POLİTİKA - 08 Kasım 2025 Cumartesi 12:00

Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"

A
A
A
Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"

ATGV Antalya Hakimevi’nde düzenlenen Yargı Teşkilatı Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor" ifadelerine yer verdi.


ATGV Antalya Hakimevi’nde Yargı Teşkilatı Toplantısı gerçekleştirildi. Düzenlenen programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet Başsavcıları ve BAM Başkanları, Bölge İdare Mahkemesi (BİM) Başkanları, Cumhuriyet Başsavcıları, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanları başta olmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Bakanlık birimlerinden gelen toplam 424 kişi katıldı. Toplantıda Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji (YRS) belgesinde belirlenen hedefler ele alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta kamuoyu ile paylaşılan, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisiyle belirlenen hedefler değerlendirildi.


Daha hızlı ve daha güvenilir adalet hizmeti sunmak için gerçekleştirilen toplantıda, katılımcılarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tunç, hedefin Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı kılmak olduğunu vurguladı.


"Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır"


Adaletin bir hukuk kuralı olmadığını, bir ahlakın, bir inancın, bir nizamın ifadesi olduğunu belirten Tunç, "Bizim için adalet, vicdanın sesiyle aklın rehberliğini birleştiren bir anlayıştır. Köklü devlet geleneğimizde ve irfanımızda adalet; devletin direği, toplumun vicdanı olarak tanımlanır. Bizim medeniyetimizde adalet anlayışı, aynı zamanda ilahi bir temele taşınmıştır. Batı, adaleti aklın terazisine koyarak, adaleti bireyin hakkını koruyan bir zırh olarak inşa ederken, bizim medeniyetimizde adalet, hem aklın hem inancın terazisinde yer bulmuş ve böylece adalet hem bireyin hem toplumun huzurunu koruyan bir mihenk taşı olarak kabul edilmiştir. Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, yaşlı bir teyzenin duasında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır" ifadelerinde bulundu.


"Anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir"


Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi konusuna değinen Tunç, "Toplumlar geliştikçe, ticari uyuşmazlıklar çeşitlendikçe, teknoloji geliştikçe yeni suç tipleri doğdukça, nüfus, çevre, göç gibi yeni toplumsal sorunlar ortaya çıktıkça; amacı adaleti gerçekleştirmek olan hukukun bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı araçlardan olan kanunlarda da yeni düzenlemeler, yeni değişiklikler kaçınılmaz olmaktadır. Bu kapsamda son 23 yılda mevzuatımızda bu ihtiyaçlara cevap verecek önemli adımlar atılmıştır. Temel kanunlarımızın tamamı yenilenmiş, yapılan anayasal reformlarla temel hak özgürlükler ve hak arama yolları gelişmiş, anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir. Bu dönemde planlı bir yargı Reformu süreci yaşanmış, Yargı Reform Belgeleri kapsamında güven veren bir adalet sisteminin tesisi için çok sayıda yargı paketi meclisimiz tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir" dedi.


"5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle birlikte yeni faaliyetler belirlediklerinden bahseden Tunç, "Bu kapsamda son olarak Cumhurbaşkanımız tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle Hukukun Üstünlüğünü Esas Alan, Gecikmeyen ve Öngörülebilir Bir Adalet’ sistemi vizyonuyla 5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik. Belgeyle, Kurumsal Yapının Güçlendirilmesi ve Süreçlerin Yeniden Yapılandırılması, İnsan Kaynakları Kapasitesinin Güçlendirilmesi, Ceza Adaleti Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Hukuk- İdari Yargı Süreçlerinin Etkinliğinin Artırılması, Adalete Erişimin Kolaylaştırılması başlıkları altında belirlediğimiz faaliyetleri ortaya koyduk. Yargı Reformları kapsamında adaletin hakkıyla tecellisi için başta insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi olmak üzere mevzuatın yenilenmesi ve fiziki imkanların artırılmasıyla ilgili olarak 3 temel alanı güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Geleceğin ihtiyaçlarını bugünden okuyabilmek; Toplumsal ihtiyaçları doğru analiz etmeyi, Paydaşlarla güçlü bir iş birliği yapmayı ve Uzun vadeli etkileri öngörmeyi gerektirir. Bu anlayışla; milletvekillerimizin yasa tekliflerine teknik destek olmak için, hukukçularımız, akademisyenlerimiz ve Adalet Bakanlığımızın değerli yöneticileriyle birlikte kapsamlı bir istişare süreci yürütüyoruz. 2024 yılı içerisinde yasalaşan; 8. Yargı Paketiyle kişi haklarını güçlendiren, hak arama özgürlüğünü genişleten, kanun yollarını sadeleştirip hukuki güvenliği artıran düzenlemeleri hayata geçirdik" diye devam etti.


Tunç konuşmasına şöyle devam etti:


"9. Yargı Paketiyle; adil yargılanma hakkını, arabuluculuk mekanizmalarını, avukatların mesleki haklarını ve vatandaşlarımızın mülkiyet güvencelerini daha da sağlamlaştırdık. Adli yardım sistemini hızlandırdık, istinaf ve temyiz süreçlerini sadeleştirdik. 10. Yargı Paketiyle; ceza adaletini sağlamak adına önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Hastalar, yaşlılar, engelliler ve doğum yapmış kadınlar için özel infaz usulünden; Konutta infaz, hafta sonu veya geceleyin infaz gibi alternatif infaz usullerinin kapsamını genişletilmesine, Denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlığın ortadan kaldırılmasından; Toplumun huzur ve sükûnunun bozan suçlarda caydırıcılığın artırılmasına başta olmak üzere birçok düzenlemeyi yürürlüğe koyduk. 11. Yargı Paketiyle, ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik ceza mevzuatında yapmayı planladığımız değişikliklerle toplumsal huzuru ve caydırıcılığı güçlendirmeyi, bilişim temelli dolandırıcılık suçlarıyla daha kararlı şekilde mücadele etmeyi amaçlıyoruz. 12. Yargı Paketiyle hukuk alanında düzenlemeler olacak böylece, hukuka güveni ve vatandaşın hak arama sürecinde etkinliğini birlikte yükseltiyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle sizlerden, uygulayıcılardan gelen talepleri dikkate alarak hazırladığımız Yargı Reformu Stratejisinde yer alan gecikmeyi önleyen, öngörülebilirliği sağlayan önemli düzenlemeleri hayata geçirmek için çalışmalara devam ediyoruz."


"2025 yılı yatırım programında 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor"


Yargı teşkilatının fiziki imkanlarını her geçen gün arttırdıklarından bahseden Tunç, "2002’de sadece 78 müstakil adliyemiz varken, bugün bu sayıyı 391’e yükselttik. 2025 yılı yatırım programında bir kısmı inşaat ihalesi bir kısmı etüt-proje olmak üzere 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor. 2026 Yılı Yatırım Programında, 59 adliye, 2 adli tıp binası, 27 ceza infaz kurumu, 3 personel eğitim merkezi ve 7 ilde toplam 822 dairelik kamu konutu binası yapılması için teklifte bulunduk. En son teknolojilere uyumlu olarak tasarladığımız adliye binalarında; UYAP, e-duruşma ve SEGBİS gibi dijital sistemleri daha etkin kullanılıyor, yargı süreçlerinin daha verimli, daha hızlı ve güvenli bir şekilde işlemesini sağlıyoruz. Önem verdiğimiz konulardan biri de adalet personeli için konut teminidir. 2002 yılında 6 bin 285 olan kamu konutu sayısını 15 bin 928’e çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda Adalet Teşkilatımıza 5 bin 225 kamu konutu kazandırdık. Önümüzdeki süreçte yapım ihaleleri ve alımlarla birlikte adalet teşkilatının konut ihtiyacını bütünüyle tamamlamayı hedefliyoruz" dedi.


"2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"


Adaletin tecellisi için asıl olanın insan unsuru olduğuna dikkat çeken Tunç, "Bu kapsamda gerek nitelik gerek nicelik açısından insan kaynağımızın kapasitesini yükselttik. 2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda; Başarı sıralamasını 190 binden 100 bine yükselttik. Kontenjanları 14 bin 164’ten 10 bin 300’e düşürdük. Hukuk Fakültelerinde ikinci öğretimi kaldırdık. Dikey geçiş sistemini sonlandırdık. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını da önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi.


Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine de önem verdiklerini ifade eden Bakan Tunç, bu kapsamda ceza hukukunda uygulanan alternatif uyuşmazlık yöntemi olan uzlaştırma kurumuyla; 1 Ocak 2017 tarihinden bugüne kadar toplam 1 milyon 974 bin 813 dosyada uzlaşma sağlandığını vurguladı.


Bilirkişilik sisteminin etkinliğini artırmak için, bilirkişilere eğitim verilmesinden performans ölçümüne kadar birçok alanda çalışmalara devam edildiğini ifade eden Tunç, bu kapsamda 3 Mayıs 2025 tarihinde yapılan düzenlemeyle bilirkişilik temel eğitimlerinin yalnızca Adalet Bakanlığı’nın izniyle; üniversiteler, Türkiye Adalet Akademisi ve kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşları tarafından verilmesini sağladıklarını söyledi.


Bakan Tunç konuşmasına şöyle devam etti:


"Bu adım, bilirkişilerin daha nitelikli, tarafsız ve güvenilir biçimde görev yapmasına olanak tanıyacak, adaletin gecikmeden ve eksiksiz biçimde tecellisine önemli bir katkı sunacaktır. Bu kapsamda 114 bin 264 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 30 bin 497 kişiye bilirkişilik yenileme eğitimi verildi. Yargının iş yükü de nüfus artışı, ticaretin gelişmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkması ve bilişim suçları gibi faktörlere dayalı olarak sürekli artmaktadır. Şu anda; Cumhuriyet başsavcılıklarında 6 milyon 116 bin, İlk derece mahkemelerinde 3 milyon 960 bin, İstinaf mahkemelerinde 1 milyon 591 bin, Temyiz mahkemelerinde ise 473 bin olmak üzere, toplam 12 milyon 140 bin derdest dosya bulunmaktadır. 2023 yılında 12 milyon 517 bin dosyada, 2024 yılında 13 milyon 896 bin dosyada karar verilmiştir. Geçtiğimiz yıl devreden dosya sayısı da 11 milyon 478 bindir. Bu yılın ilk 10 ayında geçen yıla oranla yüzde 4 oranında karara bağlanan dosya sayısında artış olmuştur."


"Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır"


Suç çetelerinin toplumun huzurunu zehirlediğini ifade eden Tunç, "Uyuşturucu, şiddet ve yasa dışı kazanç kültürünü parlak bir yaşam imgesi gibi sunan bu yapılar, aslında milletimizin huzuruna, adaletin itibarına ve devletimizin bekasına yönelmiş birer tehdittir. Gençlerimizi kendi tuzaklarına çekmek, onları suçla tanıştırmak ve topluma karşı sorumsuz bir gelecek inşa etmek, bu yapıların esas hedefidir. Ancak şunu herkes bilmelidir ki; Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır. Aksine, hukukun bütün imkânlarıyla üzerine yürüyerek, suçun ve suçlunun karşısında duracak; adaletin erdemini ve kudretini her alanda gösterecektir. Gençlerimizi kandıran, toplumun huzurunu zehirleyen, devletimizin otoritesine meydan okuyan hiçbir yapılanma, Türk yargısının kararlı iradesi karşısında tutunamayacaktır" diye konuştu.


"Telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz"


Dolandırıcılık fiillerinde artış olduğunu söyleyen Tunç, "Son yıllarda özellikle bilişim sistemleri ve telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz. Bu eylemler, yalnızca vatandaşımızın malına değil, devletin itibarı ve milletin güven duygusuna da saldırıdır. Hele ki hedef alınanlar yaşlılarımız, ömrünü alın teriyle geçirmiş büyüklerimizse, bu artık yalnızca bir suç değil, alçaklıktır. Bu tür eylemlere karşı devletin eli tereddütsüz şekilde inmeli, adalet gecikmeden tecelli etmelidir. Hiçbir dolandırıcının, hiçbir fırsatçının, hiçbir suistimalcinin adaletin elinden kurtulmaması gerekir" dedi.


Cumhuriyet savcıları soruşturma süreçlerinde; kolluğa verilen talimatları olayların mahiyetine uygun biçimde vermesi, fezlekelerin titizlikle incelenmesi ve her işlemin hukuk çerçevesinde yürütülmesi, adaletin itibarı açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Tunç, bu hassasiyetin, yargının gücünü arttırdığını; yargı mensubunun duruşunu sağlamlaştırdığını ifade etti.


Tunç konuşmasını noktalarken, fikirleriyle bu sürece yön veren tüm yargı mensuplarına teşekkürlerini iletti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya Amasya’da taşıt sayısı 164 bini geçti Amasya’da motorlu kara taşıt sayısı bir yılda 10 bin 301 adet artarak 164 bini geçti. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), ildeki toplam motorlu kara taşıt sayısını 164 bin 895 olarak açıkladı. TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğü 2026 yılı Şubat ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerinden Amasya ili, trafiğe kayıtlı bulunan motorlu kara taşıtları konusunda bir basın bülteni hazırladı. Amasya’da 2026 yılı Şubat ayı sonunda toplam trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı bir önceki aya göre 554 adet (yüzde 0,3), bir önceki yılın aynı ayına göre ise 10 bin 301 adet (yüzde 6,7) artarak 164 bini geçti. 2026 yılı Şubat ayı sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam 33 milyon 869 bin 80 adet trafiğe kayıtlı araç bulunuyor. Amasya ili toplam 164 bin 895 trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı ile Türkiye genelindeki motorlu kara taşıtlarının yüzde 0,5’ine sahip. 2026 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla Amasya’daki toplam 164 bin 895 motorlu kara taşıtının yüzde 46,6’sı (76 bin 779 adet) otomobil, yüzde 1,7’si (2 bin 735 adet) minibüs, yüzde 0,4’ü (629 adet) otobüs, yüzde 12,9’u (21 bin 341 adet) kamyonet, yüzde 2,4’ü (3 bin 942 adet) kamyon, yüzde 20,5’i (33 bin 745 adet) motosiklet, yüzde 0,3’ü (426 adet) özel amaçlı taşıtlar ve yüzde 15,3’ü (25 bin 298 adet) traktörden oluşuyor. Amasya’da Şubat ayında 3 bin 329 adet taşıtın devri yapıldı. Devri yapılan taşıtlar içinde yüzde 66,4 ile ilk sırada yer alan otomobili yüzde 13,1 ile kamyonet ve yüzde 8,5 ile traktör takip etti. Amasya’da 2026 yılı Şubat ayı itibariyle, trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarında bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış sırasıyla; motosiklet (yüzde 18,4), özel amaçlı taşıtlar (yüzde 6,8) ve otomobil (yüzde 5,2) şeklinde gerçekleşti.
Eskişehir Eskişehir iş dünyasından çağrı: "Tek çare istikrar" Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği (ESMİAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gürhan Şengül, "Ekonomik istikrarın sağlanması, piyasa disiplininin korunması ve alınan tedbirlerin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. ESMİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gürhan Şengül, ekonomi gündemine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulundu. Dünya akaryakıt sektörünün son yılların en sert dalgalanmalarından birine girmiş durumda olduğunu söyleyen Şengül, "İran-ABD ve İsrail hattında yaşanan gerilimler, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ve navlun krizleriyle birleşerek petrol fiyatlarını uluslararası piyasalarda zirve seviyelere taşımıştır. Petrol fiyatlarının yeni rekorlar kırıp kırmayacağını önümüzdeki süreç gösterecektir. Ancak mevcut tablo, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesi açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Spekülatif fiyat hareketleri ve ani dalgalanmalar, tüketiciyi paniğe sevk ederek talebi öne çekmekte; bu durum ise arz krizini tetiklemektedir. Türkiye, bir yandan artan fiyat baskısıyla mücadele ederken, diğer yandan arz dengesizliğinin sebep olduğu stok maliyetleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu süreç, yalnızca enerji sektörünü değil; üretimden lojistiğe kadar tüm ekonomik dengeleri doğrudan etkilemektedir" dedi. "Mevcut sistemlerin devamlılığı kritik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır" Türkiye’nin attığı adımlar kapsamında geliştirilen eşel mobil uygulamasının akaryakıt fiyatlarındaki baskıyı bir nebze de olsa hafifletmeyi başardığını ifade eden Şengül, "Küresel piyasalardaki oynaklık ve jeopolitik riskler devam ettiği sürece, bu tür uygulamaların tek başına yeterli olmayacağı açıktır. Bu nedenle hem kamu otoritelerinin hem de vatandaşların süreci dikkatle takip etmesi büyük önem taşımaktadır. Arz dengesizliğini gidermek amacıyla önemli bir adım atılmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), zorunlu petrol stoklarının belirli bir kısmının geçici olarak piyasa faaliyetlerine sunulmasına izin verildiğini duyurmuştur. Bu karar, Uluslararası Enerji Ajansı’nın ’Acil Durum Eylem Planı’ kapsamında alınmış olup, Türkiye’nin küresel enerji krizine karşı refleks gösterdiğini ortaya koymaktadır. Uygulanan tedbirler yerinde olmakla birlikte, sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde motorin fiyatlarının 85 TL ve üzerine çıkması kuvvetle muhtemeldir. Bu durum, iğneden ipliğe tüm ürünlerde yeni bir zam dalgasını tetikleyecektir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in değerlendirmeleri de dikkate alındığında, mevcut sistemlerin devamlılığı kritik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır" diye belirtti. "Yurtta sulh, cihanda sulh anlayışı olduğu kanaatindeyiz" Güncel durumda motorinde ÖTV’nin 1 TL’nin altına gerilediğini, benzinde ise yaklaşık 6 TL seviyelerinde kaldığından bahseden Şengül, sözlerine şöyle devam etti: "Bu tablo, devletin fiyat artışlarını sınırlamak adına önemli bir mali yük üstlendiğini göstermektedir. Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği olarak; ekonomik istikrarın sağlanması, piyasa disiplininin korunması ve alınan tedbirlerin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Krizlerin çözümünde en temel ilkenin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ anlayışı olduğu kanaatindeyiz."
Balıkesir Balıkesir’de AK Parti bayramlaştı AK Parti Balıkesir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programı, teşkilatın tüm kademelerini bir araya getirdi. Birlik ve beraberlik mesajlarının damga vurduğu programda, gayret vurgusu yapılarak 2028 hedefleri için kenetlenme çağrısı yapıldı. AK Parti Balıkesir İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı vesilesiyle teşkilat mensuplarıyla bir araya gelerek bayramın bereketini paylaştı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen programa; AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, Milletvekilleri İsmail Ok, Mustafa Canbey, Ali Taylan Öztaylan, Kadın Kolları MKYK Üyesi Hülya Kamçı, İlçe Başkanları, önceki dönem milletvekili Ali Osman Sali, geçmiş dönem Büyükşehir Belediye Başkanları Zekai Kafaoğlu ve Yücel Yılmaz, ilçe belediye başkanları, kadın ve gençlik kolları ile çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen bayramlaşma töreninde; AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir Milletvekilleri İsmail Ok, Mustafa Canbey ve Ali Taylan Öztaylan, Kadın Kolları MKYK Üyesi Hülya Kamçı, önceki dönem milletvekili Ali Osman Sali, geçmiş dönem Büyükşehir Belediye Başkanları Yücel Yılmaz ve Zekai Kafaoğlu, Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy, Bigadiç Belediye Başkanı Mustafa Göksel ve Kepsut Belediye Başkanı İsmail Cankul birer konuşma yaparak teşkilata hitap etti. BaşkanAydemir: "20 ilçemizde kimseyi yalnız bırakmadık" Programın açılış konuşmasını yapan İl Başkanı Mehmet Aydemir, Ramazan ayı boyunca sergilenen üstün gayretten dolayı tüm teşkilata teşekkür etti. Aydemir, "20 ilçemizde iftara yalnız giren, mağdur ya da ihtiyaç sahibi tek bir vatandaşımızı bırakmamaya gayret ettik. Bu birlik ruhu bizim en büyük hazinemiz. Allah nice bayramlara sağlıkla, huzurla ve yine bu şekilde omuz omuza kavuşmayı nasip etsin," diyerek teşkilatın saha performansını övdü. Konuşmaların ardından ilçe başkanları, mahalle başkanları ve teşkilat mensuplarıyla tek tek bayramlaşan protokol üyeleri, birlik ve beraberlik mesajını perçinleyen bir aile fotoğrafı çektirdi.