ÇEVRE - 31 Ocak 2026 Cumartesi 17:30

Hortumun savurduğu konteynerdeki yaralı adamın bulunduğu anların görüntüsü çıktı

A
A
A
Hortumun savurduğu konteynerdeki yaralı adamın bulunduğu anların görüntüsü çıktı

Antalya’da geçtiğimiz günlerde yaşanan hortum sırasında savrulan konteynerin içindeki vatandaşın yaralı halde bulunduğu anların görüntüsü ortaya çıktı. Görüntü, felaketin şiddetini de gözler önüne serdi.


Manavgat ilçesine bağlı Büklüce Mahallesi’nde 27 Ocak günü meydana gelen hortum, büyük korkuya neden oldu. Bölgede seralar yerle bir olup evlerin çatıları uçarken hortum sırasında içinde bir vatandaşın bulunduğu konteyner havaya uçtu.


Hortum sırasında konteynerle birlikte savrulan vatandaş, olayın ardından çevrede arama yapan mahalle sakinlerinin dikkati sayesinde bulundu. O anlar cep telefonu ile kaydedildi. Parçalanmış konteyneri görerek içinde kimsenin bulunup bulunmadığını araştıran mahalle sekinleri, besici Ömer Çam’ı bitkin ve yaralı halde oturmuş halde buldu.


Hortuma kendisine ait konteyner içinde yakalanan Ömer Çam, olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.



Hortumun savurduğu konteynerdeki yaralı adamın bulunduğu anların görüntüsü çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili gazetecinin Cumhuriyet Bayramı filmi reklamcılığın ‘Oscarı’na aday gösterildi DENİZLİ (İHA) – Denizli’de görev yapan Gazeteci ve Prodüksiyon Tasarım Direktörü Veli Yunus Ünal tarafından yapay zeka kullanılarak hazırlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı reklam filmi, Times Dergisi tarafından reklamcılık dünyasının ‘Oscar’ı olarak tanımlanan Clio Awards’a aday oldu. 2025 yılının son çeyreğinde "Yerel markaları küresel sahneye taşıma" vizyonuyla yola çıkan D20 Medya ve Prodüksiyon, henüz ilk yılında dünyanın en prestijli reklamcılık arenasında yerini aldı. Denizli’nin köklü sanayi firmalarından birisi için tamamen yapay zeka teknolojisi kullanılarak hazırlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı reklam filmi, Times Dergisi tarafından reklamcılık dünyasının "Oscar"ı olarak tanımlanan Clio Awards’ta adaylık kazandı. Ads Of The World’den küresel onay Yayınlandığı andan itibaren büyük ses getiren çalışma, önce küresel reklamcılık vitrini Ads of the World tarafından "Öne Çıkarılanlar" (Featured) seçkisine alındı. Film, Güney Kore’den ABD’ye, Hindistan’dan İtalya’ya kadar dünya genelinde geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Google AI kategorisinde dünya devleriyle yarışıyor 1959 yılından bu yana yenilikçiliğin zirvesini belirleyen Clio Awards’ın, teknoloji devi Google ile ortaklaşa oluşturduğu "Google AI Specialty" kategorisinde yarışacak olan çalışma; fikir ve uygulamanın gücüyle yüksek bütçeli küresel kampanyalara meydan okuyor. Adaylık süreci hakkında konuşan D20 Medya ve Prodüksiyon Tasarım Direktörü Veli Yunus Ünal, şunları kaydetti: "Kuruluş amacımız, kentimizin markalarını küresel ölçekte tanıtmaktı. Tekstil firmasıyla birlikte çıktığımız bu yolculuk, dünya devlerinin ağırlandığı New York’ta bir adaylığa dönüştü. Bugün New York’ta, dünyanın en önemli tasarım direktörlerinin karşısında Denizli’den bir imza yer alıyor. Yüksek bütçeli prodüksiyonların arasında, yapay zekayı duygusal bir derinlikle birleştiren fikrimizin bu noktaya gelmesi, dijital dönüşümün sınır tanımadığını gösteriyor."
Trabzon Bursa’daki avukat cinayetine Trabzon Barosu’ndan kınama Bursa’nın Gürsu ilçesinde borcunu ödemediği için hakkında icra takibi başlatan soğuk hava deposu sahibi Elif Çalışkan’ı yaralayıp, avukat kız kardeşi Hatice Kocaefe’nin tabancayla vurarak öldürülmesi olayı Trabzon Barosu tarafından kınandı. Trabzon Adliyesi önünde baro adına basın açıklaması yapan Trabzon Barosu Başkanı Hakan Orhan, "İki gün önce bir meslektaşımız, sadece ve sadece görevini yaptığı için alçak bir saldırının kurbanı oldu. Bir hukukçunun, yalnızca mesleğini icra ettiği için hedef alınması kabul edilemez bir toplumsal yaradır. Bugün burada sadece bir meslektaşımızı kaybetmenin derin acısıyla değil, aynı zamanda savunma makamına sıkılan kurşunların neden olduğu büyük bir öfkeyle toplandık. Bursa’da, haince katledilen İstanbul Barosu üyesi meslektaşımız Hatice Kocaefe’nin acısı yüreğimizdedir. Şunun çok iyi bilinmesini istiyoruz: Avukatların katledilmesi sıradan birer asayiş vakası değildir. Bir avukata sıkılan kurşun, doğrudan doğruya adaletin kalbine sıkılmıştır" dedi. "Avukatlar, bireylerin hayatlarında ortaya çıkan uyuşmazlıkların sebebi değildir" diyen Orhan "Avukat, yalnızca uyuşmazlıkların hukuk zemininde çözümü için görev yapan bir temsilcidir. Buna rağmen, yaşanan olumsuzlukların sorumluluğunun avukata yöneltilmesi ve bunun şiddete dönüşmesi, toplumsal bir yanılsamanın ve sorumluluktan kaçışın sonucudur. Ancak bizler, sadece bu hastalıklı zihniyetle değil, aynı zamanda bu cinayetlere kapı aralayan derin bir sessizlikle de mücadele ediyoruz. Devletin, savunma makamına yönelen bu sistematik şiddet karşısındaki eylemsizliği, faillere ‘cezasızlık’ zırhı giydirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Her saldırıdan sonra yayınlanan sıradan taziye mesajları artık samimiyetini yitirmiştir. Sessiz kalarak şiddeti normalleştirenler, yarın sığınacak bir hukuk kapısı bulamadıklarında bu sessizliğin bedelini tüm toplumla birlikte ödeyeceklerdir. Trabzon Barosu olarak; bu vahşi cinayetin faillerinin en ağır cezayı alması için davanın her anında orada olacağız. Ne silahlı saldırılar ne tehditler ne de şiddet bizi yolumuzdan döndürebilir. Savunmayı savunmaya, adaleti haykırmaya ve hukukun üstünlüğü için mücadele etmeye son nefesimize kadar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Siber saldırılar, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dezenformasyon, manipülasyon, dijital bağımlılık, dijital dolandırıcılık, çevrimiçi zorbalık ve bunun gibi daha birçok tehdidi sayabiliriz" dedi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen panelde konuşan Duran, dijitalleşmenin hayatın her alanında etkisini artırdığını belirterek, bu sürecin beraberinde yeni güvenlik risklerini getirdiğini ifade etti. Sosyal medya ve dijital platformların doğru kullanımının önemine dikkat çeken Duran, dezenformasyonla mücadelenin kurumsal ve toplumsal iş birliğiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Duran, dünya tarihinin en büyük ve en hızlı dönüşümlerinden birini yaşadıklarının altını çizerek, bu değişime ayak uydurulması gerektiğini sözlerine ekledi. "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor" Bu dönemde bilgiye erişimin iyice kolaylaştığını fakat bu durumun birtakım riskler barındırdığını belirten Duran, "İnsanlık tarihinin en büyük ve en hızlı dönüşümünden birisine tanık oluyoruz. Bilgiye erişimin kolaylaştığı, iletişimin saniyeler içinde küresel boyutlara ulaştığı, sınırların artık eski anlamını yitirdiği bir yeni dönemi tecrübe ediyoruz. Dijital dünya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Bugün iş hayatından eğitime kadar hayatımızın her alanında dijital imkanlar söz konusu. İnternet, sosyal medya, yapay zeka, çevrimiçi platformlar ve uygulamaların sağlandığı kolaylıklardan istifade ediyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki her büyük imkan, beraberinde büyük bir sorumluluk da getirir. Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Siber saldırılar, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dezenformasyon, manipülasyon, dijital bağımlılık, dijital dolandırıcılık, çevrimiçi zorbalık ve bunun gibi daha birçok tehdidi sayabiliriz. Bu tehditler kamu kurumlarını, medya kuruluşlarını, dijital platformları, aileleri ve toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir güvenlik meselesidir. Özellikle bilgi kirliliği ve dezenformasyon bugün toplumların huzurunu, birlik duygusunu ve ortak aklını hedef alan en sinsi tehlikelerdendir. Gerçek ile yalanın iç içe geçtiği, doğru bilginin hızla itibarsızlaştırıldığı bir ortamda hakikatin kendisini bulmak ve onu gözetlemek hepimizin ortak sorumluluğudur" diye konuştu. "İletişim Başkanlığı olarak bizim temel hedefimiz hakikat ve adalet merkezli bir iletişim ekosistemini tesis etmektir" İletişim Başkanlığı olarak her türlü dezenformasyona karşı mücadelenin süreceğini ifade eden Duran, "İletişim Başkanlığı olarak bizim temel hedefimiz hakikat ve adalet merkezli bir iletişim ekosistemini tesis etmektir. Elimizdeki her türlü imkanla dezenformasyona karşı mücadele ediyor ve epistemolojik zehirlenmenin önüne geçiyoruz. Doğruları kamuoyuyla yerinde ve zamanında paylaşıyor, sağlıklı bir iletişim ortamının oluşmasına katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda son çalışmalarımızda yapay zekayı gündeme aldık. Yapay zeka teknolojileriyle büyüyen dezenformasyon ve sahte içerik tehditlerine karşı kamu kurumlarımızın web sitelerini güvenlik altına almayı temin ediyoruz. Böylelikle yapay zeka araçları tarafından sahte, yalan veya yanlış bilgilerin değil, doğruların ve teyitli bilgilerin referans alınmasına katkı sağlıyoruz" şeklinde konuştu. "Dijital dünyanın en hassas başlıklarından biri hiç şüphesiz çocuklarımız ve gençlerimizdir" İnternet ortamının gençler ve çocuklar için vazgeçilmez olduğunu, düzenlenecek planların buna göre revize edilmesi gerektiğini söyleyen Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dijital dünyanın en hassas başlıklarından biri hiç şüphesiz çocuklarımız ve gençlerimizdir. Bugün çocuklar ve gençler dijital dünyanın içinde doğuruyorlar. İnternet, sosyal medya ve video platformları, çevrimiçi oyunlar ve tüm bunların hepsi günlük hayatın bir parçası. Eğer doğru kullanılırsa bu mecralar öğrenmeyi destekleyen, bilgiye erişimi kolaylaştıran ve dünya ile iletişimi kuran araçlardır. Fakat kontrolsüz ve bilinçsiz kullanıldığında ciddi risklerin ortaya çıkması da kaçırılmaz hale geliyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, şiddet, uygunsuz görüntüler, sahte hesaplar, kişisel verilerin kötüye kullanılması ve manipülatif içeriklerle çocuklarımız, gençlerimiz savunmasız durumda kalabiliyorlar. Bir çocuğun ya da bir gencin ekran başında geçirdiği zaman sadece bir oyalanma hali olarak görülemez. Karşısında durduğu ekran, onun düşünce dünyasına duygularına, davranışlarına, arkadaşlık anlayışlarına şekil vermektedir ve hayat anlayışını değiştirmektedir. Dijital ortamda maruz kalınan bir zorbalık, gerçek hayatta yerini derin bir yalnızlığa ve hatta anlamsızlığa bırakabilmektedir. Ne yazık ki bunun son örneklerinden bir tanesini Kahramanmaraş’ta gördük. Sürekli beğenilme ve onaylanma ihtiyacı, gençlerimizin öz güvenine, şiddet içerikleri ise merhamet duygusuna saldırmaktadır. Kontrolsüz ekran kullanımı; aile bağlarını, sosyal ilişkileri ve gerçek hayatla kurulan teması umutsuz anlamda etkilemektedir. Tüm bu nedenlerle siber dünyanın türlü tehlikelerinin kol gezdiği bir anarşi ortamı haline gelmesine göz yumamayız. Bu meseleler açık bir şekilde artık bir milli güvenlik ve beka meselesidir." Düzenlenen panelde ayrıca dijital ortamda karşılaşılan tehditler, siber güvenlik, veri gizliliği ve çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik çözüm önerileri ele alındı. Panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı.