ÇEVRE - 23 Mart 2026 Pazartesi 18:57

ALKÜ’de Alanya’nın su yönetimi masaya yatırıldı

A
A
A
ALKÜ’de Alanya’nın su yönetimi masaya yatırıldı

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nde (ALKÜ) 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında düzenlenen "Dünya Su Günü: Alanya Su Yönetim Çalıştayı"nda ülkenin ve Alanya’nın su yönetimi ele alındı. "Alanya Su Raporu" kitabının da tanıtıldığı çalıştayda konuşan ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, "Bakıyoruz ki topraksız üretim yapabiliyoruz ama susuz üretim yapabilecek hâlde değiliz’’ dedi.


Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nde (ALKÜ) Rafet Kayış Mühendislik Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü tarafından "Dünya Su Günü: Alanya Su Yönetim Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda Alanya’nın su yönetimi problemleri ve çözüm önerileri konuşuldu.



Prof. Dr. Kılıç: "Susuz bir gelecek imkânsız"


Çalıştayın açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, suyun stratejik önemine vurgu yaptı. Dünya Su Günü’nün hemen ardından gerçekleştirilen bu buluşmanın önemine değinen Prof. Dr. Kılıç, suyun hayatın kendisi olduğunu ifade etti. Geçmişten bugüne toprağın değerine vurgu yapıldığını ancak günümüzde topraksız üretimin mümkün hâle geldiğini belirten Kılıç, "Bakıyoruz ki topraksız üretim yapabiliyoruz ama susuz üretim yapabilecek hâlde değiliz. Su; medeniyetlerin doğduğu, geliştiği ve bazen de yok olduğu tek kaynaktır" dedi.


ALKÜ’nün İlk Avrupa Birliği Projesi olan SWAMED’e değinen Kılıç, çalıştayın Avrupa Birliği Interreg NEXT MED programı kapsamında desteklenen projenin bir parçası olduğunu açıkladı.



"Alanya su raporu" yolda


Alanya’nın Toroslar ve Akdeniz arasında tarım ve turizmin iç içe geçtiği özel bir coğrafya olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Kılıç, iklim değişikliği ve artan nüfus baskısının su yönetimini stratejik bir öncelik hâline getirdiğini söyledi. Çalıştay kapsamında tanıtılan "Alanya Su Raporu" kitabının önemine dikkat çeken Kılıç, "Üniversite olarak görevimiz su yönetimini bizzat gerçekleştirmek değil, karar alıcılara yol gösterecek bilimsel katkıyı sunmaktır. Bu çalışmanın yerel yönetimlere ve çiftçilerimize ışık tutacağına inanıyorum" diye konuştu.


Alanya’ya Özgü Entegre Su Yönetim Planı Türkiye’de bulunan 25 havzanın 11’i için entegre su yönetim planlarının hazırlandığını belirten Kılıç, bu çalıştayın nihai hedefinin Alanya’ya özgü bir yönetim planı ortaya koymak olduğunu söyledi.


Çalıştayda konuşan Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erhan Cengiz ise, su yönetiminin günümüzdeki stratejik önemine vurgu yaptı. Disiplinler Arası Yaklaşım Vurgusu Prof. Dr. Cengiz, su yönetiminin artık sadece mühendislik disiplini ile sınırlı kalmadığını, çevre, tarım, şehircilik ve ekonomi ile doğrudan ilişkili, çok boyutlu bir yapı kazandığını ifade etti. Prof. Dr. Erhan Cengiz, "Burada yapılacak tartışmaların ve geliştirilecek önerilerin yalnızca akademik düzeyde kalmayıp, uygulamaya aktarılabilir olması en büyük beklentimizdir" dedi.



"Gelecek, suyu koruyanların olacak"


Çalıştayda konuşan ALKÜ Biyosistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atılgan Atılgan, suyun stratejik önemine ve verimli kullanımının bir tercih değil, zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Çalıştayın klasik toplantıların ötesinde sahada karşılık bulacak somut çözümler üretmeyi hedeflediğini belirten Atılgan, asıl meselenin suyu daha fazla kullanmak değil; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru yöntemlerle kullanabilmek olduğunu ifade etti.



"Alanya Su Raporu kitabı rehber olacak"


ALKÜ Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fırat Arslan, sunumunda küresel su krizinden Alanya’nın tarımsal su ihtiyacına, Avrupa Birliği destekli projelerden suyun etik kullanımına kadar hayati konulara değindi. Doç. Dr. Arslan, dünyada 2,1 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediğini ve her gün 5 yaş altı yaklaşık bin çocuğun su kirliliği ile susuzluk nedeniyle hayatını kaybettiğini vurguladı. Tropikal meyvelerin su tüketiminin yüksek olduğunu ancak modern sulama teknolojileriyle toplam kullanılan su miktarının azaltılabileceğini vurgulayan Arslan, "Asıl mesele suyu daha fazla kullanmak değil; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru yöntemlerle kullanabilmektir" dedi.


ALKÜ’nün ilk Avrupa Birliği projesi olma özelliğini taşıyan ve toplam 2,7 milyon avro bütçeye sahip olan SWAMED Projesi hakkında bilgiler veren Proje Yürütücüsü Arslan, "İtalya, Yunanistan, Mısır ve Tunus iş birliğiyle yürütülecek 36 aylık projede dijital tarım, uydular, dronlar ve yapay zeka destekli karar destek sistemleri kullanılarak tarımsal sulamada maksimum verimlilik hedefleniyor. Alanya’da pilot olarak seçilen muz bahçelerinde akıllı sulama sistemleri uygulanacak" dedi.


Alanya’ya dair dağınık hâldeki su verilerini tek bir akademik kaynakta toplamak amacıyla "Alanya Su Raporu" kitabını hazırladıklarını müjdeleyen Doç. Dr. Arslan, bu çalışmanın kurumlar arası kopukluğu gidereceğini ve karar vericilere bilimsel bir yol haritası sunacağını belirtti. Kitapta Alanya Kalesi’nin tarihi su yönetiminden orman yangınlarının etkilerine, yapay zekâ söyleşilerinden erken çocukluk eğitiminde çevre bilincine kadar geniş bir yelpazede konular yer alacak. Konuşmasını suyun etik ve stratejik önemine vurgu yaparak sonlandıran Arslan, suyun sadece parası verilerek satın alınan ekonomik bir meta olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.


Program hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi. Çalıştayda konuşulan konular ve yapılması gerekenler de kayıt altına alınarak, değerlendirmeler Alanya Su Raporu kitabında yer alacak.



ALKÜ’de Alanya’nın su yönetimi masaya yatırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Meslek Fabrikası için yürütmeyi durdurma kararı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tahliyesi için tebligat gönderdiği Meslek Fabrikası binasıyla ilgili idari mahkemenin 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyurdu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Meslek Fabrikası binasının boşaltılması için gönderilen tebligat nedeniyle sabah saatlerinden itibaren tarihi binada nöbet tutan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yaşanan gelişme üzerine basın mensuplarına açıklama yaptı. Tahliye kararı tebliğ edildiği zaman hukuki sürecin devam ettiğini, süreç sonuçlanmadan hizmet binasını boşaltmayı vicdanen ve sorumluluk gereği kabul etmeyeceklerini ifade ettiklerini hatırlatan Başkan Tugay, "Bizim için üzücü bir süreç olduğunu ifade etmek isterim. Görevimizin, sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve üzerimize ne düşüyorsa yapma kararlılığındayız. Gerekirse gece de burada bekleyeceğimizi belirtmiştim. Bekleyişimizi sürdürdük. Bir taraftan hukuki girişimler sürüyordu. Zorla tahliyeyi engellemek için hukukçu arkadaşlarımızın yaptığı pek çok başvuru var. İdari mahkeme, akşam üzeri 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu kararla hepimiz nefes aldık. Haksız uygulamanın 15 günlüğüne de olsa durduğunu öğrendik ama haksız ve yanlış şekilde hem Meslek Fabrikası hem de diğer binalarımız bize bilgi verilmeden Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçirilmiş durumda" diye konuştu. "Hukuki olarak takip etmeye devam edeceğiz" Başkan Tugay, Büyükşehir tarafından restorasyonu yapılan Namazgah Hamamı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçirildiğini belirterek, "Pek çok yapı tehdit altında. Bunlar yanlış. Bunlar, hiç kimsenin mülkiyetinin teminatı yok demektir. Adalet makamları, mülkiyetleri koruma konusunda üzerine düşeni yapmazsa hepimiz her türlü hakkımızı kaybetmekle karşılar karşıyayız demektir. Yargımıza güveniyorum. Bu sürecin sonunda adaletin sağlanacağını biliyorum. Hukuken takip etmeye devam edeceğiz ama her türlü yanlış karara karşı da en sağlam duruşu göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Emanete hıyanet içinde olmamızı kimse bizden beklemesin" Belediyenin hiçbir mülkünün belediye başkanlarının üzerine tapulu olmadığını, geçici olarak halk tarafından verilen temsiliyet gereği bu mücadeleyi verdiklerini dile getiren Başkan Tugay, "Asla kavga etmekten, çatışmaktan mutlu değiliz. Görevimiz, insanlarımıza hizmet etmek. Belediye başkanlarına ‘şehri emin’ denir. Şehrin emin insanı, emanetlerini geçici olarak teslim alan kişi demektir. Onu korumakla mükellef olan kişi demektir. Bu bina Atatürk’ün İzmir’e verdiği bir binadır. O günden bugüne İzmir’in malıdır. Belediyenin malıdır ve uzun yıllardır hizmet için kullanılan bir binadır. Burası emanettir. Bu emanete hıyanet içinde olmamızı kimse bizden beklemesin. Bizler bunları koruyabildiğimiz, geliştirdiğimiz sürece, teslim aldığımız bayrağı bizden sonrakilere layıkıyla teslim edebildiğimiz sürece vicdanen rahat olacağız. Amacımız hizmet etmek. Başka bir şey değil. Bizi herhangi bir çatışmanın tartışmanın içine kimsenin çekmesini istemiyoruz" açıklamasında bulundu. "Göreve davet ediyorum" 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı çıkmışken Vakıflar Genel Müdürlüğü ve onları ısrarla savunan siyasetçileri yeniden düşünmeye davet ettiğini belirten Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aklıselimin kazanması lazım. Lütfen bir daha değerlendirsinler. Bu hizmet binalarımızı elimizden almasınlar. Bunu yapmayı kendilerine hak olarak görmesinler. Biz başka devlet kurumlarıyla da ihtiyaçları olduğunda zaten çalışıyoruz. Mülkiyeti belediyeye ait başka kurumlarca kullanılan hastaneler, okullar, camiler, karakollar var. Bunların listesini yapsak inanamazsınız. Halka hizmet ettikleri sürece helal olsun. Olumsuz bakışımız yok. Aynı anlayışı belediye için de bekliyoruz. Belediye de halka hizmet eden devlet kurumudur. Özerk yapı değildir. Bu duruma bizi düşürenler bu gözle bakarlarsa ne kadar büyük yanlış yaptıklarını bir kez daha anlarlar." "Derdimiz sadece iş yapmak" Türkiye Cumhuriyeti’nin pek çok sıkıntıyla uğraştığını ifade eden Başkan Tugay, "İzmir de bundan nasibini alıyor. Akaryakıt zammı yükünü halka yansıtmamak için çaba gösteriyoruz. Bizim devletimizin diğer kurumlarıyla uyum ve dayanışma içinde çalışmaya ihtiyacımız var. Siyaset daha iyi hizmet için yarıştır. Birbirimizin çalışmalarına engel olmak için siyaset yapıyorsak yanlış siyasetçiler oluruz. Halka dönük hiçbir hizmeti engelleme çabasında olmadığımızı bilmenizi isterim. Halka hizmet eden her türlü kurum başımızın üstünde. Buna Vakıflar da dahil. Bugün yüzlerce binayı kiraya veriyor. Sayıştay raporlarından anlıyoruz ki kiraları tahsil edemiyor. Kullanmadıkları bir sürü yapı da var. Daha aktif nasıl kullanabiliriz, bunu da konuşabiliriz. Biz halka hizmet amacı güden her türlü çabanın yanındayız. Kavga etmek istemiyoruz. Derdimiz sadece iş yapmak. Umarım bu söylediklerimi iyi niyetle söylediğimizi fark ederler. Yürütmeyi durdurma kararı alan mahkememize teşekkür ediyoruz. Umuyorum adalet bundan sonra doğru kararları alarak işlemeye devam edecektir. Herkesi İzmir’e ve Türkiye’ye sahip çıkmaya davet ediyorum. Bu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın çağrısıdır. İzmir’in her türlü değerine hep beraber sahip çıkalım. Kimsenin haksızlığa uğramasına izin vermeyelim" dedi.