EKONOMİ - 16 Ocak 2026 Cuma 10:19

ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"

A
A
A
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"

Antalya’nın 6 bin 142 yabancı sermayeli şirketiyle uluslararası bir ticaret merkezi haline geldiğini belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, "Toplam sermayenin yüzde 23-24’ü yabancı şirketlerden geliyor. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor" dedi.


Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya’nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO’nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu.



"Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık"


ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının 2025 yılına girerken olumlu bir tabloya hazırlandığını ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini belirterek, "2025’e girerken daha iyi rakamlarla 2025’i kapatabileceğimize inanarak girdik. Ancak istediğimiz gelişmeleri yakalayamadık. Hem enflasyon rakamları Merkez Bankası’nın gördüğü gibi gerçekleşmedi hem de Merkez Bankası, maliye politikaları doğrultusunda faiz oranlarını bir an önce düşürmeye çalıştı. Fakat onda da bazı aksaklıklar yaşadık. Şu anda istediğimiz yerde gözükmüyoruz. Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" dedi.


En büyük sorunlardan birini "finansa erişim" olarak tanımladıklarını vurgulayan Hacısüleyman, meclis konuşmalarında enflasyonla mücadelenin ana alanlarından biri olması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini, ihracatçı için de Türk lirasının değerli oluşu nedeniyle kurların istenilen seviyeye gelememesinden yakındıklarını aktardı. Hacısüleyman, "Tabii ki biz Türk liramızın çok değerli olmasını arzu ediyoruz. Fakat bu değerlilik, kurlarla ilgili de daha uygun rakamlara gelinilmesini engellememesi lazım diyoruz" ifadelerini kullandı.



"Antalya’nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var"


Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir "hizmet ihracatı" kenti olduğunu vurguladı. Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, "2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz" dedi.



"Şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz"


Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya’nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, "Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya’nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" diye konuştu.



"2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk edildi"


Vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına da değinen Hacısüleyman, "Bu 6’ncı büyük ekonominin önemli bir kıstası da aslında toplanan vergiler. Ekonomiye baktığımız zaman sonuçta cirosal, maddi bir kıstastan bahsediyoruz. 2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk etmiş, bunun da yüzde 80’in üzerindeki bir payı tahsil edilmiş durumda. O bakımdan da iyiyiz, çek gibi veya geri ödeme güçlüğü içerisinde değiliz. Ama zorluklar yaşıyor muyuz? Zorluklar yaşıyoruz" dedi.



"Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz"


Antalya’da 2025 yılında kurulan şirket sayısının 5 bin 500 civarında olduğunu, kapanan şirket sayısının ise 2 bin 600 düzeyinde seyrettiğini aktaran Hacısüleyman, ATSO’ya kayıtlı 67 bin şirket bulunduğunu, bunların 6 bin 142’sinin yabancı sermayeli olduğunu belirtti. Hacısüleyman, rakamların kentin uluslararası karakterini güçlendirdiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:


"Türkiye çapında baktığımız zaman 2 buçuk milyonun biraz üzerinde şirketimiz var. Bunun 67 bini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı. Bu 67 binin de 6 bin 142 tanesi yabancı sermayeli kurulmuş olan şirket. Bu da bize farklı bir bakış açısı veriyor. Bu şirketlerin sermaye gücü, güç olarak bizim şirketlerimizden daha fazla gözüküyor. Toplamda 67 binin belki yüzde 8’ine tekabül eden, yüzde 9’una tekabül eden bir oran varken sermayede baktığımız zaman yabancı şirketlerin sermayesi bizim toplam sermayemiz içerisinde yüzde 23’ünü, yüzde 24’ünü teşkil ediyor. Bu da yabancı sermaye şirketlerin güçlü olarak buraya geldiğini gösteriyor. İlerisi için güzel bir şey, buradaki yatırım miktarını arttırabileceğini gösteriyor. Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Dolayısıyla ticaret açısından da hukuk kurallarının işlediği, hukuki sözleşmelerin çalıştığı bir şehir durumundayız. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor."



"Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir"


Antalya’da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden ‘Türkiye’nin ucuz ülke olması’ ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık" diyerek, fiyatlardaki artışın temelinde maliyet baskısı bulunduğunu vurguladı.



"2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde"


Turist sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise Hacısüleyman, 2024 ve 2025 sayılarının birbirine çok yakın seyrettiğine dikkat çekerek, "2024’te gelen sayı ile 2025’te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026’da çok da mutlu etmiyor. 2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" dedi.



"Moral düşükse seyahatlerde azalma görüyoruz"


"Küresel ekonomideki ve jeopolitik alandaki risklere vurgu yapan Hacısüleyman, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze hattındaki çatışma, İran gerilimi, Grönland ve Venezuela gibi başlıkların hem ekonomik hem moral açıdan etkiler oluşturduğunu söyledi. Hacısüleyman, tatilin çoğu insan için "moral tazeleme" işlevi gördüğünü, moral bozukluğunun ise seyahat ve harcama kararlarını geciktirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:


"Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026’da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum."


Antalya için rezervasyonların şimdilik geçen yıl ile aynı seviyede gittiğini, erken rezervasyon döneminin 31 Mart’ta tamamlanacağını hatırlatan Hacısüleyman, esas eğilimin bu tarihten sonra netleşeceğini söyledi. Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu söyleyerek, "O yüzden karamsar değilim. Ama ‘şu kadar artış olacak’ demem için de bir sebep göremiyorum. 2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder" diye konuştu.



"Almanya ve Rusya’nın Antalya üzerindeki toplam payı yüzde 45"


Ana pazarlar itibarıyla Antalya’nın Almanya ve Rusya’ya yüksek derecede bağımlı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, iki ülkenin toplam payının yüzde 45’e ulaştığını hatırlattı. Hacısüleyman, "Bizim iki ana pazarımız var. Maalesef diyorum. İkisinin toplamı yüzde 45, Almanya ve Rusya. İki ana oyuncu var. Almanya 4 milyonla kapattı, Rusya 3,5 milyonla kapattı. Yüzde 45 iki ülkeden alıyoruz. Bir tanesi savaşta. Jeopolitik olarak baktığın zaman bu cereyan eden konularla doğrudan ilgili. Almanya’da da otomotiv sektörü hiç iyi değil. Bu da istihdam ve gelir üzerinde baskıya neden oluyor" ifadelerini kullandı.



"Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, üretimi durdurmayın, ihracata yönelin"


NATO ülkeleri üzerinden yürüyen tartışmaların da Türkiye ve Antalya’yı dolaylı etkileyebilecek konular arasında olduğuna işaret eden Hacısüleyman, tüm bu başlıklar nedeniyle iş dünyasının "ihtiyatlı olmasının" önem taşıdığını vurguladı. Belirsizlikler nedeniyle iş dünyasına "temkinli büyüme" tavsiyesinde bulunan Hacısüleyman, "Meclis gündemlerimizde de üyelerimize her zaman ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız, ihtiyatlı davranmamız, üretimi güçlü şekilde sürdürmemiz ancak yeni açılımlara bir süre daha mesafe koymamız gerektiğini tavsiye ediyoruz. Büyüme ve genişleme planlarımızı, üretimi artırmamız lazım. Tüketimi enflasyon veya faiz politikalarıyla baskıladık ama bu baskılama üretimi olumsuz yönde etkiledi. Üretilmediği için tüketilmiyor gibi bir durum oluştu. Halbuki biz üretimi devam ettirip tüketimi azaltabiliriz ama üretimi ihracata doğru yönlendirmemiz gerekiyor, fabrikalarımızın tam kapasite ile çalışabilmesi gerekiyor. Bunu muhakkak ayakta tutmak zorundayız. Bu fabrikalarda herhangi bir çalışılmayan dönem, kapasite düşürme, atıl bir döneme girersek bunları tekrar harekete geçirmek çok zor oluyor" dedi.



Expo alanı için çağrı


ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2016’dan bu yana büyük ölçüde atıl durumda kalan 1 milyon metrekarelik Expo alanının mutlaka kente kazandırılması gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, Antalya’nın 330 şehirden doğrudan uçuş alabildiğini, geniş yatak kapasitesine sahip olduğunu, ancak modern ve büyük ölçekli bir fuar-kongre alanı eksikliğinin devam ettiğini söyledi. Şu anda görünen en güçlü ihtiyacın şehre ait daha büyük ve nitelikli bir fuar merkezi olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, "Kongre açısından 5 bin kişilik bir salonumuz var. Yeterli mi? Hayır. Bazen 10 bin kişilik toplantıya, dünya toplantısı aldığın zaman 10 bin kişi geliyor. Bununla ilgili orayı değerlendirilebilir diye görüşümüzü söyledik. İster açık hava fuarcılık olur. Ama oranın çok düzgün bir fuar merkezine dönüşmesinin bence öncelikli olması lazım. COP31 vesile olabilir. Bizim 100 bin, 150 bin metrekarelik alanlara ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.



"657 bin yatak yeterli"


Mevcut 657 bin yatak kapasitesinin Antalya için yeterli olduğunu belirten ATSO Başkanı, yeni otel yatırımlarının teşviklerle daha da hızlanmasının arz-talep dengesini bozabileceği uyarısında bulunarak, "Yeni yatırımlar devam etmemeli, bizim 657 bin yatağımız var. Büyük oranda doğrudur bu yatak kapasitemiz. Bazen ufak tefek sayılmayan veya gözden kaçan yataklar olabiliyor ama büyük ölçüde doğru diyebiliriz. Bu yatak kapasitesi bize yeter. Hazineden aldığımız teşvik belgeleri var. KDV muafiyeti anlamını taşıyor. Bunlar üç yılda bir verilsin. Yoksa biz arzı birdenbire arttırdık bugüne kadar 50 bin yatak, 100 bin yatak, 80 bin yatak. Yeterince ziyaretçi gelmeyince fiyatları düşürdük. Bu duruma gelmeyelim. Biz artık tecrübesiz bir ülke değiliz" dedi.



ATSO’nun 2026 vizyonu


ATSO’nun 2026’da sürdüreceği faaliyetlere değinen Hacısüleyman, şehirde "fikir üretme ve bu fikirlere ışık tutma" hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Hacısüleyman, 10 Şubat’ta "Dijital İnsan" başlığıyla sosyal medya ve dijital kimlik konusunu ele alan bir etkinlik planladıklarını anlatarak, ATSO’nun yurt dışına açılma çabalarının devam ettiğini belirtti. ATSO seçimlerinin 2026 yılı sonbaharında yapılacağını da söyleyen Hacısüleyman, mevcut görev süresinin son 10-11 ayını seçim kampanyası değil, şehre hizmet odaklı geçirmek istediğini söyledi. Ali Bahar’ın vefatı sonrası yönetim kurulu üyelerinin teveccühüyle başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Hacısüleyman, Antalya iş dünyasında bu görevi yapabilecek çok sayıda isim bulunduğunu belirterek, "Bu göreve ben Antalya’da, iş dünyasında çokça kişinin bu görevi yapabileceğini düşünüyorum. Binlerce kişi bu görevi yapabilir. Burada önemli olan konsensus sağlamak, yani ortak adaylar üzerinde konuşabilmek" dedi.


Hacısüleyman, seçim takvimi için 1 Ekim-30 Kasım aralığında iki tarih bandı bulunduğunu, konunun henüz yönetim kurulunda konuşulmadığını, bu nedenle net tarih vermenin doğru olmayacağını ifade etti.


Toplantıda söz alan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ise, Antalya’nın su yönetimi konusundaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye geneline kıyasla Antalya’nın su yönetimi açısından iyi bir noktada olduğunu belirten Pakalın, mevcut tüketim alışkanlıkları ve yağış-su kaynağı eğilimleri dikkate alındığında 3-5 yıl içinde sıkıntılı senaryoların gündeme gelebileceği uyarısını yaptı.



ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanığın yargılamasına başlandı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasına başlandı. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Kimlik tespitinin ardından mahkeme hakimi tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu’na söz verdi. "Çok özür dilerim, pişmanım" Beşlioğlu, uygulama üzerinden mağdureye mesaj attığını ancak çok pişman olduğunu ifade ederek, "Boşluğuma denk geldi. İlk defa böyle bir şey yaptım. Sadece S.’ye mesaj attım. Ne yazdığımı tam olarak hatırlamıyorum. Kesinlikle fiziksel temasta bulunmadım. Sadece onun telefonu vardı, o yüzden canım sıkıldı ve mesaj attım. Başka stajyerin numarası yoktu. S.’ye takıntılı olduğum gibi bir durum söz konusu değildir. Cinsel saikle yazmadım mesajları. Kendimi kötü hissediyordum. Çok özür dilerim, pişmanım. Kendisinden özür diliyorum" diye konuştu. Hakimin, "Aşçıların kendi aralarında stajyerleri paylaştığı söyleniyor" sorusuna Beşlioğlu, "Sistemde her bölüme stajyer atanıyor. Ustalar da görevlendirme anlamında ‘sen benim stajyerimsin’ şeklinde konuşmalar yapıyor. Bunun dışında cinsel saik maksadıyla bir konuşma olmuyor" dedi. "Stajyere para gönderirken eşim yanımdaydı" Söz alan tutuksuz sanık Ramazan Çetin de savunmasında stajyer mağdurenin kendisini arayarak para istediğini iddia etti. Stajyere para gönderdiğini ifade eden Çetin, "Para gönderirken eşim yanımdaydı. Eşimle de tanışıklığı var. Buraya niye çıktım bilmiyorum. Eşim doğum yapınca bize çiçek göndermişliği bile var" ifadelerinde bulundu. "Uyarmak amacıyla dokundum" Ardından söz alan tutuklu sanık Durmuş Uğurlu, "Stajyer mağdure devamlı telefonuyla uğraşıyordu, iş yapmıyordu. İş yapmadığı için uyarmak amacıyla dokundum. Kolundan tutarak kendime doğru çektim. Sadece kolundan tuttum. İş yapmadığı için uyarmak istedim kesinlikle cinsel saik yoktur. Özel bölgelerine dokunmadım. İnsan kaynaklarına beni şikayet etmiş kolunu tuttuğum gün. Ben kendisine ‘su gibi içerim’ demedim. Kendisine bizlere ismimizle hitap etmesini söyledim. Stajyer kızların cep telefonları bende kayıtlı değil kendileri ile görüşmedim" dedi. "İftira atıyorlar" Diğer tutuklu sanık Recep Seven de üzerine atılı suçlamaları kabul etmezken, "Stajyer mağdure ile hiçbir samimiyetim yok. Öğrenciler toplanmışlar aralarında veda için ben de gittim. ’Allah’a ısmarladık, hayırlı olsun’ demişimdir. Tokalaşma sırasında, ‘bana yaz, ara’ şeklinde bir şey demedim. Mağdurelerin hepsi aynı sınıftan stajyerler. Bir şey peşindeydiler ben de anlamadım. İftira atıyorlar. Stajyerin göğsüne ve omzuna dokunmadım. Ara tatil öncesi Meclis’e aile ile gelerek vedalaştık, hatta bana sarıldı, teşekkür etti. Ben ‘kızım, evladım’ şeklinde baktım. Asla öyle bir gözle bakmadım, olamaz da böyle bir şey. Benim de iki kızım, yavrum var" diye konuştu. Suçlamaları reddeden tutuklu sanık Halil İlker Güner ise savunmasına şu ifadelere yer verdi: "Bu şekilde burada olduğum için üzgünüm. Hiçbir temasım olmamıştır. Mağdure stajyer önce memurlar kafeteryasında B blokta göreve başladı, daha sonra 2. dönem üyeler lokantasına geçti. Anemi rahatsızlığı olduğu için tedavisi nedeniyle izin alıyordu, bu nedenle böyle bir karar aldı. Aynı mutfakta çalışıyorduk, birbirimizde telefon numaralarımız vardı. Okuduğunuz mesajları D.’ye gönderdim ama bunların taciz olduğunu düşünmüyorum. Kendisiyle sohbet ediyordum. Stajdan sonra mesajlaşmalarımız başladı. Stajın bitmesine yakın bizlerle arkadaş, abi kardeş gibi konuşmalar olmuştur. Söz konusu mesajları farklı günlerde de aynı gün içerisinde de attım. Attığım mesajlara kendisi de karşılık verdi. ‘Fıstığım, güzelim’ şeklindeki mesajları şöyle açıklayacağım; ben bunları etrafımdaki insanlarla konuşurken de söylerim, art niyetim yoktur. Kendisine yönelik herhangi bir fiziksel temasım olmadı. Ben işimden olmuş durumdayım. Devlet memuruyum. 3 yaşında oğlum var. Büyük bir pişmanlık duyuyorum, burada olmaktan utanç duyuyorum" dedi. Sanık beyanlarının ardından mağdure stajyerlerin, psikolog eşliğinde SEGBİS üzerinden kapalı olarak alındı. Mahkeme hakimi tanık dinleneceğini bildirerek M.K.’ye söz verdi. M.K. ifadesinde, Meclis’te mutfak ustası olarak çalıştığını ve stajyerin kendisine yaşadığı rahatsızlığı anlattığını söyledi. Stajyere aşçıbaşı ile konuşması gerektiğini anlattığını belirten M. K. "Konuşma esnasında yanlarında değildim" diye konuştu. M.K, stajyere, "Ben farkındayım seni uzak tutarım" dediği iddiasını ise reddetti. Söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanığında mevcut halinin devamına hükmedilmesini talep etti. Sanık, tanık ve avukat beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu 4 sanığın tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık Ramazan Çetin hakkında bulunan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sonraki duruşma 9 Şubat’a ertelendi.
İstanbul Cornelia Golf Masters ve Cornelia Open Golf Turnuvaları gerçekleşti Cornelia Golf Masters ve Cornelia Open Golf Turnuvaları, Türkiye’den en iyi golfçüleri bir araya getirdi. Cornelia Golf Club Genel Müdürü Ali Şahin, "Golf’ün özellikle Belek’e katkısı büyük. Yaklaşık döviz girdisi 250 milyon euro" dedi. Türkiye’nin önde gelen 13 golf kulübünden en iyi oyuncuları bir araya getiren Cornelia Masters Golf Turnuvası ve diğer amatör golfçülerin yarıştığı Cornelia Open Turnuvası, Cornelia Diamond Golf Resort & Spa’da gerçekleşti. Bu yılki Cornelia Masters’ta 39 profesyonel golfçü yarışırken, Cornelia Open turnuvasına 50 amatör katılımcı dahil oldu. Türkiye’nin golf turizmindeki önemli bölgelerinden Belek’te bu yıl düzenlenen organizasyonlar ve golf oynamak için gelen turistler sayesinde yaklaşık 250 milyon euro döviz girdisi sağlandığı belirtildi. "Türkiye’nin yükselen yıldızı golf" Cornelia Golf Club Genel Müdürü Ali Şahin, "Cornelia Golf Club Genel Müdürü Ali Şahin, Golf sahamız 2006 yılında dizayn edildi. 20 yıldır başarılı bir şekilde ödüller de alarak hizmet veriyor" dedi. 2008 yılında Belek’in Avrupa’nın en iyi golf destinasyonu seçildiğini hatırlatarak, "Belek gibi bir golf destinasyonu dünyanın hiçbir yerinde yok. Hem otellerimizin sunduğu lüks servis, hem sahalarımızın kalitesi, bakımı ve hizmet kalitesinin üst seviyede olması ile Belek, çok önemli bir golf destinasyonu ve Avrupalı misafirlerin Türkiye’yi tercih etmesinde başrol oynuyor. Belek’te yaklaşık 10 tane golf kulübü, 18 tane golf sahası bulunuyor. Bunların uzaklıklarının birbirine olan mesafesi 15 dakika, dolayısıyla 15 dakika içerisinde çok farklı 18 tane golf sahasında oynayabiliyorsunuz. Beşinci kez düzenlediğimiz bu organizasyonda amacımız Türkiye’deki golf kulüplerinin en iyi oyuncularının birbirleriyle yarışmasını sağlamak. Bu organizasyon Türk golfüne büyük hareketlilik getirdi. Burada yarışmak isteyen sporcular, kendi kulüplerinde kıyasıya mücadele ediyor. 2025 yılında 60 bin raund golf oynattık. Bunun karşılığı 13-14 bin kişidir. Bu oteli sadece golf için ziyaret eden yaklaşık 15 bin misafir var. Ekim ayından mayıs ayına kadar golf sezonuyla yaşıyoruz. Golfün özellikle Belek’e katkısı büyük. Yaklaşık döviz girdisi 250 milyon euro. Türkiye’de belli saha var ve nüfusa oranla yeterli değil. Örneğin; İspanya’da 400, Portekiz’de 110 tane golf sahası var. Belek’de 18 adet, yani yüzde 5’i kadar. Burada yer bulmak zor olabiliyor. Bir yıl öncesinden yerlerimizi satıyoruz. Yoğunluk bölgedeki tüm tesislerde bu şekilde. Yeni golf destinasyonları olmalı. Dalaman, Bodrum, Mersin, Adana ve çevresi yeni golf destinasyonu olabilir" ifadelerini kullandı. Golf sporunun insan hayatındaki önemine de değinen Ali Şahin, "Ben 25 yıldır golf ile uğraşıyorum. Sosyal çevre ve hayata bakış açısından önemli bir rolü var. Herkesin golf oynamasını tavsiye ediyorum" dedi. "Hedef 20 milyon turist" Cornelia Diamond Golf Resort & Spa Genel Müdürü Zafer Alkaya, "Turizmin en önemli konusu maliyetler ve kur makası. Değişen bir şey olmadı burada. Maliyet ve kur makası arasında bir sıkışmışlık söz konusu. Sektörün maliyeti yüksek seyrediyor. Yüzde 45 gibi bir maliyet artışı var, kur ise yüzde 26 artış göstermiş. Bu da sektörü zorluyor. Personel maliyeti 1.900 eurolara ulaştı. Bununla baş etmek de zorlaştı. Hep Mısır ile karşılaştırıyoruz ülkemizi. Türkiye, Mısır’ın yaptığı turizmi çok öncelerde geride bırakan bir turizm ülkesi, sadece Süveyş Kanalı’na sıkışmış bir turizmden Akdeniz’e yayılmış bir hareket var ama bizim kalitemizle boy ölçüşemiyorlar. Oraya hareket kazandıran da bizden giden Türk otel işletmeleri. Mısır’da bir personel maliyeti 350 dolar, bizimkiyle kıyaslanamaz. Ayrıca Mısır sektöre KDV uygulamıyor. Biz farklı bir kulvarda mücadele ediyoruz. Antalya bu sene 17 milyon turist hedefine ulaştı. Antalya için önemli bir rakamdı. Bin dolardan hesaplarsak 17 milyar dolar yapar. 17 milyon turistle yine birinci sırada Rusya var. 20 milyon turiste çıkma hedefimiz var" ifadelerini kullandı.
İzmir İzmir Büyükşehir’den Bayındırlı kadınlara festival sürprizi: 150 kadın festivale taşındı İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bayındır ilçesinden kadınları Karaburun Nergis Festivali ile buluşturdu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla düzenlenen etkinlik kapsamında, Bayındır’ın Çırpı semtinden yaklaşık 150 kadın, festival alanına götürülerek Karaburun’un simgesi haline gelen nergis çiçekleri eşliğinde keyifli bir gün geçirdi. Renkli görüntülere sahne olan festival gezisi, katılımcı kadınlar tarafından memnuniyetle karşılanırken; kültürel ve sosyal etkinliklere erişimin artırılması açısından da önemli bir adım olarak değerlendirildi. Etkinlikle ilgili açıklama yapan Çırpı Cami Mahallesi Muhtarı Mustafa Akdeniz, organizasyona katkı sunan isimlere teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a, Bayındır Belediye Başkanımız Davut Sakarsu’ya ve CHP Bayındır İlçe Başkanımız Arif Uygueren’e, mahallemize bu güzel günü yaşattıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kadınlarımızın sosyal hayata katılımını artıran bu tür etkinlikler bizler için çok kıymetli." İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilçelerde yaşayan kadınlara yönelik sosyal ve kültürel etkinlikleri önümüzdeki dönemde de sürdürmesi bekleniyor. Bu tür organizasyonların, hem yerel dayanışmayı güçlendirdiği hem de kadınların sosyal yaşamda daha aktif rol almasına katkı sunduğu vurgulanıyor.