GÜNDEM - 27 Şubat 2026 Cuma 12:32

İkiz bebeklerinin fotoğraflarını çekerek başladı, evinin bir odasını stüdyoya çevirdi

A
A
A
İkiz bebeklerinin fotoğraflarını çekerek başladı, evinin bir odasını stüdyoya çevirdi

Antalya’nın Serik ilçesinde hobi olarak ikiz bebeklerinin fotoğraflarını çekerek başladığı fotoğrafçılıkta eşinin desteğiyle profesyonelliğe adım atan genç kadın, evinin bir odasını stüdyoya çevirdi. İlçenin tek doğum ve bebek fotoğrafçısı olan Ebru Dinç Toköz, "Hayalinizin peşinden muhakkak gidin" dedi.


Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan 7 yıllık evli ve ikiz çocuk annesi Ebru Dinç Toköz, hobi olarak ikiz bebeklerinin fotoğrafını çekerek başladığı hamile ve bebek fotoğrafçılığında profesyonelliğe adım attı. Eşinin de desteğiyle Diyarbakır ve Adana’daki usta isimlerden eğitimler alarak 2 yıl önce profesyonel kariyerine adım atan Toköz, evinin bir odasını stüdyoya çevirerek, açtığı "Ebru’nun Kadrajı" isimli sosyal medya hesabı ile ilçenin tek doğum ve bebek fotoğrafçısı oldu.



Hobi olarak başladı, profesyonelliğe adım attı


Üniversiteden maliye bölümünden mezun olduğunu ve lisans yaptığını belirten Ebru Dinç Toköz, fotoğrafçılığa ikiz bebeklerinin yeni doğan ve yaş günü çekimlerini yaparak başladığını belirtti. Eşinin kendisini bu konuda desteklediğini ve profesyonel eğitim almaya yönlendirdiğini belirten Toköz, "Maliye mezunuyum, maliyeye çok yönelmek istemedim açıkçası, kendi işimi yapmak istedim. Biraz da merakım olduğu için bu yönde de kendimi ilerlettim, eğitimlerimi de aldım. İkiz bebeklerimin yeni doğan çekiminden yaş çekimlerine kadar bütün hepsini yaptırdık. Benim biraz fotoğraf çekmeye merakım vardı zaten. Eşim de bu konuda beni destekledi. Onun desteğiyle böyle home-office şeklinde bir stüdyomuz oldu. Çekimlerimi o şekilde yapıyorum. Onun da desteğiyle böyle güzel bir meslek sahibi oldum aslında" dedi.



"Ailelerden güzel geri dönüşler oluyor"


İlçedeki ailelerin hamilelik dönemlerinde ve bebeklerinin profesyonel çekimlerini yaptırmak için ya Antalya merkez ya da Manavgat’a gitmek zorunda olduğunu belirten Toköz, "Evden çalışıyorum, evimin bir odasını stüdyoya çevirdim. İkizlerimden dolayı bir yer açmayı düşünmedim aslında. Hem onlarla ilgilenip hem işimi yapmayı düşündüm. O şekilde başladık. Ailelerimden geri dönüşler çok güzel. Özellikle Serik’teki ailelerimden, çünkü hep burada profesyonel bir şekilde bu işin olmadığını düşünüyorlar. Genelde çekimlere Antalya’ya ya da Manavgat’a gitmek zorunda kaldıklarını söylüyorlardı, gayet memnunlar" ifadelerini kullandı.



"Çocukları sevdiğim için bu iş bana zor gelmiyor"


İşini severek yaptığını söyleyen Ebru Dinç Toköz, "Hem ikiz bebek, hem ev hanımlığı, hem iş, bu üçünü birleştirince zor olmuyor mu diye soruyorlar. Alıştım artık, çünkü işimi severek yapıyorum, çocukları seviyorum. Çocukları sevdiğim için bu iş bana zor gelmiyor. Eşimin de desteği olunca bu zor işler bana kolaylaşıyor. Yeni doğan çekimleri yapıyorum, hamile çekimleri yapıyorum. 1 yaş, 2 yaş, 3 yaş, aile çekimleri, doğum çekimleri de yapıyorum bunun yanı sıra. Hastanelere gidip doğum çekimlerine de giriyorum. Hayalinizin peşinden muhakkak gidin. Ben yapamam, benim destekçim yok diye düşünmeyin. En büyük destekçiniz kendinizsiniz. Tabii eşiniz de bu konuda çok önemli. Benim eşim de destek olduğu için ben belki buralara geldim bugün. Ama hayallerinizin peşinden gidin ve asla ’Ben bunu yapamam, işte o kadar vaktim yok’ gibi şeyler düşünmeyin, eminim yapabilirsiniz" şeklinde konuştu.



"Kendi okuduğu bölüme ilgisi yoktu"


Eşinin fotoğraf çekmeye ilgisini fark ettiğinde bu alanda kendisini geliştirmesi için destek olduğunu söyleyen Haluk Toköz ise, "Eşimin bu yolculuğunda en büyük destekçisi ben oldum diyebilirim. Eşim üniversiteden maliye mezunu. Kendi okuduğu bölüme karşı bir ilgisi yoktu. Fotoğraf çekmeye ilgisi var, bu benim de dikkatimi çekti. Ben de bu alanda kendisine destek verdim. Biz kendi çocuklarımızın böyle 1 yaş, 2 yaş çekimlerini falan hep yaptık. Gittiğimiz stüdyolar da benim çok hoşuma gitti. O da zaten fotoğraf çekmeyi falan sevdiği için bu şekilde maceraya başladık" dedi.



"Hayalleri varsa gerçekleştirebilirler"


Hobi olarak başladığı fotoğrafçılıkla eşinin gelişmesi için profesyonel eğitimler aldığını belirten Haluk Toköz, "İlk önce eğitimlerimizi aldırdık. Türkiye çapında en iyi bebek fotoğrafçılarından bir-ikisinden eğitim aldık. Ondan sonra kendi stüdyomuzu, ekipmanlarımızı aldık kurduk. Bu şekilde bir maceraya atıldı. Böyle bir şeye atılması benim için de çok iyiydi, destek verdim. Daha iyi yerlere geldi, daha da iyi yerlere gelebileceğine inanıyorum. Ev hanımı olup da illa bir dışarıda stüdyo açmaktansa, evin bir odasını da kullanabilirler. Herkese tavsiye ediyorum, evde gerçekleştirilebilecek bir hayalleri varsa gerçekleştirebilirler" ifadelerini kullandı.



"İsteyince her şey mümkün"


Bebeğinin fotoğraflarını çektirmek için Ebru Dinç Toköz’ün stüdyosuna gelen İbrahim Kökçe, "Valla işin açığı bu kadarını ben de beklemiyordum. Biraz garipsedim, evde nasıl olacak diye düşünürken geldim. Ama gayet güzel, her şey çok güzel, hoşuma gitti. Tavsiye ederim, ev hanımlarımız için güzel bir iş düşüncesi. Ben kutluyorum kendisini. İstedikten sonra yapılabilecek her şey mümkün oluyormuş" şeklinde konuştu.



İkiz bebeklerinin fotoğraflarını çekerek başladı, evinin bir odasını stüdyoya çevirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz" Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (SAYTEK) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. Enerji, geri dönüşüm ve sağlık sektörü başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla tanınan SAYTEK, plastik atıkları yüksek nitelikli ham maddeye dönüştürüp, pek çok sektörde yeniden kullanımını sağlayarak döngüsel ekonomiye katkı sunuyor. Covid döneminde sağlık sektöründe sergilediği üretim başarısını bugün 20’dan fazla ülkeye ihraç ettiği geniş ürün yelpazesiyle sürdüren şirket, uluslararası arenadaki gücünü de arttırıyor. Yıl sonu hedeflerini Avrupa odaklı büyüme ve sürdürülebilir enerji yatırımları üzerine kuran SAYTEK, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çok disiplinli iş modeliyle dikkat çekiyor. 400 milyon lira yatırımla kurulacak ’rPET’ levha tesisi 2027 sonunda devreye alınacak İç pazarı önceliklendiren ancak 20’dan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel bir vizyon çizen şirket, yeni yatırımlarıyla büyümesini ivmelendiriyor. Geri dönüşüm ve sağlık sektörlerindeki köklü tecrübesini enerji alanındaki gücüyle birleştiren şirket, hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturmaya devam ediyor. TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK, LPG dağıtım lisansıyla pazarda yaklaşık yüzde 10 pay yönetiyor. Kurumsallaşma hedefi doğrultusunda halka arz hazırlıkları da yapan SAYTEK, Konya Kulu’da 400 milyon lira yatırımla kurulacak rPET levha tesisini 2027 sonunda devreye almayı planlıyor. Öte yandan tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK’in enerji alanındaki güçlü açılımıyla daha kurumsal ve çevre odaklı bir yapıya kavuştuğunu belirtti. Yıldırım, devletin sunduğu stratejik desteklerin yerli üretim gücünü küresel pazarlara taşımada kritik bir kaldıraç görevi gördüğünü vurguladı. "Yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz" Yıldırım, 2001 yılında Amerika ve Almanya’dan ithalatla sektöre adım attıklarını söyleyerek, 2008’den sonra ise üretime yöneldiklerini dile getirdi. Türk cerrahların talepleri doğrultusunda yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla dünya standartlarında titanyum implant üretimine başladıklarını belirten Yıldırım, devletin yerli üretimi teşvik eden politikalarının da bu dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. Bugün gelinen noktada tablonun tamamen tersine döndüğünü vurgulayan Yıldırım, "Eskiden pazarın yüzde 95’i ithaldi. Artık yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz. Türkiye bu alanda üretici bir ülke haline geldi" diye konuştu. "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz" Şirketinin sağlık sektörünün yanı sıra geri dönüşüm ve çevre yatırımlarıyla da öne çıktığını belirten Yıldırım, depozito iade sistemi kapsamında toplanan ilk 200 ton ambalaj atığını geri dönüştüren firma olduklarını ve karbon azaltım projelerini uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirdiklerini kaydetti. Yıldırım, SAYTEK’in yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi elde ettiğini belirterek, gıda temasına uygun rPET üretimiyle atıkları tekstilden otomotive kadar birçok sektöre hammadde olarak kazandırdığının altını çizdi. Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. SAYTEK günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştı Covid döneminin tedarik zincirlerindeki kırılganlığı ortaya koyduğunu belirten Yıldırım, Türkiye’nin üretim ve lojistik kabiliyeti sayesinde ayrıştığını söyledi. Bu süreçte tıbbi tekstil alanına girdiklerini aktaran Yıldırım, günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştıklarını ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yaptıklarını dile getirdi. İç pazarı önceliklendirdiklerini ancak 20’ye yakın ülkeye de ihracat gerçekleştirdiklerini kaydeden Yıldırım, "Türkiye, insan kaynağı ve üretim hızıyla Avrupa için güçlü bir alternatif. Zor dönemler olsa da her daralmanın ardından güçlü çıkışlar olur. Biz gelecekten umutluyuz" ifadelerine yer verdi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi, uluslararasılaşma çalışmalarına devam ediyor Kastamonu Üniversitesi, Kazakistan’daki Karaganda Buketov Üniversitesi ile ortak açtığı ve YÖK tarafından resmiyet kazandırılan ortak yüksek lisans programı için öğrenci alımına başlıyor. Kastamonu Üniversitesi ile Kazakistan’ın köklü yükseköğretim kurumlarından Karaganda Buketov Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında açılan ortak yüksek lisans programı için öğrenci alımı başlıyor. Program, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda uygun bulunarak resmiyet kazandı. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde açılan "Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Tezli Yüksek Lisans Programı", iki üniversitenin akademik birikimini bir araya getiren uluslararası bir lisansüstü eğitim modeli olarak tasarlandı. Program kapsamında öğrenciler, alanında uzman akademisyenlerin rehberliğinde eğitim alacak, ortak dersler, akademik danışmanlık süreçleri ve araştırma faaliyetleri iki üniversitenin iş birliğiyle yürütülecek. Program ile Türk lehçeleri, edebiyatları ve kültürel mirası üzerine akademik çalışmaların artırılması, Türk dünyası ile bilimsel etkileşimin geliştirilmesini ve disiplinler arası araştırmaların desteklenmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede programın, hem Türkiye hem de Kazakistan başta olmak üzere Türk dünyasına yönelik akademik çalışmalara katkı sunması bekleniyor. Kastamonu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, YÖK onayının Kastamonu Üniversitesi’nin uluslararasılaşma çalışmaları açısından bir gelişme olduğunu belirtti. Rektör Topal, Karaganda Buketov Üniversitesi ile yürütülen ortak yüksek lisans programının, iki üniversite arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine ve ortak bilimsel faaliyetlerin yapılmasına da katkı sağlayacağını ifade etti. Ortak lisansüstü programların, bilimsel üretimi teşvik ettiğini ve akademik etkileşimi artırdığını vurgulayan Rektörümüz, bu program sayesinde öğrencilerin her iki üniversitenin bilgi birikiminden yararlanma imkânı bulacağını kaydetti. Programın, nitelikli tez çalışmalarının ortaya konulmasına ve yeni araştırma alanlarının geliştirilmesine zemin hazırlayacağı ifade edildi. Uluslararası iş birliklerini çeşitlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Rektör Topal, sürece katkı sunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a, YÖK üyelerine ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etti.