ASAYİŞ - 16 Mart 2026 Pazartesi 17:01

Kaymakamlık binasında ateş açarak kendini odaya kilitleyen şahıs teslim oldu

A
A
A
Kaymakamlık binasında ateş açarak kendini odaya kilitleyen şahıs teslim oldu

Antalya’da Kepez Kaymakamlığı binasında çevreye rastgele ateş ederek kendisini bir odaya kilitleyen şahıs, 4.5 saatlik uğraş sonunda polis ekiplerince ikna edilerek teslim oldu.


Olay, saat 11.00 sıralarında Kepez ilçesi Sakarya Bulvarı üzerinde bulunan Kepez Kaymakamlık binasının 3’üncü katında yer alan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde meydana geldi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli memur olarak çalışan ve isminin Mahmut Y. (39) olduğu öğrenilen şahıs, ilk olarak 3. katta bulunan toplantı salonuna geçerek burada bir video çekip sosyal medya hesabına yükledi. Mahmut Y. ardından, elinde biri kurusıkı 2 tabanca ile 3. katta bulunan vatandaşlara ve görevlilere dışarı çıkmasını söyledi. Ardından yanında bulunan tabancalardan biri ile rastgele 7-8 el ateş etti.


Silah sesleri üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Tedbir amacıyla kaymakamlık binasında bulunan personel ve vatandaşlar tahliye edildi. Olay yerine Özel Harekat polisleri de sevk edilirken, kaymakamlık binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Kendisini bir odaya kilitleyen ve hayatına son vereceğini söyleyen Mahmut Y. kendisini ikna etmek için gelen müzakereci personel ile yaptığı yaklaşık 4.5 saat süren görüşmenin sonunda saat 15.30 sıralarında silahını bırakarak teslim oldu. Mahmut Y. ifade işlemleri için Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.


Olayın ardından gazetecilere açıklamada bulunan Kepez İlçe Kaymakamı Suat Dervişoğlu, "Bugün sabah saat 11.10 sularında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzde görevli ancak hakkında yürütülen adli ve idari soruşturmalarda dolayısıyla rehberlik ve araştırma merkezimizde görevlendirilen yardımcı hizmetli personelimiz Mahmut Y., bugün yanında bir kurusıkı tabanca bir adette ateşli silah ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze geliyor. Bir odaya geçerek orada bir video kaydı alıyor. Akabinde koridora çıkarak çıkarak rastgele kurusıkı tabancayla 7-8 adet atış ateş ediyor. Bunun akabinde kendisini bir odaya hapsediyor. Söylemlerinde intihar edeceğini, hakkında yapılan asılsız olduğunu ve bir takım söylemlerde bulunuyor" dedi.


Yaklaşık 4.5 saat süren görüşmelerin ardından Mahmut Y.’nin silahını bırakarak teslim olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Bu süre içerisinde biz Kepez Kaymakamlığı olarak o ondan itibaren kaymakamlığı, hükümet konağı ve tüm birimlerimizi tahliye ettik. Çalışan personelimizi dışarıya aldık. Süreci Emniyet Müdürlüğümüz, İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile beraber süreci sağlık bir şekilde yürütmeye çalıştık. Bu süreç içerisinde herhangi bir rehine veya yaralı yok. Saat 11’den bu saate kadar emniyetteki uzman müzakereci arkadaşlarımız kendisi ile devamlı görüşme halinde oldular. Psikolog arkadaşlarımız kendisine destek vermeye çalıştı ve en son saat 15.20 itibariyle silahını bırakarak tespit oldu. Emniyetteki arkadaşlarımıza beraber ifadesi alınmak üzere emniyette şu anda, süreci kendisi de dahil olmak üzere herhangi bir personelimize zarar gelmeden sağlıklı bir şekilde yürütmeye çalıştık. Konu ile ilgili inceleme ve soruşturmalar devam edecek. Zaten konu ile ilgili adli ve idari soruşturmalar devam ediyor, biz de bu soruşturmanın takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.



Kaymakamlık binasında ateş açarak kendini odaya kilitleyen şahıs teslim oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta yeni doğan oğlaklara özenli bakım Muş’un Karabey köyünde keçilerin doğum sezonu devam ederken, dünyaya gelen oğlaklar üreticilerin yüzünü güldürüyor. Besici Abuzer Güngör, annesinden süt ememeyen bir oğlağa ise adeta bebek gibi bakıyor. Muş’ta keçilerin doğum sezonunun başlamasıyla birlikte dünyaya gelen oğlaklar besicilerin umutlarını artırdı. Karabey köyünde yaşayan besici Abuzer Güngör, erken doğduğu için annesinden süt ememeyen oğlağa özel bakım uyguluyor. Annesinden süt ememediği için güçsüz kalan oğlağı soğuktan korumak amacıyla evine alan Güngör, sobanın arkasında sıcak bir ortam oluşturduğu oğlağı biberonla besliyor. Abuzer Güngör, "Erken doğum olduğu için bazen sakat doğan oğlaklar oluyor. Bu nedenle diğer oğlaklara göre daha zayıf ve güçsüz kalıyorlar. Biz de bu durumdaki oğlağı evin içinde besliyoruz. Biberonla ve şırıngayla süt içiriyoruz. Evde bakmamızın sebebi ise diğer oğlaklara göre zayıf olduğu için sürü içinde ezilme ihtimali olmasıdır. Birkaç gün boyunca içeride besleyerek gelişimini sağlamaya çalışıyoruz. Gelişimini tamamlayıp durumu iyi olduğunda tekrar ağıla götürüyoruz. Daha sonra annesinin yanına bırakıp diğer oğlaklarla birlikte büyümesini sağlıyoruz" dedi. Amcası ile birlikte oğlağın bakımını üstlenen 5 yaşındaki Eliz Serra Güngör, "Bu benim keçim, buna çok iyi bakıyorum. Keçim hastalandı diye evde bakıyorum. Süt veriyorum ve saçını tarıyorum" diye konuştu.
İstanbul AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "(İlber Ortaylı)Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hayatını kaybeden Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenaze namazının ardından açıklama yaptı. Çelik, "Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" dedi. İstanbul’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenazesine katılan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, cenazeden sonra açıklamalarda bulundu. Ortaylı’nın Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalara karşı çok önemli bir duruş sergilediğini belirten Çelik, "Bugün çok büyük bir alimi, ülkemizin yetiştirdiği çok büyük bir değeri toprağa veriyoruz. Bugün ona son vazifemizi yapmaya geldik. Kendisinin ilminden, büyük değerlerinden öğrenciliğimizden beri istifade ediyoruz. Öğrencilik yıllarımızdan beri kendisinin kitaplarını okuduk, konferanslarını dinledik. Daha sonra hep beraber bütün Türkiye televizyon programlarını dinledi, izledi kendisini. Ve tarihimizle barışmamızda, geçmişimizi tanımamızda, kimliğimizi tanımamızda öncülerin başındaydı. Türkiye’deki pek çok yanlışın düzeltilmesinde, milletimizin değerleriyle yeniden buluşmasında, önümüze çıkarılmış sahte tartışmaların, sahte birtakım tespitlerin bertaraf edilmesine ve yerine doğruların konulmasında çok büyük bir emeği vardır. Gerçekten taziye mesajında da söyledim; kelimenin tam anlamıyla alimdi, kelimenin tam anlamıyla üstattı ve kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı. Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi. Memleketimizin değerlerinin korunmasında ilim temelinde, bilimsel temelde, evrensel düzeyde kabul görmüş çalışmalarıyla büyük değerler ortaya koydu" dedi. Bu topraklarda yetişmiş büyük bir alimi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını kaydeden AK Partisi Sözcüsü Çelik, "Bugün gerçekten çok üzgünüz. Büyük bir âlimi, bu toprakların yetiştirdiği büyük bir değeri son yolculuğuna uğurluyoruz. Hep beraber şehadet ettik ki iyi bilirdik. Mezarına Kırım’dan gelen toprak, Gelibolu’dan gelen toprak, Çanakkale’den gelen toprak hep beraber konuldu. Bu bile onun aslında ufkuna buradan edilen bir dua, ufkuna buradan durulan bir selamdı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii’nin haziresine defnedilmesi ve burada Fatih’in tanıtılması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın evrensel düzeyde doğru algılanması için ortaya koyduğu çabaya da bir hürmet, bir selam olarak bugün hep beraber burada ilim aleminden ilim adamları, tarihçiler, vatandaşlarımız, genç kardeşlerimiz, her kesimden insanın buluştuğu bir cenaze namazıyla kendisini son yolculuğuna uğurluyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Memleket büyük bir değerini, ilim alemi büyük bir alimi ve geçmişlerin ’allame-i küll’ dediği büyük bir ilim adamını kaybetti. Gerçekten ta öğrencilik yıllarımızdan beri kitaplarını okuduk, işaret ettiği yerlere baktık ve bundan da büyük bir istifade ettik. Hepimizin bakışının, tarihi anlayışının şekillenmesinde büyük bir rolü oldu. Tabii tarih sadece geçmiş değil, tarih aynı zamanda tarifimiz, aynı zamanda geleceğimiz. O sebeple onların aktüel tartışmalara aktarılmasında, siyasete yol gösterilmesinde, ülkemize dönük bazı saldırıların bertaraf edilmesinde de büyük bir çaba ortaya koydu. Gerçekten çok üzgünüm, gerçekten büyük bir alimi kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Biraz evvel ailesine taziyelerimizi ilettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın, partimizin de ayrıca taziyelerini arz ettik. Tabii burada gözüküyor ki millet kendi değerine sahip çıkıyor" şeklinde konuştu.
İstanbul İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı, Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni havadan görüntülendi. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı. İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde yapıldı. Törenin ardından İlber Ortayı’nın Türk bayrağına sarılı cenazesi sevenlerinin omuzunda tören için cami avlusuna getirildi. Törende İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı taziyeleri kabul etti. Törene ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Başkanvekili MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazeteci Murat Bardakçı, oyuncu Zerrin Arbaş, Fener Rum Patriği Bartholomeos, sanat camiasından çok sayıda isim, öğrencileri, akademisyenler katıldı. İlber Ortaylı’nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı, dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un tabutun başında dua ettiği görüldü Cenaze namazı öncesi bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ülkemizin yetiştirdiği çok müstesna bir tarihçiyi, akademisyeni ve yazarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. İlber Hocamız biliyorsunuz toplumumuzda her kesime, geniş bir kesime tarih bilincini yerleştirmeyi başarmış, tarih konusunda bilinçlendirmeyi başarmış çok değerli bir bilim adamıydı. Kendisi 50’den fazla eser yazmış, bu eserlerle birlikte toplumun tarih konusunda bilinçli hale gelmesini sağlamıştı. Aynı zamanda hem Ankara Üniversitesi’nde hem Galatasaray Üniversitesi’nde dersler vererek birçok öğrencimizi yetiştirmiş; sadece bizim ülkemizle de sınırlı kalmamış, yurt dışında da birçok üniversitede dersler vermiş, konferanslara katılarak Türk tarihçiliğini gururla temsil etmiş ve bütün uluslararası akademisyenler, akademik çevreler tarafından da kabul görmüş bir insandı. Bu açıdan çok değerli bir insanı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Hem gelecek nesillere bilgilerini aktarmış hem de biliyorsunuz televizyon programlarıyla ve eserleriyle tarihi sevdirmiş bir hocamızdı. Bu tarz bilim insanları, bu tarz değerli insanlar çok sık gelmiyorlar. Ama bu tarz bilim insanları vefat ettikleri zaman hem eserleri hem fikirleri hem topluma kazandırdıkları bizlerde yaşamaya devam ediyor. Biz de bütün bu kazandırdıkları aslında biliyorsunuz 2006 yılında hem Lazio ödülüne, 2007 yılında Puşkin Madalyası’na, 2017 yılında da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülerek teyit edilmişti aynı zamanda. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da bize düşen, bundan sonra toplumumuza kazandırmış olduğu bu kültüre, sanata sahip çıkmak; hatırasına sahip çıkmak, bunu gelecek nesillere aktarmak olacaktır. Ben kendisine bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Başta ailesi olmak üzere öğrencilerine, tüm sevenlerine, milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, mekanı cennet olsun" diye konuştu. İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada, "Başta ailesi, öğrencileri, yakınları ve bütün milletimizin başı sağ olsun. İlber Hoca, Türkiye, İstanbul’umuz için çok kıymetli bir insandı. Eserleriyle, yetiştirdiği öğrencileri ile bıraktığı sözleriyle, konuşmalarıyla inanıyorum ki yıllar boyunca tarih alanında konuşulmaya devam edecek. Mekanı cennet olsun. Rabbim, ailesine, kızına, yakınlarına sabır versin. Biz de bugün, ikindi namazı sonrasında hocamızın cenaze namazına katılmak üzere Fatih Camii’ndeyiz. Sevenleri hocamızı yalnız bırakmamış. İnşallah bize yakışır şekilde hocamızın defnini gerçekleştireceğiz. Milletimize başsağlığı diliyorum. Hocamız her zaman neşeliydi. ’Hocam, İstanbul’da yapılması gereken, eksik gördüğünüz bir şey var mı’ dediğimde, ’bir çini müzesi olsa çok iyi olur’ dedi. Biz de bunu, hocamızın bir vasiyeti olarak kabul ediyoruz. İstanbul’umuza yakışır bir çini müzesini de kazandırmış olacağız" ifadelerine yer verdi. İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı ise, "Bu kalabalığı burada görmek acımızı hafifletiyor. Sevildiğini zaten biliyorduk. Bunu gözümüzle görmek onur verici bir şey. Onu en sevdiği camilerden biri olan Fatih Camii’nden uğurlamak çok kıymetli. Herkese çok teşekkür ediyorum. Dolu dolu yaşadığı hayatın ardından dolu dolu uğurlanıyor" şeklinde konuştu. Oyuncu Halil Ergün de, "Çok acı çekiyoruz. Değerli bir insanımızın daha çok işler yapacak insanımızı kaybettik. Yaptıklarıyla izler bıraktı. Benim özel bir arkadaşımdı. Fakülte yıllarında sanat da yaptık. Üzgünüz. Işıklar içinde yatsın" dedi. Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, "Çok üzgünüz. Türk milletinin en büyük değerlerinden bir tanesiydi. Yaşayan bir efsane otoriteydi. Sadece tarihçi değil aynı zamanda uluslararası ilişkilere, siyaset bilimine ve Türk kültürüne çok büyük hizmetler vermiş; en karmaşık durumlarda bile çok basit ama vurucu açıklamalarıyla bizlere rota çizmiş bir Türk bilim adamını kaybettik. Yeri nasıl doldurulur bilmiyorum. Çok üzücü bir kayıp. Allah’tan rahmet diliyorum. Ama yerini dolduracak öğrencileri gelmesini arzu ediyorum" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Türk donanmasının gururu olan savaş gemileri ziyarete açıldı Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemileri halkın ziyaretine açıldı. Çanakkale’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada’, ‘TCG Kınalıada’ ve ‘TCG Ayvalık’ mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar, GESTAŞ Feribot iskelesine demirleyen savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Askeri personel sorulan soruları içtenlikle yanıtlarken, seyrüsefer cihazları hakkında da bilgiler verdi. "Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey" Gemileri gezen Ahmet Ermin, "Çanakkale Savaşı’nın 111’inci yılındayız. Milli Savunma Bakanlığı bize gemiyi gezme fırsatı sundu. Şanlı Türk ordumuzun bu şekilde gemilerinin olmasını, tesisatlarının olmasını görmek çok güzel bir şey. Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey. Allah ordumuza zeval vermesin diyoruz. Şu dönemde en büyük kurtarıcılarımız kendileri. Onlara güveniyoruz. Tabii ki de daha iyi projeleri, daha iyi gemileri de görme şansı bulmak istiyoruz" dedi. "Donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici" ‘Çanakkale ruhu’nu yerinde deneyimlemek için ailesi ile İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen Yakup Serkan Barkol, "Gerçekten donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici. Öncelikle çocukları getirdik, bu ruhu hissetsinler diye. 18 Mart zaferini tabii ki savaşan Mehmetçiklerimiz, şehitlerimiz kadar hissetmeseler bile en azından bu güzel duyguyu şimdiden damarlarında hissedebilsinler diye onları bu zaferi kutlamak için yerinde görsünler diye İstanbul’dan geldik. Çok güzeldi, çok heyecanlıydı" diye konuştu.