlığın bize vermiş olduğu yetkiyle doğaya tekrar bıraktık ve doğal üretimin devamı için ekimini gerçekleştirdik. 2016 yılından bu yana düzenli olarak ekim yapıyoruz" diye konuştu. "Tohumdan yumru soğan elde ediyoruz" Akseki’nin Çimi Mahallesi’ndeki arazilerinde yürüttükleri üretime dikkat çeken Oğuz, kardelenlerin hem tohumdan hem de kökten çoğaldığını belirtti. Oğuz, "2 milyon 500 bin tohumu yaklaşık 600 bin adet yumru soğandan elde ettik. Kardelenler sadece kökten yavru vermiyor. Çiçekler döküldükten sonra oluşan kozalakta 50 ile 100 arasında tohum oluşuyor. Alttaki yumrular ise büyüklüğüne göre 8 ile 20 arasında yavru veriyor. Buradaki amacımız doğanın talan edilmemesi ve türün doğada devamlılığının sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı. "Doğadan söküm 5 yıl yasak" Doğada kendiliğinden yetişen Toros kardeleninin belirlenen kotanın üzerinde toplanması ve neslinin tehlike altına girmesi nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl Akseki bölgesinde doğadan sökümün 5 yıl süreyle yasaklandığı hatırlatıldı. Tebliğde ayrıca doğadan izinsiz ve kaçak toplama yapan kişi veya kuruluşlar hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri uyarınca işlem yapılacağı belirtildi. İhracat aşamasında gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar hakkında ise 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yasal işlem uygulanacağı kaydedildi. Biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir ihracatın sağlanması amacıyla üretim parselleri modelinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiği bildirildi.
Aydın Bakan Yardımcısı Eminoğlu, Köşk’te gençlerle buluştu Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesindeki Gençlik Merkezi’nde gençlerle bir araya gelerek sohbet edip görüş ve önerileri dinlendi. Aydın’ın Köşk ilçesinde Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu’nun katılımıyla Köşk Gençlik Merkezi’nde gençlerle buluşma programı düzenlendi. Köşk Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda Bakan Yardımcısı Eminoğlu ve Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, gençlerle bir araya gelerek sohbet etti. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada gençlerin görüş ve önerileri dinlenirken, gençlerin enerjisi ve heyecanı programa damga vurdu. Gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını ifade eden Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, gençlerin fikirlerini dinlemenin ve onların heyecanını paylaşmanın kendileri için çok kıymetli olduğunu belirtti. Başkan Güler; "Gençlik ve Spor Bakan Yardımcımız Dr. Enes Eminoğlu’nun katılımlarıyla Köşk Gençlik Merkezimizde düzenlenen programda, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizle bir araya gelerek samimi ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Gençlerimizin fikirlerini dinlemek, onların enerjisini ve heyecanını paylaşmak bizler için çok kıymetli. Nazik katılımları ve vermiş olduğu destekler için Bakanımıza teşekkür ediyor, gençlerimize başarı dolu bir gelecek diliyorum" dedi.
Aydın Bozdoğan’da ihtiyaç sahibi vatandaşların talepleri yerine getiriliyor Bozdoğan Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında ilçede yaşayan engelli ve yaş almış vatandaşları yalnız bırakmıyor. Kültür ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından yürütülen çalışmalarla vatandaşlar evlerinde ziyaret edilerek ihtiyaç ve talepleri yerinde dinleniyor. Gerçekleştirilen ziyaretlerde vatandaşların hal ve hatırları sorulurken, talep ve ihtiyaçları da belediye ekipleri tarafından karşılanıyor. Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel’in talimatıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında sosyal destek ekipleri ilçenin farklı mahallelerinde ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Belediyeden yapılan açıklamada, yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 160 vatandaşa birebir ulaşıldığı ve ihtiyaçların yerinde tespit edilerek gerekli desteklerin sağlandığı belirtildi. "Belediyen Yanında" sloganıyla yürütülen çalışmalar kapsamında açıklamada bulunan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel "Bozdoğan Belediyesi olarak ilçemizde yaşayan engelli ve yaş almış kıymetli hemşehrilerimizi evlerinde ziyaret ederek gönül kapılarını çalıyoruz. Büyüklerimizin hâl ve hatırlarını sorup sohbet ediyor, taleplerini ve ihtiyaçlarını yerinde dinleyerek yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Onların duası ve yaşam tecrübeleri bizim için en kıymetli rehberdir. Sosyal belediyecilik anlayışıyla yalnızca hizmet götüren değil, gönüllere dokunan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz. İhtiyaç sahibi, engelli ve yaş almış vatandaşlarımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Bozdoğan’da dayanışma var, vefa var, sahip çıkma var. Çünkü Bozdoğan’da kimse yalnız değil" ifadelerini kullandı.