SAĞLIK - 31 Mayıs 2025 Cumartesi 16:38

Uzmanlar Kurban Bayramı’nda etin dinlendirilmeden yenilmemesini öneriyor

A
A
A
Uzmanlar Kurban Bayramı’nda etin dinlendirilmeden yenilmemesini öneriyor

Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, Kurban Bayramı’nda kesilen etlerin dinlendirilmeden yenilmemesini önerdi.


Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, Kurban Bayramı’nın paylaşmanın ve dayanışmanın yanı sıra sofralarda etin başrolde olduğu özel bir dönem olduğuna değinerek bu dönemde kırmızı et tüketiminin arttığını ifade etti. Bu artışın ise sindirim sorunlarına, kronik hastalıkların alevlenmesine neden olabildiğini aktaran Şanlıer, kırmızı et tüketiminin Avrupa ülkelerinde yıllık kişi başına 60-100 kilogramken Türkiye’de yaklaşık 20 kilogram olduğunu kaydetti. Ayrıca Şanlıer, kesilen etin dinlendirilmeden tüketilmesinin zararlı olduğunu dile getirdi.


Kırmızı etin iyi kalitede protein içerdiğine vurgu yapan Şanlıer, "Aynı zamanda demir, çinko, fosfor, B12 ve A vitamininden zengin bir besindir. Ancak sofraya gelene dek etin kesiminden pişirilmesine kadar geçen her aşama, insan sağlığını etkileyebilecek çeşitli riskleri de beraberinde getirir. Bu nedenle bayram süresince hem besin güvenliği hem de sağlıklı tüketim açısından dikkat edilmesi gereken birçok önemli nokta bulunmaktadır" dedi.



Kurbanlığı satın almadan önce veteriner kontrolünden geçtiğine emin olun


Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanların kesimden önce ve kesimden sonraki muayenelerinin veteriner hekimler tarafından yapılmasının sağlanması gerektiğini kaydeden Şanlıer, "Veterinerler kurbanlık hayvanı sağlık ve besi derecesi bakımından muayene etmektedir. Hayvanın sağlığı kadar, beslenme şekli de önemlidir. Açık alanda otlatılmış, doğal yemlerle beslenmiş hayvanların etinin yağ asidi profili daha dengeli, omega-3 oranı daha yüksektir. Bu nedenle mümkün olduğunca güvenilir çiftliklerden ve izlenebilir üretim zincirlerinden hayvan temin edilmelidir" diye konuştu.



Kesim alanlarının ve aletlerinin hijyeni önemli


Şanlıer, kesim yapılacak alanların hijyenik ve yeterli havalandırma şartlarına sahip olması gerektiğini belirterek, "Sağlık ve hijyen kurallarına uyulmaması, personelin eğitimsizliği vb sebeplerden dolayı kurbanlık hayvanlardan elde edilen et ve diğer yenilen kısımlar insan sağlığı için tehlikeli olabilmektedir. Kurban Bayramı’nda hayvan kaynaklı hastalıkların yayılma riski çok fazladır. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan alet ve malzemeler paslanmaz çelikten olmalı ve sık sık dezenfekte edilmelidir" açıklamasında bulundu.



Bayram sabahı güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak sindirim sistemi için oldukça önemli


Özellikle aç karnına et tüketmenin mide asidini artırarak reflü, gastrit ve mide yanması gibi şikayetlere yol açabileceğini vurgulayan Şanlıer, "Bu nedenle sabah kahvaltısında; az yağlı peynir, haşlanmış yumurta, tam tahıllı ekmek, zeytin, mevsim yeşillikleri ve bir fincan çay içeren dengeli bir öğün tercih edilmelidir. Böyle bir başlangıç, gün içinde et tüketimiyle birlikte oluşabilecek sindirim zorluklarını da önlemeye yardımcı olur. Ayrıca kahvaltı sonrası kısa bir yürüyüş yapmak hem sindirime destek olur hem de kan şekeri kontrolünü kolaylaştırır" ifadelerini kullandı.



Kesilen eti dinlendirmeden tüketmeyin


Yeni kesilen etin ‘ölüm katılığı’ nedeniyle pişirmede ve sindirimde güçlüğe yol açacağını dile getiren Şamlıer, bu yüzden etin pişirilmeden önce en az bir gün dinlendirilmesi gerektiğini aktararak şu ifadelere yer verdi:


"Et pişirirken, kızartma, kavurma yöntemleri yerine haşlama, fırın ve ızgara yöntemleri kullanılarak pişirilmelidir. Et ızgarada pişirilirken et ile ateş arasında en az en az 15-20 cm uzaklık olacak şekilde pişirilmelidir. Et ve ızgara arasındaki mesafenin yakınlığı ve yüksek ateş etin iç kısmına ulaşmasını önleyerek yanmasına neden olmaktır. Bu durum protein ve B grubu vitaminlerin kaybına ve kanserojenik bileşiklerin (nitrozaminler) oluşmaktadır. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, mide rahatsızlıkları, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır. Mümkünse eti kavurma şeklinde tüketmekten kaçınmalı, yapılacaksa da etin mümkünse en az yağlı kısımları tercih edilmelidir. Kuyruk eti ve iç yağı kalp-damar sağlığını tehdit eder. Bu nedenle et yemeklerinin pişirilmesinde et kendi yağında kısık ateşte pişirilmeli, ek yağ ilavesi yapılmadan tüketilmelidir. Etin yanında ceviz, fındık gibi sağlıklı yağ kaynakları tüketmek, doymuş yağ alımını dengelemek ve kalp sağlığını korumak açısından faydalıdır. Bu besinler ayrıca antioksidan ve antiinflamatuvar etkilere de sahiptir."



Aşırı et tüketiminden kaçının


Kurban Bayramı’nda gereğinden fazla miktarda et tüketiminin birçok rahatsızlıklara neden olabileceği gibi var olan rahatsızlıkların da ilerlemesine yol açabileceğini açıklayan Şanlıer, "Et hayvansal kaynaklı bir besin grubu içinde iken aynı zamanda içeriğinde doymamış yağları bulundurur. Ayrıca kolesterol içeriği nedeniyle de tüketim miktarına dikkat etmek gerekir. Günlük et tüketimi ortalama 120 gramı (günde 3-4 köfte kadar) geçmemelidir. Ancak yine de tüketim önerileri açısından bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Yüksek miktarda protein alımı vücutta asidik yükü artırabildiğinden özellikle böbrek hastaları ve gut hastalığı olan bireylerde risk oluşturur. Özellikle her iki öğünde birden et tüketmek yerine, bir öğünde et bir diğer öğünde sebze veya tahıl içeren bir alternatif tercih edilmelidir" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Ekrem Hayyam Dağ: "Beşiktaşlı oyuncular bile şaşırdı bu gol nasıl iptal olur diye" Çaykur Rizespor Yardımcı Antrenörü Ekrem Hayyam Dağ, Beşiktaş maçının ardından, "Beşiktaşlı oyuncuların yüzüne baksanız bile onlar bile şaşırdı yani bu gol nasıl iptal olur diye" dedi. Tredyol Süper Lig’in son haftasında Çaykur Rizespor, sahasında Beşiktaş ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısına teknik direktör Recep Uçar’ın kırmızı kart görerek cezalı duruma düşmesinin ardından yardımcısı Ekrem Hayyam Dağ katıldı. Çaykur Rizespor’un 90+2’de Halil İbrahim Dervişoğlu ile bulduğu ancak ofsayt gerekçesiyle iptal edilen gole çok şaşırdıklarını idile getiren Dağ, "Sezonun son maçını oynadık. En önemlisi kazasız belasız yani sakat vermeden iyi bir maç oldu. Onu düşünüyorum. Hedefimizde burada evimizde mutlaka kazanmamız arzumuz zaten vardı, gözüküyordu. Birinci devre zaten özellikle çok iştahlı bir takımımız vardı. Kazanmaya ve taraftarımızı mutlu etmeye, evimizde 5’te 5 galibiyetle 6.’yı kovalıyorduk. Maalesef o olamadı ama 90. dakikada attığımız golün iptali, ona harbiden yani ben şaşırdım. Hakem nasıl iptal etti o golü? Yani Beşiktaşlı oyuncuların yüzüne baksanız bile onlar bile şaşırdı yani bu gol nasıl iptal olur diye. Yani gerçekten çocuklar bugün emeğinin karşılığını alamadı diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Kırmızı kartlık bir itiraz değildi" Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar’ın yediği kırmızı kartın kendilerini çok üzdüğünü ifade eden Dağ, "Birinci devre zaten başlangıçtan beri çok iştahlı, önde baskılı, istediğimiz plan aslında ortaya çıktı. Pozisyonları yakaladık üst üste. Ali Sowe’un 4-5 tane pozisyonu var. Daha erken maçı koparabilirdik. 30’dan sonra özellikle de biraz daha fazla git gel oldu. Çok pozisyona girdik, geçiş fırsatları vardı ama geri dönüşümüz olmadığı için de fırsatları rakibe verdik. İkinci devreye de geçince tabii ki biraz daha riskli hamleler geldi Beşiktaş tarafından. Onları da tebrik ediyorum, iyi mücadele ettiler. Maçı çevirmeye yakınlardı, pozisyon ürettiler onlar da. Gol iptali bizi bozdu ama bizi daha çok üzen hocamızın kırmızı kart görmesi. İnanılmaz. Ali Sowe’un orada belki birinci devreden 4, 5, 6 tane ona yapılan faul var ama hiçbirisi verilmedi. Hocanın yediği kırmızı kartta da yan hakem müdahale ediyor ’faul var’ diye ki faulle alakası yok. Orada müdahale etmemesi gerekiyor böyle düşünüyorum. Hoca orada tabii ki maçı yaşadığı için biraz itiraz etti ama o itiraz kırmızı kartlık bir itiraz değildi. Ona üzülüyoruz" dedi.
Amasya Üniversitelilerden ‘Melek Filo’ ile nefes kesen tatbikat Amasya’da düzenlenen UMKE tatbikatında paramedik eğitimi alan üniversite öğrencileri, felaketlerde hayatlar kurtaran ‘Melek Filo’ bünyesindeki askeri helikoptere sedyede hasta taşıyıp zamanla yarıştı. 4 ilden ekiplerin yer aldığı tatbikat nefes kesti. Amasya, Samsun, Çorum ve Ordu’dan toplam 240 sağlık personelinin görev aldığı 5. bölge illeri Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tatbikatına Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan 20 öğrenci de katıldı. 2 yıl boyunca aldıkları eğitimin ardından bir ay sonra mezun olacak öğrenciler, Türk Hava Kuvvetleri’nin hayat kurtaran kanatları ‘Melek Filo’ ile işbirliği yaptı. Kanatların çıkardığı hava akımına karşı Merzifon 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde zorlu şartlarda hayatlar kurtarmak için 7 gün 24 saat görev yapan filoya bağlı askeri helikopter havalanarak senaryo gereği acil çağrı bildirilen alana iniş yaptı. Helikopterin kanatlarının çıkardığı hava akımına karşı hareket eden öğrenciler ve UMKE ekipleri zamanla yarışıp deneyim kazandı. "Helikoptere yaklaşmak bambaşka heyecandı" Amasya İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde gerçekleşen tatbikatı değerlendiren öğrencilerden İlk ve Acil Yardım (Paramedik) Bölümü 2. sınıf öğrencisi Sıla Naz İstifoğlu, "Helikoptere yaklaşmak bile bizim için bambaşka heyecandı" dedi. "Melek Filo hayatlar kurtarıyor" Batı Karadeniz’de 2021 yılında yaşanan sel felaketi ve 6 Şubat 2023’teki asrın felaketi depremlerde tahliye çalışmalarında aktif görev alan ‘Melek Filo’ ekibiyle aynı tatbikatta yer almanın heyecanını yaşadıklarını değinen Alya Doğan da, "Melek Filo hayatlar kurtarıyor. Tatbikat için çağırsalar koşa koşa giderim" diye konuştu. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev alacak teknik personellerin yetiştiği okullarından mezun olduktan sonra sağlık ordusuna katılmayı hedeflediklerine değinen Tuğba Akça ise, "Bizde mezun olup atanınca onlarla beraber hayat kurtarmayı, insanların en zor anında yanlarında olmayı çok isteriz" şeklinde konuştu.
Antalya Antalya’da yabancı uyruklu şahıs kedinin üzerine bastı, köpeği tekmeledi Antalya’da yabancı uyruklu bir şahıs mahalledeki esnafın beslediği kediyi ayağıyla ezip ardından bir köpeği tekmeledi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine şahıs gözaltına alınırken sokak hayvanlarına yapılan eziyet tepki çekti. 10 Mayıs tarihinde Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Sarısu Mahallesi 144 Sokak’ta meydana gelen olayda, Rus uyruklu Andria İ. isimli şahıs, sokak üzerinde bulunan bir zincir market şubesinin önüne geldi. İş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde şahıs burada yer alan merdivenlerde yatmakta olan kediyi ayağıyla ezdi. Kedinin can havliyle kaçmasının ardından, merdivenlerden inen Andria İ. bu kez merdivenlerin alt kısmında bulunan sokak köpeğini tekmeledi. Kediyi ayağıyla defalarca ezdi İki sokak hayvanı da Andria İ.’nin darbelerinin ardından bölgeden hızla uzaklaştı. Güvenlik kamerasına da yansıyan görüntülerin sosyal medya hesaplarında yayılmasının ardından hayvanseverler, kimliği belirsiz şahsa tepki gösterdi. Kendi hallerinde marketin önünde yatmakta olan kedi ve köpeğe yapılan eziyete tepki gösteren bazı vatandaşlar görüntülerle birlikte polis merkezine giderek şahıs hakkında şikayetçi oldu. Yapılan başvuru üzerine yakalanıp gözaltına alınan Andria İ.’nin emniyet ve savcılık ifadesi sonrası deport edilmek üzere Geri Gönderme Merkezî’ne teslim edildiği bildirildi. "Görüntüleri görünce çok üzüldüm" Şahsın hayvanlara yaptığı eziyeti canice olarak nitelendiren vatandaşlardan Esen Peksoy, "Şahsı tanıyoruz, ancak samimiyetimiz yok. Gelir alışverişini yapan ve gider. 1 yılı aşkın süredir Türkiye’de kalıyor. Buraya savaştan dolayı kaçıp gelmiş. Ama buraya gelip bu hayvanlara zulüm etmesi çok üzücü. Görüntüde hayvanın kafasına basarak, ardından tekme vuruyor. Ondan sonra da aşağıda bir köpeğe tekme vuruyor. Hayvanlar can havli ile kaçıyorlar. Kamerada görünce ben çok üzüldüm. Hayvana zarar veren insana da verir. Böyle insanların cezasını çekmesini tabi ki istiyorum" dedi. "Kediyi olaydan sonra görmedik" Olayın ardından şahsın ayağı ile ezdiği kediyi birkaç gündür görmediklerini belirten Peksoy, "Şu anda kedinin durumunu bilmiyorum. Geçen gün ayağı topallıyordu, mama aldık verdik. Ondan sonra kayboldu gitti. Biz de çalıştığımız için onu takip edemedik. Büyük ihtimale hayvan büyük bir darbe aldığından ölmüş olabilir. Ben olayı kameradan gördüm. Ben çok üzüldüm, o hayvana öyle eziyet etmesi, kafasını ezmesi, vurması, hayvanın bacağını sakatlaması. Sadece bir tek kediye değil, köpeğe de şiddetin her türlüsüne karşıyız. Ama bunlar Allah’ın sessiz kulları doğru değil. Başka bir ülkeden gelip benim ülkemde malıma, canıma, hayvanıma zarar vermesi etik bir durum değil" ifadelerini kullandı.