KÜLTÜR SANAT - 02 Ekim 2025 Perşembe 14:01

Uluslararası Altın Portakal Film Festivali "Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda jüri üyeleri açıklandı

A
A
A
Uluslararası Altın Portakal Film Festivali "Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda jüri üyeleri açıklandı

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek "Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması"nın jüri üyeleri açıklandı. Yarışmanın jürileri; "Leyla Özalp, Osman Özcan ve Sezen Kayhan’dan" oluşuyor.


24 Ekim - 2 Kasım 2025 tarihleri arasında bu sene 62.’si gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamındaki Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nın jüri üyeleri açıklandı. Türkiye genelindeki 75 farklı sinema okulundan 34 projenin başvurduğu Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nın Ön Seçici Kurulu’nda ise yönetmen, senarist Aydın Sayman ve yönetmen Onur Güler yer aldı.



Sinemanın ustaları öğrenciler için bir arada


"Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması"nda jüri üyesi Leyla Özalp, 1979 ve 2004 yılları arasında, 28 uzun metraj sinema filmi, 2 belgesel, 2 televizyon dizisinde, yardımcı yönetmen, yürütücü yapımcı ve yapımcı olarak çalıştı. Türk film ve televizyon endüstrisinin aktif bir üyesi olan Özalp, 1993 yılında, Bizans döneminden günümüze; Haliç kıyısındaki tarihi semtlerin çok kültürlülüğünü ve birçok dinin birlikte barış içinde yaşamasını anlatan, "Mozaik", adlı belgeseli yönetti. 2003 yılında, görev aldığı Türk sinemasının 30 önemli yapımında kamera arkasını anlattığı, "Seni Seviyorum Sinema" adlı kitabı Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan Özalp, 2003 yılında Uçan Süpürge Film Festivali’nin Türk sinemasında perde arkasında çalışan altı Türk kadınına ilk kez verilen, "Bilge Olgaç Başarı Ödülü"nü aldı.


2005-2007 yılları arasında çeşitli üniversitelerde, kurs ve festivallerde Film Yapımcılığı dersi veren Özalp’ın 2008 yılında Türkiye’deki film yapım sürecini anlattığı "Bir Film Yapmak" adlı kitabı İletişim Yayınları tarafından yayınlandı. Özalp, 2008 yılında ise bu kitapla 10. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Uluslararası Film Festivali Sinema Kültürü Emek Ödülü ve "En İyi Sinema Kitabı Özel Ödülü" aldı.


2010-2011 yıllarında Türkan Şoray’ın NTV’de yaptığı "Sinema Benim Aşkım" adlı TV programının yapım danışmanlığını üstlenen Özalp, 2012 yılında NTV yayınları tarafından yayınlanan Türkan Şoray’ın "Sinema Benim Aşkım" adlı kitabının ve 2013 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan "Sinemam ve Ben" adlı kitabın editörlüğünü yaptı.


2025 yılında, 26. Eskişehir Uluslararası Film Festivali’nde Onur Ödülü alan Özalp, Atıf Yılmaz, Yavuz Turgul, Ömer Kavur, Tunç Başaran, Şerif Gören, Zeki Ökten, Başar Sabuncu, Erden Kıral, Orhan Oğuz, Ömer Uğur, Reis Çelik, Sinan Çetin, Memduh Ün, Sinem Kaplanoğlu ve Yavuz Turgul’la da çalıştı.


"Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması"nda jüri üyesi Osman Özcan ise, İstanbul Yapı Meslek Lisesi yapı ressamlığı bölümünde okudu. Özcan, 1987- 2006 yılları arasında farklı atölyeler ve projelerde heykel, resim, iç mimari, sahne tasarımı, mimari ve endüstriyel tasarım alanlarında çalışmalar yürüttü.


Osman Özcan aynı zamanda 1986-1998 yılları arasında bir tiyatroda oyunculuk, ışık, efekt tasarımı konularında çalıştı. 2006 yılından başlayarak tamamıyla sinema ve televizyon sektöründe, sanat tasarımı alanında çalışmaya devam eden Özcan, birçok ulusal ve uluslararası, uzun ve kısa metraj film ile Tv. dizisilerinde set dekoratörü,sanat yönetmeni ve yapım tasarımcısı olarak çalıştı. Özcan halen FST ulusal (Film ve sahne tasarımcıları derneği) ve uluslararası PCD (The Production Designers Collective) üyesi olarak görev alıyor.


"Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması"nda jüri üyesi yazar, yönetmen ve akademisyen Sezen Kayhan ise Bilkent Üniversitesi’nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi lisansının ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema-TV yüksek lisansını, Antwerp ve Koç Üniversiteleri’nde Film Çalışmaları ve Görsel Kültür ortak doktora programını tamamladı.


Kısa filmleri Erik Zamanı (2012), Elene (2016) ve İmparatorlukta Zor Bir Gün (2019) Tribeca, BFI London, Palm Springs, Montreal World gibi prestijli festivallerde gösterilen ve ödüller alan Kayhan’ın video işleri ve resimleri İstanbul Modern başta olmak üzere çeşitli müzelerde sergilendi.


Türkiye, İtalya, Amerika ve Almanya’da pek çok film, dizi ve belgeselde çalışan ve sinema ve kültür üzerine yayınları da olan Kayhan, halen Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve araştırmacı olarak çalışmayı sürdürüyor. Kayhan ilk uzun metrajlı belgeseli Mor Menekşeli Kadınlar üzerinde de çalışıyor.


Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda "En İyi Film" seçilen öğrenci filmi 1 Kasım 2025, Cumartesi günü açıklanacak. Kazanan film, Altın Portakal heykelciğiyle ödüllendirilecek.



Uluslararası Altın Portakal Film Festivali "Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda jüri üyeleri açıklandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.
Denizli Denizli Büyükşehirden üreticiye "Bereketli" destek Denizli Büyükşehir Belediyesi, yerel ekonomiyi canlandırmak amacıyla başlattığı "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında 572 üreticiye toplam bin 182 damızlık koyun ve koç desteği sağladı. Üretimi şehrin kurtuluş reçetesi olarak tanımlayan Başkan Çavuşoğlu, "Biz bu şehre aşığız. Bu şehirde üretenin yolu açık, başı dik olacak. Bu şehirde üreten kazanacak" dedi. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından yerel ekonomiyi güçlendirmek ve küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında, damızlık koyun ve koç desteği dağıtımı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Denizli Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarı’nda yapılan törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir bürokratları, ulusal ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri, Denizli’nin dört bir yanından gelen üreticiler ve davetliler katıldı. "Halkın parasını üreticinin alın terine harcıyoruz" Üreticinin alın terini baş tacı yapma sözüyle yola çıktıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal belediyecilik anlayışıyla şehrin kaynaklarını doğrudan halka aktardıklarını vurgulayarak, "Biz yola çıkarken bir söz verdik; eli nasırlı, alnı açık, tohumu toprakla buluşturan üreticimizi bu şehrin efendisi yapacağız dedik. Bugün burada hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin, tamamen şeffaf bir şekilde yapılan kuralarla gerçek ihtiyaç sahiplerine küçükbaş hayvan desteği sağlıyoruz. Birileri geçmişte belediyenin imkanlarını şahsi işlerinde kullanmış, halkın parasını kendi konforuna harcamış olabilir. Ancak bizim dönemimizde Denizli’nin tek kuruşu dahi boşa gitmeyecek. Bizim tek bir derdimiz var; o da üretenin yüzünü güldürmek, yastığa başımızı koyduğumuzda harama bulaşmamış olmanın huzuruyla uyumaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu, "Üreticinin yanında saf tutuyoruz" Hayvancılığın zahmetli ama bereketli bir yolculuk olduğunu ifade eden Başkan Çavuşoğlu, desteklerin artarak devam edeceğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Siyasi fikri ne olursa olsun, bu şehirde üretmek isteyen herkesi baş tacı yapmaya söz verdik ve bugün bu sözü tutmanın gururunu yaşıyoruz. ’Kendi adamlarına verirler’ diyenlere inat; müracaat eden her bir hemşehrimizin huzurunda, kuraları bizzat kendi ellerinizle çektirerek adaleti sağladık. Bizim terazimizde siyasi görüş değil, nasırlı ellerin emeği var. Bugüne kadar kimseye nasip olmamış mazot, gübre ve hayvan desteklerini hayata geçirirken tek bir kriterimiz oldu. O da bu topraklar için dökülen alın teridir. Sizler güneşin altında, yağmurda çamurda çalışırken biz de sizin yanınızda saf tutmaya devam edeceğiz. Bu şehirde kadınlarımızın bereketi, üreticimizin azmi olduğu sürece aşamayacağımız engel yok. Hayvanlarınız bereketli, kazancınız bol olsun; biz her daim yanınızdayız." Denizli’de üretimin çarkları kadınların eliyle büyüyor Yerli ırkların yaygınlaştırılmasını ve sürülerde genetik ıslahla verimliliğin artırılmasını amaçlayan proje, törenin ardından üreticilerin hayvanlarını teslim almasıyla fiilen üretim sürecine dahil oldu. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu ve beraberindeki protokol üyeleri, üreticilere koyun-koç dağıtımını birlikte gerçekleştirdi. Projenin en dikkat çeken isimlerinden biri de üniversite mezunu olan Baklanlı genç üretici Elif Hayta oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu imkânla hayvancılığa ilk adımını atan Hayta, gençlerin üretimde yer almasının önemine vurgu yaptı. İlk kez üreticiliğe başlayacak olmanın heyecanını yaşayan Elif Hayta, Başkan Çavuşoğlu’na bu önemli destek için teşekkür etti. 572 üreticiye 1182 adet koyun-koç desteği Proje kapsamında, hayvancılığa yeni adım atan 305 kadın üreticiye toplam 610 dişi koyun ve 305 damızlık koç teslim edildi. Kadın emeğini hayvancılıkta profesyonelleştirmeyi hedefleyen bu adımın yanı sıra, mevcut sürüsünü güçlendirmek isteyen 267 üreticiye de verimi yüksek birer damızlık koç dağıtımı gerçekleştirildi. Böylelikle kentin hayvancılık potansiyeline doğrudan can suyu verildi. Şap hastalığı nedeniyle karantina süreci devam eden Tavas ve Kale ilçesindeki 4’ü kadın olmak üzere toplam 10 üreticiye ise karantina süresi tamamlandıktan sonra koyun-koç desteği ulaştırılacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi, bu projeyle sadece hayvan desteği sağlamakla kalmayıp, kırsal bölgelerdeki gelir kaynaklarını çeşitlendirerek sürdürülebilir bir tarım modelinin temellerini de sağlamlaştırdı.