GÜNDEM - 05 Ekim 2025 Pazar 19:18

Binlerce Antalyalı Gazze için yürüdü

A
A
A
Binlerce Antalyalı Gazze için yürüdü

Antalya’da Gazze’deki katliama dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı yürüyüşe karadan motosiklet grupları, denizden ise tekneler eşlik etti.


Antalya Kudüs Platformu’nun çağrısı ile Gazze’de yaşanan katliama dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenlendi. Ellerinde Türkiye ve Filistin bayrakları bulunan binlerce kişi, Konyaaltı Olbia meydanında toplandı. Yürüyüşe karadan motosiklet gruplarının yanı sıra denizden de tekneler eşlik etti. Ellerinde Gazze’de hayatını kaybeden bebek ve çocukları temsil eden kefene sarılmış bebek figürleri bulunan grup üyeleri, ‘Antalya’dan Gazze’ye direnişe bin selam’ ve ‘Çocuklar ölürken sessiz kalınmaz’ sloganları attı. Konyaaltı Kent Meydanı’na kadar olan yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüşe katılanlara çevredeki vatandaşlar da destek verdi.



"İnsanlık onurunu hiçe sayan bir soykırım yaşanıyor"


1.5 saat süren yürüyüşün ardından Konyaaltı Kent Meydanı’nda toplanan kalabalığa seslenen Antalya Kudüs Platformu Başkanı Mustafa Erduran, 2 yıldır tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de, özellikle Gazze Şeridi’nde uluslararası hukuku ve insanlık onurunu hiçe sayan bir soykırım yaşandığını belirtti. Erduran, "Masum insanlar, kadınlar, yaşlılar ve en çok da çocuklar açlık silahı ile sistematik bir yok etme politikasının kurbanı oluyor. Bu bir savaş değil, bu sivil halka uygulanan topyekün bir zulüm ve insanlık suçudur. Yıllardır Gazze’ye gıda, su, elektrik, yakıt ve ilaç girişinin engellenmesi, bölge halkını hayatta kalma mücadelesinin en zorlu sınavıyla karşı karşıya bırakmıştır" dedi.



"Sumud Filosu, direnişin adı oldu"


İsrail’in Gazze’yi açlık ve susuzluk ile teslim almaya çalıştığını söyleyen Erduran, "Mavi Marmara ile başlayan Özgürlük Filosu ruhu, bugün Sumud Filosu, yani ’direniş ve kararlılık filosu’ ile devam ediyor. Bu filolar, sadece insani yardım gemileri değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki özgür insanların zalimin karşısında dimdik duruşunun, Gazze’nin yanında oluşunun ve esareti asla kabul etmeyeceğinin yüzen anıtlarıdır. Onlar, ablukayı yarmaya giden bir avuç gemi değil, milyarlarca insanın duasını ve umudunu taşıyan iman ve inanç kaleleridir. Ş uda bilinsin ki Sumud ne ilk ne de son olacak. Keza İtalya’dan 11 gemi ile hareket eden Özgürlük Filosu, geçen aylarda Malta açıklarında saldırıya uğrayan ve geri dönmek zorunda kalan Vicdan gemisi ile birlikte yolculuğuna devam ediyor. Özgürlük Filosu, Gazzeye 300 mil mesafede ve geri dönmeyecek" ifadelerini kullandı.



Binlerce Antalyalı Gazze için yürüdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.