GÜNDEM - 30 Haziran 2025 Pazartesi 13:08

Bir Sultan hatırası, altı umut hikayesi

A
A
A
Bir Sultan hatırası, altı umut hikayesi

Muratpaşa Belediyesi’nin Antalya’da yaşayan 6 SMA ve DMD hastası çocuk için düzenlendiği etkinlikte ‘Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray’ın bağışladığı gözlük ve fular, Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından satın alındı. Bu özel eşyalar, belediyeye ait Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde sergilenecek.


Muratpaşa Belediyesi, Antalya’da yaşayan ve sosyal güvenlik şemsiyesi dışında bırakılan SMA ve DMD kas hastası çocuklar yararına Yalım Park’ta örnek bir dayanışma gecesine ev sahipliği yaptı.



Sanatçılardan güçlü destek


"Bir Nefes Bir Gelecek" isimli etkinlik müzayedeyle başladı. Müzayedeye sanat ve edebiyat dünyasından birçok isim bağışladıkları özel eşyalarla katıldı. Sabahat Akkiraz şalını, Tolga Çandar imzalı bir CD’sini ve kravatını müzayedeye bağışladı. Şairler Ahmet Telli, Şükrü Erbaş ve Ferruh Tunç özel baskı ve imzalı kitaplarını gönderdi. Prof. Dr. Orhan Cebrailoğlu’nun bir tablosu ile sanat yazarı İbrahim Karaoğlu’nun bağışladığı Hayati Misman eserleri de satışa sunuldu.


Türkan Şoray’ın gözlük ve fuları Başkan Uysal tarafından Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde sergilenmek üzere 40 bin liraya satın alındı. Müzayede de ayrıca 1900’lü yıllardan kalma bir gramafon 22 bin liradan alıcı buldu. Müzayede de, nostaljik mobilyalar, şömine saati, ibrik, semaver, tesbih, rahle, otantik süs eşyaları, dönem plakları, tablolar, hat sanatı eserler de dikkat çeken ürünler arasında yer aldı. Müzayededen 297 bin lira gelir elde edildi.



"Onlar ülkemizin umudu"


Gecede çocukların Türkiye’nin geleceği olduğuna ve SMA’lı hasta yakınlarının yalnız bırakılmaması gerektiğine vurgu yapan Başkan Uysal şöyle konuştu: "Arzu ediyoruz ki Türkiye’mizin geleceğinde hiçbir çocuğumuz tedavisiz kalmaz. Hiçbir çocuğumuz eğitimsiz kalmaz. Hiçbir ailemiz yalnız kalmaz. Bu çabaya destek veren bütün sanatçılarımıza, bütün katılımcılara, komşularımıza, eşyalarını bağışlayan bütün herkese başta Türkan Şoray ve Sabahat Akkiraz hanımefendi olmak üzere bütün sanatçılarımıza çok teşekkür ediyorum. Ülkenin bütün çocukları hepimizin çocuklarıdır. Onlar ülkemizin umududur."



Altı çocuk bir gelecek


"Bir Nefes, Bir Gelecek" etkinliği, sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan SMA ve DMD hastası altı çocuğun tedavisine destek olmak amacıyla düzenlendi. Henüz 6 aylık olan Atlas Ege Sevinç’e, yalnızca 9 günlükken SMA Tip-1 teşhisi kondu. 12 yaşındaki Ege Maltepe, "Yürüyebilseydim, bisiklet sürmek isterdim" diyor; o, 8 yıldır DMD hastalığıyla mücadele ediyor. 9 yaşındaki Kerem Yapıcı’nın da tek umudu, yalnızca yurtdışında mümkün olan gen tedavisi.


DMD hastası 6 yaşındaki Kuzey Talipoğlu, 1 yaşında hastalıkla tanıştı. Kevkir ailesinin 4 yaşındaki ikizlerinden Taha Miraç da DMD ile mücadele ediyor. Hazar Aşur’un ise hastalığı, daha konuşamadan, yürüyemeden, topuk kanı testiyle ortaya çıktı.


Etkinlikte çocukların aileleri bireysel bağış stantları açarak kampanyalarını sürdürdü. Atlas Ege’nin annesi Meltem Gülcan Sevinç, "SMA ve DMD çaresiz hastalıklar değil. Çare insanlarımız. Az çok demeden, imkanları dahilinde desteklerini bekliyoruz" derken; Kuzey’in babası İlyas Talipoğlu ise "Yaklaşık 3 milyon dolarlık bir ilaca ulaşmaya çalışıyoruz. Bu tek başımıza mümkün değil. Tüm Türkiye’nin desteğiyle ilaca ulaşmayı umut ediyoruz" sözleriyle çağrıda bulundu.


Etkinlik Vo Sahne konseriyle sona erdi.



Bir Sultan hatırası, altı umut hikayesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Avukat cinayetine tepki: "Savunmaya saldırı kabul edilemez" Samsun’da avukatlar, meslektaşlarına yönelik artan şiddet olaylarına tepki göstermek için adliye önünde bir araya gelerek, "Savunmaya saldırı kabul edilemez" mesajı verdi. Samsun Adliyesi önünde toplanan avukatlar adına Avukat Hakları Merkezi temsilcisi Av. Hilal Serdar açıklama yaptı. Açıklamada, Bursa’nın Gürsu ilçesinde İstanbul Barosu’na kayıtlı Av. Hatice Kocaefe’nin görevini yaptığı sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiğinin büyük bir üzüntüyle öğrenildiği ifade edildi. Avukatların savunma makamının bağımsız temsilcileri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, meslek mensuplarının temsil ettikleri kişi ya da dosyalarla özdeşleştirilemeyeceği vurgulandı. Avukatlık faaliyetinin adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olduğu belirtilerek, "Bir avukata yönelen saldırı; savunmaya, adalete ve hukuk devletine yönelmiş ağır bir saldırıdır" denildi. Açıklamada ayrıca Van Barosu’na kayıtlı Av. Baran Doğaç’ın Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde haciz işlemi sırasında saldırıya uğradığı hatırlatıldı. Avukatların yalnızca ofislerde değil, adliyelerde ve sahada da ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekilerek, yaşanan olayların avukatı müvekkiliyle özdeşleştiren anlayışın geldiği tehlikeli noktayı ortaya koyduğu ifade edildi. Yetkililere çağrıda bulunulan açıklamada, avukatlara yönelik şiddetin önlenmesi için acil ve etkili yasal ile idari tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Samsun Barosu adına yapılan açıklamada, hayatını kaybeden Hatice Kocaefe’ye Allah’tan rahmet, ailesine ve hukuk camiasına başsağlığı dilenirken, Avrupa Konseyi tarafından kabul edilerek 13 Mayıs 2025’te imzaya açılan "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"nin Türkiye tarafından bir an önce imzalanıp yürürlüğe konulması çağrısı yinelendi.
Gaziantep Hasta, doktoruna böbreğini verdi Kilis’te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan ve böbrek yetmezliği yaşayan doktor Turgay Happani, yıllardı muayene ettiği hastasının bağışladığı böbrekle hayata tutunarak sağlığına kavuştu. Kilis’te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan, daha önceleri ise Çorum ve Kilis İl Sağlık Müdürlüğü görevlerini de yürüten Turgay Happani (56), yıllardır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Yıllar içerisinde hastalığı giderek ilerleyen Turgay Happani’ye böbrek nakli yapılması kararlaştırıldı. Bu kez hasta doktora şifa oldu Uzun arayışların ardından uygun donör bulunamayan, kan uyuşmazlığı nedeniyle yakınlarının da organ bağışlayamadığı Happani’ye, görev yaptığı Kilis’te hastası Mehmet Kın (52) böbreğini vermek istedi. Hastasının duyarlı düşüncesine teşekkür edip ilk etapta organ verme teklifini kabul etmeyen Happani, Mehmet Kın’ın ısrarlarının ardından nakil teklifini kabul etti. Yapılan tetkiklerin ardından uygun görülen böbrek, Gaziantep’te Kahraman Eruslu Böbrek Nakil Hastanesi’nde başarılı bir operasyonla nakledildi. Kronik böbrek hastalığıyla mücadele eden doktor 35 yıl sonra sağlığına kavuştu Yapılan nakilin ardından yıllar sonra tekrar sağlığına kavuşan doktor Turgay Happani, yaklaşık 35 yıldır kronik böbrek hastalığıyla mücadele ettiğini ve tedavi gördüğünü belirterek tekrar sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi. Happani, "Yaklaşık 30-35 yıldır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) diye bilinen kronik bir böbrek hastasıydım. Nakil için ailemde uygun donör araştırdım ama maalesef kan grubum uymadı. Ailemde uygun bir donör bulamadım. Mehmet Kın kardeşim, aynı zamanda yıllardır hastam. Benim bu durumu görünce çok üzülmüş. Sonrasında böbreğini bana vermek istedi. Yanıma gelerek böbreğini vermek istediğini söyledi. İlk başta açıkçası bunu çok ciddiye alamadım. Çünkü hekim olarak, bu tür durumlarda aile bireylerinin bile bağış konusunda ne kadar zorlandıklarına defalarca şahit olmuştum. Ben de Mehmet beye teşekkür ettim ama ısrarla yine geldi. Hatta ortak tanıdıklarımızı araya koyarak ne kadar ciddi olduğunu anlatmaya çalıştı. Sonrasında eşiyle birlikte yanıma geldi. Bu kararlılığı ve samimiyeti karşısında artık durumu ciddiye aldım ve tahliller yapılarak organ nakli gerçekleştirildi. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "İlk başta kabul etmedi" Kendisini defalarca tedavi eden doktoruna böbreğini verdiğini söyleyen Mehmet Kın ise "Kendisi yıllardır aile hekimimizdi. Çocuklarımıza ilaçlarımızı yazdı, her zaman yardımcı oldu. Gerçekten yardımsever ve iyi niyetli bir insandır. Hocamın rahatsızlandığını, ailesinden uygun donör bulunamadığını ve arayış içinde olduklarını duydum. Bir gün tesadüfen kimliğime ve ehliyetime bakarken kan gruplarımızın aynı olduğunu fark ettim. Buna gerçekten çok sevindim. Hocamın yanına gidip durumu anlattım, böbreğimi veririm dedim. Hiçbir karşılık beklemeden, sorgusuz, sualsiz bunu yapabileceğimi söyledim. Hocam bana teşekkür etti ve kabul edemeyeceğini söyledi. Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Bu süreçte hocamın durumunu takip ediyordum ve iyiye gitmediğini hissediyordum. Daha sonra hemşirelerle birlikte tekrar yanına giderek niyetimizin ciddi olduğunu söyledim. Hocam da bir süre sonra bizi kırmadı ve bu isteğimizi kabul etti. Ardından tahliller yapıldı ve güzel çıktı. Bu işe gönüllü olarak helali hoş olsun. Rabbim kendisini de bana da sağlık, sıhhat, mutluluk ve huzur versin" diye konuştu.