ASAYİŞ - 08 Nisan 2026 Çarşamba 14:30

Aynı gün 6 araçtan akü çalan şüpheliler yakalandı

A
A
A
Aynı gün 6 araçtan akü çalan şüpheliler yakalandı

Antalya’nın Kumluca ilçesinde aynı gün içerisinde 6 ayrı araçtan akü hırsızları, polis ekiplerince yakalandı.


Kumluca İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından yapılan teknik ve fiziki takip sonucu geçtiğimiz pazartesi günü ilçenin değişik noktalarında yaşanan hırsızlık olayını çözdü. İlçede aynı gün içerisinde 6 ayrı araçtan akü çalındığının ihbarı alan Kumluca İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucu hırsızlık yapan şahıslara ulaşıldı.


M.K (21) ve Ç.T. (18) adlı şahıslar çaldıkları aküler ile birlikte yakalandı. Çaldıkları aküleri sattıklarını itiraf eden zanlılar Kumluca Emniyeti tarafından gözaltına alındılar. Şüphelilerin ifadelerinden yola çıkılarak akülerin satıldığı kişilere de ulaşılırken, çalınan aküler sahiplerine teslim edildi. Hırsızlık zanlısı 2 kişi Kumluca Adliyesi’ne sevk edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Mahkemeler, kamu işvereninin kolaylaştırıcısı değildir" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Yargının görevi, sendikal hakları güvence altına almaktır. Mahkemeler, kamu işvereninin kolaylaştırıcısı değildir" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Ankara 4. İş Mahkemesi’nin öğrenci gelişim raporlarının doldurulmasına yönelik Türk Eğitim-Sen ile birlikte dört sendikanın aldığı eylem kararını iptal ettiğini belirtti. Geylan, bu kararın hukuksuz olmasının yanı sıra sendika kanununa, anayasal haklara ve başta Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararları olmak üzere evrensel kaidelere aykırı olduğunu ifade etti. "Mahkemeler kamu işvereninin kolaylaştırıcısı değildir" Mahkemenin eylem kararını iptal etmesini hukuka aykırı bulduğunu ifade eden Geylan, "Ankara 4. İş Mahkemesi’nin öğrenci gelişim raporlarının doldurulmasına yönelik alınan eylem kararını garabet bir hükümle iptal etmesi hukuksuz olmasının yanı sıra sendika kanununa, anayasal haklara ve ILO kararları başta olmak üzere evrensel kaidelere açıkça aykırıdır. Yargının görevi, sendikal hakları güvence altına almaktır. Mahkemeler, kamu işvereninin kolaylaştırıcısı değildir. Türk Eğitim-Sen Merkez Yönetim Kurulu tarafından öğrenci gelişim raporlarının doldurulmaması konusunda 8 Ocak tarihinde eylem kararı alınmıştır. Alınan eylem kararının iptali talebi ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ankara 4. İş Mahkemesi nezdinde dava açılmıştır. Yapılan yargılamada mahkeme makamınca ilk duruşmada sendikamız ile beraber 4 sendikanın aldığı eylem kararlarının iptaline karar verilmiştir. Kamu görevlilerinin sendika kurmasının yasalaştığı günden bugüne kadar herhangi bir eylem kararının mahkeme tarafından iptalinin istenildiğine hiç rastlanılmamıştır" ifadelerini kullandı. "Kamu çalışanlarının sendika kurma özgürlüğü anayasa maddesi 51 ile güvence altındadır" Türk Ceza Kanunun 118. maddesinde sendikal hakların kullanılmasının engellenmesinin suç sayıldığını vurgulayan Geylan, "Milli Eğitim Bakanlığı, sendikal faaliyetlerin korunması ve engellenmemesi adına yapılan tüm düzenlemelerin aksine mahkemeden bu faaliyetlerin engellenmesi için karar verilmesini talep etmiş ve maalesef mahkeme tarafından bu yönde karar verilmiştir. Kamu çalışanlarının sendika kurma, örgütlenme ve hak arama özgürlüğü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 51 ile güvence altındadır. Bu güvence yalnızca kağıt üzerinde bir hak değildir; bizzat korunması gereken dokunulmaz bir özgürlük alanıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi de sendikal hakların kullanılmasının engellenmesini suç olarak tanımlar. Üstelik bu suç, sadece fiziki müdahalelerle değil; hukuka aykırı her türlü yöntemle ortaya çıkabilir. Yargıtay içtihatları da bu konuda son derece nettir. Sendikal faaliyetin engellenmesi bir ‘tehlike suçu’dur. Yani zararın gerçekleşmesi dahi beklenmez, hak kullanımının engellenmesi ihtimali dahi suçun oluşması için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi kararları defalarca şunu vurgulamıştır; sendikal haklar demokratik toplumun temelidir. Bu haklara yönelik müdahaleler karşısında devletin koruma yükümlülüğü vardır" dedi. "Bugün ise görünen tablo, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini göstermektedir" Türk Eğitim-Sen olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını dile getiren Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün ise görünen tablo, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini göstermektedir. Anayasal bir hakkın kullanımının iptal kararıyla fiilen imkansız hale getirilmesi, TCK 118 kapsamında düzenlenen ‘sendikal hakların engellenmesi’ suçunun yargı eliyle işlenmesi anlamına gelmektedir. Ankara 4. İş Mahkemesi’nin bu kararı açıkça sendikal eylemlerin kısıtlanması ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bundan sonraki süreçte sendikaların karar alma ve eylem yapma özgürlüğüne açıkça müdahale etme yolunu açmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Danıştay kararları doğrultusunda sendika üyelerini cezalandıramadığı için sendikamızı hedef alarak eylem kararını iptal ettirmiştir. Türk Eğitim-Sen bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacaktır. Tüm hukuki yollara başvuruda bulunacak ve yanlış hesap Bağdat’tan dönecektir. Üyelerimizin gönlü ferah olsun, Türk Eğitim-Sen yıllardır verilen mücadeleler ile alınan birçok sendikal hakkın bir mahkeme kararı ile elimizden alınmasına asla müsaade etmeyecektir."
Gaziantep Medical Point Gaziantep Hastanesi 1 yılda 200’üncü kemik iliği nakline ulaştı Gaziantep’te sağlık alanında önemli başarılara imza atan Medical Point Gaziantep Hastanesi, kemik iliği nakli alanındaki çalışmalarına bir yenisini ekleyerek 1 yıl dolmadan 200’üncü kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, lösemi, lenfoma ve diğer ciddi kan hastalıklarının tedavisinde hayati rol oynayan, ileri düzey uzmanlık ve donanım gerektiren bir yöntem olarak öne çıkan kemik iliği naklini 1 yıl dolmadan 200’üncüsünü gerçekleştirdi. Gaziantep’te ve bölgede kemik iliği nakli alanında tek olma özelliği taşıyan, alanında uzman hekim kadrosu, güçlü teknolojik altyapısı ve deneyimli sağlık personeliyle dikkat çeken hastane, gerçekleştirdiği başarılı nakillerle hem Gaziantep’te hem de çevre illerde yaşayan hastalar için umut kapısı olmayı sürdürüyor. Doç. Dr. Ali Eser, "Yaklaşık 2 yıl içerisinde 200’üncü naklimizi gerçekleştirmiş olacağız. Bu nedenle gerçekten çok mutlu ve gururluyuz. Gaziantep’te bu yoğunlukta nakil yapan ilk ve tek merkeziz. Başarı oranlarımız da oldukça yüksek. Dünya ortalaması genelde yüzde 70 civarındayken, bizim başarı oranlarımız yüzde 90’lara ulaşıyor" dedi. "200’üncü nakle ulaşmak bizim için de hastalarımız için de büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı" Dr. Buğra Sağlam ise, "Ben de yaklaşık 2 yıldır Medical Point Hastanesi’nde iç hastalıkları ve hematoloji uzmanı olarak görev yapıyorum. Hem hematoloji servisinde hem de kök hücre nakil ünitesinde birlikte çalışıyoruz. 100’üncü naklimizi kutladıktan sonra henüz 1 yıl dolmadan 200’üncü nakle ulaşmak bizim için de hastalarımız için de büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı" diye konuştu. "Bu tek başına yapılan bir iş değil" Uzm. Dr. Buğra Sağlam, bu başarının ekip işi olduğunu vurgulayarak, "Bu tek başına yapılan bir iş değil. Ekibimizle ve hastanemizin diğer branşlarıyla birlikte yürüttüğümüz multidisipliner yaklaşımın bir sonucu. Hastalarımıza şifa sunabildiğimiz için hepimiz çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Kök hücre nakline ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Buğra Sağlam, "Kök hücre nakli iki ana grupta değerlendiriliyor. Birincisi, hastanın kendi hücrelerinden elde edilen otolog nakil. Bu yöntem bazı hematolojik ve onkolojik hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Daha zorlu olan ise allojenik nakil. Yani hücrelerin kardeşten ya da kök hücre bankalarından temin edildiği durumlar. Hastalarımızın büyük bir kısmını da bu grup oluşturuyor" dedi. Lösemi hastalarına dikkat çeken Uzm. Dr. Buğra Sağlam, "Özellikle akut lösemilerde, nakil yapılmadığı takdirde 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 25’in altına düşüyor. Bu nedenle kök hücre nakli, hastaların yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini artıran en önemli tedavi yöntemlerinden biri olmaya devam ediyor" diye konuştu.