EKONOMİ - 10 Aralık 2025 Çarşamba 17:28

BAKA bölgenin ekonomik geleceğini şekillendiriyor

A
A
A
BAKA bölgenin ekonomik geleceğini şekillendiriyor

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) öncülüğünde yürütülen TR61 Bölgesi Akıllı Uzmanlaşma Stratejisi (S3) Platformu ikinci toplantısı, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı desteğiyle yürütülen ve bölgenin ekonomik geleceğini şekillendirecek olan strateji, Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan TR61 Bölgesi’nin dört temel ihtisas alanındaki yenilikçilik faaliyetlerine odaklanıyor. Bu alanlar arasında Akıllı ve Sürdürülebilir Turizm, Fonksiyonel Kimyasallar ve Sağlık Ürünleri, Akıllı ve Sürdürülebilir Tarım-Gıda Sistemleri ve Havacılık bulunuyor.


Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen ve uygulama süreci Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından koordine edilen Türkiye’de Akıllı Uzmanlaşma Stratejilerinin Geliştirilmesi ve Uygulanması için Kapasite Artırımı Teknik Yardım Projesi hedefini belirledi. Amaç, yenilik merkezli büyüme yaklaşımının bölgesel düzeydeki politika çerçevesinin oluşturulması olarak tanımlanabilecek akıllı uzmanlaşma alanında kapasitenin geliştirilmesi, tecrübenin artırılması ve oluşan kapasitenin ülkemizin tüm bölgelerine yaygınlaştırılması. Projenin nihai aşamasında, strateji belgesi hazırlanması hedeflenen üç pilot bölge arasında yer alan TR61 Bölgesi (Antalya, Isparta, Burdur) için akıllı uzmanlaşmaya konu olacak ihtisas alanları belirlendi ve akıllı uzmanlaşma stratejisi oluşturuldu. Stratejinin yürütülmesi için; bölge üniversitelerinin, teknoloji geliştirme bölgelerinin, il ticaret ve sanayi odalarının, ihtisas alanı/özel sektör temsilcilerinin ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansının katılımıyla TR61 Bölgesi S3 Platformu oluşturuldu. Platform ilk toplantısını Antalya Ticaret ve Sanayi Odasında, ikinci toplantısını Akdeniz Üniversitesinde gerçekleştirdi.



Akıllı uzmanlaşma: Bilgi ve icra çarklarını birleştirme


Bölgesel kalkınma yol haritasına yön vermek ve yenilikçilik çalışmalarına katkı sağlamak üzere çok sayıda paydaş TR61 Bölgesi S3 Platformu ikinci toplantısında hazır bulundu. Toplantının açılışında, BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, akıllı uzmanlaşma stratejisinin (S3) önemini vurgularken, "Kısaca hazırlık sürecinden bahsetmek isterim. TR61 Bölgesi S3 hazırlık süreci aslında CEDIS3 Projesi’nin parçası olarak başladı" açıklamasında bulundu. Güler, icra çarkı ile bilgi çarkı arasındaki boşluğun kapatılması gerektiğini belirterek, "İcra çarkıyla bilgi çarkı arasındaki boşluk arttığı sürece maalesef icra ile bilgi arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor" dedi. S3 hazırlık sürecinde, Stratejik Yetki Analizi, Nicel Analiz (Ekonomik, İnovatif ve Bilimsel Potansiyel), Nitel Analiz, Girişimci Keşif Süreci (EDP) ve Politika Karması oluşturma gibi aşamalar tamamlanmıştır" dedi.



"Paydaşlar arasında etkileşimin daha çok artması lazım"


Özel sektör ve akademinin etkileşimi üzerine de düşüncelerini aktaran Güler, rekabetin ancak "bileşik kaplar" ilkesiyle sağlanabileceğini şu ifadelerle anlattı:


"Bir bölge rekabet edebilirse ancak kamu, özel sektör, sivil toplum ve üniversite gibi tüm paydaşlar birleşik kaplar şeklinde çalışırsa rekabet edebilir. Aksi takdirde sadece ticarileştirilebilir bilgi üretmek belli bir süre sonra ticari faaliyetleri sürdürülebilir kılmaktan öteye çıkmaz. Nihayetinde bir taraftan da bilgiye para harcanması gerekiyor. Bu bağlamda bilgiye de kaynak aktarılması lazım. Sırf o sebeple paydaşlar arasında etkileşimin daha çok artması lazım." Güler, Akıllı Uzmanlaşma Strateji Belgesi’nin uluslararası fonlara erişim ve network oluşturma konusunda şimdiden somut sonuçlar ürettiğini belirterek, "Biz bu süreci başlatmamızdan itibaren şu ana kadar üç adet Horizon Proje teklifi sunduk. Bu süre içerisinde ve bu sadece S3 çalışıyor olmanın sağladığı doğrudan somut çıktısı oldu. Ayrıca Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı sürecinde de akıllı uzmanlaşma stratejimiz temel referans belgeler arasında yer almıştır" dedi.



Üniversite-iş dünyası-sivil toplum-kamu kuruluşları iş birliği


Katılımcılar Dörtlü Sarmal yönetişim yapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu model, güçlü bir araştırma altyapısının, özel sektörün, sivil toplumun ve kamu otoritelerinin birlikte çalışmasını öngörüyor.



Yetkinlik haritası ve TTO’ların rolü


Temsilciler, üniversitelerdeki yetkinliklerin tespit edilmesinin (yetkinlik envanteri) önemini sıklıkla dile getirdi. Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Atıf Bayramoğlu, "birbirimizle haberdar olma noktasında çok daha fazla şeye ihtiyacımız var" diyerek bu tespiti destekledi.


Antalya Teknokent Genel Müdürü İbrahim Yavuz, Teknoloji Transfer Ofislerinin (TTO) bu mekanizmada modül olarak çalışabileceğini belirtti. Antalya OSB Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdürü Aylin Tümay ise firmalar acil akademik bilgiye ihtiyaç duyduklarında hızlıca ulaşabilecekleri bir veri bankasının gerekli olduğunu vurguladı.


Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Semical Teknoloji Genel Müdürü Prof. Dr. Serdar Sezer, Marmara Teknokent’in Serbest Bölge ile Entegrasyonu modelini örnek göstererek, Ar-Ge ve kimya sektöründeki ithal girdilere ulaşım kısıtlarını aşmak için bu tür bir entegrasyonun bölge için ufuk açıcı olabileceğini ifade etti.


Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu, turizm sektöründe kişi başı gecelik harcamayı 67 dolardan 108 dolara çıkarmayı hedeflediğini belirterek, turizmde dijitalleşme ve akıllı uygulamaların komisyon ödenen yurt dışı platformlarına alternatif oluşturması gerektiğini söyledi.


BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler bölgesel iş birliğinin artırılması gerektiğini tekrar vurgulayarak, "Oyüzden ya hep birlikte, bölge paydaşları olarak bir şeye yöneleceğiz ya da hiçbir şeye yönelemeyeceğiz" dedi.


Platformun bir sonraki toplantısının 2026 yılının Mart veya Nisan ayında Isparta’da yapılması kararlaştırıldı.



BAKA bölgenin ekonomik geleceğini şekillendiriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın tarihe meydan okuyan 1500 yıllık değirmeni Sakarya’nın Erenler ilçesinde 6 kuşaktır aynı aile tarafından işletilen yaklaşık bin 500 yıllık tarihi su değirmeni, sadece doğal üretimiyle değil, öğütme bedelinin nakit yerine un veya buğdayla ödendiği asırlık hak usulü sistemiyle de Anadolu’nun köklü geleneklerini günümüze taşıyor. Değirmendere Mahallesi’nde bulunan tarihi yapıda, 3 kilometre mesafeden su kanallarıyla getirilen suyun gücüyle dönen dev taşların arasında mısır ve buğday geleneksel yöntemlerle öğütülüyor. Fabrikasyon üretime direnerek doğallığını koruyan değirmende, unun kalitesini artırmak için yaklaşık 300 kilogram ağırlığındaki taşlara 3 ayda bir el işçiliğiyle bakım yapılıyor. Anadolu’nun eski geleneği "hak" sistemi sürüyor Değirmende ödeme yöntemi olarak nakdin yanı sıra Anadolu’nun eski geleneklerinden olan "hak" sistemi de uygulanmaya devam ediyor. Vatandaşlar, öğüttükleri ürünün karşılığında dilerlerse belirli bir miktar un veya buğdayı değirmenciye emek bedeli olarak bırakabiliyor. Güncel rakamlara göre 15 kilogramlık bir teneke mısırın öğütme bedeli ise 75 lira olarak uygulanıyor. "Biz işletiyoruz" Değirmenin 6. kuşak işletmecisi Menderes Satıroğlu, Rumlardan kaldığı bilinen tarihi yapıyı 40 yıldır çalıştırdığını anlattı. Değirmenin 1920’li yılların sonunda dedesi tarafından devralındığını belirten Satıroğlu, "1925-1930 yıllarında dedem burayı devraldı. Ondan da bize geçti. Şimdi de biz işletiyoruz. Değirmenin dışını da biraz yeniledik. Zaman içinde yapının ahşap olan zeminini betonla yeniledik. Burası su ve taş değirmeni olduğu için unun lezzeti ve kalitesi normalden çok daha güzel oluyor" dedi. "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz" Eşine 20 yıldır yardım eden Sevgi Satıroğlu ise bir çuval mısırı yaklaşık bir saatte un haline getirebildiklerini aktararak, "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz. Su değirmeni her zaman bulunmadığı için müşterilerimiz çok memnun. Geleneksel üretimin tadını bilenler özellikle burayı tercih ediyor" diye konuştu.
Trabzon Başkan Genç’ten İran’ın Trabzon Başkonsolosluğu’na taziye ziyareti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlılar ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’ye taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkonsolos Naser Mohebati’ye başsağlığı dileklerini ileten Başkan Genç, "Amerika ve İsrail’in saldırılarını en başından bu yana kesinlikle kabul edilemez buluyoruz, şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bölgenin jeostratejik konumu maalesef tarihten bu yana emperyal güçlerin odağı olmuştur. Türkiye, İran ve Gürcistan bu kadim coğrafyanın halklarıdır. Bu toprakların hukukunu korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. Yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduk. Bu haksız ve hukuksuz saldırıların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunduğunu da vurgulayan Başkan Genç, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların yaşanmaması ve bölgede barışın sağlanması adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur. Ne yazık ki bugün uluslararası hukukun ciddi şekilde zedelendiğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede barışın, istikrarın ve bağımsız devletlerin egemenliğinin korunmasını önemsiyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde İranlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Ali Hamaney ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, kardeş İran halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda Başkan Genç, Ali Hamaney ve savaşta ölen İranlılar için açılan taziye defterini imzaladı.
Eskişehir Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi. Kaygı bozukluğu ve panik atak Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu. Belirtiler neler? Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı: "Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü" Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.