SAĞLIK - 26 Mayıs 2025 Pazartesi 10:52

Uzm. Dr. Fatma Arkaz: "Tüp bebekte kaygıyı yönetmek, başarı şansını artırıyor"

A
A
A
Uzm. Dr. Fatma Arkaz: "Tüp bebekte kaygıyı yönetmek, başarı şansını artırıyor"

Tüp bebek tedavisi sürecinde yaşanan stresin, anne-baba olma şansını etkilediği bilimsel olarak ortaya kondu. Uzman Dr. Fatma Arkaz, psikolojik desteğin tedavi başarısını ve çiftlerin ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirtti.


Tüp bebek tedavisi olarak bilinen IVF (İn vitro fertilizasyon), çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zorlu bir süreci ifade ediyor. Bu süreçte yaşanan kaygı ve stres, doğrudan tedavi başarısını etkileyebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzman Dr. Fatma Arkaz, tüp bebek tedavisi gören çiftlerde psikolojik desteğin kritik bir rol oynadığını ifade etti.



Kaygı düzeyinin yüksek olması ise tedavi sürecine olumsuz etkiliyor


Araştırmalara göre, tüp bebek tedavisi gören bireylerin yaklaşık yüzde 30-60’ı süreç boyunca klinik düzeyde anksiyete veya depresyon belirtileri gösterebiliyor. Kaygı düzeyinin yüksek olması ise tedavi sürecine ve sonuçlarına olumsuz etki edebiliyor. Bu nedenle çiftlerin ruh sağlığına yatırım yapması, tedavi başarısının yanı sıra ebeveynliğe hazırlık, ilişkilerin korunması ve yaşam tatmini açısından da önem taşıyor.



"Stresle baş etmek başarıyı artırıyor"


Uz. Dr. Arkaz, birçok çift bu stresli döneme zamanla uyum sağlayabiliyor. Partnerler arasında geliştirilen sağlıklı iletişim biçimleri ve duygusal yakınlık, tedavi sürecine olumlu katkı sağladığına dikkat çekti. Tüp bebek tedavisinde kullanılan bazı ilaçların da ruhsal durum üzerinde etkileri olabileceğini hatırlatan Arkaz, tedavide başarısızlık yaşanmasının bireylerde yas süreci başlattığını, bunun da hem bireysel ruh sağlığını hem de evlilik ilişkilerini etkileyebileceğini söyledi.



Psikolojik desteğin faydaları


Tüp bebek sürecinde alınan psikolojik desteğin önemine dikkat çeken Arkaz, "Bu süreçte çiftlere duygularını güvenle ifade edebilecekleri bir paylaşım alanı sunuluyor. Psikolojik destek, stres ve duygusal dalgalanmalarla başa çıkmayı kolaylaştıracak yöntemler kazandırıyor. Aynı zamanda karar verme süreçlerinde rehberlik ediyor, olumsuz düşüncelerle başa çıkmayı ve olumlu bakış açısı geliştirmeyi öğretiyor. Çiftlerin bu zorlu yolculukta kontrol ve güven hissini yeniden kazanmalarına da yardımcı oluyor" dedi.



Uzmanlardan çiftlere öneriler


Tüp bebek tedavisine başlayacak çiftlere önerilerde bulunan Arkaz, "Partnerler arasında açık ve dürüst bir iletişim kurulması büyük önem taşıyor. Ayrıca arkadaş ve aile desteği de sürecin sağlıklı yönetilmesinde çok kıymetli. Stres kaynaklarını belirlemek, eşlerin farklı başa çıkma yollarını anlaması ve beden-zihin bütünlüğünü destekleyici aktiviteler –örneğin egzersiz, meditasyon, nefes çalışmaları ya da yazı yazmak– bu süreçte ciddi fayda sağlıyor. Bunun yanı sıra sağlıklı ve dengeli beslenmek, büyük yaşam değişikliklerinden kaçınmak ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemek de tedavi sürecinin hem daha konforlu hem de daha verimli geçmesini sağlıyor" diye konuştu. Ruh sağlığının tüp bebek tedavisinde ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Arkaz, "Bu süreçte ruh sağlığına yapılan her yatırım yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir ebeveynliğe giden yolu da güçlendirir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Vali Akbıyık’tan ‘Engelliler Haftası’ mesajı 10-16 Mayıs tarihlerinde kutlanan Engelliler Haftası nedeniyle Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık mesaj yayımladı. Vali Akbıyık mesajında, bu haftanın amacının engelli bireylerin karşılaştığı sorunlara dikkat çekmek, çözüm yollarını güçlendirmek ve toplumsal farkındalığı arttırmak adına önemli bir vesile olduğunu açıkladı. Vali Akbıyık mesajında, "Engellilik, bireyin ve toplumun tamamının ortak sorumluluğudur. Asıl engellerin, fiziki şartlardan ve toplumsal bakış açılarından kaynaklandığı unutulmamalıdır. Engelli bireylerimiz; sanattan spora, bilimden teknolojiye kadar birçok alanda elde ettikleri başarılarla, azim ve kararlılığın önünde hiçbir şeyin duramayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sergiledikleri sabır, mücadele ve güçlü duru; bir başarı öyküsü aynı zamanda da hepimiz için birer ilham kaynağıdır. Bu noktada, engelli bireylerimizin hayatın her alanına eşit ve etkin bir şekilde katılımını sağlamak; eğitimden istihdama, sosyal hayattan kültürel yaşama kadar her alanda fırsat eşitliğini güçlendirmek büyük önem taşımaktadır. Devletimiz de bu anlayışla, engelli vatandaşlarımızın yaşam şartlarını iyileştirmek ve hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşmalarını sağlamak amacıyla kararlı adımlar atmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye Yüzyılı engellilerin de yüzyılı olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, Engelliler Haftası’nın toplumsal duyarlılığı daha da artırmasını temenni ediyor; tüm engelli vatandaşlarımıza ve kıymetli ailelerine sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yaşam diliyorum" dedi.
Bursa 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da gerçekleştirilecek Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde düzenlenecek 3. Uludağ Çevre Forumu, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm odağında Bursa Business School’da bir araya getiriyor. ‘Kaynaktan Değere, Bugünden Geleceğe’ mottosuyla 13-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek zirvede, çevre odaklı üretim anlayışının rekabet gücü açısından taşıdığı stratejik önem değerlendirilecek. BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School önemli bir organizasyona daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde gerçekleştirilecek 3. Uludağ Çevre Forumu kapsamında iş dünyasının dönüşüm sürecine ışık tutacak oturumlar düzenlenecek. ‘Kaynaktan Değere, Bugünden Geleceğe’ mottosuyla Bursa Business School’da 13-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek forumda; COP31’e doğru Türkiye’nin yol haritası, ulusal depozito sistemi, entegre atık yönetimi, sanayide yeşil dönüşüm, su verimliliği ve sürdürülebilir üretim politikaları alanında uzman isimlerle birlikte ele alınacak. "Zirve çevre odaklı yaklaşıma vizyon katacak" BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun iş dünyasının dönüşüm sürecine önemli katkılar sağlayacağını söyledi. BTSO’nun öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyonun yalnızca Bursa için değil, Türkiye sanayisinin geleceği açısından da stratejik bir platform niteliği taşıdığını belirten Kılıç, "Yeşil dönüşüm artık işletmeler için bir tercih değil, küresel rekabetin en önemli şartlarından biri haline geldi. İş dünyamızı bu sürece hazırlamak amacıyla Uludağ Çevre Forumu’nu bu yıl 3. kez gerçekleştiriyoruz. Forum kapsamında ele alınacak başlıklar, sanayimizin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte üretim anlayışında yeni bir dönem başladı. Firmalarımızın sürdürülebilir üretim modellerine hızlı şekilde adapte olması büyük önem taşıyor. Uludağ Çevre Forumu’nun iş dünyamıza yeni bir vizyon kazandıracağına inanıyoruz. Bu forumun düzenlenmesinde büyük destek veren başta Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay ve yönetimi olmak üzere tüm paydaşlarımıza ve destek veren firmalarımıza teşekkür ediyorum." dedi. "Forum yeşil dönüşüm için buluşma noktası" BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkan Yardımcısı Fatih Dursun ise forumun çevre ve sürdürülebilirlik alanında güçlü bir farkındalık oluşturacağını ifade etti. BTSO’nun vizyoner yaklaşımıyla gerçekleştirilecek zirvenin bölgesel kalkınma açısından önemli bir değer taşıdığını belirten Dursun, "BTSO öncülüğünde düzenleyeceğimiz Uludağ Çevre Forumu, iş dünyasının yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir buluşma noktası olacak. Forumda ele alınacak konular, üretimimizin gelecekteki rekabet gücünü yakından ilgilendiriyor. Yeşil dönüşüm sürecini doğru yöneten şehirler ve şirketler küresel ölçekte daha güçlü konuma gelecek. Kamu, özel sektör ve akademi dünyasını aynı platformda buluşturacak zirvenin çok değerli çıktılar ortaya koyacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kütahya Rektör Süleyman Kızıltoprak: "Milli ve manevi değerlerle dengelenmeyen teknoloji risk taşır" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, "Milli ve manevi değerlerle dengelenmeyen teknoloji risk taşır" dedi. Rektör Kızıltoprak, üniversite akademisyenleri tarafından hazırlanan "Medyanın Toplum Üzerindeki Etkilerinin Tespiti ve Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri Raporu"na ilişkin yaptığı açıklamada, günümüz medya yapısının yalnızca teknik bir iletişim alanı olmadığını, toplumsal bilinçten kültürel değerlere kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kızıltoprak açıklamasında, bilgi çağında medyanın yalnızca verilerin dolaşıma girdiği bir mecra olmanın ötesine geçtiğini belirterek, "Medya; hakikat tasavvurumuzu şekillendiren, anlam dünyamızı inşa eden ve toplumsal bilincin yönünü tayin eden güçlü bir epistemik cihazdır" ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin, algoritmik yönetişimin ve yapay zekâ destekli içerik üretiminin hızla yaygınlaştığı günümüzde medyanın bireyin düşünce dünyasını etkileyen stratejik bir güç haline geldiğini kaydeden Kızıltoprak, bu süreçte değerler sisteminin dönüşüme uğradığını ve kamusal aklın oluşumunda medyanın belirleyici rol üstlendiğini ifade etti. "Bilgiyi yalnızca üretilen değil, aynı zamanda hikmetle yoğrulan bir değer olarak görüyoruz" Medyanın artık yalnızca teknik bir platform değil; milli kimliği, medeniyet tasavvurunu ve manevi mirası doğrudan etkileyen önemli bir yapı taşı olduğunu belirten Kızıltoprak, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi olarak bilgiyi yalnızca üretilen değil aynı zamanda hikmetle yoğrulan bir değer olarak gördüklerini söyledi. Toplumsal meseleleri sadece teknik veriler üzerinden değil; etik, kültürel ve milli değerler çerçevesinde ele almayı sorumluluk olarak değerlendirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, hazırlanan raporun bu anlayışın somut bir yansıması olduğunu dile getirdi. Raporda; toplumsal değerlerin aşınması, şiddetin sıradanlaştırılması, dijital platformlarda kontrolsüz içerik üretimi ve algoritmalar aracılığıyla bireyin yönlendirilmesi gibi kritik konuların hem teknolojik hem de felsefi açıdan ele alındığını belirten Kızıltoprak, özellikle yapay zekâ destekli denetim mekanizmaları, medya okuryazarlığının geliştirilmesi ve etik temelli içerik üretimi konularındaki önerilerin geleceğin dijital medeniyetine ışık tutacağını ifade etti. Teknolojik ilerlemenin milli ve manevi değerlerle dengelenmediği takdirde insanı merkeze almayan bir yapıya dönüşebileceğine dikkat çeken Kızıltoprak, medya alanında geliştirilecek her politikanın insan onurunu, toplumsal ahlakı ve kültürel sürekliliği esas alması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak açıklamasının sonunda, üniversite akademisyenleri tarafından büyük bir titizlikle hazırlanan raporun yalnızca akademik bir çalışma olmadığını; kamu politikalarına katkı sağlayacak, toplumsal farkındalığı artıracak ve sağlıklı bir iletişim ekosisteminin oluşumuna destek sunacak önemli bir kaynak niteliği taşıdığını belirterek emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.