ASAYİŞ - 09 Şubat 2026 Pazartesi 11:55

Uğur Mumcu suikastı ile 22 faili meçhul cinayeti kapsayan "Umut Davası"nın görülmesine devam edildi

A
A
A
Uğur Mumcu suikastı ile 22 faili meçhul cinayeti kapsayan "Umut Davası"nın görülmesine devam edildi

Ankara’da gazeteci Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993 tarihinde aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin firari sanık Oğuz Demir’in yargılanmasına devam edildi. Demir adına kayıtlı araç için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildi.


Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada maktul Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars ve avukatı hazır bulundu. Mahkeme Başkanı dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından Mumcu ailesi avukatına söz verdi.


Avukat, sanık Demir adına kayıtlı bir aracın varlığından bahsederek bu araca ilişkin araştırma yapılmasını istedi. Ayrıca Demir ve ailesinin Avustralya’da olduğuna dair bilgiler olduğu belirtilerek iadesi talep edildi.


Beyanın ardından mahkeme başkanı ara kararı açıkladı. Buna göre Demir adına kayıtlı olduğu belirtilen aracın ilk tescil tarihinden itibaren trafikte gördüğü işlemlerin niteliğine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılması kararlaştırıldı. Ayrıca sanığın Avustralya’da olma ihtimali bulunduğu kaydedilerek iadesi için gerekli talebin yapılması konusunda Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına hükmedildi. Yine Demir’in ailesinin Türkiye’ye giriş yapıp yapmadığının araştırılması için gerekli yerlere yazı yazılması kararlaştırıldı.



Bir sonraki duruşma 14 Temmuz’a ertelendi.


Duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştiren CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Uğur abinin katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti. 33 yıl boyunca hala tam olarak aydınlatılamamış bir dava ile karşı karşıyayız. Oğuz Demir üzerinden tefrik edilen duruşmanın ise bugün 14’üncüsü görüldü. Tevhid-Selam Örgütü’nün 1988-1999 kadar bu memlekette 21 öldürme, yaralama ve bombalama eylemine karıştığını herkes biliyor. Ankara’nın ortasında cephanelik kurduklarını da biliyoruz. Yabancı istihbarat örgütleriyle birlikte faaliyet yaptıklarını da biliyoruz. Sözü edilen kişi yani Oğuz Demir 2000 yılında elini kolunu sallayarak kolluk kuvvetlerinin arasından kaçıyor. Kendisi bir süre sonra eşini ve çocuklarını da yurt dışına götürüyor. Üzerine kayıtlı araba hala Ankara’da dolaşmaya devam ediyor. Sevgili Güldal Mumcu İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüşüyor ve orada kişinin İran’da bulunduğuna ilişkin bir istihbari bilgi kendisine bildiriliyor. Ancak bu bilgi jandarmaya, MİT’e ve emniyete sorulan sorulara rağmen mahkeme kayıtlarına girmiş değil. Şimdi mahkeme kayıtlarında eşinin ve çocuklarının Avustralya’dan Türkiye’ye giriş çıkış yaptıklarına dair bilgiler var. O halde Oğuz Demir belki de Avustralya’da. Aramızda ikili anlaşmalar var. Kırmızı bültenle aranan bir caniden bahsediyoruz. Neden bu kişi bugüne kadar yakalanamadı? Birileri o tuğlayı çekmek istemiyorlar mı? Mahkemenin yazdığı müzekkereler ve belgeler ile bu işin 33 yıl boyunca geldiği nokta açıktır. Burada bir siyasi irade eksiği olduğunu görüyoruz. Uğur Mumcu Türkiye’de karanlıkta hiçbir şey kalmasın diye cesur kalemiyle bütün olayların üzerine giden bir gazeteci ve aydındı. Eninde sonunda onun bütün faillerini mutlaka ortaya çıkartacağız ve mutlaka o tuğlayı oradan çekeceğiz. Duvar kimin başına yıkılması gerekiyorsa onun başına yıkılsın. Yeter ki Türkiye aydınlansın. Türkiye’de faili meçhul bir cinayet kalmasın. Failleri belli olanların yakalanamadığı bir memleket olarak Türkiye’ye devam etmesin. Bunun için gayret ediyoruz" ifadelerinde bulundu.



’Dava geçmişi’


Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy’un öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok olayı kapsayan "Umut Davası"na ilişkin ilk yargılama Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görüldü. DGM’lerin kapanmasının ardından yargılamaya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.


İlk derece mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra tekrar görülen davada, 3 sanık "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek" suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi. Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı. Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın’a ise "silahlı suç örgütü üyesi olmak"tan 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi. Davanın firari sanıklarından Oğuz Demir’in dosyası ayrılarak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam ediyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik BŞEÜ, ‘Sigortalı Anadolu Zirvesi 2026’ programında yer aldı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ), ‘Sigortalı Anadolu Zirvesi 2026’ programında akademik paydaş olarak yer aldı. Gerçekleştirilen zirvede, Türkiye’nin farklı şehirlerinden yaklaşık 30 üniversiteden akademisyenler, öğrenciler ve sigorta sektörü temsilcileri bir araya geldi. Akademi, kamu ve sektör iş birliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği etkinlikte; sigortacılık sektörünün geleceği, insan kaynağı, dijitalleşme ve sigorta kültürü gibi konular ele alındı. Zirvenin organizasyon komitesinde, BŞEÜ Pazaryeri Meslek Yüksekokulu Müdürü Behlül Ersoy ile Müdür Yardımcısı Muzaffer Ulusoy yer aldı. Zirvenin ilk gününde düzenlenen ‘Sigortacılıkta Eğitim ve Kültür Dönüşümü Çalıştayı’ kapsamında; üniversite-sektör iş birlikleri, sigortacılık eğitiminde dönüşüm, veri ve teknoloji odaklı yetkinlikler ile toplumda sigorta bilincinin geliştirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi. Çalıştayın açılış konuşmaları, Behlül Ersoy, Ankara Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Bölüm Başkanı Furkan Başer, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkan Yardımcısı Ali Burak Kurtulan ve Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı tarafından gerçekleştirildi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşe Sevtap Kestel moderatörlüğünde düzenlenen panelde, Behlül Ersoy panelist olarak yer aldı. Panelde üniversite-sektör iş birlikleri, sigortacılık eğitiminde dönüşüm ve geleceğin yetkinlikleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Zirvenin ikinci gününde gerçekleştirilen panel ve kariyer oturumlarında ise yapay zekâ, dijitalleşme, genç istihdamı, sigorta okuryazarlığı ve geleceğin yetkinlikleri odağında sektörün dönüşüm süreci ele alındı. İki gün süren zirvede, sigortacılık sektörünün geleceğinin teknoloji, veri analitiği, aktüerya bilgisi ve nitelikli insan kaynağının birlikte gelişmesiyle şekilleneceği vurgulanırken, üniversite-sektör entegrasyonunun güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi.
Kocaeli Kitapların izinde kültür yolculuğu "Kütüphanem Kocaeli" üyeleri, "Bir Kitap, Bir Şehir, Bir Yazar Projesi" kapsamında İstanbul’da "Taşı Taşırmak" kitabının yazarı Ahmet Murat ile buluşup şehrin tarihi mekanlarını gezdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, "Kütüphanem Kocaeli" üyeleriyle "Bir Kitap, Bir Şehir, Bir Yazar Projesi’nin" ikinci buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirdi. Vatandaşların okuma kültürünü derinleştirmek, edebiyat ile şehir dokusunu birleştirmek ve gençlerin mekan bilincini geliştirmek amacıyla yürütülen proje kapsamında bu ay yazar Ahmet Murat’ın "Taşı Taşırmak" adlı eseri okundu. Kitabın işaret ettiği medeniyet birikimi ve kültürel süreklilik temaları doğrultusunda bilgi sahibi olan "Kütüphanem Kocaeli" üyeleri, okuma sürecinin ardından İstanbul’un tarihi ve kültürel mekanlarına tematik gezi gerçekleştirdi. Kültürel hafıza yolculuğu Katılımcılar, okuma metninde yer alan teorik çerçeveyi İstanbul’un somut tarihi dokusu üzerinden sahada gözlemleme fırsatı buldu. Gezi programının tamamlanmasının ardından yazar Ahmet Murat’ın katılımıyla Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide; eserde öne çıkan şehir, hafıza, gelenek ve medeniyet tasavvuru kavramları üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Yazar Ahmet Murat, kitabın yazım süreci ve mekanın kültürel hafızasına dair düşüncelerini katılımcılarla paylaştı. Hem okuyup hem de gezip öğreniyorlar Soru-cevap bölümüyle devam eden etkinlikte katılımcılar, metin ile mekan arasındaki ilişkiyi yazarın anlatımıyla pekiştirme imkanı sağladı. Büyükşehir belediyesi, bu projeyle vatandaşların yalnızca kitap okumasını değil; aynı zamanda okudukları metinleri ziyaret ettikleri şehirlerin tarihi ve mimarisiyle ilişkilendirmelerini sağlayarak, entelektüel ve kültürel gelişimlerine katkı sunmayı sürdürüyor.