GÜNDEM - 10 Ekim 2025 Cuma 16:01

DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatının Seçkin Gözlemci Günü tamamlandı

A
A
A
DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatının Seçkin Gözlemci Günü tamamlandı

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Türkiye’nin 3 tarafında bulunan denizlerde gerçekleştirilen DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri tamamlandı.


Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ege’de içre edilen DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatının Seçkin Gözlemci Günü’nde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci tatbikatı TCG Anadolu gemisinden takip etti.


Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2025 yılı planlaması içerisinde yer alan tatbikat 6 Ekim’de başladı. Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen tatbikata, 92 gemi, 66 hava unsuru, 1 SAT ve 2 SAS timleriyle Kara, Hava, Sahil Güvenlik Komutanlıkları ile kamu kurumlarından birlikler katılım sağladı.


Tatbikata Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 78 su üstü gemisi, 6 denizaltı, 50 hava unsuru, 1 Sualtı Taarruz Timi (SAT) ve 2 Sualtı Savunma Timi (SAS), Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 4 genel maksat helikopteri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı 10 taarruz uçağı, 1 havadan ihbar ve kontrol uçağı, 1 hedef çekme uçağı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ise 2 gemi ve 6 bot ve ile katılım sağladı.



Art arda 2 Bayraktar TB3 TCG Anadolu’dan iniş kalkış yaptı


Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü, TCG Oruçreis’in selamlama atışları ile başladı. Ardından, denizaltı savunma harbi harekatı yapıldı. Sonrasında, TCG Gökova, TCG Gediz, TCG Kınalıada, TCG Heybeliada ile denizden atış desteği eğitimi gerçekleştirildi. Sonrasında AH-1W tipi helikopterler ile belirlenen hedeflere Cirit ve 20 milimetre top atışı yapıldı. Tatbikatta bu aşamaların tamamlanmasının ardından TCG Anadolu gemisinden iki Bayraktar TB3’ün kalkışı gerçekleşti. TCG Anadolu gemisinden kalkış yapan Bayraktar TB3 belirlenen hedefi imha ettikten sonra yeniden gemiye başarıyla iniş gerçekleştirdi. Ardından halihazırda havada seyir halinde olan AKINCI TİHA’dan TOLUN, TEBER ve KEMANKEŞ mühimmatları ile atışlar yapıldı.



"TB-3 silah sisteminin de gerek gemiden kalkışını gerekse mühimmat atışını da beraber izledik"


DENİZKURDU-I Tatbikatının Deniz, Hava ve Kara Kuvvetleri Komutanlıkarının unsurları ile aynı anda icra edildiğini vurgulayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, "Tatbikat, tabii Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın eğitim seviyesini yükseltmiş, planlara bağlılığı sağlamış, aynı zamanda yeni sistem silah ve teçhizatın da kullanılmasını gördük. Burada en önemli konu dünya tarihinde ilk defa ve başka bir ülkede olmayan bir TB-3 silah sisteminin de gerek gemiden kalkışını gerekse mühimmat atışını da beraber izledik. Ayrıca yeni geliştirmiş olduğumuz TEBER mühimmatı, TOLON mühimmatı ve uzak mesafelere gidebilen KEMANKEŞ mühimmatını da hep beraber hedeflere vurduğunu izledik. Bu nedenle bu tatbikat aynı zamanda bütün Deniz Kuvvetleri komutanımızın personelinin geliştirilmesini, yetiştirilmesini ve yeni silah sistemini de beraber denenmesini sağlamasıyla beraber DENİZKURDU-I Tatbikatı başarılı bir şekilde hedefine ulaşmış, ben bu nedenle Deniz Kuvvetleri Komutanımız başta olmak üzere tüm Deniz Kuvvetleri personelini kutluyorum ve başarılarının devamını diliyor ve teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.



"Biz de çok güçlü bir Deniz Kuvvetleri’yiz"


DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatının Türkiye’nin 3 denizde gerçekleştirildiğini belirten Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, "Türkiye’nin jeostratejik konumu güçlü bir Deniz Kuvveti olmasını dikte etmektedir. Biz de çok güçlü bir Deniz Kuvvetleri’yiz. Bugün aynı anda Karadeniz’de, Ege Denizi’nde ve Akdeniz’de 92 savaş gemisi, 66 deniz hava unsuru ve 16 bin 900 personelimizle DENİZKURDU-I tatbikatını icra etmekteyiz. Bu sabah firkateynlerimiz, hücum botlarımız, gemiden kalkan helikopterlerimiz, gemiden kalkan TB-3 İHA’lar ile atışlarımızı icra ettik. İHA’larımızın Deniz Kuvvetleri envanterine girmesiyle yeni taktikler geliştirdik. Gerek İHA’ları gerek İDA’ları çok iyi kullanan bir deniz kuvvetleriyiz" ifadelerine yer verdi.


Türkiye’nin önceden gemilerini yurt dışından ithal ettiğini hatırlatan Oramiral Tatlıoğlu, "Şu anda inşa ettiğimiz yerli ve milli firkateynimiz, korvetimiz, karakol gemimiz, çıkarma gemilerimiz var" dedi.


Başta Doğu Akdeniz olmak üzere 3 denizde de Türk donanmasının bulunduğuna dikkati çeke Tatlıoğlu, "Türk Deniz Kuvvetleri diplomasinin stratejik bir destek unsurudur. Stratejik bir destek unsuru olarak biz Karadeniz’de, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de çok güçlüyüz. Özellikle Doğu Akdeniz’de her noktada denizaltılarımız, savaş gemilerimiz, deniz karakol uçaklarımız ve İHA’larımız bulunmaktayız. Türk Deniz Kuvvetleri her geçen gün gücüne güç katmaktadır ve verilecek her görevi üstün bir başarıyla icra etmeye hazır ve bu güçtedir" şeklinde konuştu.


Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü’ne ilişkin faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından tatbikata katılım sağlayan unsurlar tarafından selamlama geçişi yapıldı.



DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatının Seçkin Gözlemci Günü tamamlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.