KÜLTÜR SANAT - 07 Kasım 2025 Cuma 10:27

Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi 8 Kasım’da başlıyor

A
A
A
Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi 8 Kasım’da başlıyor

Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve hem üreticilerden hem de vatandaşlardan büyük ilgi gören Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, bu yıl 8-9 Kasım 2025 tarihlerinde ikinci kez gerçekleştirilecek.


Festival, 8 Kasım Cumartesi günü saat 10.00’da Cumhuriyet Meydanı’ndan kortej yürüyüşüyle başlayacak. Ardından 10.30’da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde düzenlenecek törenle festivalin resmi açılışı yapılacak. AKM’de gün boyunca halk oyunları gösterileri, çocuklar için zeytin temalı atölyeler, yüz boyama ve şişme oyun alanları ile çeşitli workshop ve tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Türkiye Aşçılar Federasyonu şeflerinin katılımıyla zeytinyağlı yemek yapımı ve tadım etkinlikleri düzenlenecek.


Aynı gün öğleden sonra Saraçlı Mahallesi’nde, köylü kadınların taş üzerinde zeytin kırma ve zeytinyağı pişirimi gösterileri, yöresel ikramlar ve konserle festival coşkusu köylere taşınacak. Festivalin ikinci günü olan 9 Kasım Pazar ise, Çiftçi Danışma ve Eğitim Merkezi’nin açılışı, tadım etkinlikleri, halk oyunları gösterileri ve Ayhan Rüzgar’ın stand-up performansıyla tamamlanacak.



"Bereketinin, barışın ve direncin simgesidir"


Festival öncesi Manavgat Şelalesi’nde basın mensuplarına yönelik festival lansmanı düzenlendi. Lansmana, çok sayıda basın mensubu ve sektör paydaşları katıldı.


Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, lansmanda yaptığı konuşmada, festivalin amaç ve kapsamına ilişkin bilgiler verdi. Çiçek, "Geçtiğimiz yıl birincisini düzenlediğimiz Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, hem üreticilerimizden hem de vatandaşlarımızdan gördüğü ilgiyle bizleri çok mutlu etti. Bu yıl, aynı heyecan ve kararlılıkla festivalimizin ikincisini düzenliyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu festival yalnızca bir etkinlik değil; Manavgat’ın tarımsal potansiyelini, yerel değerlerini ve üretici gücünü görünür kılma çabasının bir sonucudur. Zeytin, binlerce yıllık geçmişiyle bu toprakların bereketinin, barışın ve direncin simgesidir" ifadelerini kullandı.


Çiçek, "Kamuoyunda çok bilinmese de Manavgat, aynı zamanda önemli bir zeytin şehridir. Bu festival, ilçemizin bu alandaki gücünü Türkiye’ye tanıtma açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.



"Üreticiye destek, geleceğe yatırım"


Zeytin ve zeytinyağının yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir yaşam kültürü olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Çiçek, bu yıl festival kapsamında önemli bir müjde de paylaşarak, şunları söyledi:


"9 Kasım Pazar günü Çiftçi Danışma ve Eğitim Merkezimizin açılışını yapacağız. Bu merkezle birlikte üreticilerimizin bilgiye, desteğe ve dayanışmaya daha kolay erişmesini sağlayacağız."


Manavgat’a özgü beylik zeytini ve 11 farklı tür


Manavgat, Kalamata, Memecik, Ayvalık, Tarı Ak, Domat, Manzanilla, Arbekün, Girit, Gemlik ve Tavşan Yüreği gibi toplam 11 zeytin türüne ev sahipliği yapıyor. Bu çeşitlerin arasında Manavgat’a özgü Beylik Zeytini, iri taneli yapısı, yüksek yağ verimi ve aromatik tadıyla dikkat çekiyor.


Belediye Başkan Vekili Çiçek, "Beylik ve Tavşan Yüreği gibi yöremize özgü zeytin türleri, bu toprakların en kıymetli miraslarıdır. Hedefimiz bu ürünleri markalaştırmak ve ulusal ölçekte tanınır hale getirmektir" diye konuştu.


Festivalin hazırlanmasında katkı sunan oda, dernek, birlik ve zeytinyağı fabrikalarına teşekkür eden Belediye Başkanı Vekili Av. Mehmet Çiçek, tüm vatandaşları festivale davet etti.



2 milyon zeytin ağacıyla bir üretim merkezi


Yaklaşık 2 milyon zeytin ağacına ev sahipliği yapan Manavgat, bölgenin en önemli üretim merkezlerinden biri konumunda. İlçede 11 zeytinyağı fabrikasında yılda yaklaşık 9-10 bin ton zeytinyağı üretiliyor.


2007 yılında 22 bin dönüm olan zeytin üretim alanı bugün 50 bin dönüme ulaşmış durumda.



Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi 8 Kasım’da başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Bulanık’ta 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yılı kutlandı Muş’un Bulanık ilçesinde 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla tören ve anma programı düzenlendi. Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Jandarma Astsubay Mert Aytekin, Çanakkale Zaferi’nin Türk tarihindeki yerine değindi. Aytekin, "Bugün, Türk savaş tarihine altın harflerle yazılan ’Çanakkale Geçilmez’ nidasının dünyayı titrettiği zaferin 111. yıl dönümünü kutlamanın onurunu yaşıyoruz. Çanakkale; sadece bir coğrafyanın adı değil, bir milletin ’bitti’ denilen yerden yeniden ayağa kalkışının adıdır. Seyit Onbaşı’nın sırtlandığı vatan aşkını, 57. Alay’ın feragatini bugün de yüreğimizde hissediyoruz. Bu zafer, silahın gücünden önce inancın ve vatan sevgisinin zaferidir" dedi. Törende ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi mesajı okundu. Programın ardından Kaymakam Ömer Övünç Koşansu ve beraberindeki protokol üyeleri, Sarıpınar beldesinde yaşayan Şehit Er Zeki Yolcu’nun ailesini ziyaret etti. Şehit ailesiyle yakından ilgilenen ve taleplerini dinleyen Koşansu, devletin her zaman şehit yakınlarının yanında olduğunu vurguladı. Ziyaret, şehitler için yapılan duaların ardından sona erdi.
Gaziantep TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkileri değerlendirdi Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu, Suriye’de devlet yapılanmasının güçlenmesi, belirsizliklerin ve risklerin azalması, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirliğin artmasının ihracatı olumlu yönde etkilediğini söyledi. Aynı zamanda Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı olan TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkilerin her geçen gün daha sağlam bir zemine taşındığını ifade etti. TİM Suriye Masasının faaliyetleri ile ilgili bilgi veren Başkan Kadooğlu, "Suriye’de devlet yapısının daha öngörülebilir bir çerçeveye kavuştuğu bu dönemde temaslarımızı sistematik biçimde artırarak çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Sınır ticaretindeki operasyonel belirsizliklerin azalması ve lojistik akışların düzenli ritme oturmasıyla ortaya çıkan fırsatı, kurumsal diyalog kanallarıyla destekledik. Bu yaklaşımın somut çıktılarından biri, Halep’te Türkiye ve Suriye’nin önde gelen firmaları arasında imzalanan iş birliği protokolüydü; bu anlaşma Suriye’nin yeniden imarına yönelik güçlü bir ilk adım oldu" dedi. "Ortak yatırım projeleri büyük önem taşıyor" TİM Suriye Masası’nın önümüzdeki dönem çalışma programını da anlatan Başkan Celal Kadooğlu, "TİM Suriye Masası olarak 2026 yılında da odağımız ticareti daha kurumsal, daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir zeminde büyütmek olacak. Sahadan gelen ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı ele alan diyalog ve çözüm mekanizmalarını sürekli canlı tutacağız. Ayrıca mal ticaretinin yanında ortak yatırım ve uzun vadeli proje modellerinin güçlenmesine öncelik vereceğiz. 2026 için beklentimiz, istikrar-yatırım-ticaret ilişkisinin daha da güçlenmesi ve ihracatın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesidir" ifadelerini kullandı. "İş dünyası riskleri yakından izliyor" Suriye’de yeni dönemle birlikte daha öngörülebilir bir kamu düzeni, daha az operasyonel belirsizlik ve daha düzenli işleyen lojistik bir akış sağladığına dikkat çeken Celal Kadooğlu, "Bu üç unsur bir araya gelince ticaret sadece hacim olarak büyümüyor, güven zemini güçlendikçe ilişkinin niteliği de değişiyor. Ülkemizin 2025’te yüzde 70’e yakın bir artışla 2,6 milyar dolara ulaşan Suriye’ye ihracatı, yıl geneline yayılan temasların ve sahadaki koordineli uyumun da bir sonucu oldu. Üstelik bu pazar artık yalnızca sınır illerinin konusu değil; Gaziantep’in yanı sıra İstanbul ve Ankara gibi üretim merkezlerinde de dikkat çekici artışlar görüyoruz. Sahada, istikrar ve karşılıklı güvenin güçlenmesiyle ticaret daha sağlam bir zemine taşındı. Bununla birlikte iş dünyası hâlâ riskleri yakından izliyor. En çok dile getirilen başlıklar sınır ticaretine ilişkin operasyonel süreçler, lojistik akışın sürekliliği ve sahadaki uygulamaların öngörülebilirliği etrafında yoğunlaşıyor. Biz de bu yüzden sahadan gelen ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı ele alıp çözüm üretme refleksini sürekli canlı tutmaya odaklanıyoruz" ifadelerine yer verdi. "Öne çıkan sektörler: inşaat, enerji ve gıda" Suriye’de yeni dönemde altyapı, şehirleşme, enerji arzı ve gıda güvenliği gibi alanlarda ciddi bir yeniden yapılanma ihtiyacı bulunduğunu söyleyen Başkan Celal Kadooğlu, Türk firmalarının Suriye ile ilişkilerde önemli avantajlara sahip olduğuna dikkat çekti. Kadooğlu, "Bu alanlarda Türk şirketleri esnek tedarik gücü, uygun maliyet yapısı ve bölgeyi yakından tanıyan şirket kültürüyle doğal bir üstünlük taşıyor. Özellikle inşaat ve müteahhitlik tarafında, dünya çapında deneyime sahip Türk müteahhitlerinin yeniden imarda belirleyici rol üstlenebileceğini öngörüyoruz; Halep’te imzaladığımız protokolde bu yeni dönemin kapısını aralayan somut bir adım oldu. Bu nedenle ‘erken giren kazanır’ diyebileceğimiz başlıkların başında; yeniden imar odaklı inşaat/altyapı işleri ve temel ihtiyaçlara dönük tedarik zinciri alanları geliyor" şeklinde konuştu. "İhracat artışını sürdürmek istiyoruz" Güneydoğu Anadolu’nun hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025’te 3,6 milyar dolar olduğunu belirten Kadooğlu, "Türkiye genelinde, sektörümüzün Suriye’ye ihracatı bu dönemde 700 milyon dolar ile ilk sırada yer alırken, bölgemizin Suriye’ye hububat ihracatı 400,9 milyon dolar olarak kaydedildi. Sektörün genel beklentilerinden birisi, yurt içinde artan maliyetler karşısında döviz gelirlerinin adil karşılık üretebilmesidir. Suriye özelindeki beklentimiz ise istikrar-yatırım-ticaret ilişkisinin güçlenmesiyle ihracatın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesidir. Arzu ettiğimiz gelişmeler gerçekleştiği takdirde bu yıl Güneydoğu’nun genel hububat ihracatının 4 milyar doları, Suriye’ye hububat ihracatının ise 500 milyon doları geçeceğini umut ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Savaşın gölgesinde bayram hazırlığı" İslam aleminin yaklaşan Ramazan Bayramını da kutlayan TİM Suriye Masası ve Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, "Gerek dinimizde gerekse de kültürümüzde önemli bir yeri olan bayramlar, sevgi, kardeşlik ve barış demektir. Bayramlar yardımlaşma ve dayanışma demektir. Ancak ne yazık ki, İslam dünyası olarak Ramazan Bayramını Ortadoğu’nun ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda kutlamaya hazırlanıyoruz. Savaşın faturası her geçen gün ağırlaşırken, bir an önce silahların susmasını ve diplomasinin devreye girmesini bekliyoruz. Savaşların sona erdiği, akan kan ve gözyaşının dindiği bir dünya özlemi ile tüm İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını kutluyor, bayramın dünyaya barış getirmesini diliyorum" diye konuştu.
Bursa Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde bayram yoğunluğu başladı Bursa’da bayram öncesi hareketlilik başladı. Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde peronlar yolcularla dolmaya başlarken, özellikle uzun mesafeli yolculuklar için otobüs biletleri tükenme noktasına geldi. Terminal çevresinde de yoğunluk dikkat çekti. Hem yolcu otobüsleri hem de yakınlarını uğurlamak için gelen vatandaşların oluşturduğu araç trafiği nedeniyle bölgede denetimler artırıldı. Ekipler, trafik akışını kontrollü şekilde sağlarken sürücülere kurallara uymaları yönünde uyarılarda bulundu. Bilet fiyatlarında artış gözlemlendi. Bursa’ya yakın illere yapılan kısa mesafeli yolculuklarda bilet fiyatları 600 ile 800 lira arasında değişirken, uzun mesafeli seferlerde ise fiyatların 1.200 liradan başlayıp 2.300 liraya kadar yükseldiği görüldü. Şehirlerarası taşımacılık sektöründe görev yapan vardiya amiri Nufel Kaplan, bayram öncesi yoğunluğun başladığını belirterek, "Bugün itibarıyla yoğunluğumuz başladı. Pazar günü daha da artmasını, pazartesi ve salı gününe kadar devam etmesini bekliyoruz. Trafik denetimlerinin artırılması bizim için de olumlu. Bu kontroller kazaların önlenmesi ve sürücülerin kurallara uyması açısından önemli" dedi. Uzun mesafeli seferlerde ek sefer düzenlenmediğini vurgulayan Kaplan, "Bayram öncesi uzun yol seferleri genelde dolu olur. Bu hatlarda ilave servis açılmıyor, bu yüzden biletler hızlı tükenebiliyor. Ancak çevre illere olan kısa mesafeli yolculuklarda yoğun talep olursa ek seferler düzenleyerek yolcularımızın mağdur olmamasını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Kaplan, özellikle dönüş yolculuklarının son günlere bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Yolcularımıza dönüş biletlerini de şimdiden almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
Samsun Cezaevinden kurtulmak için çocuk doğuran hırsızlar için hakimden çarpıcı başvuru: "İnfaz ertelemesi suistimal ediliyor" Kadın hükümlülere tanınan "çocuk nedeniyle infaz ertelemesi" uygulamasıyla ilgili Samsun’da yaşanan bir olay sonrası yargıdan dikkat çeken bir çıkış geldi. Bir hâkim, uygulamanın bazı kişilerce suistimal edildiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığı’na resmi başvuruda bulundu. 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16’ncı maddesi kapsamında, doğum yapmış ve çocuğu henüz 18 aylık olmayan kadınların hapis cezalarının infazı geçici olarak ertelenebiliyor. Ancak son yaşanan olaylar, bu düzenlemenin amacının dışına çıkarak kötüye kullanılabildiği yönünde tartışmaları gündeme taşıdı. Samsun’da evden hırsızlık suçundan yaklaşık 60 ayrı kaydı bulunan ve hakkında 65 yıl 10 ay 10 gün kesinleşmiş hapis cezası olduğu öğrenilen 8 çocuk annesi Saniye G., 13 yaşındaki oğluyla birlikte karıştığı hırsızlık olayının ardından yakalanarak tutuklandı. Daha önce en küçük çocuğunun yaşı nedeniyle cezası ertelenen kadının yeniden suç işlemesi dikkat çekti. Olayın ardından Saniye G.’yi tutuklayan Samsun 2. Sulh Ceza Hakimi, konuyu Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü’ne taşıdı. Hakimin dilekçesinde, şüphelinin 1995 doğumlu olduğu, hakkında kesinleşmiş infaz bekleyen 65 yıl 10 ay 10 gün hapis cezası bulunduğu ve bu cezaların infazından kurtulmak amacıyla kanundaki düzenlemeden yararlanmak için çok sayıda çocuk dünyaya getirdiği ifade edildi. Dilekçede ayrıca, somut olayda da görüldüğü üzere şüphelinin çocuklarını suçta kullandığına dikkat çekilerek, mevcut düzenlemede herhangi bir sınırlama bulunmamasının suç ve suçlulukla mücadelede zafiyet oluşturduğu vurgulandı. Hâkim, bu durumun yalnızca cezadan kaçınma değil, aynı zamanda suça meyilli bireylerin yetişmesine zemin hazırlayabileceğini belirtti. Hakim tarafından yapılan başvuruda, söz konusu kanun maddesine sınırlama getirilmesi gerektiği ifade edilerek, Türk Ceza Kanunu’ndaki bazı düzenlemelere benzer şekilde bu haktan yararlanmanın belirli bir sayıyla sınırlandırılması önerildi. Bu düzenlemenin, kamu düzeninin sağlanması, suçla mücadele ve cezaların caydırıcılığı açısından önem taşıdığına dikkat çekildi. Öte yandan, benzer olayların farklı illerde de yaşandığına işaret edildi. Samsun’da 64 suç kaydı bulunan 9 çocuk annesi Sibel Y. (34), hırsızlık suçlarından 24 yıl kesinleşmiş hapis cezasına rağmen yeniden suç işleyince 2025 yılında Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Ancak çocuğunun 3,5 yaşında olması nedeniyle serbest bırakıldığı öğrenildi. Bursa’da ise hırsızlık suçundan 63 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan Cansu A.’nın (30), 2023 yılında cezaevine girmemek için akrabasının yeni doğacak bebeğini kendi üzerine kaydettirmeye çalıştığı, bu girişimin polis ekiplerinin çalışmasıyla ortaya çıkarıldığı belirlendi. Uzmanlar ise infaz ertelemesi uygulamasının temel amacının çocukların korunması olduğunu ancak denetim ve sınırlama mekanizmalarının yetersiz kalması halinde hem toplum güvenliği hem de çocukların gelişimi açısından ciddi riskler doğurabileceğini belirtiyor. Yaşanan gelişmeler, "çocuk nedeniyle infaz ertelemesi" uygulamasının yeniden ele alınması gerektiği yönündeki tartışmaları alevlendirirken, gözler Adalet Bakanlığı’nın atacağı adımlara çevrildi.