SAĞLIK - 16 Şubat 2026 Pazartesi 10:14

Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü: "Dünya çapında yetişkinlerin yüzde 23’üne kadar kronik bel ağrısı vardır"

A
A
A
Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü: "Dünya çapında yetişkinlerin yüzde 23’üne kadar kronik bel ağrısı vardır"

Dünya çapında yetişkinlerin yüzde 23’üne kadar kronik bel ağrısı olduğuna dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, "Neredeyse herkes hayatının bir noktasında bel ağrısı yaşar. Ağrı hafiften şiddetliye kadar değişebilir. Çoğu kişi için geçicidir. Ancak uzun süreli bel ağrısı da yaygındır" dedi.


Bel ağrısı, modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarının başında geliyor. Günlük hayatı zorlaştıran hatta bazı durumlarda imkânsız hale getirebilen bel ağrıları, çoğu zaman basit bir kas zorlanmasından kaynaklansa da ciddi hastalıkların da habercisi olabiliyor. Uzmanlar, uzun süren ve şiddeti artan ağrılarda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, bel ağrısına ilişkin merak edilenleri anlattı.



"Günlük yaşamı imkansız hale getirebilir"


Uz. Dr. Ayşe Yener Güçlü, "Neredeyse herkes hayatının bir noktasında bel ağrısı yaşar. Ağrı hafiften şiddetliye kadar değişebilir. Çoğu kişi için geçicidir. Ancak uzun süreli bel ağrısı da yaygındır. Dünya çapında yetişkinlerin yüzde 23’üne kadar kronik bel ağrısı vardır. Aşırı durumlarda bel ağrısı yürümeyi, uyumayı, çalışmayı veya günlük aktiviteleri yapmayı zorlaştırabilir veya imkansız hale getirebilir. Bel zorlanması ve duruş bozuklukları bel kaslarına, bağlarına ve eklemlerine hasar vererek ağrıya yol açar. Bu tür bel ağrıları fiziksel aktivite ile şiddetlenir, istirahatle hafifler" dedi.



"Bel ağrısı birçok hastalığın habercisi olabilir"


Bel ağrısının farklı nedenlere bağlı gelişebileceğini belirten Güçlü, "Bel ağrısı omurganın veya sırtın lomber bölgesini etkiler. Birçok farklı yaralanma ve durumdan kaynaklanabilir. Çoğu zaman, neden sırttaki kas veya tendonlarda oluşan bir yaralanmadır. Ancak bazen bel ağrısı bazı hastalıkların habercisi olabilir. Tüberküloz, brusella gibi hastalıklarla kemik erimesi (osteoporoz), kireçlenme, başka bir organdan yayılmış ya da omurganın kendisinden kaynaklanan kanserler de bel ağrısına neden olabilir. Aynı zamanda mide, karaciğer, böbrek gibi organ rahatsızlıklarının bel bölgesine yayılmasından kaynaklanan bel ağrıları da söz konusu olabilir. Bazı bel ağrıları ise psikolojik kaynaklıdır" diye konuştu.



"Bel ağrılarının yalnızca yüzde 5’i bel fıtığından kaynaklanır"


Hastaların genellikle bel ağrısını bel fıtığı ile ilişkilendirdiğini ifade eden Güçlü, "Bel fıtığında hissedilen ağrı yavaş yavaş gelişen, yaygın, batıcı, hareketle artan, istirahatle azalan, belde ve etkilenen sinir kökünün anatomik dağılımına uygun olarak bacağa yayılan bir ağrıdır. Ağrı, öne eğilme veya arkaya dönme gibi ters bir hareket sonrası ani olarak başlayabilir. En küçük bir hareketle şiddetlenip, kilitlenme veya bel tutulmasına yol açar. Oturmakla, ayakta durmakla, öksürmekle, ıkınmakla, araba kullanmakla artar. Bel ağrılarının yalnızca yüzde 5’i bel fıtığı kaynaklıdır. Bazen bel fıtığı, bel ağrısı ile değil, basılan sinir köküne bağlı olarak topuk ağrısı, bacakta uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük gibi şikâyetler ile belirgin hale gelebilir" ifadelerini kullandı.



"Günlük yaşamda belinizi koruyun"


Güçlü, bel sağlığını korumak için, "Ağırlığı, yükü vücudunuza eşit olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın. Yerden cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyin. Ayakkabılarınızın topuklarının yüksekliği normal, ökçeleri yumuşak olsun. Yüksek bir yere bir eşya koyarken ya da alırken ayağınızın altına yükseltici koyun, uzanmayın. Aşırı kilo almaktan kaçının. Otomobil kullanırken, koltuk belinizi desteklesin. Uzun yola çıkarken, belinizi ince bir yastıkla destekleyin. Omurganın fizyolojik kıvrımlarına uyum gösterebilen, ortopedik yatakları tercih edin. Kalça ve dizler hafifçe bükülü, karna çekilmiş olacak şekilde, yan pozisyonda yatarak uyumakla bele binen yükü en aza indirirsiniz. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçanızın arka kısmı destekli olmalıdır. Ekranı tam karşıdan görebilecek pozisyonda bulunmalı, kollarınız rahat, ön kol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmalı. Ayaklarınızı altına bir basamak ile desteklenmelidir" dedi.



Spor ve egzersiz uyarısı


Güçlü, "Herhangi bir bel rahatsızlığı geçirdiyseniz jimnastik, golf, tenis, güreş, boks, judo, halter, futbol, basketbol gibi sporlardan uzak durun. Bunların yerine yürüme ya da yüzme gibi sporları tercih edin. Herhangi bir bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorunuzun önerdiği egzersizleri aksatmadan yapın. Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa mutlaka bir uzman doktora danışın" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Penceredeki sinekliği parçalayarak evden ayrılan psikolojik rahatsızlıkları bulunan genç sırra kadem bastı Hatay’da 3 gündür kayıp olan ve psikolojik rahatsızlıkları bulunan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’ın yaşadığı evin penceresindeki sinekliği parçalayarak sırra kadem bastığı anlar kameraya yansıdı. Oğlundan 3 gündür haber alamayan baba Abdurrahman Çalışkan, ailecek üzüntülü olduklarını söyleyerek yetkililerden ve vatandaşlardan evladının bulunması için destek istedi. Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’a 3 yıl önce psikoloji rahatsızlığından dolayı bipolar bozukluğu tanısı konmuştu. Psikolojik rahatsızlığını atlatmak için ilaç kullanan Çalışkan, 3 gün önce sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısına ait evin penceresindeki sinekliği parçalayarak aşağı indi. Pencereden aşağı indikten sonra bir süre gezinen Çalışkan, pencereden binaya tekrardan çıkmaya çalıştı ama başaramadı. Anbean kameraya yansıyan görüntülerde; yaşadığı binaya girmeyi başaramayan Çalışkan, binaya giremeyince evinden uzaklaşarak sırra kadem bastı. Sabah uyandığında yeğenini odasında göremeyen dayısı Erdal Erbaş, binanın kamera kayıtlarını incelediğinde yeğeninin evden gittiği anları gördü ve durumu jandarma ekiplerine bildirerek kayıp başvurusunda bulundu. Evladının kaybolmasıyla hayatı perişan olan baba Abdurrahman Çalışkan, ailecek üzüntülü olduklarını belirterek evladının bulunması için yetkililerden ve vatandaşlardan destek istedi. "Annesi ve ben perişan haldeyiz, oğlum 3 gündür kayıptır" Evladının 3 gündür kayıp olduğunu söyleyen baba Abdurrahman Çalışkan, üzüntü içerisinde olduklarını anlatarak "Oğlum Uğur Çalışkan, 27 yaşındaydı ve çok beyefendi birisiydi. Oğlum psikiyatri hastasıydı, 3 yıl önce psikoloji rahatsızlığı başladı. Ben burada değildim ama dayısı daha iyi anlatır. Benim yanımdayken hiçbir sıkıntısı yoktu ama şimdi annesi ve ben perişan haldeyiz, oğlum 3 gündür kayıptır. Annesi zaten hastaydı ve daha çok üzülüyor. Devletten bulunması için yardım istiyorum" dedi. "Kameraya baktığımızda yeğenim pencereden inip karşı binaya geçmiş, tekrar binaya gelip binaya çıkmaya çalıştı ama çıkamamış" Yeğeninin penceredeki sinekliği parçalayıp evden ayrıldığını ve 3 gündür aramalarına rağmen hiçbir iz bulamadıklarını söyleyen Erdal Erbaş, "Genç bir yeğenimdi, çok beyefendi biriydi ama biraz psikolojik rahatsızlığı var. Yeğenime ilacını kullanıyor musun dediğimde kullandım dedi. Memlekete gitmek istiyor musun dediğimde yok dedi ama birlikte gidersek tamamdır dedi. Sabah kalkıp gidecektik, sabah 9’da kalktığımızda o başka oda da kalıyordu. Ben odasına baktığımda yeğenim yoktu. Belki lavaboya gitti diye düşümdüm ama orada da değildi. Odasına baktığımda penceresi açıktı. Pencereye baktığımda sinekliği yırtılmıştı ve tereddütte kaldım. Sağa sola baktık ama bulamadık. Sonra bina sahibini arayıp kameralara baktık. Kameraya baktığımızda yeğenim pencereden inip karşı binaya geçmiş. Tekrar binaya gelip binaya çıkmaya çalıştı ama çıkamadı. Bu seferde karşı tarafa doğru gitmiş. Ondan sonra 2 gündür arıyordum ve bugün 3’üncü gündeyiz. 3 gündür hiçbir iz alamadık. Jandarmayı aradık ve kayıp ilanını verdim. Annesi, babası perişan oldu. Biz burada 3 gündür arıyoruz ve herkes perişandı. Benim yeğenim burada kayboldu. Benim gözümün önünde kayboldu gitti, perişanız. Yeğenimin acaba nereye gitti, düştü mü veya aç mı bilmiyoruz. Tabii ki hayati tehlikesinden korkuyoruz ve şu an çok endişeliyiz" ifadelerini kullandı.
Hatay Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden olan Hatay Arkeoloji Müzesi 2026 yılının sonunda ziyarete açılacak Hatay’da asrın felaketinde hasar gören ve ihya inşa süreciyle güçlendirme ve yenileme çalışmaları başlatılan Arkeoloji Müzesi’nde çalışmalar sürüyor. Deprem öncesinde 37 bin esere ev sahipliği yapan Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki çalışmaları yerinde inceleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, müzenin etaplar halinde 2026 yılı sonu itibariyle ziyarete açılacağını söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da büyük bir yıkım olmuş ve kentteki yerleşim yerleri başta olmak üzere kamu binaları yerle bir olmuştu. Tarihte çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve tarihiyle geçmiş ışık tutan kentin tarihi yapılarını bünyesinde barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi’de asrın felaketinde hasar almış ve kullanılmaz hale gelmişti. Bünyesinde barındırdığı 37 bin eser kentte bulunan depolarda koruma altına alınırken Hatay Arkeoloji Müzesi’nin güçlendirilmesi ve yenilenmesi için çalışmalara başlanmıştı. AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki çalışmaları yerinde inceleyerek yüklenici firma çalışanlarından bilgi aldı. Yayman’a incelemeleri esnasında Ak Parti İl Başkanı Mustafa Erdoğan ve Hatay Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdullah Dinç eşlik etti. "Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesiydi" Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin dünyandaki en büyük mozaik müzelerinden birisi olduğuna dikkat çekerek "Türkiye’nin açık hava müzelerinden olan Hatay Arkeoloji müzesindeki yenileme çalışmalarını yerinde inceledik. Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesiydi. Ölmeden görülmesi gereken yerlerden birisiydi. Kentimizin kültürel, tarihsel, folklorunu apaçık ortaya koymaktaydı. Müzemizde tüm şehrimiz gibi çok büyük hasar aldı. Şimdiyse Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un çalışmalarıyla inşallah müzemizin bir bölümünü yıl sonunda faaliyete açacağız" dedi. Deprem öncesi Hatay Arkeoloji Müzesi’nde 37 bin eser olduğuna dikkat çeken Yayman, çalışmalar sonrası müzede 40 bin eser olacağını ifade ederek "6 Şubat asrın felaketinden önce müzemizde toplam 37 bin eser vardı. inşallah müzemiz açıldığında bu sayıyı arttırarak 40 bine çıkarmak suretiyle Hatay Arkeoloji müzesini hak ettiği yere yeniden getireceğiz. Hatay’ın sadece yuvalarını inşa etmiyoruz, biz bir hayatı inşa ediyoruz. Biz bu hayatı inşa ederken de şehrimizde kültürü, sanatı, donatı alanlarını, yeşil alanları, parkları da hep beraber ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkür ederiz, himayeleri olmasa biz ne bu evleri yapabilirdik ne de müzemizi restore edebilirdik" dedi.