SAĞLIK - 26 Nisan 2025 Cumartesi 10:13

Uzmanlardan kadınlara ‘Kansızlık’ uyarısı: "Normalleştiriyorlar, gebelikten önce mutlaka düzeltilmeli"

A
A
A
Uzmanlardan kadınlara ‘Kansızlık’ uyarısı: "Normalleştiriyorlar, gebelikten önce mutlaka düzeltilmeli"

Kadınlarda kansızlık problemine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar uyardı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün, "Hiçbir zaman istemediğimiz bir şey ama toplumda, sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu böyle, kadınlar bunu normalleştiriyor. Fazla kanıyorlar, kansızlar ama bu normalmiş gibi davranıyorlar. Gidermeye yönelik tedavi almalı, demir takviyesi mutlaka kullanmalılar diyoruz. Gebe kalmadan önce aneminin düzeltilmesini mutlaka öneriyoruz" dedi.


Türkiye’nin dört bir yanından doktorların katıldığı, dünyanın önde gelen isimlerin yer aldığı Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) tarafından bu yıl 15’incisi gerçekleştirilen Türk-Alman Jinekoloji Kongresi Antalya’da bir otelde başladı. 23 Nisan - 27 Nisan tarihleri arasındaki etkinlik çerçevesindeki basın toplantısına Vakıf ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cihat Ünlü, Kongre Sekreteri, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün ile endometriozis cerrahisinde dünyada öne çıkan isimlerden olarak gösterilen Prof. Dr. Ceana Nezhat katıldı. Toplantıda kadın hastalıkları ve doğum branşındaki birçok hastalığa yönelik açıklamalar yapılırken önemli uyarılarda bulunuldu.



"Bazen 11-12 doktor gezmeleri gerekiyor"


Toplumda özellikle üreme çağındaki çok sayıda kadını etkileyen endometriozis, rahim içi dokusunun rahim dışında bulunması olarak ifade edilirken, halk arasında ‘Çikolata kisti’ olarak bilinen kistlere yol açan hastalığa ilişkin konuşan Dr. Ceana Nezhat, "Endometrioziste bize yol gösteren semptomlar var, özellikle de pelvik ağrı dediğimiz ağrı bize yol gösteriyor. Endometriozis çok sessiz bir şekilde organlara zarar verebiliyor. Göğüste, akciğerde bildirdiğim etkileri var. Cerrahi doğru yapılmış olmalı. Ergenlerdeki endometriozisin tanısı da olması gerekenin altında konuluyor. Gerçek anlamda tanısı konulabilene kadar bazen 11-12 doktor gezmeleri gerekiyor. Semptomlarının ergenlik döneminde başladığını görüyoruz. Bazen çok ağır kanamalar, kramplar, mide bulantısı, kusmalar hatta hastaların bir kısmındaki semptomlar astıma bile benzeyebilir. Bazen ürologlara kadar gitmelerine neden olan ağrılar alabilir. Vücudunun farklı yerlerinde etkileri olabileceğini bilmek önemli" dedi.


Toplantıda konuşan Prof. Dr. Mehmet Cihat Ünlü ise kadınların geçmişe nazaran daha geç evlendiğini ve kariyer planlarının annelik süreçlerini etkilediğini aktardı. Rutin kadın doğum kontrollerinin önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünlü, kadınların gebelik sürecinde de düzenli takiplerini aksatmaması gerektiğine vurgu yaptı. Ünlü, anne ve bebek sağlığı için gelişen teknoloji ve hekim iş birliğinin önemli kazanımlar sağladığına vurgu yaparken anne karnında sağlık sorunu tespit edilen bebeklere çok başarılı müdahaleler gerçekleştirildiğini belirtti.



"Gebeyim’ deyip ilaçların bırakması hayatlarını tehlikeye sokabilir"


Anne ölüm sebeplerine ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yusuf Üstün, "Ülkemizde de artık gelişmiş ülkelerde olduğu gibi anne ölümleri açısından kalp damar sistemine ait hastalıklara bağlı nedenler ilk sıraya çıktı. Tüm dünya genelinde en yaygın neden; kanamadır yani doğum sonrası kanamalarıdır. Bu bizde de tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi aşağılara indi. Anne ölümleri açısından en önemli şeylerden bir tanesi; epileptik gebelerin ‘Gebeyim’ deyip hemen ilaçlarını bırakmaları, onlar için çok büyük bir sıkıntıya yol açabiliyor. Epilepside kullanılan ilaçların bir kısmı bebeğe zarar verebiliyor ama hastaların kafalarına göre bu ilaçları bırakması kendi hayatlarını tehlikeye sokabilir. Bu nedenle halkın bu konuda mutlaka uyarılması gerekiyor" dedi.



"Sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle, kadınlar normalleştiriyor"


Kadınlarda kansızlık konusunda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Üstün, "Aşırı kanayan hastaların anemik şekilde dolaşması bizim hiçbir zaman istemediğimiz bir şey ama toplumda, sadece Türkiye’de değil dünyada da bu böyle, kadınlar bunu normalleştiriyor. Fazla kanıyorlar, kansızlar ama bu normalmiş gibi davranıyorlar. Halbuki bunlar, gebe kalmadan önce hem sosyal yaşantılarının hem iş yaşamında aktif bir şekilde devam etmelerinin önüne geçiyor çünkü kansız bir kadın daha çabuk yorulacak. O nedenle bu kansızlıklarını hem gidermeye yönelik tedavi almalılar hem de kansızlığı gidermek için demir takviyesi mutlaka kullanmalılar diyoruz. Gebe kalmadan önce aneminin düzeltilmesini mutlaka öneriyoruz. C vitaminini bir portakal suyuyla aldığınız zaman çok daha fazla demir emilimi sağlayabiliyorsunuz. İdrar kaçırmayla ilgili özellikle öksürüp, aksırırken veya ani işeme isteğiyle tuvalete yetişememe şeklinde tanımladığımız farklı idrar kaçırma modeliteleri var. Normalmiş gibi karşılıyor, bezle dolaşıyorlar, bunların çok kolayca, çok basit ameliyatlarla giderilebildiğini söyleyebiliriz. Mutlak suretle bu hastalarımızın pelvik taban egzersizleri yapmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.



"Sezaryen anne ve bebeği kurtarmak için yapılması gereken bir operasyon"


Gebelerde görüntülüme tetkiklerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Üstün, "Bir trafik kazası olabilir veya herhangi bir nedenle beyin tomografisi çekmemiz gerekti, bebeği kurşun önlükle koruyarak tomografileri çekebiliyoruz. Hastalar bazen çok sıkıntı çıkarıyor, bebeğe zarar verecek diye korkuyorlar. Tabii ki gebe radyasyon olan alanlardan her zaman uzak durmalı ama gerektiğinde hekim zaten söylüyor, ‘Bunu çekmem gerekiyor’ diye, onlara da karşı durmamak lazım. Gebelikte takipte özellikle tansiyon takibi önem arz ediyor. Bu açıdan gebelerin uyanık olması lazım. Cumhurbaşkanımız da zaten söyledi, ‘İsteğe bağlı sezaryen olmasın’ dedi. Biz de istemiyoruz, o anne ve bebeği kurtarmak için yapılması gereken bir operasyon" dedi.



Uzmanlardan kadınlara ‘Kansızlık’ uyarısı: "Normalleştiriyorlar, gebelikten önce mutlaka düzeltilmeli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yılında Edirne’de Osmanlı ruhu yaşatıldı Edirne’de İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlamaları coşku dolu anlara sahne oldu. Programın en dikkat çeken bölümleri ise atlı birlikler ve yeniçeri kıyafetliler eşliğindeki fetih yürüyüşü ile bin dronla fetih ruhunun Selimiye’nin gölgesinde yeniden canlandırılması oldu. İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde "İstanbul’un Fethi Edirne’den Başlar" programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kutlamalar çerçevesinde "Büyük Fetih Yürüyüşü" ve konserler düzenlendi, Edirne’den İstanbul’un fethine uzanan sürecin gökyüzünde canlandırılması bin dron ile yapıldı Tarihi atmosferin hissedildiği program, vatandaşlara unutulmaz anlar yaşattı. Etkinlikler çerçevesinde Selimiye Meydanı’nda gerçekleştirilen İHA ve SİHA gösterileri yoğun ilgi gördü. Teknoloji ile tarihin buluştuğu gösteriler vatandaşlardan büyük alkış aldı. Vatandaşlar bu anları telefonlarına kaydederek güne anı bıraktı. Akşam saatlerinde düzenlenen fetih yürüyüşü ise adeta Edirne sokaklarını tarih yolculuğuna çevirdi. Selimiye Meydanı doldu taştı, adım atacak yer kalmadı. Jandarma Genel Komutanlığı Atlı Jandarma Birliği, Mehteran Birliği, 500’e yakın yeniçeri ve akıncı kıyafetli ve vatandaşların katıldığı yürüyüşte fetih ruhu yeniden canlandı. Temsili yeniçerilerinden bazıları İstanbul’un fethinde büyük rol oynayan şahi toplarının replikalarını taşıyan tahta arabaları çekerek yürüyüşte yer aldı. Şükrüpaşa İlkokulu önünden başlayan yürüyüş, Selimiye Meydanı’na kadar büyük bir coşku eşliğinde devam etti. Selimiye Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri ve katılımcılar, Akşemsettin’i temsil eden Eski Cami İmam Hatibi Salih Tatlı’nın duasının ardından kutlama alanına geçti. 1. Ordu Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın destekleriyle gerçekleşen program yağmura rağmen geç saatlere kadar devam etti. "Bin dron ile göküzünde canlandırma yapıldı" Geçen yıl video mapping ile Selimiye üzerinde yapılan fetih canlandırması bu yıl bin dronla gökyüzünde canlandırıldı. Eski Cami önünde gerçekleştirilen fetih duası ve komando andının okunması programa duygu dolu anlar kattı. Vatandaşlar ellerindeki bayraklarla etkinliklere yoğun destek verirken, meydan marşlar ve mehter ezgileriyle yankılandı. Selimiye Meydanı’ndaki ana programda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programda Edirne Valisi Yunus Sezer bir konuşma yaptı. Sezer, konuşmasında İstanbul’un fethinin inanç, azim ve iradenin zaferi olduğunu söyledi. Edirne’nin fetih hazırlıklarının merkezi olduğuna vurgu yapan Sezer, İstanbul’un fethinin yalnızca askeri bir başarı olmadığını, asıl büyük olanın inançla yoğrulmuş bir azmin, sağlam bir hazırlığın ve sarsılmaz bir iradenin zaferi olduğunu ifade etti. Edirne’nin fetih ruhunun şekillendiği şehirlerden biri olduğunu aktaran Sezer, "Dünyayı titretecek dev şahi topları bu ocaklarda dökülmüş, ilk kez Edirne’de yankılanmıştır. Bu kadim şehir devlet aklının şekillendiği, orduların hazırlandığı, ilmin büyüdüğü bir başkenttir" dedi. "Tükiye birçok alanda kendi hikayesini yazdı" Türkiye’nin bugün savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar birçok alanda kendi hikayesini yeniden yazdığını söyleyen Sezer, "O gün dökülen şahi toplarının yerini bugün yerli ve milli teknolojilerimiz, İHA’larımız ve SİHA’larımız almaktadır. Bizler Türkiye Yüzyılı idealimizle her alanda lider bir Türkiye inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Gençlerin heyecanının fetih ruhunun devamı olduğuna dikkat çeken Vali Sezer, programın hazırlanmasında destek verenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından sahne alan bando ve mehteran ekipleri izleyenlerden büyük alkış aldı. Gecenin finalinde gerçekleştirilen Edirne’den İstanbul’a doğru yola çıkan fetih yürüyüşünün hikayesi, "Edirne’den İstanbul’a: Mühendisliğin ve Azmin Zaferi" temalı dron gösterisi ise gökyüzünde görsel şölen oluşturdu. Edirne’de düzenlenen fetih etkinlikleri, hem tarih bilincini canlı tuttu, hem de vatandaşlara birlik ve beraberlik duygusunu bir kez daha yaşattı