EKONOMİ - 08 Ocak 2026 Perşembe 10:30

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin de zararları karşılanmalıdır"

A
A
A
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin de zararları karşılanmalıdır"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır" dedi.


TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2025 yılının üreticiler için zor geçtiğini belirten Bayraktar, "2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don, kuraklık, hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem’ şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken, böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK’ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK’dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimiz de bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır. Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir. Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar’a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapıldı ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı" ifadelerine yer verdi.



"Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır"


2025 yılında zirai don kadar kuraklığın da tarımsal üretime zarar verdiğini vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ziraat odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır. 2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi. Bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusunun daha çok üzerine gidilmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’e 2 Semt Evi, 1 Barınma Evi geliyor Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Sütçüler ve Habibler mahallelerinde yapılacak semt evleri ve Yeni Mahalle’ye kazandırılacak Barınma Evi için hayırseverlerle protokol imzaladı. Kepez Belediyesi, kentin dört bir yanında temel hizmet çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan da sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ilçe sakinlerinin ihtiyaçlarına yönelik projelere yenilerini ekliyor. Bu kapsamda Kepez’e, vatandaşların sosyal, kültürel ve barınma ihtiyaçlarına cevap verecek 2 semt evi ve 1 barınma evi kazandırılacak. Semt evleri ve barınma evi protokolleri, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile hayırseverler arasında, başkanlık makamında imza altına alındı. Sütçüler Mahallesi’ne kazandırılacak semt evinin protokolü, hayırsever Mehmet Halil Çiçek, Habibler Mahallesi semt evi protokolü ise hayırsever Emin Aktaş ile imzalandı. Semt evleri, mülkiyetleri Kepez Belediyesi’ne ait olan Sütçüler Mahallesi 27140 adadaki park alanına ve Habibler Mahallesi 26393 adadaki park alanına inşa edilecek. Yeni semt evleri; vatandaşların taziye kabul edebileceği, sosyal etkinliklerin düzenlenebileceği ve mahalle sakinlerinin bir araya gelerek dayanışma içerisinde olabileceği merkezler olarak hizmet verecek. Barınma evi Kepez Barınma Evi protokolü, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve Bilal Canpolat tarafından imza altına alındı. Protokol kapsamında; Yenimahalle 25506 ada 5 parselde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Sosyal Tesis Alanı’nda yer alan 3 katlı, 125 metrekare zemin oturumlu ve asma kat tadil edilerek Barınma Evi olarak kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne bağışlanacak.
Çankırı Kış aylarının doğal antibiyotiği tarhana çorbası yoğun talep görüyor Çankırı’da hava sıcaklığının düşmesinin ardından hastalıklardan korunan vatandaşlar, tarhana çorbasına yöneliyor. Kentte bulunan çorbacılar, kış mevsiminin gelmesi ile vatandaşların en çok tarhana çorbasına rağbet gösterdiğini ifade etti. Havaların soğumasıyla birlikte gribal enfeksiyon vakalarında yaşanan artış, vatandaşları hastalıklardan korunmak için doğal yöntemlere yönlendiriyor. Bu süreçte, ‘şifa deposu’ olarak adlandırılan tarhana çorbası, bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenlerin ilk tercihi oluyor. Büyük bir özenle hazırlanan tarhana çorbası, hem damaklarda unutulmaz bir lezzet bırakıyor hem de hastalıklara karşı direnç kazandırıyor. Kış aylarının sembolü haline gelen tarhana çorbası, içeriğindeki vitaminler, mineraller ve doğal antibiyotik özellikleri sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlıyor. Masallara konu olan ve Çankırı’ya ait olduğu bilinen Keloğlan ile özdeşleşen tarhana çorbası, yörede "Keloğlan çorbası" adıyla da anılıyor. Çankırı’da bulunan çorbacılarda da kış mevsiminin gelmesiyle birlikte tarhana çorbasına ilgi arttı. Restoran işletmecileri, vatandaşların kış mevsiminde ilk tercihlerinin tarhana çorbası olduğunu söyledi. "Tarhana çorbamız tam bir şifa deposudur" Vatandaşların tarhana çorbasına ilgisinin fazla olduğunu söyleyen Ali Göregen, "Keloğlan’ın annesinin şifalı çorbası olan tarhana çorbası, kış aylarında adeta antibiyotik yerine tüketilen vazgeçilmez bir lezzettir. Gerçekten harika bir çorbadır. Bunun yanı sıra Keloğlan pidesi ve kızılcıklı ekmek kadayıfı gibi, Türkiye’nin başka hiçbir yerinde olmayan ve sadece Çankırı’ya özgü tatlılar da bulunmaktadır. Tarhana çorbamız tam bir şifa deposudur. Hepimizin evinde mutlaka bulunan, vazgeçilmez bir çorbadır. Keloğlan’ın annesi öyle bir çorba yapmış ki aradan yıllar geçmesine rağmen bugün bile bizlere sağlık dağıtmaya devam ediyor. Kışın şifa arayan ve hasta olmak istemeyen herkese tarhana çorbasını gönül rahatlığıyla öneririm" diye konuştu. "Ben de kış aylarında tarhana çorbası tüketiyorum" Kış aylarında hastalıklardan korunmak için tarhana çorbası tükettiğini söyleyen Kübra Göregen ise, "Kış aylarının vazgeçilmez antibiyotiği tarhana çorbasıdır. Birçok rahatsızlığa iyi gelir. Ben de kış aylarında tarhana çorbası tüketiyorum ve herkese tavsiye ediyorum. Bu çorba, Çankırı’da Keloğlan çorbası olarak bilinir. Keloğlan’ın annesinin şifalı tarifiyle yapılan özel bir çorbadır" ifadelerini kullandı.
Karabük KBÜ’de bütünleşik yüksek lisans başvuruları başlıyor Karabük Üniversitesi (KBÜ), başarılı lisans öğrencilerine bütünleşik yüksek lisans programı ile lisansüstü eğitime kesintisiz geçiş imkânı sağlıyor. Karabük Üniversitesinde bütünleşik yüksek lisans programı için başvurular 12-23 Ocak 2026 tarihleri arasında alınacak. KBÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü tarafından yürütülen program kapsamında, lisans öğrenimine devam eden başarılı öğrencilerin yüksek lisans sürecine erken aşamada dâhil olması hedefleniyor. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının kararı doğrultusunda hayata geçirilen program, üniversitenin akademik planlama ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme vizyonu çerçevesinde uygulanıyor. Bütünleşik yüksek lisans programı; akademik kariyer hedefleyen, bilimsel araştırmalara erken dönemde yönelmek isteyen ve eğitim sürecini etkin şekilde planlamayı amaçlayan öğrencilere yönelik olarak tasarlandı. Lisans eğitimi sırasında alınan yüksek lisans dersleri sayesinde öğrenciler, mezuniyet sonrasında ara vermeden lisansüstü eğitimlerine devam edebiliyor. Programa başvuracak adayların belirlenen yarıyılları başarıyla tamamlamış, en az 3,00 genel not ortalamasına sahip ve disiplin cezası almamış olmaları gerekiyor. Başvurular yalnızca birinci öğretim tezli programlar için geçerli olurken, değerlendirmeler lisans başarı sıralamasına göre yapılacak. Kontenjanlar ise ilgili lisansüstü programların belirlenen oranları doğrultusunda planlanıyor. Programa ilişkin detaylı bilgilere Karabük Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünün internet sitesi üzerinden ulaşılabileceği belirtildi.
Karabük KAPGEM’den olimpik gelecek için Spor Üniversitesi önerisi Karabük Üniversitesi (KBÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM) tarafından hazırlanan 11. politika raporunda, Türkiye’de sportif başarının kurumsal ve bilimsel bir zemine taşınmasını hedefleyen "Spor Üniversitesi" modeli gündeme getirildi. KAPGEM tarafından hazırlanan politika raporunda, Türkiye’nin olimpik ve uluslararası sportif başarısını artırmayı amaçlayan "Spor Üniversitesi" modeli kamuoyuyla paylaşıldı. Karabük Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısına, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni, Karabük Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, dekanlar, yüksekokul müdürleri, akademisyenler, KAPGEM üyeleri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Türkiye’nin üniversiteleşme sürecinde yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, tematik üniversite modellerinin giderek önem kazandığını söyledi. Kırışık, "1981’de 19 olan üniversite sayısı bugün 205’e ulaştı. Akademik üretimde ise Türkiye, dünyada 57’nci sıradan 15’inci sıraya yükseldi" dedi. Spor bilimleri alanında uzmanlaşmış bir Spor Üniversitesi yapılanmasının stratejik önem taşıdığını ifade eden Kırışık, "Olimpik başarıyı artıracak, spor bilimlerinde gelişimi destekleyecek ve uluslararası temsile katkı sunacak bir yapının ülkemize kazandırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Kırışık, KAPGEM’in rapor kapsamında dünyadaki örnekleri incelediğini de aktardı. Karabük Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven ise üniversitelerle spor kurumları arasında geliştirilecek iş birliklerinin sporun yaygınlaştırılması ve nitelikli sporcuların yetiştirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, "Antrenörlerin gelişimine katkı sağlamak için akademik çalışmalardan yararlanmayı önemsiyoruz." ifadelerini kullandı. KAPGEM Gençlik ve Spor Politikaları Masası Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Öztürk de rapor sunumunda, lisanslı sporcu sayısındaki artışa rağmen olimpik başarının aynı oranda yükselmediğine dikkati çekti. Öztürk, "2002’de 278 bin olan lisanslı sporcu sayısı 2025 itibarıyla 17 milyonun üzerine çıktı. Ancak bu artış, olimpiyat madalya performansına beklenen düzeyde yansımadı" dedi. Uluslararası örnekleri değerlendiren Öztürk, Spor Üniversitesi modelinin bazı ülkelerde yüksek olimpik başarı sağladığını belirterek, "Elit spor başarısı; eğitim, bilimsel araştırma, antrenman, psikolojik destek ve performans yönetiminin aynı çatı altında toplandığı bütüncül yapılarla mümkün" değerlendirmesinde bulundu Raporda, Spor Üniversitesi modelinde akademik takvimin sportif takvime göre esnetilmesi, sporcunun teorik ve uygulamalı süreçlerinin aynı ekosistem içinde yürütülmesi ve federasyon merkezlerinin bu yapı içerisinde konumlandırılması gibi başlıkların sürdürülebilir başarı için kritik olduğu vurgulandı.