GÜNDEM - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 15:52

Yaşamasına yüzde 1 ihtimal verilen çiftin sıra dışı aşkı: Çocukken diyalizde tanışan çift, 2 kez böbrek nakli olarak hayata tutundu

A
A
A
Yaşamasına yüzde 1 ihtimal verilen çiftin sıra dışı aşkı: Çocukken diyalizde tanışan çift, 2 kez böbrek nakli olarak hayata tutundu

Antalya’da 15 yıl boyunca diyalize girip kuzeninin bağışladığı böbrekle yaşama tutunan, 5 yıl sonra ise böbreğinde tekrar yetmezlik gelişince yüzde 1 uyum ihtimalinin gerçekleşmesiyle hayata tekrar tutunan Ali Özkul (47), çocuk yaşta diyalize girerken tanıştığı ve babasından aldığı böbrekle yaşama tutunan Dilber Özkul (40) ile 4 yıl önce evlendi. Çiftten Dilber Özkul ise henüz evliliğinin ilk yılında tekrar börek nakli olmak zorunda kaldı. Yüzde 3 uyum ihtimali bulunan talihsiz kadın, kadavradan böbrek nakliyle tekrar yaşama kavuştu, çiftin yüzleri tekrar güldü.


Hatay’da yaşayan Ali Özkul (47) ve Dilber Özkul’un (40), yaşadıkları böbrek sorunu nedeniyle çocukken diyalize başladılar. 1993 yılında Ali Özkul 15 yıl boyunca diyalize girdikten sonra kuzenini bağışladığı böbrekle hayata tutundu, 5 yıl sonra ise nakil böbreği çalışmamaya başlayınca tekrar diyalize girmek zorunda kaldı. Vücudu antikor üreten Ali Özkul’un yüzde 99 çıkan PRA’sı, tekrar uyumlu böbrek bulma ihtimalini yüzde 1’e düşürdü. Sağlık Bakanlığı kadavra bekleme listesine alınan Özkul, 2015 yılında uyumlu çıkan donörle tekrar yaşamam tutunup, Denizli’de Diş Hastanesi’nde çalışmaya başladı.


Biri yüzde 1, diğeri yüzde 3 ihtimal


Yıllar önce çocukken tanıştığı Ali Özkul ile yolları ayrılan Dilber Özkul ise, 19 yıl boyunca diyalize girdikten sonra 2007 yılında babasından böbrek nakli oldu. Nakil sonrası 15 yıl boyunca sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüren Dilber Özkul’un yolu tekrar Ali Özkul ile kesişti. 2022 yılında evlenip mutlu bir yuva kuran çiftten Dilber Özkul’un henüz evliliğinin ilk yılında böbreği iflas etti. PRA’sı yüzde 97 olup yüzde 3 uyum ihtimali bulunan kadına, 1 Mayıs’ta Sağlık Bakanlığı kadavra listesinde yer alan bir böbrek uygun çıktı.


Ellerini sımsıkı tuttular


Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde hemen ameliyata alınan Dilber Özkul, tekrar yaşama tutunmanın mutluluğunu bu sefer kendisi gibi aynı kaderi paylaşan eşiyle birlikte yaşadı. Birbirlerinin ellerini sımsıkı tutan çiftin mutluluğu ise gözlerine yansıdı.


Bağışın önemine vurgu yaptı


Nakil süreciyle ilgili açıklamalarda bulunan Medical Park Hastane Kompleksi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, çiftin sağlık durumlarının iyi olduğunu belirtti. Kadavra bağışın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Gencecik bir insanın yeniden hayata dönmesi ve iş hayatına topluma kazandırılması sadece canlı vericiyle olmayacak bir durum. Çünkü bu şans çok çok düşüktü ve kadavra bağışı sayesinde bu hasta kurtarılmış oldu. Ülkemizde ciddi sayıda aslında beyin ölümü tanısı konuluyor. Ama maalesef bunların çok az kısmının organları bağışlanıyor. 2 bin bağıştan ortalama 300-400 arası sadece aile izniyle bağışa dönüşüyor ve bunun da yine bir kısmını kullanamıyoruz. Daha düşük miktarını nakil olarak gerçekleştiriyoruz. Özellikle bekleme listelerinde yaklaşık 30 bin civarı diyalize giren hasta bir umutla böbrek naklini bekliyor. Bu yüzden kadavra bağış oranını artırdığımızda ve özellikle bir beyin ölümü tanısı konulup da aile izni sayısını artırdığımızda organ bekleyen hastalara daha büyük fayda sağlayacağız ve onlara daha çok umut olacağız" dedi.


"Her zaman çare var"


Nakil sonrası sağlığına tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Dilber Özkul ise, "Hiç umutsuzluğa kapılmadım ve inanıyordum. Çok şükür, sağlığıma kavuştum. Herkes azmetmeli, pes etmemeli. O kadar mutlu oldum ki. Umut olsun istiyorum gerçekten. İkinci nakil olsun, üçüncü nakil olsun. Bunları kesinlikle atlamasınlar. Her zaman çare var. Yani bu rahatlığa kavuştuğum için çok şükür. Herkesin kadavraya yazılmasını istiyorum" dedi.


"Daha güzel günler yaşayacağız"


Eşiyle birlikte yolunun yıllar sonrası keşismesiyle ayrı bir mutluluk yaşadığını da dile getiren Özkul, "Eşimle gençken diyalize birlikte giriyorduk. Ondan sonra eşimin Ankara’ya yolu düştü. Sonra yollarımız ayrıldı. Sonradan tekrar burada birleşti. Ve burada daha mutlu olduk. Daha güzel günler yaşayacağız inşallah" ifadelerini kullandı.


"O duyguları anlatamazsınız"


Ali Özkul da duygularını anlatmakta güçlük çekerek, "O duyguları anlatamazsınız, çok sevinçli ve mutluyum. Eşimle aynı mutluluğu paylaşıyoruz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.