SAĞLIK - 17 Şubat 2026 Salı 11:08

Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski

A
A
A
Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, halk arasında "kuşçu akciğeri" olarak bilinen Hipersensitivite Pnömonisi’ne ilişkin uyarılarda bulundu. Tanı konulmasına rağmen kuş beslemeye devam edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çalış, "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir, bu tablo solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir" dedi.


Evde kuş beslemek, çatıda kuşların barınması ya da kuş pisliği temizliği sırasında ortaya çıkan partiküller, akciğer sağlığını tehdit edebiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, özellikle kuş tüyü ve dışkısına maruziyetin Hipersensitivite Pnömonisi’ne neden olabileceğini belirterek, hastalığın çoğu zaman grip ya da astımla karıştırıldığına dikkat çekti.



Ev ortamındaki görünmeyen tehlike


Kuşlara ait tüy, dışkı ve deri döküntülerinde bulunan antijenlerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasının bağışıklık sistemini tetiklediğini ifade eden Çalış, "Kuşların tüyleri, dışkıları ya da deri döküntülerindeki antijenler inhale edildiğinde, akciğerlerimiz bunları yabancı madde olarak algılar. Bu durum bağışıklık sisteminin reaksiyon vermesine yol açar. Oluşan immünolojik yanıt sonucunda akciğer dokusunda sertleşme ortaya çıkabilir" dedi.



Akut form grip gibi başlıyor


Hipersensitivite Pnömonisi’nin akut ve kronik olmak üzere iki farklı klinik tabloda görülebildiğini belirten Çalış, akut formun temas sonrası saatler içinde gelişebildiğini söyledi. Çalış, "Kuşla temasınızdan yaklaşık 4-8 saat sonra grip benzeri semptomlar ortaya çıkabilir. Burun akıntısı, ateş, öksürük ve kırgınlık en sık görülen şikayetler arasında yer alır" şeklinde konuştu.



Kronik form sinsi ilerliyor


Uzun süreli maruziyetin daha ciddi bir tabloya yol açabileceğini vurgulayan Çalış, kronik formda belirtilerin yavaş geliştiğini ifade ederek, "Kronik formda hastalık yıllar içinde sinsi şekilde ilerler. Hastalar genellikle efor dispnesi, kuru öksürük ve gece tıkanma hissi tarif eder. Bu form daha ağır seyredebilir ve kalıcı hasar riski taşır" dedi.



Birçok hasta astım zannediyor


Semptomların farklı hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Çalış, "Tahminimizden çok daha fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hastaların önemli bir kısmı kendini astım hastası zannediyor ya da uzun süre grip tedavisi alıyor. Bu nedenle doğru anamnez hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı.



‘Buzlu cam’


Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Çalış, değerlendirmede kuş besleme öyküsünün belirleyici olduğunu kaydetti. Çalış, "Muayene sonrası akciğer grafisi, gerekirse yüksek çözünürlüklü tomografi (HRCT) çekiyoruz. Tomografide bizim için anahtar bulgu ‘buzlu cam’ görünümüdür. Kuş maruziyeti öyküsüyle birlikte bu bulgu tanıyı güçlü şekilde destekler" dedi. Kesin tanı için solunum fonksiyon testi ve bronkoskopi uygulandığını da sözlerine ekledi.



Tedavide en kritik adım, antijenden uzaklaşmak


Çalış, tedavi sürecinde en kritik adımın antijen maruziyetinin tamamen sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, "En önemli şey antijenin uzaklaştırılmasıdır. Hayvanlarımız ve hobilerimiz elbette kıymetli ancak nefesimiz çok daha kıymetli. Bu nedenle hastalığa neden olan kuşlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Kuşu başka odaya almak ya da bahçeye çıkarmak çözüm değildir. Tüy ve partiküller havada dolaşmaya devam edeceği için inhalasyon sürer ve hastalık tekrarlayabilir. Bu yüzden tamamen uzaklaşmak gerekir. Sadece bu önlem bile tedavi başarısında önemli bir katkı sağlar" dedi.


Antijenin ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığı hastalarda ilaç tedavisine başvurduklarını belirten Çalış, "Gerekli durumlarda yaklaşık 3 ay süreyle, hekim kontrolünde kortikosteroid tedavisi uyguluyoruz. Bazı hastalarda daha dirençli bir tablo görülebiliyor. Bu durumda bağışıklık sistemini daha güçlü şekilde baskılayan ilaçlar kullanmamız gerekebilir. Tedavi sürecinde hastalarımızı düzenli aralıklarla akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve klinik muayenelerle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.


"Hobilerimiz kıymetli ama nefesimiz daha kıymetli"


Tanı konulmasına rağmen önlem alınmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Çalış, şöyle devam etti:


"Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir. Bu durum bir süre sonra solunum yetmezliğine, oksijen cihazı kullanımına, hatta yoğun bakım ihtiyacına kadar ilerleyebilir."


Çalış, kuş besleyen ve nefes darlığı ile öksürük şikayetleri bulunan kişilere göğüs hastalıkları hekimine başvurma çağrısı yaptı.



Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlığı arttırmaya yönelik iş birliği anlaşması imzaladı. Polis Akademisi Başkanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasında finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ve SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün katılımıyla Polis Akademisi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen programda, siber suçlara yönelik risklerin azaltılması hedeflendi. "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar" Programda bir konuşma gerçekleştiren Balci, Polis Akademisi açısından da finansal okuryazarlığın son derece önemli olduğuna vurgu yaparak, "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar. Tabii gerek öğrencilerimiz gerek buradan mezun olduktan sonra polis memurlarımız ve polis yöneticilerimiz ellerindeki cep telefonu üzerinden kısa bir yoldan gerek Forex piyasalarına bilgi sahibi olmadan borsaya ve daha da kötüsü iddia ve bahis gibi bataklıklara saplanabilmektedir. Bunun son derece üzüntü verici neticeleri de oluyor" ifadelerine yer verdi. Kolay para kazanma hırsının bir müddet sonra maalesef kişileri ekonomik zorluklara düşürdüğünü öne süren Balci, "Bu bataklıktan çıkamayan bazı arkadaşlar maalesef onları da kaybediyoruz. Bu bizim teşkilatımız açısından en önemli meselelerden birisi. Bugün kurumsal olarak Sermaye Piyasası Kurulu’yla bu eğitimleri vermek istiyoruz ki burada hem öğrencilerimizi hem de Hizmet İçi Eğitim Müdürlüğümüz üzerinden polis memurlarımıza, teşkilatımıza yönelik kapsamlı bir finansal okuryazarlık dersi vermek suretiyle çağımızın en önemli tuzakları olan forex gibi kripto para gibi sanal bahis gibi çeşitli tuzaklara personellerimiz düşmesin" diye konuştu. "Polisimize gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz" SPK Başkanı Gönül ise finansal okuryazarlığın toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması için çalışmalara devam edeceklerini dile getirerek, "Polis Akademimizle yapacağımız bu protokol sayesinde iş birliğimizi daha da güçlendirerek polisimize de gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugünün önemi ülkemiz için güvenliğimiz için en önemli unsurlardan biri olan Polis Akademimizin polisimizin bu eğitimle birlikte sadece fiziksel güvenlik unsuru olarak değil ama aynı zamanda mental ve finans alanındaki gelişmene de katkı bulunmayı istiyoruz. Günümüz dünyasında artık suçlar siber suçlara taşınmış ve finansal açıdan işlenen bu suçlar adeta bir milli güvenlik sorunu haline gelmeye başlamıştır. Bilindiği üzere başta sanal kumar yasa dışı bahis ve yasa dışı kripto işlemleri finansal okur yazarlığı düşük kesimler için oldukça büyük riskler içermektedir. Bütün çabamız finansal okuryazarlığının artmasıyla birlikte tüm bu risklere karşı gerekli önlemler açısından da bilinci oluşturmaktadır" açıklamasında bulundu. Konuşmaların ardından SPK Başkanı Gönül ve Polis Akademisi Başkanı Balci, iş birliği protokollerini imzaladı.
Samsun Kaymakam Aydın’ın yürek ısıtan hikayesi: "Down sendromlu evladımız en büyük bereketimiz oldu" Samsun’da düzenlenen "Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi" buluşmasında konuşan Canik Kaymakamı Şeref Aydın, down sendromlu evlatlarıyla yaşadıkları zorlu süreci ve sonrasında hissettikleri mutluluğu genç çiftlerle paylaşarak, "O çocuk bizim ailemiz için şans, bereket ve mutluluk oldu" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen "Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi"nin sahadaki görünürlüğünü artırmak amacıyla düzenlenen etkinlik, Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonunda ve Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirildi. Evlilik kredisinden faydalanan çiftlerin katıldığı program, Mavi Işıklar Eğitim ve Dinlenme Tesisi’nde yapıldı. Programda Canik Kaymakamı Şeref Aydın ve eşi Özlem Nom Aydın, gençlerle söyleşi yaptı. "Ailede baba, baba olacak; anne, anne olacak" Programda konuşan Canik Kaymakamı Şeref Aydın, eşi Özlem Nom Aydın ile tanışma hikâyelerini anlattıktan sonra, çocuklarının down sendromlu dünyaya geldiğini belirterek yaşadıkları süreci samimi ifadelerle paylaştı. Zor günleri inanç ve dayanışmayla aştıklarını vurgulayan Aydın, "Hayat güzel günler de gösterecek zor zamanlar da. Önemli olan, güzel günleri paylaştığınız gibi zor zamanları da birlikte karşılamaktır. İnsan ilk anda kabullenemiyor. Ancak biz en başta bir canlının hayatına son verme hakkımız olmadığına inandık. Rabb’imden gelecek olan baş göz üstüne dedik. Çocuğumuz doğdu ve down sendromlu olduğu kesinleşti. İkimiz için de çok zor bir dönemdi. Ne zaman meseleyi rıza çizgisine taşıdık, işte o zaman iç huzurunu yakaladık. O çocuk bizim ailemiz için şans, bereket ve mutluluk oldu. Biz şu anda onsuz bir hayat düşünemiyoruz. Her gün yaptığı ayrı bir şeyle bizi ayrı mutlu ediyor. İyi ki biz bu evladımızın dünyaya gelmesine müsaade etmişiz. Yoksa ömür boyu onun vicdan azabıyla yaşardık" diye konuştu. Aile içindeki rol paylaşımına da değinen Aydın, "Ailede baba, baba olacak; anne, anne olacak. Baba anneliğe soyunmayacak, anne babalığa soyunmayacak" ifadelerini kullandı. "İyi geçinmeye gönlünüz olacak" İngilizce öğretmeni eşi Özlem Nom Aydın ise yeni evli çiftlere, "İyi geçinmeye gönlünüz olacak. Ben hâlâ yeni bir şey öğreniyorum. Benim için de hâlâ yola devam ettiğim bir süreç. Burada anahtar cümle, geçinmeye gönlü olmaktır. Bunun için çabalamak gerekiyor" şeklinde konuştu. Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk de, "Evlilik çok güzel bir kurum, toplumun en değerli kurumu. Neslimizin devam etmesi gerekiyor. Yaşamda insanın birilerine tutunması gerekiyor. Hayattaki en büyük destekçim eşimdir" dedi. "Gençlik geleceğimiz, ailemiz gücümüz" Toplantıda konuşan Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü, "Bugün burada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından sağlanan evlilik kredisi desteğinden yararlanarak yuva kuran gençlerimizle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu destek yalnızca bir ekonomik katkı değil; aynı zamanda devletimizin ailenin kurulmasına, korunmasına ve güçlendirilmesine verdiği önemin somut bir göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle ilan edilen ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’, bizlere çok açık bir gerçeği yeniden hatırlatmaktadır: Gençlik geleceğimiz, ailemiz gücümüz. Aile ne kadar güçlü olursa toplum da o kadar güçlü olur. Aile; sevginin, dayanışmanın, merhametin ve sorumluluğun öğrenildiği ilk yerdir. Bir çocuğun hayata tutunduğu, bir bireyin değerlerle buluştuğu, bir toplumun kültürünü ve inancını yarınlara taşıdığı en sağlam yapıdır. Bugün burada kurulan her yuva yalnızca iki insanın hayatını değil, ülkemizin yarınlarını da inşa etmektedir. Gençlerimizin evlilik yolunda karşılaştıkları zorlukların farkındayız. İşte bu nedenle devletimizin sunduğu evlilik kredisi gibi destekler, gençlerimizin umutlarını güçlendiren, ’yalnız değilsiniz’ mesajını veren çok kıymetli adımlardır" açıklamasında bulundu. "Türk milleti geniş ailedir" Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır da şunları söyledi: "Devletimiz her zaman ailelerin yanında oldu. Yeni ailelerin yanında olmaya devam edecek. İnşallah bir ömür boyu mutlu olursunuz. İnşallah çok güzel evlatlarınız olur; sayıları da bolca olur. Türk milleti çekirdek aile değildir. Türk milleti geniş ailedir. Böyle bir aile kültürü içerisinde büyüyen çocuk da kaliteli olur." Program, katılan evli çiftlere yapılan ikramla son buldu.
Antalya Ramazan pidesi Büyükşehir Halk Ekmek büfelerinde yerini alacak Antalya Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da Ramazan ayı boyunca iftar sofralarının vazgeçilmezi olan pideyi Halk Ekmek Fabrikası’nda üreterek, uygun fiyatla vatandaşlara sunacak. EKDAĞ A.Ş. tarafından Döşemealtı ilçesindeki Halk Ekmek Fabrikası’nda üretilen pideler, 4 farklı çeşit olarak satışa çıkacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının bereketini ve paylaşma ruhunu sofralara taşımaya hazırlanıyor. Halk Ekmek Fabrikası güvencesiyle uygun fiyatlı, lezzetli ve sağlıklı şekilde üretilecek olan pide, Ramazan ayının ilk gününden itibaren Halk Ekmek büfesinde yerini alacak. 250 gram pide 20 TL Büyükşehir Belediyesi EKDAĞ A.Ş. tarafından Döşemealtı ilçesindeki Halk Ekmek Fabrikası’nda hijyenik ve modern şartlarda üretilen Ramazan pideleri, Halk Ekmek büfeleri aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılacak. Ramazan pideleri Halk Ekmek noktalarında 250 gram ve 500 gram yumurtalı ve sade pide olarak vatandaşlara sunulacak. Lezzetli ve uygun fiyatlı pideler EKDAĞ A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Aydın, Ramazan ayının simgelerinden pidenin ilk kez geçtiğimiz yıl Halk Ekmek Fabrikası’nda üretilmeye başlandığını ve vatandaşların büyük beğenisini aldığını kaydederek, "Ramazan ayının gözdesi, sofralarımızın vazgeçilmezi olan Ramazan pidemizi bu yıl yine Antalya Büyükşehir Belediyemize bağlı olan EKDAĞ A.Ş. olarak üretiyoruz. İlk defa 2025 yılında üretmiştik. Bu yıl da devam ediyoruz. 4 çeşit pidemiz var. Vatandaşlarımız uygun, kaliteli pidelerimize bütün Halk Ekmek büfelerimizden ulaşabilirler. 250 gram pideyi 20 TL’den satışa sunacağız" diye konuştu.