EKONOMİ - 02 Ocak 2026 Cuma 11:03

Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi"

A
A
A
Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi"

Antalya Ticaret Borsasınca açıklanan 2025 yılı Aralık ayı hal endekslerine göre, domates ve sebzede işlem miktarı artarken, meyvede miktar geriledi. Yıllık bazda meyve fiyat endeksinde yüzde 50,96’lık artış dikkat çekerken, sebze fiyat endeksi yüzde 7,34 azaldı.


Antalya Ticaret Borsası, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin hal endekslerini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebzeye ait işlem miktar ve fiyat endeksleri, hem bir önceki aya hem de geçen yılın aynı ayına göre farklı yönlerde değişim gösterdi. Buna göre, domates miktar endeksi yıllık bazda yüzde 4,94 artarken, fiyat endeksi yüzde 16,04 yükseldi. Meyvede işlem miktarı yıllık yüzde 10,34 azalmasına rağmen, fiyat endeksi yüzde 50,96 artış gösterdi. Sebzede ise işlem miktar endeksi yıllık yüzde 19,81 artarken, fiyat endeksi yüzde 7,34 oranında geriledi.



Aylık bazda miktar arttı


Aralık ayında miktar endeksi aylık bazda domateste yüzde 5,21, meyvede yüzde 4,59 ve sebzede yüzde 2,61 artış kaydetti. Yıllık bazda ise domates ve sebzede artış görülürken, meyvede azalış yaşandı. Aralık ayı yıllık miktar endeksleri domates ve meyvede ortalama seviyelerde, sebzede ise ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Yıllık fiyat endeksleri domates ve meyvede ortalama civarında, sebzede ise ortalamanın altında kaldı.



Miktar-fiyat dengesi dikkat çekti


Aralık ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 16,04 artış gösterdi. Bu artış, işlem miktarındaki yüzde 4,94’lük artışa rağmen gerçekleşti. Meyvede ise işlem miktarındaki yıllık yüzde 10,34’lük düşüş, fiyat endeksinin yüzde 50,96 oranında yükselmesinde etkili oldu. Sebzede yıllık bazda işlem miktar endeksinin yüzde 19,81 artmasına karşılık, fiyat endeksinin yüzde 7,34 düşmesi, arz artışının fiyatları baskıladığını ortaya koydu.



Son yedi yıl ortalamasıyla karşılaştırma


Son yedi yılın aralık ayı verileri dikkate alındığında, domates, meyve ve sebzede satış miktar endekslerinin ortalama civarında seyrettiği görüldü. Aynı dönemde domates fiyat endeksi ortalamanın üzerinde gerçekleşirken, meyve ve sebze fiyat endeksleri ortalama seviyelerde kaldı.



Aylık bazda dikkat çeken değişimler


Aralık ayında domates işlem miktar endeksi aylık yüzde 5,21 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 49,75 yükseldi. Bu artış, son yedi yılın aralık ayları içinde işlem miktarında dördüncü, işlem fiyatında ise ikinci en büyük artış olarak kaydedildi.


Meyvede işlem miktar endeksi aylık yüzde 4,59 artış gösterirken, işlem fiyat endeksi yüzde 4,48 düşüş yaşadı. Bu sonuçla, işlem miktarı son yedi yılın aralık ayları içinde altıncı en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük azalış olarak kayıtlara geçti.


Sebzede ise aralık ayında işlem miktar endeksi aylık yüzde 2,61, işlem fiyat endeksi ise yüzde 39,72 arttı. Son yedi yılın aralık ayları dikkate alındığında, sebzede işlem miktarı beşinci en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük artış olarak gerçekleşti.



Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Büyükşehir şifa dağıtıyor Bursa Büyükşehir Belediyesi, en önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri olan evde bakım ve ambulans hizmetleri ile binlerce hastanın ayağına giderek sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Evde Bakım ve Ambulans Hizmetleri Şube Müdürlüğü, sağlıklı ve gülümseyen Bursa hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Aktif hasta sayısı her geçen yıl artarken, 2025 yılında sisteme kayıtlı 12 bin 873 hastaya 155 bin kez evde bakım hizmeti verildi. Büyükşehir Belediyesi’nin evde bakım hizmetinden yüzde 25 ile en çok 76-85 yaş grubu yararlandı. Hizmet alanların yüzde 19’unu 66-75 yaş grubu, yüzde 16’sını 86-95 yaş grubu, yüzde 12’sini 56-65 yaş grubu, yüzde 8’ini 46-55 yaş grubu, yüzde 7’sini 96 yaş üstü, yüzde 7’sini 1-34 yaş grubu, yüzde 6’sını ise 35-45 yaş grubu oluşturdu. Toplam 7 bin 621 kişiye ise 40 bin 898 kez ambulans ve hasta nakil desteği verildi. Evde Bakım ve Ambulans Hizmetleri ile 2025 yılında 6 bin 900 doktor muayenesi, bin 228 FTR uzman ziyareti, 5 bin 500 bakım destek hizmeti, 3 bin 200 ev temizliği hizmeti, 12 bin 750 fizyoterapist hizmeti, 71 bin hemşirelik hizmeti, 2 bin 850 psikolojik destek, 450 ebelik hizmeti, bin 800 diyetisyen hizmeti verildi. Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan ‘Sağlık Otobüsü’nde 4 bin 567 vatandaş ağırlanırken, 23 bin 259 kez sağlık hizmeti verildi. "Her yıl binlerce vatandaşımıza destek sağlıyoruz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, sosyal belediyecilik anlayışını merkeze alarak Bursalıların yaşam şartlarını iyileştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Sağlık hizmeti almanın herkesin en temel hakkı olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak hiçbir vatandaşımızı yalnız bırakmıyoruz. Sağlık hizmetini mahallere ve evlere kadar ulaştırıyoruz. Amacımız, ihtiyaç duyan tüm vatandaşlarımızın yanında olmak. Hayattaki en değerli servetin sağlık olduğunu biliyoruz. Evde sağlık hizmetlerini 7 gün 24 saat kesintisiz sürdürüyoruz. Her yıl binlerce vatandaşımıza destek sağlıyoruz. Türkiye’ye örnek olacak olan halk sağlığı projelerimizi bir bir yaşama geçirmeye devam edeceğiz. Tüm hastalarımıza şifa, özveriyle çalışan sağlık ekibimize de çalışmalarında kolaylıklar diliyorum" dedi.
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi. (ACK-OK-
Kayseri ’Dijital’, vicdanı yok ediyor Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, bireylerin ekranda gördüklerine karşı bir şeyler yapma isteği ile zamanla çökme yaşadıklarını söyleyerek, "Dijitalde yapılan paylaşımlarla vicdan rahatlatması yapılıyor ve gerçek hayattaki sorumluluklar erteleniyor" dedi. Beynin duyguları ve duygusal süreçleri aynı anda işleyemediğini ve iki uçtan birinin yaşandığını söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Dijital vicdan, kişinin ekranda gördüğü felaketlere, yardım çağrılarına, mükemmel hayatlara, başarılı performanslara karşı vermiş olduğu sorumluluk, suçluluk ve yetersizlik duygularının toplamına verilmiş bir kavram aslında. Çünkü dijital vicdan ne kadar yeni bir kavrammış gibi görünse de aslında birçoğumuzun çoktan hayatının içine girmiş bulunmakta. Eskiden insanlar vicdanı tek bir olayla ya da birkaç olayla karşılaştırıp kendi vicdanlarına iç seslerine göre yorum yapıyorlar iken artık ekranın sesiyle yapılan bir yorum haline geldi. Artık telefonumuzu açtığımızda, bildirimlere baktığımızda onlarca felaket, binlerce yardım haberi, muazzam hayatlar, muhteşem başarılar görürken insanda bıraktığı duygu artık yetişmek, bir şeylere ulaşmak, ben de bir şeyler yapmalıyım hissiyatı ile geride kalan bir psikoloji haline geliyor. Bunun en büyük örneklerinden birisi artık bireylerin üzerinde görmüş olduğumuz bir yorgunluk hali. Artık bir çökkünlük görüyoruz. Çünkü insanlar ‘bir şeyler yapmalıyım, ben bu kadar duyguyla nasıl baş edeceğim’ diye düşünmeye başlıyorlar. Beyin bu kadar bilgiyi aynı anda işleyebiliyor olsa bile aslında duyguları ve duygusal süreçleri aynı anda sindiremiyor. Haliyle iki uçtan birini yaşıyoruz. Ya bütün bu haberlere duyarsız kalıyoruz ya da artık bir şeyler yapmalıyım suçluluğu ve sorumluluğuyla en azından aktif olan birisi olayım diyerek paylaşımda bulunuyoruz, beğenilerde bulunuyoruz, destekler yapmaya çalışıyoruz ya da kampanyalara bir şekilde katılmaya çalışıyoruz. İşin bu kısmı zaten etik ve ahlaki bir süreçte yürütülmediği zaman hem bireysel hem de toplumsal olarak çok ciddi zararlar verebiliyor. Kaldı ki biz bunu yaparken bir başkasını da bunun üzerinden yani ‘paylaşım yapmıyor’ şeklinde yargılayabiliyor ve onun da iyi bir insan olmadığını sorgulamaya başlıyoruz. Şimdi burada aslında vicdan rahatlatması dediğimiz kısımda burası. Çünkü ben sadece bir fotoğraf paylaşarak, sadece bir beğeni butonuna basarak gerçek hayattaki sorumluluğumu ertelemiş oluyorum. İşte gerçek vicdanla dijital vicdan arasındaki en önemli fark burasıdır. Gerçek vicdan gerçekten bir insana temas etmektir. Gerçekten bir bağ kurmaktır. Ben bir paylaşım yaptığımda aslında kaç insana ve kaç noktaya gerçekten temas ediyorum? Sadece bir şeyler yapmış olmak için sadece bir kampanyaya katılmış olmak için mi paylaşıyorum yoksa gerçekten bir insana yardımcı olmak için mi paylaşıyorum?" diye konuştu. Hamurcu, bireylerle bağın ekranda değil hayatta kurulduğunu söyleyerek, "Dijital dünyanın en önemli ahlaki kısmında durup şunu sorgulamamız lazım. ‘Ben şu an bu paylaşımı gerçekten kimin için yapıyorum? Eğer ben yardımcı olmak için yapıyorsam ben bir kahraman değilim. Ben dünyayı kurtaramayacağımı, kendime hatırlatarak kendi yapabileceğim yardımı görmem lazım’. Yani gerçek dünyada benim yardım etmem ve gerçek dünyada gerçek bir bağ kurarak insanlara temas etmem gerekiyor. Gerçek haberler, gerçek iletişim kaynakları, gerçek kampanyalarla benim hayatımı oturtmam ve düzenlemem gerekiyor. Çünkü bağ, gerçek hayatın en içerisinde samimi bir şekilde kurulan bir bağ olduğunda vicdanımız işliyor. Diğer türlü sadece bir yarışın içerisinde bir performans kaygısıyla ‘ben de geç kalmayayım, ben de onlar gibi olayım’ diye paylaşılan bütün paylaşımlar ne yazık ki sahte paylaşımlar oluyor ve günün sonunda bize elimizde kalan bir geç kalmışlık, suçluluk ya da duyarsızlaşma ile bize dönüş yapmış oluyor. Burada en önemli ve son olarak söyleyeceğim kavram şudur ki artık hayata yetişmeye çalışmaktansa kendimize yetişmek ve kendimize kurduğumuz bağı insanlara gerçek bir şekilde yansıtmak gerekmektedir. Yani dijitalin vicdanımızı ne kadar kararttığını bu örneklerden de görebiliyoruz. Çünkü sürekli maruz kaldığımızda artık merhametimiz de azalıyor ve körelme duygularına başlayabiliyoruz. O yüzden istediğimiz şey burada ekran süresini değil kalbinizin süresini tutmanız ve ekrandan bir performans olarak değil kalbinizden geçen gerçek bir bağ ile temas kurarak vicdanınızı kullanmanızdır. Çünkü vicdan bir performans değildir, bir bağdır ve bağ, ekranda değil, hayatta kurulur" ifadelerini kullandı.
Kars Sarıkamış’ta kardan heykellerin yapımı tamamlandı Sarıkamış Harekatı’nda Allahuekber Dağları’nda donarak şehit olan askerlerin temsili heykellerinin yapımı tamamlandı. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde 3-4 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler kapsamında sergilenecek kardan heykellerin yapımı tamamlanırken, heykellerin açılışı ise 3 Ocak 2026 tarihinde yapılacak. Kars Valiliği, Sarıkamış Kaymakamlığı ve Sarıkamış Belediyesi’nin destek verdiği heykellerin yapımı Kafkas Üniversitesi Kazım Karabekir Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda görevli Doç. Dr. Muhammet Hanifi Zengin koordinesinde 7 kişilik ekip tarafından yapıldı. Kardan heykellerinin yapımın tamamlandığını ifade eden Vefa Kocaalaz, "111 yıl önce bu topraklarda vatan uğruna aziz şehitlerimize bir vefa bu çalışmayı gerçekleştirdik. Çalışırken bu amansız soğuğu ellerimizde, hüznü ise ruhumuzda hissettik. Amacımız kahraman ecdadımızı gelecek nesillere aktarmak. Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum" dedi. Öte yandan 3-4 Ocak 2026 tarihinde Sarıkamış’ta "Bu Toprakta İzin Var" sloganıyla düzenlenecek olan etkinliklerin programı da belli oldu. Etkinlikler 3 Ocak 2026 Cumartesi günü şehit yakınları ve gaziler onuruna düzenlenecek yemek ile başlayacak. Etkinlikler daha sonra kardan heykeller sergisinin açılışı, meşaleli kayak gösterisi, Mevlid-i Şerif programı ve meşaleli yürüyüşler ilk gün programı sona erecek. 4 Ocak 2026 Pazar günü ise büyük yürüyüş için vatandaşlar Kızılçubuk toplanma bölgesinde bir araya gelecek. Program 4 kilometrelik yürüyüşün ardından Ayyıldız Tören alanında devam edecek. Buradaki tören protokol konuşmaları ve çelik kanatlar gösterisinin ardından sona erecek. Törenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’ta katılacak.