KÜLTÜR SANAT - 02 Kasım 2025 Pazar 00:08

62. Altın Portakal’a ‘Tavşan İmparatorluğu’ 7 ödülle damga vurdu

A
A
A

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Cam Piramit’te gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi.

25 Ekim’de geleneksel Festival Korteji ile başlayan, Onur ve Başarı Ödülleri’nin sahiplerini bulduğu açılış töreniyle devam eden festival, yarışma filmlerinin ekipleri, jüri üyeleri, sanat dünyasından çok sayıda isim ve binlerce sinemaseverin katıldığı görkemli bir kapanışla final yaptı. Nefise Karatay ve Alpdoğan Esenoğlu’nun sunumuyla gerçekleşen gece, sahne performansları ve coşkulu alkışlar eşliğinde sinema emekçilerine adandı.

Gecenin en çok öne çıkan yapımı olan Tavşan İmparatorluğu, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Sanat Yönetmeni ödüllerini kazandı. Film aynı zamanda FilyYön En İyi Yönetmen Ödülü ve jüri tarafından verilen Ulusal En İyi Film ödüllerine layık görülerek toplamda 7 ödülle festivalin zirvesine yerleşti.

62. Altın Portakal’a ‘Tavşan İmparatorluğu’ 7 ödülle damga vurdu

Ödüllerin açıklanmasından önce sahneye davet edilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir ise Altın Portakal’ın 62 yıllık mirasına dikkat çekerek, "Sanat umuttur. Ne yaşarsak yaşayalım; Antalya her defasında yeniden doğmayı, üretmeyi ve umut etmeyi bilir. Altın Portakal, bu umudun simgesidir. Bu festival, emeğiyle geleceğe iz bırakan tüm sinema insanlarının hikâyesidir" dedi.

Jüri başkanı Ömer Vargı ise sinemanın üretim gücüne ve dayanışma ruhuna vurgu yaparak, "Bu bir yarış değil; hep birlikte var olduğumuz bir buluşma. Kimse kaybetmedi" ifadelerini kullandı.

"Filmi yapmamda çocuklar etkili oldu"

En İyi Film ödülünü almak üzere sahneye çıkan yönetmen Seyfettin Tokmak, konuşmasında filmi hazırlama sürecini anlatarak, "Çocuklara gönüllü film öğretmenliği yaptığım dönemde çok zorlanan, depresyon yaşayan çocuklar gördüm. Böyle ders anlatıyorsun, renkli renkli filmlerden bahsediyorsun ama çocukların yarısı sanki ilaç almış gibi uyuyorlardı. Beni açıkçası bu filmi yapmaya o duygu götürdü ve biraz daha filmin bütünlüğünü oluşturan o karanlık ama Musa’nın bütün bu dış dünyanın, erkek dünyasının şiddetine karşı inatla hayvanların, tavşanların dünyasında kalmaya devam etmesi, bir şekilde direnecek, dönüştürecek bir direniş göstermesi çok değerliydi. Çok zorluk çeken çocuk gördüm hayatım boyunca. Yaşar Kemal’in ‘Çocuklar İnsandır’ kitabı benim için çok önemli bir kitaptır, yani Yaşar Kemal için almış oluyorum. O kadar değerli. Rüyada mıyım, son günüm mü bugün. Çok emek verdim, insan emeğinin karşılığını alması gibi güzel bir şey yok" ifadelerini kullandı.

62. Altın Portakal’a ‘Tavşan İmparatorluğu’ 7 ödülle damga vurdu

"Hayatta onurlu, insanca ve özgürce yaşam hakkından daha değerli ne olabilir?"

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Erken Kış filmindeki performansıyla Leyla Tanlar aldı. Tanlar, kadın karakterlere çoğu zaman hikâyelerde "artakalan" rollerin bırakıldığına dikkat çekerek, "Böyle bir karakter yazan ve bana güvenip onu bana emanet eden yönetmenim Özcan Alper’e çok teşekkür ederim." şeklinde konuştu. En İyi Erkek Oyuncu ödülü, Parçalı Yıllar filmindeki performansıyla Yetkin Dikinciler’e verildi. Dikinciler, "Hayatta onurlu, insanca ve özgürce yaşam hakkından daha değerli ne olabilir? Biz buna benzer bir film yaptık." diyerek alkış topladı. Aynı yarışmada En İyi Senaryo Ödülü Emre Sert ve Gözde Yetişkin’e, En İyi Müzik Ödülü Parçalı Yıllar filmiyle İrsel Çivit’e, En İyi Kurgu Ödülü Noir filmiyle Şöhret Tandoğdu ve Deniz Çizmeci’ye verildi. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Kanto filminden Yıldız Kültür olurken, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Tavşan İmparatorluğu filmindeki performansıyla Sermet Yeşil’in oldu. En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü yine Tavşan İmparatorluğu filmiyle Claudia Becerril Bulos aldı; filmin sanat tasarımını üstlenen Tora Aghabayova ise En İyi Sanat Yönetmeni seçildi. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü Sahibinden Rahmet filmiyle Gözde Yetişkin ve Emre Sert’e verildi. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü ise Aldığımız Nefes filminin yönetmenleri Şeyhmus Altın ve Fevziye Hazal Yazan’ın oldu.

Belgesel Film kategorisinde Ulusal Belgesel Film Yarışması Jüri Özel Ödülü, Rıza Oylum’un yönettiği Yerli Yurtsuz filmine verilirken, En İyi Belgesel Film ödülü Roman Gibi filmiyle Tayfun Belet’e gitti. Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü Bimba filmiyle Sandra Peso’ya, En İyi Kısa Film ödülü ise Ölüm Bizi Ayırana Dek filmiyle Deniz Koloş’a verildi. İkinci kez düzenlenen Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü Kusursuz Ölçü Nedir filmiyle Eylül Babur’un, En İyi Film Ödülü ise Tümseğin Uğultusu filmiyle Abdurrahim Karabulut’un oldu.

62. Altın Portakal’a ‘Tavşan İmparatorluğu’ 7 ödülle damga vurdu

En iyi uluslararası film "A Poet" seçildi

Uluslararası Yarışma’da En İyi Film ödülü A Poet filmine giderken, aynı filmdeki performansıyla Ubeimar Rios En İyi Erkek Oyuncu seçildi. En İyi Kadın Oyuncu ödülü Adam’s Sake filmiyle Lea Drucker’a, En İyi Yönetmen Ödülü ise Father filminin yönetmeni Tereza Nvotova’ya verildi. Jüri özel ödülüne Ali Asgari’nin yönettiği İlahi Komedya filmi layık görüldü. Aynı film ayrıca Sungu Çapan Uluslararası Sinema Yazarları Ödülü’nün de sahibi olarak geceye damga vuran yapımlar arasına girdi.

Cahide Sonku Kadın Emek Ödülü bu yıl Parçalı Yıllar filmiyle Bilge Şen’e, ayrıca Bağlar, Kökler ve Tutkular filminde görev alan sanat yönetmeni Nanaz Bahram ve oyuncu Ezgi Yaren Karademir’e takdim edildi. Ulusal jüri tarafından verilen festival nişanı ise oyuncu Öykü Karayel’e sunuldu.

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ödül kazanan isimlerin toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını HKÜ’de ele alındı Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı (PDR) ve PDR Öğrenci Topluluğu tarafından, Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) desteğiyle düzenlenen "PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını: Birikimden Geleceğe Uzanan Yol" başlıklı program, HKÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının geçmişten bugüne gelişimi, güncel yaklaşımları ve geleceğe yönelik dönüşüm süreçlerinin ele alındığı programa; Prof. Dr. Feride Bacanlı, Prof. Dr. Tayfun Doğan ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özer konuşmacı olarak katıldı. Programın açılışında konuşan HKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, günümüzün hızla değişen toplumsal şartlarına dikkat çekerek, "Dijitalleşme, afetler ve bölgemizde yaşanan değişiklikler ışığında psikolojik danışmanların üstlendiği sorumlulukları; değerli hocalarımızın katkılarıyla gerçekleştirilen seminerler ve atölyeler aracılığıyla yeniden gözden geçireceksiniz. Programın önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. HKÜ PDR Anabilim Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ayaz ise psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının güçlü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, "Geçmişimiz çok güçlü. Bugün de çok kıymetli işler yapmaya ve bunları görünür kılmaya çalışıyoruz. Gelecekte bizi nelerin beklediğini, tüm bu süreçleri bugün burada görmüş olacağız. Geçtiğimiz ay yaşanan okul saldırıları, mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğunu ve kendimizi sürekli güncelleme, geliştirme ihtiyacımızı bir kez daha gösterdi. Bu programın söz konusu süreçlere katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen programda; PDR disiplininin kuramsal birikimi, uygulama alanları, mesleki gelişim süreçleri ve gelecekteki yönelimleri öğrencilerle paylaşıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen program, öğrencilerin mesleki farkındalıklarını artırmaya ve PDR alanındaki akademik birikimi geleceğe taşıyacak bir tartışma zemini oluşturmaya katkı sundu.
Mersin SGK İl Müdürü Koç: "Kayıt dışı istihdam geleceği tehlikeye atıyor" Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürü Ali Koç, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem işverenler hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, tüm taraflara kayıtlı istihdam çağrısında bulundu. Kayıt dışı istihdamın, çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da çalışma günleri ve ücretlerinin eksik bildirilmesi anlamına geldiğini ifade eden Koç, sigortalı çalışmanın anayasal bir hak olmasının yanı sıra yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. İşverenlerin sigortasız işçi çalıştırma hakkının bulunmadığını vurgulayan Koç, çalışanların kendi rızalarıyla dahi sigortasız çalışmayı talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Koç, "İşverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı çalışan kişilerin emeklilik hakkı, işsizlik sigortası, sağlık hizmetleri, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sağlanan güvenceler gibi birçok sosyal haktan mahrum kaldığını belirten Koç, bu durumun çalışanları güvencesiz çalışma koşullarına ittiğini kaydetti. Kayıt dışı istihdamın sadece bireysel değil toplumsal ve ekonomik zararlar da oluşturduğunu ifade eden Koç, haksız rekabet, vergi ve prim kaybı, sosyal güvenlik sisteminde bozulma ve gelir dağılımında adaletsizlik gibi olumsuzluklara yol açtığını dile getirdi. Koç, sosyal güvenlik uygulamalarında amaçlarının cezalandırmaktan ziyade rehberlik etmek olduğunu belirterek, kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmelerin yüksek idari para cezaları, teşvik iptalleri ve ağır yasal yükümlülüklerle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Çalışanların sigorta durumlarını ’e-Devlet, Alo 170 hattı’ ve SGK müdürlükleri aracılığıyla sorgulayabileceklerini ifade eden Koç, sigortasız çalışma veya eksik bildirim durumlarında ’Alo 170, SGK müdürlükleri ve CİMER’ üzerinden ihbar ve şikayette bulunabileceklerini kaydetti. Ücret ödemelerinde banka kanalı kullanımının da yasal zorunluluk olduğuna dikkat çeken Koç, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmelerde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesi gerektiğini belirtti. Koç açıklamasını, "Kayıtlı istihdam sadece yasal bir zorunluluk değil, ülkemizin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sözleriyle tamamladı.
İstanbul Büyükçekmece’de bıçaklanarak hayatını kaybeden çocuğun babası konuştu: "Bunlar çok ağır ceza almalı" Büyükçekmece’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Abdulbaki Demirel’in babası Cevdet Demirel konuştu. Acılı baba, "Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli, anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler" dedi. Olay, Büyükçekmece ilçesi Muratçeşme Mahallesi’nde 10 Mayıs Pazar günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, belirlenemeyen bir nedenle dört çocuk arasında kavga çıkmış, tartışmanın büyümesi üzerine E.B. (16) ve M.A.D. (17), yanlarında bulunan bıçaklarla Abdulbaki Demirel (16) ve S.I. (15) isimli çocuklara saldırmıştı. Aldıkları bıçak darbeleriyle kanlar içinde kalan iki çocuk yere yığılırken, saldırganlar olay yerinden kaçmıştı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Abdulbaki Demirel ve S.I. yaralı olarak hastaneye kaldırılmış, hastanede yapılan müdahalelere rağmen Abdulbaki Demirel hayatını kaybetmiş, S.I.’nın ise tedavisine devam edildiği öğrenildi. Saldırganlar E.B. ve M.A.D. olayda kullandıkları bıçakla birlikte kısa sürede yakalanmıştı. Adli makamlara sevk edilen iki çocuk tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Abdulbaki Demirel, Güzelce’deki yeni mezarlıkta toprağa verildi. Acılı baba Cevdet Demirel olaya ilişkin konuştu. "Bunlar çok ağır ceza almalı" Cevdet Demirel, "Caniler 3-5 yılda dışarı çıkmasınlar. Canlı bomba ya da silahşör gibi gezmesinler. Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler. Pazar günü çocuklar gelmiş toplanmışlar. Sigara ve para istemişler benim oğlum da sigara içmiyorum param da yok demiş. Önceki çocukla husumetleri varmış. Bir iki bıçak sallamışlar ona. Bizim çocuk da müdahale etmeye çalışmış. Oğlum kaçmaya çalışmış, diğeri de arkadan kovalayıp 17 bıçak darbesi savurmuş. Bu canilik ve insanlık dışı. Umarım başka canlar yanmaz ve yeni kanunlar gelir. Yasemin Hanım da geldi bize destek oldu. Caniler dışarı çıkamasınlar. Başka canlar yanmasın. Okul terörleri bitsin. Çocuklar güvende değil. Çocuklara şiddet filmlerini tiktoku yasaklamıyorlar. Oğluma bunu yapan aileyi Allah’a havale ediyorum. Bu olaya yardım yataklık eden herkes yaşadığımız acıyı yaşasın. Beni tehdit ediyorlar telefonda. Mesaj atıyorlar. Mesajda "şikayetini geri almazsan seni katlederiz" yazdılar.
Erzincan EBYÜ’de "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ev sahipliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türksoy iş birliğinde "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli gerçekleştirildi. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Türk düşünce tarihine yön veren isimlerin Türk birliği idealinin temelini oluşturduğunu söyledi. Levent, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının ortak ideal ve ortak kader düşüncesini temsil ettiğini belirterek, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp’in de Türk düşünce sistemine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türk dünyasına yönelik çalışmaların önemine değinen Levent, üniversite olarak son yıllarda çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ise konuşmasında Türk dünyasında iş birliği, fikir birliği ve dil birliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin birlik ve beraberlik anlayışıyla hareket ettiğini ifade eden Aksun, ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olduğunu belirtti. Açılış konuşmalarının ardından EBYÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Gül moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Türksoy Türkmenistan Temsilcisi Laçın Öwezgeldiewa, Türksoy Türkiye Temsilcisi Abdullah Kutalmış Yalçın ve Nışankül Karatayeva konuşmacı olarak yer aldı.