ÇEVRE - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 11:55

ASAT’tan Kemer’e 7 yılda 3 milyar TL’lik yatırım

A
A
A
ASAT’tan Kemer’e 7 yılda 3 milyar TL’lik yatırım

Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, 2019-2026 yılları arasında Kemer ilçesine toplam 3 milyar 176 milyon 512 bin 954 TL tutarında altyapı yatırımı gerçekleştirdi. İlçenin içme suyu, kanalizasyon ve atıksu altyapısını güçlendiren çalışmaların yanı sıra üstyapı ve çeşitli hizmet alanlarında da önemli projeler hayata geçirildi.


ASAT’ın Kemer genelinde yürüttüğü yatırımlar, hem mevcut altyapı sorunlarının çözülmesini sağladı hem de ilçenin gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verecek güçlü bir sistem oluşturdu. Yapılan çalışmalarla birlikte vatandaşlara daha sağlıklı, kesintisiz ve sürdürülebilir hizmet sunulması hedeflendi.



İçme suyu altyapısı güçlendirildi


Kemer’de içme suyu yatırımları kapsamında toplam 78 bin 796 metre uzunluğunda hat imalatı gerçekleştirildi. Bu çalışmalar için 341 milyon 534 bin 192 TL kaynak kullanılarak, ilçenin içme suyu altyapısı modernize edildi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedeflendi.



Kanalizasyon hattı yenilendi


Kanalizasyon yatırımları çerçevesinde ise 21 bin 097 metre uzunluğunda yeni hat imalatı yapıldı. Bu çalışmalar için 85 milyon 416 bin 528 TL harcanarak çevre sağlığı açısından büyük önem taşıyan altyapı eksiklikleri giderildi.



Atıksu yatırımlarıyla çevre korundu


Toplam yatırımın en büyük kısmını oluşturan atıksu projeleri için 2 milyar 326 milyon 623 bin 152 TL kaynak ayrıldı. Bu yatırımlarla atıksu arıtma kapasitesi artırılarak, doğal kaynakların korunması ve çevresel sürdürülebilirlik sağlandı.



Üstyapı çalışmaları kapsamında asfalt yatırımları


ASAT tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 146 milyon 450 bin 612 TL tutarında asfalt yatırımı gerçekleştirildi. Bu sayede altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde ulaşım konforu artırıldı.



Diğer yatırımlarla hizmet çeşitliliği artırıldı


Kemer’de farklı alanlarda gerçekleştirilen diğer yatırımlar için ise toplam 276 milyon 488 bin 470 TL harcama yapıldı. Bu yatırımlar, hizmet kalitesinin artırılmasına ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine katkı sağladı. Gerçekleştirilen bu kapsamlı yatırımlarla birlikte Kemer’in altyapı standartları yükseltilirken, ilçenin uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyacağı sağlam ve sürdürülebilir bir altyapı sistemi oluşturuldu.



ASAT’tan Kemer’e 7 yılda 3 milyar TL’lik yatırım

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep SGK’dan kayıt dışı çalışmayla mücadele vurgusu Gaziantep İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Mehmet Uzun, Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kayıt dışı istihdamla mücadele vurgusu yaptı. Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla açıklamalarda bulanan SGK Gaziantep İl Müdürü Mehmet Uzun, özellikle çalışanların hak kaybına uğramaması konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende’ sloganıyla başlattığı kayıtdışı istihdamla mücadeleye vurgu yapan Uzun, Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığının altını çizdi. "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir haktır" Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmalarının anayasal bir hak olduğunu ifade eden Uzun, "Ülkemizin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdam; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesidir. Yani sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirilmektedir. Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. "Kayıt dışı istihdam birçok hakkınızı elinizden alır" Kayıt dışı çalışmanın bir çok hak kaybına neden olduğunun altını çizen Uzun, "Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi, geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır. Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturur" SGK Gaziantep İl Müdürü Uzun, tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturduğunu ifade ederek, "Haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir" ifadelerini kullanır. Bilgi edinme, ihbar ve şikayet Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebileceklerinin altını çizen Uzun," www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini, ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" ifadelerine yer verdi. "Ücret ödemelerinde banka kanalı zorunluluğu ve şeffaflık" İl Müdürü Uzun, "Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Ankara Prof. Dr. Tok: "(Hantavirüs) Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, "Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" dedi. Hantavirüsün son günlerde Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma riski nedeniyle hem küresel ve hem de yerel halk sağlığı gündeminde yeniden yer aldığını ifade eden Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, bu durumun aynı zamanda virüsü sadece bir çevre sağlığı sorunu olmaktan çıkarıp, hastane enfeksiyon kontrolü de gerektiren bir boyuta taşıdığına dikkati çekti. "Fare hastalığı hakkında gerçekler" Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin salgılarında (idrar, dışkı, tükürük) bulunan bir virüs olduğunun altını çizen Tok, "İnsanlara genellikle bu atıklara temas ya da atıkların kuruyup havaya karışması sonucu tozların solunmasıyla bulaşır. Virüsün kuluçka süresi 1-8 hafta gibi geniş bir bant aralığı olduğundan, bu durum kaynağın tespitini güçleştirebilmektedir şeklinde konuştu. "Gemideki hantavirüs türü daha ölümcül" Hantavirüslerin geleneksel olarak ’Eski Dünya’ (Avrupa/Asya - böbrek tutulumlu) ve ’Yeni Dünya’ (Amerika - akciğer tutulumlu) olarak ikiye ayrıldıklarını belirten Tok, "Asya-Avrupa kökenlilerde ölüm oranı daha düşüktür. Ancak; Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde (MV Hondius) görülen vakalar daha ciddi seyredebilen gruptandır" ifadelerini kullandı. "Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ülkemizde baskın form" Prof. Dr. Tok, hastalığın iki ayrı sendromu olduğunu aktararak "Daha ciddi seyreden Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu‘nda (Hantavirüs kalp akciğer tutulumlu sendromu); spesifik olmayan ateş, kas ağrısı, halsizlik ve ciddi sindirim sistemi semptomlar (bulantı/kusma). Sonraki dönemde ise hızla ilerleyen akciğer ödemi ve şok görülür. Bu form Amerika’da baskın olan formdur. Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ise; ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı ve akut böbrek hasarı ile seyreder. Bu form ülkemizde, Avrupa ve Asya’da baskın olan formdur" açıklamasında bulundu. "Toplumun alması gereken önlemler Toplumun hantavirüse karşı 3 yolla önlem alabileceğinin altını çizen Tok, bunları şöyle anlattı: Temizlikte Islak Yöntem, kömürlük, depo veya eski evleri temizlerken asla kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanmayın. Tozu havalandırmak virüsü solumanıza neden olur. Önce çamaşır sulu suyla (yüzde 10’u çamaşır suyu) alanı ıslatın, 5-10 dakika bekleyin ve sonra silin. Kemirgen Kontrolü, evlerin girişlerini kapatın, gıdaları kapalı cam/metal kaplarda saklayın. Kişisel Korunma, kırsal alan temizliklerinde maske ve eldiven takın. Ayrıca dış ortama dayanıklı virüsler olmadığı için yıkama, temizlik ve hijyen ile yayılımın önüne geçilebilir. "Yalancı griple karışabilir" Hantavirüsün halk sağlığı açısından bazı temel tehlikeler barındırdığını söyleyen Tok, "Hastalık sık görülmez ancak bulaştığında akciğer ve böbrek yetmezliği gibi hayati riskler oluşturabilir. Ayrıca yalancı grip riski de dikkate alınmalıdır. Çünkü ilk belirtiler grip ile çok karıştırılır. Ancak kemirgen teması öyküsü varsa veya nefes darlığı eklenirse durum acildir" dedi. "Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerinin hantavirüsün insanlar arasında ancak uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayılabildiğini bildirdiğini işaret eden Tok, "İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Ayrıca toz ve enfekte kemirgen hayvan çıkartıları yoluyla bulaşması nedeni ile küresel bir pandemi riski düşük kabul edilmektedir. Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir ancak bireysel düzeyde öldürücülüğü yüksek olduğu için farkındalık hayat kurtarabilir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken başvuruda testler negatif çıkabilir" Tok, tanıda hastada alınan öykü ve klinik şüphenin oldukça önemli olduğunu anlatarak "Örneğin; kırsal alan, tarla, orman, depo, gemide kapalı alanlar veya kemirgenlerle temas öyküsü olan ve aynı zamanda ateşi olan hastalarda klinik şüphe mutlaka akla gelmelidir. Laboratuvar tanısı genellikle ELISA ile hantavirüs IgM/IgG antikorlarının gösterilmesi veya erken dönemde viral RNA’nın saptanması ile konur. Erken başvurularda testler negatif çıkabileceğinden, eğer klinik şüphe devam ediyorsa tekrar test edilmelidir" şeklinde konuştu. "Tedavide sadece destekleyici bakım uygulanıyor" Hastalığın spesifik bir tedavisi olmadığının altını çizen Tok, "Tedavi tamamen destekleyici bakımdır. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği ve gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanır" dedi. Hantavirüs Türkiye’de yeni değil Türkiye’de Hantavirüs ile ilgili 1997’den bu yana başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere zaman zaman vakalar bildirildiğini vurgulayan Tok, hastalığın yeni olmamasına rağmen neden önemli olduğu sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: "Söz konusu gemideki Andes suşu bizim coğrafyamızdaki türlerden farklıdır. Andes türü akciğerleri etkilemekte ve çok daha ağır seyretmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte yine de başta kırsal alanlar olmak üzere tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınmak, hijyen kuralarına riayet oldukça önemlidir."
Sakarya Ev hanımından öğretmenine herkes kovan başında Sakarya’nın Hendek ilçesinde düzenlenen arı yetiştiriciliği kursu, farklı meslek grubu vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Arıcılığın püf noktalarını hem teorik hem de uygulamalı olarak öğrenen kursiyerler, 84 saatlik eğitimin ardından sertifika alarak profesyonel arıcılığa adım atmaya hazırlanıyor. Hendek Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan ve usta öğretici Temel Ata tarafından verilen eğitimlerde; arı bakımı, kovan yönetimi ve arıyla temas teknikleri detaylı şekilde işleniyor. Hendek Kazımiye Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulamalı derslerde kursiyerler, koruyucu kıyafetlerini giyerek kovan başına geçiyor. 2026 yılının ikinci döneminde de 30 kursiyerin katılımıyla devam eden eğitimlerde, özellikle emekli adayları ve arıcılığı ata mesleği olarak devam ettirmek isteyen gençlerin yoğunluğu dikkat çekiyor. "Kursiyerlerin yüzde 80’i arıcılığa başladı" Eğitim süreci hakkında bilgi veren usta öğretici Temel Ata, "Kursumuz Hendek Halk Eğitim Merkezi tarafından 2026 yılında 2 dönem olarak açıldı. Bu son dönem. Her iki kursta da 30 arıcı adayı ile derslere devam ettik. Bugün itibariyle kursumuzu bitireceğiz. 84 saat kurs sonucunda Halk Eğitim Merkezi tarafından belgelendirme yapılıyor. Benim tespitim 2008’den beri Hendek’te kurs verdiğim arıcılardan yaklaşık yüzde 80’i arıcılığa başladı" dedi. "Babamın öğrettikleriyle hocamızın bilgileri arasında farklar oluyor" Ata mesleğini bilimsel yöntemlerle sürdürmek istediğini belirten kursiyer Neslihan Törün, "Arıcılığa dair her türlü konuyu eğitmenimiz bize öğretiyor. Arıları daha iyi tanıyoruz. Benim de babam arıcılık mesleğinde. Arılara merakım çocukluktan başladı. Şu anda elime fırsat geçince kursa katılıp arıları daha iyi tanımak istedim. Babamın öğrettikleri ile hocamızın öğrettikleri arasında çok bir fark olmasa da oluyor. Hocamız ile arının en temelinden öğreniyoruz. Babamda ise nesilden nesile geçen bilgilerden dolayı biraz farklılıklar olabiliyor" diye konuştu. "Emekliliğimizde de arıcılığın peşinde koşarız" Emeklilikten sonra arıcılık yapmayı hedefleyen öğretmen kursiyer Ramazan İncibölen ise şu ifadeleri kullandı: "Artık 57 yaşındayım, emekliliğe doğru yol alıyoruz. Emekliliğimizde de arıcılığın peşinde koşarız diye kursa katıldık. Hocamız teorik bilgileri aktardı. Zaten babam da arıcıydı. 150 kovanı vardı, rahmetli oldu. Babam rahmetli olunca kardeşlerim bütün arıları sattı. Şimdi ben de emekli olunca yapmayı düşünüyorum. Bu yörede biraz zormuş ama artık biz de gezerek bir arıcı olacağız emeklilikte. Hocamızın öğrettikleri ile bizim bildiklerimiz arasında farklılıklar değil de, yöreden yöreye değişiklikler oluyor. Babamdan öğrendiğimiz kovanı taşıma gibi, etrafını temizlemeyi, kovanı indirmeyi öğrendim. Ben öğretmen olduğum için babamın yanında fazla duramadım, kardeşlerim daha fazla ilgileniyordu ama burada teorik bilgileri daha fazla öğrenmiş olduk. Tabii uygulama konusunda kendimizi geliştireceğiz."