SPOR - 15 Ekim 2025 Çarşamba 11:38

Corendon Sport Talks’un bu haftaki konuğu Simge Aköz oldu

A
A
A
Corendon Sport Talks’un bu haftaki konuğu Simge Aköz oldu

Corendon Sport Talks, Türk sporunun efsane isimlerini ağırlamaya devam ediyor. 343 Digital prodüksiyonuyla ve Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde hazırlanan programın 31. bölümüne Eczacıbaşı Dynavit takımının kaptanı ve milli libero Simge Aköz konuk oldu.


Corendon Airlines, 20. kuruluş yılını kutluyor. Corendon Airlines, bu anlamlı yılda hayata geçirdiği Corendon Sport Talks video serisiyle, spora verdiği desteği sürdürüyor. Sporun birleştirici gücünü merkeze alan bu özel projede, Türk spor tarihine iz bırakan isimlerin ilham verici hikayeleri ekranlara taşınıyor.


A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın liberosu ve Türk voleybolunun öncü kulüplerinden Eczacıbaşı Dynavit’in kaptanı Simge Aköz, yeni sezonu yeni salonunda karşılarken, Corendon Sport Talks’a samimi açıklamalarda bulundu. Eczacıbaşı’nın Türk kadın sporundaki yerini ’Türkiye’nin ilk kadın hareketi’ olarak tanımlayan Simge Aköz, hem yeni salonun heyecanını hem de kariyerinin dönüm noktalarını paylaştı.



"Eczacıbaşı benim için ’Ev’"


Yeni salon hakkında konuşan Simge Aköz, "Aslında bizim için de yeni olmasına rağmen, girdiğimiz ilk andan itibaren o sıcaklığını, Eczacıbaşı’nın Ayazağa’daki o samimi atmosferini kaybetmemiş bir salondu. Enerjimizi de buraya taşıdık. Daha önce de söylediğim gibi, Eczacıbaşı denildiğinde genelde burada oynayan, buradan gelip geçen birçok sporcu burayı ev olarak tanımlar. Biz de o birlikteliğimizi, Perihan ablamızdan İsmet abimize, salondaki tüm ekibimize kadar taşıdık. O yüzden burası da artık bizim yeni evimiz. Yeni salonun sunduğu imkanlardan da söz eden Aköz, "Benim için Ayazağa’nın yeri her zaman çok başkadır. Ama burada gerçekten sporcunun sağlığını, konforunu ve motivasyonunu düşünen bir yapı var. Görselliğiyle de Türkiye voleyboluna büyük katkı sağlayacak bir salon burası. Oynaması da çok keyifli olacak" dedi.



"Ben de bir gün senin gibi olmak istiyorum"


Kariyeri boyunca 31 kupa kazanan kaptan, aldığı en anlamlı iltifatı ise şu sözlerle anlattı:


"Beni en çok mutlu eden iltifat, küçük kız çocuklarının ‘Ben de bir gün senin gibi olmak istiyorum’ demeleri. O an fark ediyorsunuz ki onların gözünde inanılmaz bir noktadasınız."



"Yolunuza devam edin"


Programda genç voleybolculara da seslenen Simge Aköz, "Ben bu noktaya gelene kadar ağladım, kırıldım, küstüm ama yoluma devam ettim. Sevdiğin işi yapmanın, istikrarlı ve kararlı olmanın önemini hiçbir zaman unutmayın" ifadelerini kullandı.



Sabır, azim ve mentor desteği


Simge Aköz, voleybola çok erken yaşta başladığını ve yeteneğinin fark edilmesi konusunda şunları dile getirdi:


"7 yaşındaydım, bir okul seçmesi esnasında keşfedildim. Keşfedilmemin nedeni boyumun yaşıtlarımın oranına uzun olmasıydı. Zamanla yanımdaki herkes ilerlerken ben biraz geride kaldım. Bu süreç, benim için mental olarak çok zorlu bir dönemdi. Çünkü smaçör olarak sayı almak ve mücadeleyi taşımak başka bir sorumluluktu. Başlangıçta arka planda kalacağımı düşünerek oynadım, ama hırslı bir sporcuydum ve elimden geldiğince smaçör olarak devam ettim. A takım seviyesinde ilerleyemeyeceğimi anladığımız bir süreçte Semra hocam vardı; biz ona ’Semra anne’ deriz. Bir gün beni soyunma odasında ağlarken yakaladı ve dedi ki, ‘Sen çok yetenekli bir çocuksun, çok isteklisin ve ben senin bunu yapabileceğine inanıyorum.’ Bu sözler bana çok büyük bir kapı açtı. Libero olmak, aslında bana çok uzak bir seçenek gibi görünüyordu ama saha içinde enerjiyi yaymayı seven biriyim ve bunu yapmaya devam ettim. Artık sayı alan arkadaşlarım için kutlamayı da çok daha iyi öğrenmiş oldum."



Simge’den genç voleybolculara tavsiye: Azim ve Tutku


Simge Aköz, genç sporculara yol gösterici tavsiyelerde bulunarak, "Birçok çocuk bizler gibi olmayı, aynı seviyede oynamayı ve göz önünde olmayı hayal ediyor. Ama buraya gelebilmek için ağladım, kırıldım, zaman zaman küstüm. Bu noktada beni yoluma devam ettiren şey, sahaya duyduğum derin sevgi ve azmim oldu. Zaten azmi olan bir çocuk, belki voleybolda değil ama hayatın başka alanlarında başarılı olabilir" cümlelerine yer verdi


Aköz, tutkunun önemini de vurgulayarak, "Sevdiğin işi yapmak ve bunun için sahada ter dökmek, bana mental olarak güç veriyor. Ne kadar iyi idman yaparsam yapayım, bunu bilinçli bir şekilde kendime katıyorum ve elimden gelenin en iyisini vermeye çalışıyorum. Sevdiğiniz şeyi sürdürebilmek ve ileriye taşıyabilmek için istikrarlı ve kararlı olmak çok önemli" açıklamasını yaptı.


Maç öncesi özel bir totemi olup olmadığı sorusuna Simge Aköz, "Totemlere çok bağlı kalmamaya çalışıyorum çünkü çoğu zaman işe yaramıyor. Ama yine de vazgeçemiyorum. Uzun süredir arka arkaya iyi oynuyorsam veya önemli bir maçta iyi bir idman yaptıysam genellikle saçımı topuz yapıyorum. Bazen Elif saçımı örüyor; o gün iyi oynadıysam o saç şeklini yine kullanıyorum. Bu tarz küçük ritüellerim var biraz" cevabını verdi.



"Polonya maçını unutamıyorum"


Simge Aköz, kariyerindeki unutulmaz maçlardan biri hakkında ise, "Çok güzel başarılara imza attık. Hem milli takımla hem de Eczacıbaşı’yla. Ama benim için hala yerini kaybetmeyen bir maç var: 2020 Olimpiyatları öncesi olimpiyat eleme maçında Polonya ile oynadığımız maç. O maçta takım içindeki duygu, gözlerdeki kıvılcım her gün olmayan bir şeydi. Birçok elit sporcu ve takım müthiş şeyler kazanıyor ama o maçtaki kendi aramızdaki o duygu başka bir duyguydu. Benim için unutulmaz" dedi.



"Eczacıbaşı tek kelimeyle ‘Ekol’"


Simge Aköz, Eczacıbaşı’nı ’aile’ olarak nitelendirirken, kulübün kadınlar ve kız çocuklarının Türkiye gibi bir ortamda üst seviyede sporcu ve yönetici olmasını destekleyecek imkanları sağladığını da vurguladı.



CEV şampiyonluğu


Simge Aköz, CEV şampiyonluğuna dair de, "Çok güzeldi. İlk maçı evimizde, Ayazağa’da oynamıştık. Türbünler tıklım tıklım doluydu. O maçta biz şampiyon pankartını açtık; aslında arkadaşlarım buna vesile oldu ve kulübümüz de bunu kabul etti. Bu mantaliteyle Stuttgart’a gittik. İlk maçı 3-1 aldık ve set vermemize rağmen, şampiyonluk inancımız o günden başlamıştı. Stuttgart, senelerdir karşılıklı oynadığımız takımlardan biri ve inanılmaz mücadeleciler; servisleriyle canımızı çok sıkan maçları oldu. Kolay bir maç olmayacağını biliyorduk, ama inançla mücadele ettik ve kupayı kazandık" diye konuştu.



"Eczacıbaşı’nın Türk ve dünya voleybolundaki yeri biliniyor"


Simge Aköz, Eczacıbaşı’ndaki yeni sezon hedeflerini ilişkin, "Tabii ki Eczacıbaşı’nın Türk ve dünya voleybolundaki yeri hepimizce biliniyor. Biz de bu sezon, her zamanki gibi tüm kupalara talibiz demek yerine, bu yeni oluşum ve bu güzel salonda birlik beraberliği sağlayarak, çok genç bir kadroyla ilerlemeyi hedefliyoruz. Umarım uzun yıllar bu kadroyla kemik bir yapı kurar ve her sene birkaç oyuncu ekleyerek yolumuza devam ederiz" değerlendirmesinde bulundu.


Aköz, sözlerini sahadaki mücadele ve iletişimin önemine dikkat çekerek, şöyle sürdürdü:


"Bu sezon motivasyonumuz, saha içinde müthiş bir mücadele vermek. Maçlar kazanılır, kaybedilir; kupalar kazanılır, kaybedilir. Ama bir kemik kadro oluşturmak, bir altyapı inşa etmek gerçekten zordur. Bu yüzden aramızdaki iletişimin kuvvetine ve saha içindeki agresif oyunumuza odaklanacağız."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli bisikletçilerden pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçiler altın ve gümüş madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçi Ramazan Yılmaz Scratch yarışında altın madalyanın sahibi oldu. Yüksek tempoda geçen yarışta gösterdiği performansla dikkat çeken Ramazan Yılmaz, Türk pist bisikleti adına önemli bir başarıya imza attı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan oluşan milli takım Madison disiplininde gümüş madalya kazandı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, takım dayanıklılığı, tempo yönetimi ve koordinasyonun ön plana çıktığı Madison yarışında ikinci olarak gümüş madalya elde etti. Yarış boyunca güçlü performans sergileyen milli sporcular, uluslararası rakipleri karşısında başarılı bir mücadele ortaya koydu. UCI uluslararası pist bisikleti takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana, dünya sıralaması açısından puan veren önemli yarışlar arasında bulunuyor. Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Saryarka Velodromu’nda 15-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen yarış, Avrupa ve Asya’dan elit pist bisikletçilerini bir araya getirirken; sporcular için dünya şampiyonaları ve olimpik süreç açısından da önemli hazırlık organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu elde edilen başarılarla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Milli sporcularımızın uluslararası arenada elde ettiği bu değerli başarılar bizleri gururlandırıyor. Konya Olimpik Velodromu ile birlikte pist bisikletinde önemli bir gelişim süreci yaşıyoruz. Astana’da kazanılan altın ve gümüş madalyalar, Türk bisikletinin doğru yolda ilerlediğinin önemli göstergelerinden biridir. Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum."
Mersin Mersin’de Engelsiz Rekabet: Bocce Turnuvasında heyecan dolu anlar Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Engelsiz Yaşam Parkında düzenlenen Bocce Turnuvası, engelli bireyleri sporun birleştirici gücüyle buluşturdu. Renkli görüntülere sahne olan turnuvada sporcular hem kıyasıya mücadele etti hem de keyifli vakit geçirdi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen turnuvaya, Mersin’in farklı ilçelerinden çok sayıda sporcu katıldı. Büyükşehir Belediyesinin ’engelsiz yaşam’ anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında düzenlenen etkinlikte, engelli bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılması amaçlandı. Engelsiz Yaşam Parkında görev yapan beden eğitimi öğretmeni Büşra Tokuçcu, bocce sporunun metal toplarla oynanan geleneksel bir spor dalı olduğunu belirterek, hedef topuna en yakın atışı yapmanın amaçlandığını söyledi. Parkta 5 yıldır düzenli bocce dersleri verildiğini ifade eden Tokuçcu, bu yıl düzenlenen turnuvanın en yüksek katılımcı sayısına ulaştığını kaydetti. Turnuvanın geleneksel hale geldiğini dile getiren Tokuçcu, "Dördüncü geleneksel bocce turnuvamızı düzenliyoruz. Bu yıl katılım oldukça yüksek oldu. Mezitli, Akdeniz, Toroslar ve Tarsus’tan toplam 26 bedensel engelli sporcumuz katıldı" dedi. Yıl boyunca sportif ve kültürel faaliyetlerin devam ettiğini aktaran Tokuçcu, "Bedensel engelli grubumuzla bocce oynuyoruz. Zihinsel engelli grubumuzla beden eğitimi, curling ve bocce etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Öğleden sonra ise kültür sanat derslerimiz oluyor. Sporcularımız ve aileleri burada mutlu vakit geçiriyor" diye konuştu. Turnuvaya katılan Mezitli Kent Konseyi Engelli Meclis Başkan Yardımcısı Murat Serinkaya ise organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Her şey çok güzel düşünülmüş. Müzikler eşliğinde maçlarımızı yapıyoruz. Heyecanlı ve keyifli karşılaşmalar oluyor. Bocce turnuvasının geleneksel hale gelmesi bizi mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Sporculardan Sümbül Şimşek de etkinlik sayesinde sosyalleştiklerini belirterek, "Arkadaşlarımızla güzel vakit geçiriyoruz. Kazanıyoruz, seviniyoruz; bazen kaybedip üzülüyoruz ama burada olmak bizi mutlu ediyor. Büyükşehir Belediyesi engelliler için çok güzel çalışmalar yapıyor" dedi.
Sivas Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ı besleyen Yıldız Irmağı coştu Sivas’ta etkili olan yağmurlar ve dağlık bölgelerde eriyen kar suları Yıldız Irmağı’nın debisini artırdı. Kızılırmak’ın en önemli kollarından biri olan Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sivas’ta etkili olan yoğun yağışlar ve havaların ısınmasıyla birlikte dağlık alanlarda biriken karların erimesi, bölgedeki ırmakların ve akarsuların debisini önemli ölçüde artırdı. Sivas merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve kentin kuzeyindeki dağlık bölgelerden doğarak Sivas Ovası’na doğru ilerleyen Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek debisine ulaştı. Kızılırmak’ın ana kolunu besleyen en önemli akarsulardan biri olarak bilinen Yıldız Irmağı’nda su seviyesinin yükselmesi dikkat çekti. Özellikle ilkbahar yağmurlarıyla birlikte hızla artan debi nedeniyle ırmakta güçlü akış gözlemlendi. "Geçtiğimiz senelerde bu kadar dolu olmuyordu" Pancar üreticisi İsmail Kaya, ırmağın 30 yıldır en yüksek seviyede olduğunu söyleyerek, "Bu sene Yıldız Irmağı son 35-40 senedir bu kadar yüksek bir şekilde akmıyordu. Aşırı yağışlardan dolayı bu sene yüksek seviyede. Geçtiğimiz senelerde bu mevsimlerde bu kadar dolu olmuyordu. Aşırı yağışlardan dolayı daha ekim yapamadım. Şu anda tarlalar suyun içerisinde. Bu yağışlar tarıma faydalı olur ama çok fazlası ekinlerde hastalık yapabiliyor. Havaların biraz ısınması lazım" dedi.
Burdur 39 yıldır korunan ve sadece bilim insanlarına hizmet veren orman Burdur’un Bucak ilçesinde bulunan ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) ekiplerince koruma altında tutulan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, baharın gelişiyle birlikte adeta renk cümbüşüne büründü. Dünyada yalnızca belirli bölgelerde görülen Anadolu Sığla Ağacı’na ev sahipliği yapan alan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için gelen misafirlerini ağırladı. Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Kargı köyü sınırlarında yer alan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, dünyada ender rastlanan Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis) türünün yaşam alanları arasında bulunuyor. Türkiye’de yalnızca Burdur ve Muğla’da doğal yayılış gösteren bu özel orman, sahip olduğu endemik yapı nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Burdur Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 7 gün 24 saat korunuyor. Burdur-Isparta-Antalya sınırlarının kesişim noktasında, Aksu Çayı yatağı kenarında ve Karacaören I Baraj Gölü mansabında bulunan alan, eşsiz ekosistemi ve izole yapısı nedeniyle 27 Temmuz 1987 tarihinde "Tabiatı Koruma Alanı" ilan edildi. Toplam 83,82 hektarlık alanı kapsayan bölgeye yalnızca bilimsel ve akademik çalışmalar kapsamında özel izinle giriş yapılabiliyor. Baharın etkisiyle yeşil tonlarına bürünen ormanda oluşan manzara havadan dron ile görüntülendi. Anadolu Sığla Ormanı sadece Fethiye ve Bucak’ta Burdur Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Gökhan Albayrak, "83 hektar alanımız 1987 yılında koruma alanı ilan edilmiştir. Toplamda burada 6 bin metrekare sığla ağacımız mevcuttur. Sığla ağaçlarımızın burada koruması ve dışarıdan etkilerden korumak amaçlı sadece biz bilimsel çalışma amacıyla açıyoruz. Buraya girmek isteyen arkadaşlarımız bize başvuru yapıyorlar. Biz de bu onayları sadece bilimsel çalışma için yapıyoruz. Dışarıdan gelenler bizim koruma ekiplerimiz ile beraber çalışma yapıyorlar. Sığla ormanı dünyada, Güney Kore ve Amerika’da mevcuttur, Anadolu Sığla Ormanı ise sadece Fethiye ve Bucak’ta bulunuyor. Sığla ağacı parfümeri sanayide kullanıyordu ama şu an için ülkemizde sığla yağı üretimi yapılmamaktadır. Bunun temel sebebi ise sentetik ürünler çoğaldığı için artık sığla ağaçları sadece korunuyor" dedi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde koruma altına alınan Sığla Ormanını yürüyüşü yapan gençler ise essiz doğanın tadını çıkardıklarını belirterek doğanın korunması gerektiğini hatırlattı.