SAĞLIK - 27 Nisan 2025 Pazar 09:26

12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi

A
A
A

12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde, akıllı ilaçlar ve immünoterapiler sayesinde kanser hastalarının sağ kalım oranlarının son beş yılda yüzde 16 arttığı açıklandı.

 Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, yeni tedavi yöntemlerinin yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek, "Son 5 yıl içerisinde bu tedaviler sayesinde hastalarımız eski dönemlere göre yüzde 16 daha uzun yaşıyor" şeklinde konuştu. Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aytuğ Üner ise kanser vakalarının 2030 yılında dünya genelinde yaklaşık 30 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi. Yapay zekâ destekli erken teşhis modellerinin ve HPV aşılarının da umut verici gelişmeler sunduğu kongrede, bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına dikkat çekildi.

Dünyada ve Türkiye’de kanserle mücadelede yeni gelişmelerin masaya yatırıldığı Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen 12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi, 23-27 Nisan 2025 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongrenin son gününde düzenlenen basın toplantısında Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Dinçer, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ve Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Aytuğ Üner, Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Doç. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu açıklamalarda bulundu.

12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi

"83 sözlü bildiri, 185 poster bildirisi sunuldu"

Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Dinçer, kongrenin bilimsel açıdan zengin bir içerikle tamamlandığını belirterek, "Kongremiz 23 Nisan’da başladı. İlk açılışımız kurslarla yapıldı. Yaklaşık bin 500 katılımcıyla bu kongreyi gerçekleştirdik. Üç ana salonda yapıldı. Toplantılarımızın tamamı 60 bilimsel oturumumuz oldu. 152 oturum başkanımız, 187 konuşmacımız vardı. Uluslararası işbirliklerin öne çıktığı bir toplantıydı. Avrupa Onkoloji Birliği (ESMO) ile birlikte bir iş birliğimiz var ve onlardan da bize oturumlarda konuşmacı desteği geldi. 6 tane uluslararası konuşmacımız var. Bilim dünyasının önemli isimlerinden Özlem Türeci de kongremize katıldı. İki paralel salonda toplam sekiz oturumda sözlü bildiriler ve tebliğler gerçekleştirildi. 83 sözlü bildiri, 185 poster bildirisi yapıldı. Bilimsel anlamda oldukça zengin bir içeriğe sahip bir organizasyon gerçekleştirmiş olduk" dedi.

12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi

"Yeni nesil tedavilerle yaşam kalitesi korunuyor"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kanser tedavisinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Karadurmuş, "Kanser, erken evrede de olsa ileri evrede de olsa hepimizin aklına ilk olarak ölümü getiriyor. Bir anda hasta, ailesi ve yakın çevresi büyük bir maratona başlıyor. Biz sistemik tedavilerde artık çok daha ön plandayız. Kemoterapi, halk arasında korkulan bir tedavi olsa da biz medikal onkologlar için son derece önemli bir ajan. Hatta yeni akıllı ilaçlarla birlikte partnerlik yaparak tedavinin temel taşlarından biri olmaya devam ediyor" diye konuştu.

Ev şartlarında kullanılabilen akıllı ilaçlar ve immünoterapiler sayesinde hastaların yaşam kalitelerinin bozulmadan tedaviye devam edebildiğini dile getiren Prof. Dr. Karadurmuş, "Hastalarımız için saç dökülmesi gibi görsel kaygılar bile bazen tedavi önceliğinin önüne geçebiliyor. Akıllı ilaçlar ve immünoterapiler, bu konuda büyük bir avantaj sağlıyor. En önemlisi ise, bu tedavilerle hastalarımız son 5 yıl içerisinde eskiye göre yüzde 16 daha uzun yaşıyor" dedi.

12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi

Karadurmuş, immünoterapilerle vücudun kendi T lenfositlerinin, adeta birer jandarma gibi kansere karşı savaşta kullanıldığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:

"Akciğer kanseri, böbrek kanseri, melanom ve bağırsak kanseri dahil olmak üzere 23 farklı kanser tipinde immünoterapilerle önemli başarılar elde ediyoruz. Ayrıca ağızdan alınan akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin birlikte kullanılmasıyla kanserde direnç oluşumunu kırabiliyoruz."

PARP inhibitörleri ile DNA’daki kırık mekanizmalarının tedavi edilebildiğini, kemoterapi ve akıllı ilaçların tek bir molekül üzerinde birleştiği konjugat tedavi yaklaşımlarının da gelecekte önemli bir yere sahip olacağını vurgulayan Karadurmuş, "Gelecek bugün şekillenmeye başladı. Bugünden itibaren bu gelişmelerin klinik pratiğimizin temel bir parçası haline geldiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Yapay zekâ onkolojide yeni bir dönemi başlatıyor"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, yapay zekâ teknolojisinin kanserle mücadelede sunduğu imkânları anlattı. Karabulut, "Yapay zekâ erken teşhis konusunda, MR ve PET gibi görüntüleme yöntemlerinde insan gözünden kaçabilecek detayları yakalayabiliyor. Meme taramaları, beyin tümörlerinin agresifliğinin tespit edilmesi gibi alanlarda etkin şekilde kullanıyoruz. Yakın gelecekte bireyselleştirilmiş tedavi modelleri oluşturabilecek yapay zekâ uygulamaları da mümkün olacak. Klinik araştırmalarda grupların özgünlüğünü korumak, randomizasyonu sağlamak ve veri güvenliğini artırmak için yapay zekâ destekli modellerden yararlanıyoruz. Yapay zeka sonuçta bir zekanın ürettiği bir veri topluluğu. Asla hekimin yerini alacak bir modelleme değil. Hekimin işini kolaylaştıracak, bizi ciddi anlamda asiste edecek bir yöntem. Biz onkolojide bunların faydalarını görmeye başladık. Kapımız sonuna kadar açık. Ama bir rol almak, rol değiştirmek değil, elimizi güçlendirmek amacıyla bu teknolojinin alanımıza girme hızını beğendik ama daha hızlı girmesini istiyoruz. Bu mesajı vermek istedim" dedi.

"Türkiye’de yıllık 163 bin 500 yeni kanser teşhisi konuluyor"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aytuğ Üner, kanser vakalarının dünya genelinde artış göstermeye devam edeceğini belirtti. Üner, "2030 yılında dünya genelinde kanser vaka sayısının 25-30 milyon aralığında olacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise yıllık 163 bin 500 yeni kanser teşhisi konuluyor. Bu artış trendi devam edecek" dedi.

Erken teşhisin hayati önemde olduğuna işaret eden Prof. Dr. Üner, kadınlarda 40 yaşından itibaren mamografi ve ultrason taramalarının önemine değinerek, HPV virüsüne karşı geliştirilen aşıların çocukluk çağında hem kız hem erkek çocuklarına 12 yaşından itibaren yapılması gerektiğini vurguladı. Üner, ayrıca kadınların düzenli jinekolojik kontrollerle simir testlerini ihmal etmemesi gerektiğini de ifade etti.

"mRNA aşıları kanserde nüksü önlemeye yönelik umut veriyor"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, son 30 yılda kanser tedavisindeki başarının arttığını belirtti. Şendur, "On yıllık sağ kalım oranı yüzde 35’lerden yüzde 70’lere çıktı. Bu da önemli bir başarı. Hep kötü haber vermemeliyiz, iyi gelişmeler de var" dedi.

Prof. Dr. Şendur, COVID-19 pandemisi sırasında geliştirilen mRNA aşılarının, enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi onkoloji alanında da yeni bir dönemi başlattığını söyledi. Şendur, "mRNA aşıları hızlı bir şekilde günlük pratiğe girerek COVID pandemisinin yayılmasını engelledi. Bu teknoloji, immünoterapilerin sağladığı başarıyı bir adım öteye taşıdı" ifadelerini kullandı.

Kanser tedavisinde mRNA aşılarının gelecekte önemli bir yer tutabileceğini vurgulayan Şendur, "Özellikle yüksek riskli hastalarda, erken dönemde, cerrahi sonrasında adjuvan tedavi olarak kullanılarak nüksü engelleme ve uzun dönemde sağ kalımı artırma potansiyeline sahip. Ancak bu aşamada mRNA aşılarının etkisine dair sonuçlar henüz erken. Pratiği değiştirecek düzeyde etkili sonuçlar için klinik çalışmaların tamamlanmasını beklemeliyiz" dedi.

Prof. Dr. Şendur, mRNA aşıları üzerine yürütülen araştırmaların hem ileri hem de erken evre kanserlerde büyük bir hızla devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti: "Gelecek on yılda, nasıl ki geçen on yılda hedefe yönelik tedaviler günlük pratiğimizi değiştirdiyse, aynı şekilde mRNA aşılarının da pratiğe gireceğini ve başarılı sonuçlar alınacağını öngörüyoruz" dedi.

"Sağlıklı yaşam tarzı kanser riskini azaltıyor"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu ise, kanserin önlenebilir nedenlerine dikkat çekti. İmamoğlu, "Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, obeziteden kaçınmak ve güneş ışığına kontrolsüz maruziyeti önlemek kanser riskini azaltmada etkili adımlardır. Ayrıca düzenli taramalara katılmak, erken tanı ve korunma açısından büyük önem taşır" dedi.

Begüm Aksoy - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beyoğlu’nda lodos dehşeti: Uçan çatının altında kalmaktan saniyelerle kurtuldular, o anlar kamerada İstanbul’da etkili olan kuvvetli lodos, Beyoğlu’nda tehlikeli anlara neden oldu. Şiddetli rüzgarın etkisiyle bir binanın çatısı yerinden koparak sokağa savruldu. O sırada sokaktan geçen iki kişi ve motokurye, uçan çatının altında kalmaktan saniyelerle kurtuldu. O anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı. Edinilen bilgiye göre olay, saat 13.45 sıralarında Beyoğlu Piyalepaşa Mahallesi Aydın Sokak üzerinde meydana geldi. Bir binanın çatısı kuvvetli rüzgara dayanamayarak yerinden kopup sokak üzerine savruldu. Olaydan saniyeler önce sokaktan geçen iki kişi ve motokurye çatının altında kalmaktan son anda kurtuldu. Savrulan çatı park halinde bulunan bir otomobilin üzerine devrildi. Araçta hasar oluşurken olayda şans eseri kimse yaralanmadı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Çatı ekiplerin çalışmasıyla kaldırıldı. Çatının uçması bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde sokak üzerinden geçen iki kişi ve motokuryenin savrulan çatının altında kalmaktan saniyelerle kurtulduğu görüldü. Aracında hasar oluşan Cemil Cırık, "İçeride çalışıyordum. İlk önce gök gürledi, dışarı çıkıp etrafa baktım. Tekrar içeri girdim, bir gürültü geldi. Ben büyük bir aracın gelip aracıma vurup savurduğunu sandım. Dışarı çıktım. Çatının arabamın üzerine düştüğünü gördüm. Aracım hasar gördü. Çok şükür kimseye bişey olmadı. Araç için de yapacak bişey yok. Demek ki kısmet buymuş" dedi.
Ankara MHP Grup Başkanvekilleri Kılıç ve Akçay TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kılıç ve Akçay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Akçay, hem TBMM hem de milletin gözü, kulağı haber alma hakkını tarafsız ilkeli şekilde sürdüren çalışan gazetecilere şükranlarını sunduklarını belirterek, basının tarafsızlığı, özgürlüğü en iyi şekilde yasal düzlemde önemli hale geldiğini ifade etti. Akçay, "Sosyal medya mecralarını dezenformasyon yapanların olduğunu dikkate aldığımızda sizlerin kurumsal bir yapı halinde haberleri gerçekleştirmeniz daha çok önem arz ediyor. Gazeteciliğin önemi azalmamıştır, daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Kılıç, siyasetçiler için gazetecilerin vazgeçilmez olduğunu söyleyerek, "Halkla aramızdaki diyaloğu sağlayan, haberin kaynağı olan sizler bizim için çok çok önemlisiniz. Bana göre hiç bitmeyecek olan meslek gazeteciliktir. Dünyada olaylar bu şekilde geliştikçe, gelişmeye devam ettikçe daha doğrusu insanın olduğu her yerde haber olacaktır" şeklinde konuştu. Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Akçay, "Terörsüz Türkiye sürecine baktığımızda konunun Suriye’de düğümleneceği herkesin malumuydu. 10 Mart mutabakatına uyulmaması süreci bu duruma getirdiğini görüyoruz. 27 Şubat İmralı çağırısı aslında terör örgütünün bütün bileşenlerini kapsayan bir çağrıdır. Terörsüz Türkiye deyince sadece Türkiye içinde değil, bölgemizi de kapsayan bir politika, görüş olarak değerlendiriyoruz. Ancak PKK uzantısı SDG YPG uzantılarının da meseleyi duymazlıktan gelerek kendilerinin kapsamıyormuş gibi, oysa bütün dünyanın bildiği YPG, PYD, SDG bu PKK uzantısı. Biz farklıyız demeleri kabul edilebilir değil. Bölgede üçüncü ülkelerin başta İsrail olmak üzere bu terörsüz Türkiye sürecinin sabote etmeye yönelik gayretleri aynı zamanda Türkiye’yi hedef alan gayretler olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. Kılıç, Terörsüz Türkiye’nin devlet politikası olduğunu kaydederek, "Bunun sonunda sadece Türkiye’de değil, bölgemizde de huzuru getirmek, terörü bitirmek amacıyla yola çıktık" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’da 23 yıllık başkan seçimi kaybetti Manisa Motorlu Araçlar Tamirciler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Genel Kurulu’nda 23 yıldır başkanlık görevini yürüten Ahmet Ülke, rakibi Murat Ateşbudak karşısında seçimi kaybetti. Yapılan seçimde 281 oy alan Murat Ateşbudak, odanın yeni başkanı seçilirken, 23 yıllık başkan Ahmet Ülke 213 oy aldı. Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen genel kurulun divan başkanlığını Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Hasan Geriter yaptı. Geriter, 4 yılda bir yapılan genel kurulların esnaf ve sanatkarların demokrasi içinde yöneticilerini seçtiği önemli toplantılar olduğunu belirterek, genel kurulun hayırlı olmasını temenni etti. Genel kurulda konuşan başkan adayı Ahmet Ülke, seçimlerin Manisa sanayi esnafı için hayırlı olmasını diledi. Başkan adayı Murat Ateşbudak ise, "Yapılması gereken çok iş olduğunu biliyorum. Sizlerin de desteğiyle sanayi esnafı adına bu işleri hayata geçirmek için söz veriyorum. Genel kurulumuzun esnaf ve sanatkarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından yapılan seçimde, oy kullanma hakkı bulunan 629 üyeden sandığa gidenlerin oyları sayıldı. Seçim sonucunda 281 oy alan Murat Ateşbudak başkanlığa seçilirken, 23 yıldır oda başkanlığı görevini yürüten Ahmet Ülke 213 oyda kaldı. Genel kurulun ardından Manisa Motorlu Araçlar Tamirciler Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın yeni yönetim kurulu da belli oldu. Başkan Murat Ateşbudak’ın yönetiminde Feridun Burlu, Gökhan Soyutemizler, Serkan Türker, Bekir Tutal, Fatih Gürel ve Berk Demirbilek yer aldı.
Ankara UNWRA Genel Komiseri Lazzarini: "Ateşkesin elde edilmesiyle ilgili olarak Türkiye diğer ülkelerle birlikte çok önemli rol oynadı" Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNWRA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, "Ateşkesin elde edilmesi ile ilgili olarak Türkiye diğer ülkelerle birlikte çok önemli rol oynadı. Sesini çıkardı ve yardım etti" dedi. Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştiren Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı Genel Komiseri Lazzarini, İletişim Başkanlığı Merkez Teşkilat Binasında açıklamalarda bulundu. "Gazze’deki halkın durumu son derece vahim olmayı sürdürmektedir" İsrail ile Gazze arasında son derece kırılgan bir ateşkesin üçüncü ayında olduğunu ifade ederek, "Bu ateşkesin nasıl kalıcı hale getirilebileceği ve ikinci aşamaya nasıl geçilebileceği konusunda birçok görüşme yürütülmektedir. Ancak bu süreç devam ederken Gazze’deki halkın durumu son derece vahim olmayı sürdürmektedir. Üstelik, neredeyse her şeyini kaybetmiş olan insanların yaşadığı acılar ve yoksunluklar, sert kış koşulları nedeniyle daha da ağırlaşmıştır. Bu bağlamda yardım kuruluşları tüm kısıtlamalara rağmen yalnızca Gazze’de değil, Batı Şeria’da ve ayrıca Lübnan, Ürdün ve Suriye’de faaliyetlerini sürdürmektedir" dedi. UNWRA’nın BM bünyesinde oldukça özgün ve iki yönlü bir kuruluş olduğunu ifade eden Lazzarini, bu özgünlüğün bölgede yaşayan en yoksun topluluklardan biri olan Filistinli mültecilere kamusal nitelikte hizmet sunmaktan kaynaklandığını belirtti. "Gazze’de 12 bin UNWRA personeli halen çalışıyor" Gazze’de halen 12 bin UNWRA personelinin aktif bir şekilde görev yaptığını söyleyen Lazzarini, "Bu personel her gün 10 ila 13 bin arasında birinci basamak sağlık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca, 1 milyondan fazla insanın temiz suya erişimini sağlamaya devam ediyoruz. Covid-19 ve diğer hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla her gün atık yönetimi faaliyetleri yürütüyoruz ve ortaklarımızla birlikte aşılama kampanyalarına destek veriyoruz" şeklinde konuştu. Lazzarini, 1 Ocak’tan bu yana 37 uluslararası sivil toplum kuruluşunun işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösterilmesinin engellendiğine dikkat çekerek, UNWRA’nın bölgede yardım faaliyetlerinin durdurulduğu takdirde Gazze ve Batı Şeria’da büyük bir boşluk olacağını dile getirdi. UNWRA Genel Komiseri Lazzarini, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Ateşkesin elde edilmesi ile ilgili olarak Türkiye diğer ülkelerle birlikte çok önemli rol oynadı" Bir gazetecinin sorusu üzerine Lazzarini, "Ateşkesin elde edilmesi ile ilgili olarak Türkiye diğer ülkelerle birlikte çok önemli rol oynadı. Sesini çıkardı ve yardım etti. Burada verilen hizmetlerin öneminin altını çizerek katkıda bulundu. Şüphesiz bir şekilde Türkiye bu sürece müdahil oldu. Siyasi olarak da müdahil oldu. Türkiye zaten çok güçlü destekçi rolünü üstlendi. Umarım diğer ülkeler de aynısını yapar" cevabını verdi. "Son yıllarda, neredeyse canlı yayınlanır gibi, kitlesel katliamların yaşandığı bir savaşa tanıklık ettik" İsrail hükümetinin Filistinlilere yönelik uyguladığı şiddetin sorulması üzerine Lazzarini, "Bu savaşın son derece acımasız olduğu tartışmasızdır. Son yıllarda, neredeyse canlı yayınlanır gibi, kitlesel katliamların, yıkımın ve zorla yerinden etmenin yaşandığı bir savaşa tanıklık ettik. En ağır bedeli ise kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere siviller ödedi. UNRWA da doğrudan hedef alınmıştır. 380’den fazla çalışma arkadaşımız hayatını kaybetmiştir; bu Birleşmiş Milletler tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durumdur. Tesislerimizin yüzde 80’inden fazlası zarar görmüş ya da tamamen yıkılmıştır. Birleşmiş Milletler sığınaklarında korunmaya çalışan yüzlerce insan öldürülmüştür. Personelimiz gözaltına alınmış, kötü muameleye ve işkenceye maruz kalmış, ardından serbest bırakılmıştır. Ayrıca ajansımıza yönelik bir dezenformasyon kampanyası, siyasi yasaklama girişimleri ve çeşitli ülkelerde açılan hukuki davalarla karşı karşıyayız. Uluslararası hukuk bu denli cezasız biçimde ihlal edilirse, bu durum uluslararası insancıl hukuku işlevsiz hâle getirir. Gazze için bir "istisna" kabul edilemez; aksi halde bu yeni bir norm haline gelir. Bu nedenle güçlü bir duruş sergilenmelidir. Bunun gerçekleşmesi ise esasen Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasi iradesine bağlıdır "değerlendirmesinde bulundu. Gazze’de 1 Ocak’tan itibaren 30’dan fazla yardım kuruluşunun faaliyetlerin engellenmesinin ardından bu durumun oluşturacağı tablonun sorulması üzerine Lazzarini, şu cevabı verdi: "Bu durumun etkileri zamanla daha net görülecektir; ancak sağlık, temiz su, barınma ve eğitim alanlarında ciddi sonuçlar doğuracağı açıktır. İnsani yardım yalnızca gıda dağıtımından ibaret değildir. Gazze’de bugün insani müdahale gerekli ölçekte gerçekleştirilememektedir. UNRWA’ya yönelik kısıtlamalara ek olarak 37 uluslararası STK’nın daha engellenmesi, insani müdahaleye ağır bir darbe vurmuştur."
Ankara Çin Büyükelçisi Xuebin: "Çin’in önümüzdeki 5 yıllık gelişimi için gerekli planlar yapılmıştır" Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, ‘Çin’in 15’inci 5 Yıllık Planı ve Dünyaya Fırsatları’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte Çin’in yeni kalkınma planı kapsamında ekonomik, teknolojik ve küresel iş birliği konuları ele alındı. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin düzenlediği ‘Çin’in 15’inci 5 Yıllık Planı ve Dünyaya Fırsatları’ etkinliğinde Çin’in önümüzdeki döneme ilişkin kalkınma hedefleri, sürdürülebilir büyüme stratejileri ve bu sürecin dünya ekonomisine sunacağı fırsatlar ele alındı. Etkinlikte Çin’in 5 yıllık planında yenilikçilik ve yüksek kaliteli kalkınma başlıklarının öne çıktığı ve planın uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi. Ayrıca etkinlikte, Çin ile diğer ülkeler arasında ticaret, yatırım ve teknoloji alanlarında geliştirilebilecek yeni iş birliği imkanları da masaya yatırıldı. "Bu toplantı Türkiye’de de ilgi görmüştür" Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, "Çin’in önümüzdeki 5 yıllık gelişimi için gerekli planlar yapılmştır. Bu toplantı, uluslarası toplumların dikkatini çekmiş ve Türkiye’de de ilgi görmüştür" diye konuştu. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Mali ve Ekonomik İşler Komitesi Ofisi Başkan Yardımcısı Han Wenxiu ise, Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin nasıl daha üst seviyeye taşınabileceği sorusu üzerine, "Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik liderliğinde Çin-Türkiye stratejik ilişkileri gelişme eğilimini korumaktadır. Herkes biliyor ki geçtiğimiz ağustos ayında Başkanımız Jinping ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi’nde bir araya geldi ve ikili ilişkiler konusunda önemli mutabakata varmıştır. Biz Türk tarafıyla birlikte çaba sarf ederek, önemli ikili mutabakatları hayata geçirmeye hazırız. Birincisi, karşılıklı siyasi güveni pekiştirmeli, Çin-Türkiye stratejik işbirliği ilişkilerinin temelini sağlamlaştırmalıyız. Çin tarafı her zaman olduğu gibi Türk tarafının kendi ulusal egemenliğini ve güvenliğini korumasını destekleyecek, Türk tarafının kendine uygun olan gelişme yolunda ilerlemesini destekleyecek. Yabancı güçlerin demokrasi ve insan hakları kisvesi altında Türkiye’nin iç işlerine karışmasına kararlılıkla karşıyız" şeklinde konuştu. Çin’de ortalama ömür 79 yaşına ulaştı Bu toplantının Ekim 2025 yılından beri hazırlandığını ve toplumsal değişime dair 15’inci 5 yıllık planın onaylandığını belirten Wenxiu, bu kapsamda Çin’in ekonomik anlamda gelişimine dair bilgilerin ele alındığını ve genel strateji planların uygulamaya konulacağını ifade etti. İlk olarak 1953’te başlayan 5 yıllık planların 2025 yılına kadar 15 kez uygulandığını vurgulayan Wenxiu, geçtiğimiz 5 yıl içerisinde Çin’in hem pandemi hem de dış güçlerin yaptırımlarıyla bir hayli zorluklarla karşılaştığının altını çizdi. 2025 yılında Çin’in ekonomik hacminin 140 trilyon dolara ulaştığını da açıklayan Wenxiu, Çin’in ortalama ekonomik büyümesinin yüzde 5,4’lere ulaştığını belirtti. Wenxiu, bunun yanı sıra Çin’de ortalama bir kişinin 79 yaşına kadar yaşadığını ve bu rakamın da orta gelirli ekonomilerde ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzenlenen programa Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Mali ve Ekonomik İşler Komitesi Ofisi Başkan Yardımcısı Han Wenxiu, Çin Komünist Partisi Dışişleri Müdür Yardımcısı Yu Wei ve Merkez Maliyet ve Ekonomi Komitesi Bakan Yardımcısı Zhu Dantao, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı.