ASAYİŞ
6 yaşındaki Ela’nın öldüğü servis kazasında sürücü ’tali’, küçük kız ’asli’ kusurlu bulundu 01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:28:18 Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 6 yaşındaki ilkokul öğrencisi Ela Tabakoğlu’nun okul servisinin altında kalarak hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istenen tutuklu servis sürücüsü İ.C. ’tali’ kusurlu, 6 yaşındaki küçük kız ise ’asli’ kusurlu bulundu. Beylikbağı Cumhuriyet Mahallesi Köroğlu Caddesi’ndeki Bilgi İlkokulu önünde 4 Şubat’ta okul çıkışı servise binmek için yolun karşısına geçmeye çalışan 1. sınıf öğrencisi Ela Tabakoğlu, servis minibüsünün çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti. Gözaltına alınan sürücü İ.C. (46) tutuklanırken, küçük kızın cenazesi memleketi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Basat köyünde toprağa verilmişti. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca, küçük Ela’nın ölümüyle sonuçlanan kazaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede yer alan kaza tespit ve bilirkişi raporlarına göre, olay günü saat 12.50 sıralarında, 41 P 3597 plakalı servis aracıyla 2232. Sokak üzerinden 2230. Sokak’a sağa dönüş yapan sürücü İ.C.’nin, aracın hareket ettiğini fark edip sağ taraftan koşarak gelen küçük kıza çarptığı belirtildi. İddianamede, sağ ön kapı hizasına gelen Ela Tabakoğlu’nun sürücünün ’kör noktasında’ kaldığı ve sağ ön tekerleğin yan kısmının çarpması sonucu aracın altında kalarak vefat ettiği kaydedildi. Küçük Ela ’asli kusurlu’ bulundu Olayla ilgili hazırlanan kaza tanzim tutanağı da iddianamede yer aldı. Tutanakta, tutuklu sanık İ.C.’nin sağa dönüş kurallarını ihlal ettiği, hayatını kaybeden küçük Ela’nın ise KTK 68/1-C (Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde, taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları) kuralını ihlal ettiği belirtildi. Bilirkişi raporunda ise İ.C.’nin olayda ’tali kusurlu’ olduğu, hayatını kaybeden Ela Tabakoğlu’nun ise ’asli kusurlu’ olduğunun tespit edildiği vurgulandı. "Vatandaşlar aracıma vurunca durumu anladım" İddianamede ifadesine yer verilen tutuklu sürücü İ.C., olay günü okulda servis çektiğini ve aracı hareket ettirdikten sonra arkasından gelen küçük kızı görmediğini savundu. Yolda sağa döndüğü esnada çevredeki vatandaşların aracına vurması üzerine durumu fark ettiğini ve Ela’nın aracın altında kaldığını anladığını belirten sürücü, yaşananlardan dolayı pişman olduğunu dile getirdi. Anne Serpil (35) ve baba Fatih Tabakoğlu’nun (36) ise şüpheliden davacı ve şikayetçi oldukları iddianamede belirtildi. İddianamede, şüphelinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek taksirle ölüme sebebiyet verdiği belirtilerek, 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve ehliyetine el konulması talep edildi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:24 Kayıplara karışan galericiden mağdura teselli: "Senin derdin 1, bizim 50, kendini üzme" Kocaeli’nin Darıca ilçesinde onlarca kişiden peşinat ve vadeli senetle araç alıp bir gecede dükkanı boşaltan firmanın yetkileri, sosyal medyadan "tehdit ediliyoruz, yurt dışına çıktık" açıklaması yaptı. Dolandırıldıklarını iddia ederek soluğu adliyede alan araç sahipleri duruma isyan ederken, firma sahibinin parasını isteyen bir mağdura gönderdiği mesajda "Senin derdin 1, bizim 50. Senden ricam, beddua etme. Kendini üzme, çoluk çocuğun var. Yüz yüze gelsek sonu cinayet olurdu" şeklindeki ifadeleri tepki topladı. Alınan bilgiye göre, internet üzerinden verilen araç ilanları vasıtasıyla araç sahipleriyle iletişime geçen ETA Oto Grup isimli firma, iddiaya göre bir miktar peşinat ödeyip kalan tutar için ileri tarihli senet vererek araçları satın aldı. Hafta sonu dükkanın boşaltıldığını ve firma yetkililerine ulaşılamadığını fark eden, aralarında 100’ü aşkın kişinin bulunduğu iddia edilen mağdurlar, topluca Gebze Adliyesine giderek yetkililer hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla şikayetçi oldu. Sosyal medyadan "yurt dışına çıktık" açıklaması İddiaların odağındaki ETA Oto Grup tarafından sosyal medya üzerinden yapılan yazılı açıklamada ise iflas kararı alındığı ve tehditler nedeniyle yurt dışına çıkıldığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Değerli müşterilerimiz ve iş ortaklarımız, son dönemde yaşadığımız olağanüstü ve kontrolümüz dışında gelişen ciddi güvenlik sorunları nedeniyle sizlere bu açıklamayı yapma gereği duyuyoruz. Firmamız bünyesinde yürütülen vadeli araç alım süreçlerinde, vade tarihleri henüz dolmadan ödeme talep eden bir müşteriyle yaşanan anlaşmazlık ne yazık ki beklenmedik ve üzücü bir noktaya ulaşmıştır. Bu süreçte tarafımıza ve ailemize yönelik ciddi tehditler oluşmuş, fiziki güvenliğimizi riske atan durumlarla karşı karşıya kalınmıştır. Konu derhal resmi makamlara intikal ettirilmiş olup, hukuki süreç titizlikle devam etmektedir. Yaşanan bu gelişmeler sebebiyle hem kendi güvenliğimizi sağlamak hem de süreci sağlıklı bir şekilde yönetebilmek adına faaliyetlerimizi geçici olarak durdurmak ve yurt dışına çıkmak zorunda kaldık. Ancak bu olağanüstü koşullar, iş süreçlerimizin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde etkilemiş ve tüm çabalarımıza rağmen şirketimiz için iflas kararı almak zorunda kalınmıştır." Açıklama şöyle noktalandı: "Bu karar, bizler için son derece zor ve üzücü bir adımdır. Buna rağmen hiçbir sorumluluğumuzu göz ardı etmiyoruz. Tüm müşterilerimizin mağduriyetlerini en aza indirmek ve çözüm üretmek adına hukuki ve finansal süreçler çerçevesinde var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bizlere bugüne kadar güven duyan, sabır gösteren tüm müşterilerimize teşekkür ederiz. Süreci şeffaflık, sorumluluk ve iyi niyetle yönetmeye devam edeceğimizi bilmenizi isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz." "Cumartesi satış verdim, pazar günü dükkanı boşaltmışlar" Adliye önünde açıklama yapan mağdurlardan Önay Göksu, firmaya tanıdık tavsiyesiyle gittiğini belirterek, "Aracımı 370 bin liraya verdim, 70 bin lira peşinat aldım. Senetli bir araç satışıydı. 4’üncü ayın 25’inde ödeme yapacaktı, yapmadı. Kendisi de iflas göstermiş. Bütün herkes mağdur. Gereken işlemlerin yapılmasını istiyorum. Pazarlık yaptık, işlemler yapıldı. Gün ve vade verdi. Senet şu an elimde. Benim gibi kaç kişi mağdur, buna çözüm arıyoruz. Dün galerinin önüne gittik, kimse yoktu. 150-160 kişi mağduruz. Telefonu da kapalı. Yurt dışına kaçtığını iddia ediyorlar ama bilemiyoruz. Şikayetçi olacağım" dedi. "Uzun süre güven verip al-sat yaparak müşterileri kendilerine çektiler" Bir diğer mağdur Gökhan Polat ise olayın planlı bir dolandırıcılık olduğunu öne sürerek şunları söyledi: "Etrafımızdaki insanlara uzun süre güven verip al-sat yaparak müşterileri kendilerine çektiler. İlan sitelerine koyulan ilanlarla iletişime geçiyorlar. 1 seneye yakın herkese güven verdiler. Sonra büyük bir vurgun yapmak için paraları topladı ve gitti. 320 bin liraya aracımı verdim, 50 bin lira peşin verdiler. Kalanını 1 ay vadeli yaptık. Cumartesi günü satışı verdim, pazar günü akşam dükkanı boşaltıp taşınmışlar. Planlanmış nitelikli dolandırıcılık bu. Olan borçlarımızı kapatıp, araçlarımızı yükseltecektik. Zor durumda kaldık. Telefonlarına ulaşamıyoruz, sosyal medyalarını kapatmışlar. Topluca şikayete geldik." Firma yetkilisi: "Kendini üzme, çoluk çocuğun var" Öte yandan, mağdurlardan birinin tepki içerikli mesajına firma sahibi tarafından gönderilen bir sesli mesaj da ortaya çıktı. Firma yetkilisinin o mesajda şu ifadeleri kullandığı duyuldu: "Benim senden bir ricam var; beddua etme, düşmez kalkmaz bir Allah. Bizim de çoluğumuz çocuğumuz var. Yalan haberlere itibar etmeyin. Şirketimiz battı, olabilir mi, herkesin başına geldiği gibi bizim de başımıza gelebilir. Biz kimsenin parasını alıp kaçmadık. Öyle bir durum olsa şu an şu dakika cevap veriyor olmam. Yaptığım hatalardan dolayı param gitti ama birisinin 3 milyonunu, 5 milyonunu alıp gittiysem Allah onu bana zehir etsin. Yanlış anlama, 3 gündür uyuyamıyorum. Senin derdin 1, bizim ki 50. Çoğu kişiden beddua mesajları alıyorum. Herkesin işini halletmek adına bir şeyler yapmam lazım. Yapmam lazım ki insanların parasını ödeyebileyim, insanlarla anlaşabileyim. Senden ricam, beddua etme. Allah işini gücünü rast getirsin. Bizim de başımızda çok sıkıntı var. Hiç sandığın gibi değil. Yaş olarak bizden çok büyüksün. Kendini üzme, çoluk çocuğun var. İnan biz her şeyin farkındayız. Biri daire alacak parasını bizden alamadı, adam çocuğunu hastaneye götürecek parasını alamadı. Biz bunların hepsinin farkındayız. Sence bu kadar vicdansız olabilir miyiz? Müşterimizden bile tehdit yemeye başladık. Ben orada olsaydım, insanlarla yüz yüze olsaydık, tehdit içerikli konuşmaları yüzüme yapsalardı daha farklı, kötü şeyler olabilirdi anlık gerilmeler ile. Cinayet olurdu bu işin sonu. Ödeme yapamayınca ne olacak, cinayet mi olsaydı."
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanda tutuksuz sanıkların savunmaları alındı
16 Mart 2026 Pazartesi - 20:09 Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanda tutuksuz sanıkların savunmaları alındı Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada, tutuksuz yargılanan bazı sanıkların savunmaları alındı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen duruşma, geniş katılım nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda gerçekleştirildi. Hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlaması bulunan Gökhan Böcek’in eski eşi Zeynep Kerimoğlu, mahkemede verdiği ifadede boşanma sürecine ilişkin detayları anlattı. Kerimoğlu, evliliğinin ilk aylarında boşanmak istediğini belirterek, "Evliliğimin 2 veya 3’üncü ayında zina sebebiyle boşanmak istedim. Çekişmeli boşanma sırasında ben de zina davası açtım. Daha sonra görüşmelerimiz sonucunda anlaşmalı boşanmaya karar verdik. Boşanma sürecimde Gökhan inşaat yapacağını söyledi, peyderpey ödeme yapacağını söyledi" dedi. Çekişmeli boşanma sürecinin kendisi için zor geçtiğini dile getiren Kerimoğlu, Gökhan Böcek’in başka bir çocuğunun olmasının ardından davayı anlaşmalı şekilde sonlandırmaya karar verdiklerini ifade etti. Kerimoğlu, bu süreçte bir ana protokol ve ayrıca kendi aralarında yaptıkları başka bir protokol bulunduğunu, boşanmanın ardından İstanbul’a taşındığını söyledi. 80 milyon liralık ödeme ve döviz detayı Zeynep Kerimoğlu, boşanma sürecinde gerçekleşen para trafiğine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Gökhan Böcek’in inşaat yapacağını ve bu nedenle kendisine yapılacak ödemenin tek seferde gerçekleşemeyeceğini söylediğini belirten Kerimoğlu, bu nedenle senet düzenlendiğini ifade etti. Ancak boşanma gününde yaklaşık 80 milyon liralık ödemenin kendisine getirildiğini belirten Kerimoğlu, belgeyi de boşanmadan hemen önce imzaladığını söyledi. "Altın meselesini ifade verirken öğrendim" Kerimoğlu, paranın teslim edildiği günü de anlattı. Boşanma davasının görüleceği gün Gökhan Böcek ile avukatın ofisinde bir araya geldiklerini belirten Kerimoğlu, yanında bulunan kişileri tanımadığını söyledi. Paranın burada kendisine verildiğini, protokolün imzalanmasının ardından adliyeye geçtiklerini anlatan Kerimoğlu, dosyada geçen altın iddialarından o dönemde haberdar olmadığını savundu. Kerimoğlu, "Altına dair herhangi bir şey duymadım. Bu konuyu ancak ifade verirken öğrendim. MASAK raporu istendiğini de bankacı bana haber verdi. Bunun üzerine dekontları sundum" dedi. "Gökhan’a güvenmediğim için daha önce bana ev almasını istemedim" Tutuksuz yargılanan Zuhal Böcek ise, oğlu adına alınan evin nasıl temin edildiğine ilişkin savunmasında sürecin kendi ailesinin desteğiyle geliştiğini söyledi. Zuhal Böcek, "Kızımla kirada yaşıyorduk. Gökhan ile Zeynep’in iletişimi hiç bitmiyordu. Gökhan’a güvenmediğim için daha önce bana ev almasını istemedim. Zaten böyle bir hedefim de yoktu. Hamile kalmıştım. Yurt dışında bulunan ablama durumu açıklamak zorunda kaldım. Artık iki çocuğum olacaktı, kirada oturmak istemiyordum" dedi Ablasının ciddi bir birikimi olduğunu ve sağlık sorunları nedeniyle Türkiye’ye kesin dönüş yapmak istediğini belirten Zuhal Böcek, "Ablamın yardım talebini Gökhan’a aktardım. Gökhan’la birlikte altınları bozdurup üzerime kayıtlı tapulu evi satarak bir ev aldık. Ablam Gökhan’ın evden talebinin olmasını istemiyordu, bu yüzden evi oğlumun üzerine yaptı" ifadelerini kullandı. Zuhal Böcek ayrıca, "Gökhan, annesi ve babasının yardımıyla geçinen biri. Annesine sıkıntıları aktardığımda ‘Gökhan’ın maddi sıkıntısı olmaz, en fazla bir arsamı satarım’ derdi" şeklinde konuştu. Araç devrine ilişkin savunmasında ise Zuhal Böcek, "Doğum hediyesi olarak bu araç bana alındı. Gelen paraları sorgulamadım" dedi. "Hakkımdaki iddiaları yapsaydım olay bambaşka olurdu" Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlamasıyla tutuksuz yargılanan G.B. de mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmedi. G.B., "Yurt dışındayken ‘Ağabey eşimi sakinleştirir misin’ dedi. Eşiyle tanıştım, sakinleştirdim. Hakkımda iddia edilen hususları yapacak olsam olay bambaşka olurdu" dedi. "Çocuklarına baktığım için bana araba aldı" Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasıyla yargılanan Y.M. ise üzerine alınan araçla ilgili olarak, "Gökhan Böcek çocuklarına baktığım için bana hediye aldı" dedi. "Maaşım için verilen talimatları yaptım" Yardım eden sıfatıyla suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasıyla yargılanan O.N., Gökhan Böcek’in şoförlüğünü yaptığını belirterek, olay günü yaşananları şöyle anlattı: "2022 yılından beri Gökhan Böcek’in servis şoförlüğünü yaptım. Olay günü Gökhan Böcek’in talimatıyla kendisini evden aldım. Ben, ağabeyim Gökhan Böcek ve B.Ç. Finike Döviz’e gittik. Daha sonra ağabeyim B.Ç. ile birlikte adliyeye gitti. Biz avukatlık bürosuna gittik, sonrasında imzalar atıldı. Maaşım için verilen talimatları yaptım." "Poşeti araca götürdüm" Aynı suçlamayla yargılanan Y.N. de makam şoförü olarak verilen görevleri sorgulamadan yerine getirdiğini söyledi. Y.N., "Makamda çalıştığım için verilen görevi sorgulamadan yaptım. Gökhan Bey’i sabah aldık, mahkeme diye yola çıktık. Finike Döviz’e gittik. Biz aşağıda bekledik, Gökhan Bey yukarıdaydı. Yarım saat sonra beni çağırıp poşet verdi. Poşeti araca götürdük. Ardından Güllük’te bir ofise poşetleri bıraktık, sonra adliyeye geçtik. Bana para soruluyor, paranın değerini bilmiyorum. Bana ne derlerse onu yaparım" dedi. "15 milyon TL gönderdim" Nüfuz ticareti suçlamasına ilişkin savunma yapan F.S. ise Kaş ilçesindeki bir arsa yatırımı sürecini anlattı. F.S., "Gökhan benim yakın arkadaşım. 2024 yılında Kaş’taki bir arsadan bahsetti bana. Araştırma yaptım, yatırıma değerdi. Beni B.S. ile tanıştırdı, sonra süreç başladı. B.’ye vekalet verdim, B.S. benim adıma takibe başladı. Gökhan bana yeni harç ödemesi yapılması gerektiğini söyledi, Finike Döviz’e 15 milyon TL attım. Kötü bir niyetim yok, hatalı bir işlem gibi görünüyor ama ben kötü yönlendirildim" dedi. "Tayin süreciyle ilgili başkanla görüştüm" Nüfuz ticareti suçlaması yöneltilen O.A., eş durumu tayini için Muhittin Böcek ile görüştüğünü söyledi. O.A., "Eş durumu tayinlerim reddedilmişti. 2023 yılında Muhittin başkanımla görüştük, konuyu arz ettik, yardımcı olacağını söyledi. 2023 Aralık ayında İstanbul’dan eşimin tayini Antalya Büyükşehir’e oldu. 2024 Mayıs ayında ben de eş durumu nedeniyle Antalya’ya tayin oldum. Muhittin başkanın Muratpaşa Belediye Başkanı hakkında soruları oldu. Kendisini geçiştirmek amacıyla irtibatım olmadığını söyledim. Sadece sosyal medyada gördüğüm açık kaynağı paylaştım" dedi. Mahkeme heyeti, N.E. ve O.M. hakkında yakalama emrinin bulunduğunu bildirdi. Duruşmada yarın tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek.