ASAYİŞ
10 yıllık çifte cinayet JASAT tarafından aydınlatıldı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:20:24 Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mazı köyünde 10 yıl önce yaşlı bir çiftin öldürüldüğü olay, Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı bünyesindeki JASAT dedektiflerinin yürüttüğü titiz çalışma sonucu aydınlatıldı. Olayla ilgili gözaltına alınan 7 şüpheliden 1’i tutuklandı. Olay, 6 Ocak 2016 tarihinde Ürgüp ilçesine bağlı Mazı köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.T. (74) ile eşi F.T. (79), tek katlı bahçeli evlerinde av tüfeğiyle vurularak öldürülmüş halde bulundu. Yapılan incelemede cinayetin aslında 5 Ocak 2016 günü saat 20.00 sıralarında işlendiği, ancak o gece bölgede etkili olan şiddetli fırtına ve olumsuz hava koşulları nedeniyle silah seslerinin çevrede duyulmadığı değerlendirildi. Cinayetin ardından jandarma ekipleri olay yerinde geniş çaplı inceleme yaptı. Bölgedeki güvenlik kameraları incelendi, aile bireyleri ve olayla bağlantılı olabilecek kişilerin ifadeleri alındı, çok sayıda adreste arama gerçekleştirildi. Olay yerine ilk ulaşan isimlerden biri olan maktullerin torunu E.T.’nin kıyafetlerinde yapılan kriminal incelemede mont kolunda barut izi tespit edilmesi üzerine şüpheli gözaltına alınarak tutuklandı. Ancak E.T., 14 ay tutuklu kaldıktan sonra delil yetersizliği nedeniyle Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etti. Böylece dosya yıllarca faili meçhul olarak kaldı. Kamuoyunda uzun süre tartışılan ve televizyon programlarına da konu olan dosya, faili meçhul olayların yeniden ele alınması kapsamında tekrar açıldı. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT dedektifleri tarafından dosyanın tüm detayları yeniden incelendi. Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda aile içindeki çelişkili ifadeler dikkat çekti. Öldürülen yaşlı çiftin bir başka torunları olan Ö.T.’nin olay sonrası psikolojik çöküntü yaşadığı, kabuslar gördüğü ve çevresine tedirgin tavırlar sergilediği belirlendi. Derinleştirilen soruşturmada Ö.T.’nin bağlantıları ve görüşmeleri takibe alındı. Elde edilen yeni deliller doğrultusunda düzenlenen eş zamanlı operasyonla Ö.T., F.T., N.T., R.Ç., E.P., M.G. ve S.T. isimli toplam 7 şüpheli gözaltına alındı. 16 Mayıs’ta cumhuriyet başsavcısının da katıldığı çapraz sorgulamalarda Ö.T. ile annesi N.T., cinayeti aile içi husumet nedeniyle gerçekleştirdiklerini itiraf etti. Şüpheliler ifadelerinde cinayeti Ö.T.’nin işlediğini, anne N.T.’nin olaya tanıklık ettiğini ve olay sonrası birlikte hareket ederek delil ile izleri yok etmek amacıyla detaylı temizlik yaptıklarını belirtti. Ayrıca olayda kullanılan ruhsatsız av tüfeğinin Ö.T. tarafından Kızılırmak Nehri’ne atıldığı öğrenildi. Jandarma ekipleri nehre atılan silahı bulmak için arama çalışması başlattı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden anne N.T. adli kontrol şartıyla ev hapsine alınırken, oğlu Ö.T. tutuklanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na teslim edildi. Yaklaşık 10 yıldır çözülemeyen çifte cinayet, Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT ekiplerinin sabırlı ve çok yönlü çalışmaları sonucu aydınlatılırken, olay kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:18 Beşiktaş’taki gece kulübü yangını davasında ara karar: Mahkeme heyeti yeni bilirkişi raporu istedi Beşiktaş’ta 29 kişinin hayatını kaybettiği gece kulübü yangınına ilişkin 22 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına ve olaya ilişkin yen bir bilirkişi raporu alınmasına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Beşiktaş’ta 2 Nisan günü tadilatta olan gece kulübünde 29 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan yangına ilişkin 4’ü tutuklu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları ve hayatını kaybedenlerin yakınları katıldı. Duruşmada müştekiler, hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek, yeni bir rapor alınmasını talep ettiler. Bunun üzerine bazı sanık avukatları ve müştekiler arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesiyle duruşmaya ara verildi. Aranın ardından devam eden duruşmada müştekiler, bilirkişi raporunun eksik ve çelişkili olduğunu, bazı isimlerin ifadelerinin alınmadığını ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun yeterince araştırılmadığını belirterek, olay yerinde keşif yapılmasını ve yangına ilişkin yeni bilirkişi raporu hazırlanmasını talep ettiler. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklar, mahkemeden tahliyelerini talep ettiler. Ayrıca sanık avukatları, olayın ‘bilinçli taksir’ kapsamında değerlendirilemeyeceğini öne sürerek, müvekkillerinin tahliyelerini talep ettiler. Savunma yapan tutuksuz sanıklar ise, adli kontrol tedbirlerini kaldırılmasını istedi. Yeni bilirkişi raporu hazırlanacak Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, çalışanların sorumluluğunun tespiti ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi raporu alınmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Bilirkişi raporu ortaya çıktı Öte yandan, son olarak eklenen bilirkişi raporu da ortaya çıktı. Raporda hayatını kaybeden 29 kişi ’müteveffa’ sıfatıyla yer alırken, Beşiktaş Belediyesi ise ’şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Bilirkişi evrakında, raporun Beşiktaş Belediyesi’nin kusur durumunun tanzimi için hazırlandığı vurgulandı. Raporda Beşiktaş Belediyesi evrakları yönünden olayın yaşandığı gece kulübünün 26 numaralı bağımsız bölüm ile birleştirildiği, söz konusu mekanın ’iş yeri’ ve ’gece kulübü’ olarak Three Brothers Turizm Organizasyon Menajerlik A.Ş.’ye 1 Ocak 2022 tarihinde 3 yıllığına kiraya verildiği vurgulandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığının yangına ilişkin hazırladığı evrak da raporda yer aldı. Evrakta eğlence mekanının mal kabul bölümünde yoğun duman ve alevli yanmanın olduğu, bu alanda bulunan elektrik panosunda ise patlamaların meydana geldiği aktarıldı. Yangının itfaiye tarafından söndürülmesinin ardından yapılan incelemeler de bilirkişi raporunda yer aldı. Raporda, işletmenin mal kabul bölümü girişinde yaklaşık 15 metre mesafede yanmaya dayalı ağır tahribatın ve deformasyonun oluştuğu, bu alanda yapılan detaylı incelemede tadilat amacıyla kullanılan ve prize takılı halde bulunan elektrik kaynak makinesi, elektrikli metal kesme motoru, elektrikli el aletleri ve muhtelif sayıda sanayi tipi oksijen tüplerinin bulunduğu, el aletlerinin işletme dahilinde çeşitli noktalarda olduğu vurgulandı. 2006 yılı sonrası için yeni açılan 7 iş yeriyle ilgili hiçbir belge alınmadığı ortaya çıktı Bilirkişi raporunda, yangın öncesi yapılan tadilat için Beşiktaş Belediyesi’nden herhangi bir izin ve belge alınmadığı da aktarıldı. Ayrıca en son 7 Kasım 2006 tarihli itfaiye ruhsatından sonra aynı taşınmazda 7 iş yerinin el değiştirerek, isim değiştirerek, devredilerek faaliyet göstermiş olduğu, 7 yeni iş yerinin ilçe belediyesince iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilebilmesi için eksik olan ve tamamlanması gereken evraklardan bir tanesinin de itfaiye raporu olduğu, itfaiye kayıtlarında 2006 yılı sonrası için yeni açılan 7 iş yeri için hiçbir belge alınmadığı hazırlanan raporda ortaya çıktı. Beşiktaş Belediyesinin söz konusu hususlarda yönlendirmesi gerektiği, iş yerinde yapılan, yapılmak istenen tadilatların iş yeri mimarisine ve taşıyıcı sisteme müdahale yönünden herhangi bir uygulamada bulunmadığı, iş yeri alanı olan yaklaşık 500 metrekare alanda oturum ve masa düzeni olarak yapılan değişikliklerin basit çelik ve ahşap elemanlar kullanılarak tadilat yapıldığı, bu işlemin ’basit tadilat’ yönünde olduğu bilgisi yer aldı. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılması gereken bildirimlerin yapılmadığı vurgulandı Olayın yaşandığı işin niteliğinin tadilat, yenileme, tamir, söküm, yıkım, restorasyon, bakım, boyama ve temizleme işleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilen bilirkişi raporunda, ilgili mevzuat kapsamında işlemin ’yapı işi’ sayılması gerektiği ifade edildi. Raporda, ayrıca çeşitli yükümlülüklerin yerine getirilmediği, sağlık ve güvenlik koordinatörü görevlendirilmediği, aynı yapı alanında birden fazla işveren veya alt işveren bulunması halinde bu görevlendirmenin zorunlu olduğu belirtildi. Raporda sağlık ve güvenlik planının hazırlanmadığı da ifade edildi. Mevzuata göre yapı işine başlanmadan önce bir planın hazırlanması veya hazırlatılması gerektiği raporda aktarıldı. Çalışmanın süresi ve çalışan sayısı bakımından mevzuattaki sınırların aşıldığı, işin Ramazan ayı boyunca yaklaşık 30 gün sürmesinin hedeflendiği, yalnızca hayatını kaybeden 29 kişi baz alındığında bile 870 yevmiyelik çalışma hesabına ulaşıldığı raporda vurgulandı. Bilirkişi raporunda, yapı işine başlamadan önce tadilat yapılan iş yerine ilişkin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılması gereken bildirimlerin yapılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine ilişkin kayıt bulunmadığı belirtildi. Raporda, iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi hizmeti alınması, risk değerlendirmesi yapılması ve çalışanlara eğitim verilmesine dair bilgiye rastlanmadığı ifade edildi. Olayın mesai sırasında meydana gelmesi nedeniyle ‘iş kazası’ kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Bazı yangın kaçış yollarının da kapatıldığı veya daraltıldığı belirtildi Öte yandan raporda, yangın güvenlik sistemlerine ilişkin hususlar da yer aldı. Raporda, yangın esnasında sprinkler sisteminin çalışmadığı, yangın dolaplarının devre dışı olduğu, acil yönlendirme levhalarının bulunmadığı, acil aydınlatma sistemlerinin çalışmadığının tespit edildiği belirtildi. Ayrıca raporda bazı yangın kaçış yollarının kapatıldığı veya daraltıldığı, tadilat malzemeleri nedeniyle tahliyenin zorlaştığı da kaydedildi. İşletmenin geçmişte diskotek ve içkili lokanta ruhsatları aldığı, 2006 tarihli itfaiye raporunda yangın önlemlerinin yeterli görüldüğü ancak sonraki yıllarda mekanda önemli değişiklikler yapıldığı kaydedildi. Raporda, yangından önce yapılan tadilat için belediyeye herhangi bir başvuru yapılmadığı belirtildi. Raporda, gece kulübü işletmecileri, tadilat ve yenileme işlerini yapan, yaptıran kişi ve firmalar, taşeronlar ve işverenler ’asli kusurlu’ olarak görüldü.
Eski SGK müdürü ve 2 başmüfettişin yargılandığı davada müştekiden dikkat çeken ifade: "Düpedüz rüşvet istiyorlar"
07 Nisan 2026 Salı - 17:38 Eski SGK müdürü ve 2 başmüfettişin yargılandığı davada müştekiden dikkat çeken ifade: "Düpedüz rüşvet istiyorlar" Antalya’da denetlemeye gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla gözaltına alınan eski Antalya SGK İl Müdürü ile 2 SGK iş başmüfettişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Eski SGK İl Müdürü Selim E., teftiş öncesi belge hazırlama ve 2024 yılındaki hastane devrine ilişkin işlemler karşılığında 90 bin euro aldığını savunurken, başmüfettiş Erdoğan Ö. ise herhangi bir para taleplerinin bulunmadığını öne sürdü. Müşteki H.U. ise, "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp, bunlara verdik" dedi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 54 sayfalık iddianameye göre, İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ile Murat Ayhan B., 2025 yılı sağlık sektörüne yönelik programlı teftiş kapsamında Antalya’da görevlendirildi. İki müfettişe 3 özel hastanede denetim görevi verildi. İddianameye göre müfettişler 9 Mayıs 2025 tarihinde daha önceden tanıdıkları ve danışmanlık şirketi de bulunan eski SGK Antalya İl Müdürü Selim E. ile iletişime geçti. Savcılığın tespitlerine göre iki müfettiş, Antalya’da sağlık alanında danışmanlık hizmeti veren Selim E.’ye denetleyecekleri hastanelerin isimlerini vererek "hazırlıklı olmalarını" istedi. İddianamede, müfettişler ile eski il müdürü arasında zımni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmayla müfettişlerin hastanelerde denetim ve teftişi güçleştirerek "ölümü gösterecekleri", Selim E.’nin ise iş yerlerini "hastalığa razı edeceği", yani kişisel menfaat karşılığında denetim sürecini sorunsuz geçirmelerini sağlayarak yaşanan sıkıntıları çözeceği kaydedildi. Görev emirlerinde olmayan 2 hastaneye gittikleri öne sürüldü İddianamede, şüpheli İş Başmüfettişi Erdoğan Ö.’nün ilk olarak görev emirlerinde yer almayan ancak Selim E.’nin danışmanlık hizmeti verdiği Özel Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Özel Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gittiği belirtildi. Erdoğan Ö.’nün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nı arayarak bu hastanelere "yanlışlıkla" gittiklerini ve teftişe başladıklarını bildirdiği, ardından bu 2 hastanenin de denetim görevinin kendisine verilmesini sağladığı iddia edildi. Savcılığa göre müfettişler, denetim yaptıkları hastanelerde resmi tutanak düzenlemeden sözlü uyarılarla işverenleri baskı altına aldı. Hastanelere eksikliklerin giderilmemesi halinde 45 ila 50 milyon TL idari para cezası, teşvik iptalleri ve hatta kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarılar yapıldığı öne sürüldü. İddianamede müfettişler adına iki hastane sahibiyle pazarlık yapan Selim E.’nin, "40-40-40 olmak üzere toplamda 120 bin istiyorlar. 40 bin müfettişin biri, 40 bin müfettişin biri ve 40 bin de komisyon için" dediği yer aldı. Şikayet sonrası polis takibe aldı Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Çallı Meydan Hastanesi sahipleri H.U.’nun şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerinin 3 Temmuz 2025 tarihinde Selim E.’nin gittiği Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gizli kamera yerleştirdiği kaydedildi. İddianameye göre Selim E., olay günü hastane sahibinin odasında 90 bin euroyu poşet içerisinde teslim aldı. İşletme müdürü V.D.’nin daha önceden seri numaraları alınmış 90 bin euroyu Selim E.’ye verirken, "Şu 30 bin komisyon, şu 30 bin, her biri 30 bin, Murat" dediği anların kayda yansıdığı belirtildi. Bu sırada aynı hastane içerisinde bulunan Başmüfettiş Murat Ayhan B.’yi arayan Selim E.’nin, "Üstadım şimdi Hidayet Bey’in yanına geldim, emanetinizi aldım. Ben ofise doğru geçiyorum" dediği, tüm bu anların polisin yerleştirdiği gizli kamerayla kayda alındığı ifade edildi. Hastaneden ayrılan Selim E.’ye aracına binmek istediği sırada Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suçüstü yapıldı. Selim E.’nin elindeki poşetten 90 bin euro çıktı. Selim E. ile İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. gözaltına alınarak, 4 Temmuz 2025’te tutuklandı. Duruşma başladı Rüşvet almaya teşebbüs iddiasıyla Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. ile müştekiler H.U. ve V.D. ve taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, sanık ve müşteki yakınları da hazır bulundu. "90 bin euro danışmanlık ve belge hazırlama ücretidir" Duruşmada ilk olarak sanık savunmaları dinlendi. Eski SGK İl Müdürü Selim E., 2008 yılından 2016 yılına kadar il müdürlüğü yaptığını, 2016 yılında görevinden istifa ederek aynı yıl iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında şirket kurduğunu anlattı. Suçlamaları kabul etmeyen Selim E., "Suçlamalara katılmıyorum. 1995 yılında Ankara’da SGK müfettişi olarak göreve başladım. 2008 yılına kadar başmüfettiş olarak görev yaptım. 2008 yılı Ocak ayında Antalya’ya il müdürü olarak atandım, 2016 yılı Nisan ayına kadar da müdürlük yaptım. Kendi isteğimle istifa ederek 2016 Nisan’da görevimden ayrıldım. 2016 Ekim ayında da şirketimi kurdum. Bahse konu iş yerine iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında 8 yıldır hizmet veriyoruz. Her yıl sözleşme yenilenmektedir. Yıllık sözleşmelerin bedeli sözleşmeyle belirlenmiştir, iş yeri teftişten geçerse ek ücret alınacağı da sözleşmede belirtilmiştir" dedi. "Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" Çallı Tıp Merkezi yöneticilerinin teftiş öncesi kendilerinden destek istediğini öne süren Selim E., "Olaya gelecek olursak, Çallı Tıp Merkezi’nin müdürü V.D. iş yerimize gelerek, ‘SGK müfettişleri denetime gelebilir’ diyerek bizden yardım talep etti. Kim gelecek dediğimde Erdoğan Ö. olduğunu söyledi. Daha önce yaptığım görevlerimden dolayı müfettişlerin çoğunu tanırım. Erdoğan Ö.’yü 2008 yılından beri tanırım. Kendisine sorduğumda 2024-2025 yılları için iş haklarıyla ilgili denetim olacağını belirtti. Bunun üzerine V.D.’ye gerekli hazırlıkların yapılacağını söyledim. Bu işleri yapmak için 4 milyon TL artı KDV talepte bulundum, o da kabul ettiklerini söyledi" diye konuştu. Daha sonra ödeme şeklinin değiştirildiğini savunan Selim E., "Daha sonra V.D. beni aradı, ‘Yönetim Kurulu Başkanımız H.U. ile görüştüm, elden nakit ödeyelim, fatura istemiyoruz’ dedi. Ardından H.U.’nun kalp hastası olduğunu söyledi ve ‘Ne derse tamam deyin, gönlünü hoş tutun’ dedi. 3 Temmuz sabahı V.D. beni aradı, ‘Sizi H.U. ile ofise bekliyoruz’ dedi. Gittiğimde H.U. beni sürekli mobbingle baskı altına alarak telkinlerde bulundu. V.D. ise H.U.’nun söylediklerine aldırmamam yönünde kaş göz işareti yaptı. Beni baskı altına aldıkları için her şeye tamam dedim. Akabinde V.D., 90 bin euroyu bana teslim etti. Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" ifadelerini kullandı. Selim E., 90 bin euronun içeriğine ilişkin de, "Sabit danışmanlık ücretimizi her ay alıyoruz. 2024 yılındaki hastane devrinden alacağımız mevcut. Ayrıca teftiş için belge hazırlama karşılığında aldığımız ücret 90 bin eurodur. Alacağımı almak için müfettişler para istiyor demedim. Müfettişlere müdahalem olmadı, varsa da Hidayet Bey’in baskısıyla WhatsApp üzerinden aradım. 4 milyon TL’yi ben talep ettim, onlar 90 bin euroda anlaşalım dediler, anlaşıldı. Eğer bu bir rüşvet parasıysa benim parayı kime götüreceğimin takibi yapılabilirdi. ‘Teftişte bir sıkıntı olmayacak’ şeklindeki sözüm de hazırladığımız belgeler doğrultusunda teftişte bir sorun olmayacağına dairdi" dedi. "Emanet" savunması: Biri fide, diğeri rakı açıklaması Telefon kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Selim E., Erdoğan Ö.’nün kendisine daha önce böğürtlen fidesini nereden alabileceğini sorduğunu, bu nedenle bir tarım firmasından fide bulduğunu öne sürdü. Selim E., "Erdoğan Ö. için çalıştığım bir tarım firmasından böğürtlen fidesi buldum, bu nedenle ‘emanet’ dedim" diye konuştu. Murat Ayhan B. ile yaptığı görüşmeye ilişkin ise Selim E., "Murat Ayhan B., Saki marka rakının mor üzüm serisini bulamadığını söyledi. Saki Rakı’nın da danışmanlığını yapıyoruz. Saki Rakı’nın sahibiyle görüştüm, eşim iş yerlerine giderek bir koli rakı aldı. Emanet kelimesini bu konu için kullandım" savunmasını yaptı. "Görevimi yaparken suç işlemedim" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Murat Ayhan B. ise 1993 yılından bu yana müfettiş ve başmüfettiş olarak çalıştığını söyledi. Murat Ayhan B., "2024 yılının sonunda, 2025 yılında yapılacak denetimlerin nasıl gerçekleştirileceği belirlendi. Biz de Erdoğan Ö. ile birlikte Antalya’ya görevlendirildik. İşimizi yaptığımız sırada gözaltına alındık. Tutuklanmamızdan sonra hastane denetimleri sona erdi, bahse konu iş yerinin denetimi yarıda kaldı. Mevzuata uygun olarak hareket ettim, görevimi yaparken suç işlemedim, kimseden menfaat temin etmedim, kimseyle herhangi bir anlaşma yapmadım, rüşvet anlaşması yapmadım, kesinlikle rüşvet almadım, almaya da teşvik etmedim" dedi. Kendisinin Selim E.’den herhangi bir para talep etmediğini savunan Murat Ayhan B., "Selim E. adlı kişiden para talep etmedim. Telefon kayıtlarından benim dışımda yapılan görüşmelerden savcılık aşamasında haberim oldu. Gerçeği yansıtmayan iddiaları kabul etmiyorum. 9 aydan beridir tutukluyum. Tutukluluğumun kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Tape kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Murat Ayhan B., "Daha önce ‘emanet’ kelimesini duymadığımı ifade etmiştim. Bunun tarafı ben değilim. Ses kayıtlarından hastane sahiplerinin ‘ara’ dediği anlaşılıyor. Rakı konusunu parası karşılığında istemiştim. Emanet kelimesini duysam bile rakı konusunu anlardım" dedi. "Yargılanması gereken biz değil onlardır" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Erdoğan Ö. ise, 40 yılı aşkın süredir görev yaptığını, rüşvet iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Erdoğan Ö., "1985 yılından beri iş başmüfettişi olarak çalışıyorum. 40 yılı aşkındır görev yapıyorum. Herhangi bir soruşturma geçirmedim, adli sicilimde böyle bir kayıt yoktur. Bakanlık tarafından zaman zaman ihtiyaç duyulan yerlere görevlendiriliriz. Antalya iline de Murat Ayhan B. ile göreve geldik. Bu görevi yaparken sebebini bilmediğimiz bir şekilde özellikle Çallı Tıp Merkezi’nde denetim yapmaktayken gözaltına alındık" dedi. "Bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz" Hastane sahibiyle yalnızca tanışma toplantısında görüştüğünü savunan Erdoğan Ö., "Yapmış olduğum denetimde H.U. ile tanışma toplantısı yaptık, onun dışında H.U. ile telefonla ya da yüz yüze görüşmem olmadı. Çallı Tıp Merkezi’ne denetime gittiğimizde H.U.’nun çalışma odasının yanındaki oda bize çalışma odası olarak verildi. Denetimlerde hastane müdürü V.D. yardımcı oldu. Müştekilerin ifadelerini okuduğumda, ifadeleri arasında çelişki olduğunu gördüm. Tamamen soruşturma aşamasında mahkemeyi yanıltıcı bilgiler içermektedir" diye konuştu. Soruşturma dosyasındaki tarihlere de değinen Erdoğan Ö., "2 Haziran 2025 tarihinde ben yurt dışındaydım, ailemle birlikte tatildeydim. 2 Haziran’da telefonum tamamen kapalıydı. 3 Haziran saat 15.30’da telefonu açtım. Dolayısıyla çelişkili ifadelerle yıllardır kamu görevi yapmış olan insanları heba etme çalışması içindeler. Biz orada birkaç gün çalıştık. Yan yana bulunan odalarımız vardı. Bir kez bile çay kahve içmek için yanımıza gelmişler mi, bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz; bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Kendilerinin ticari faaliyetleri sebebiyle 2 ticari erbabının alacak verecek ilişkisi kaynaklı biz kamu görevimizi yapmadık, yargılanması gereken biz değil onlardır. Tapelerde ve kayıtlarda gözüktüğü gibi Selim E. beni 11 kez aramıştır. Bu 11 aramanın 9’unu cevapsız bıraktım. Üzerime atılan suçu kabul etmiyorum, herhangi bir rüşvet talebim olmamıştır, beraatımı talep ediyorum. 90 bin euro para alındığını KOM Şube beni polis merkezine götürdüğünde avukatım huzurunda öğrendim. Benim alınan parayla herhangi bir ilişkim yoktur. Bu parayı kimden ne için aldığını bilmiyorum. Bizim adımızı kullanmış ve para talep etmiş olabilir, ancak bu konuyla bizim alakamız yoktur" dedi. "Emanet" ifadesi için fide açıklaması yaptı Kayıtlarda geçen "emanet" kelimesine ilişkin de açıklama yapan Erdoğan Ö., daha önce Selim E.’yi tanıdığı için böğürtlen fidesi talebinde bulunduğunu söyledi. Erdoğan Ö., "Daha önceden Selim’i tanıdığım, böğürtlen işiyle ilgilendiğini bildiğim ve daha önce de bana sebze fidesi gönderdiği için buraya geldiğimizde fide istedim. 28 Haziran’da beni B. Tarım adlı bir yere yönlendirdi. Cumartesi gidip fideleri aldım. Böğürtlen fidesi alamadım dedim, o da beni başka bir yere yönlendirdi fakat ben oraya gidene kadar kapanmıştı. Ben bunu Selim Bey&e bildirdiğimde kendisi temin edip uçakla gönderebileceğini söyledi. ‘Emanet’ kelimesini sadece fide olarak duymuştum" dedi. "120 bin euro istediklerini söylediler" Hastanenin genel müdür yardımcısı olduğunu belirten V.D. ise sürecin Antalya Meydan Tıp Merkezi’ne yapılacağı bildirilen denetim öncesinde başladığını anlattı. V.D., "Hastanenin genel müdür yardımcısıyım. 20 Mayıs günü Antalya Meydan Tıp Merkezi’nin işletme müdürünü arayarak, kendilerinin bir iş müfettişini arayarak denetim olacağını söyledi. 21 Mayıs’ta tekrar aranıp denetimin iptal olduğunu söylemişler. 22 Mayıs’ta Erdoğan Ö. Meydan Tıp Merkezi’ne gelip ‘Biz sizi denetleyeceğiz’ diyerek 4-5 gün sonra geleceklerini bildirdi" dedi. Denetim süreciyle ilgili danışmak amacıyla 2 Haziran’da Selim E.’nin yanına gittiğini söyleyen V.D., "Meydan’a müfettiş geldiğini, nelere dikkat etmemiz gerektiğini sordum. Selim Bey müfettişleri sordu. Sıdıka Hanım da müfettişin isminin Erdoğan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Selim Bey, Erdoğan Ö.’yü arayarak, ‘Üstadım, Meydan Tıp Merkezi’ni siz mi denetliyorsunuz’ dedi. Erdoğan Bey’in numarasını WhatsApp’tan gönderdi, herhangi bir aksilik olursa bana bilgi verin dedi" diye konuştu. V.D., denetim sırasında yüksek para cezası tehdidinin dile getirildiğini öne sürerek, "Daha sonra denetimlerin Çallı’da devam edeceğini, müfettişlerle ters düşmemem gerektiğini, herhangi bir cezada 5-10 milyon bedel çıkacağını söyledi. 13 Haziran sabahı Erdoğan Ö. beni aradı, bana konum atarak kendilerini almamı istedi. Aldık, kendilerine çalışma ofisi gösterdik. Yağmurlama sisteminin olup olmadığını sordu, olmadığını, itfaiyeden gerekli raporu aldığımızı söyledim. O gün 5-6 çalışanın ifadelerini aldılar ve gittiler" dedi. "İki yol olduğunu söylediler 17 Haziran’da yapılan görüşmede ceza ihtimalinin daha açık şekilde dillendirildiğini savunan V.D., "Daha sonra 17 Haziran’da tekrar geldiler. Çalışma sürelerinin uzun olduğunu, çalışan maaşlarının TÜİK verilerine göre verilmediğini, bir laborantın TÜİK verilerine göre 80 bin TL maaş aldığını, buna göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza ortaya çıkacağını, sonra teftişe devam edeceklerini söylediler. Bunun için iki yol olduğunu söylediler. Birinci yolun, TÜİK verilerine göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza olacağını belirttiler. İkinci yol ise istediğimizi yaparsanız o şekilde devam edeceklerini söylediler. Yanlışlık yapabileceğimizi, yanlışlık varsa en kısa sürede düzelteceğimizi söyledim. Müfettişler bana tek yetkili olup olmadığımı sordu. Ben de tek yetkili olduğumu, ancak böyle bir kararı yönetime sormam gerektiğini söyledim. Bu konuşmalar geçerken Erdoğan Ö. ile muhatap oldum, Murat B. bey de yanındaydı" dedi. "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, suçüstü yakalatmak lazım" Yönetime bilgi verdiğinde tepkiyle karşılaştığını anlatan V.D., "Yönetime müfettişlerin taleplerini ilettiğimde, ‘Olur mu böyle bir şey, biz işçilerimizle sözleşme yapıyoruz, ona göre maaş veriyoruz, öyle bir şey olsa bizi uyarırlardı’ denildi. Bunun üzerine 18 Haziran’da Selim E.’yi aradım. Selim Bey 18 Haziran’da iş yerine geldi. Selim Bey, mesailerin uzun olduğunu, fazla mesai yönünde müfettişlerin beyanı bulunduğunu, 7 buçuk saatin dışında mesai bulunamayacağını söyledi. Sağlık sektöründe iş kanunu ve daha önceki mahkeme kararlarını gösterdim, bunu müfettişlerle görüşmesini istedim" diye konuştu. Ertesi gün Selim E.’nin kendisine bir tablo gösterdiğini söyleyen V.D., "Ertesi günü Selim beni arayarak, ‘5 dakikaya geliyorum’ dedi. Selim Bey geldiğinde Excel tablosu gösterdi. Müfettişlerin 50-60 milyon ceza çıkardıklarını, buna karşılık 40 komisyon, 40 bir müfettiş, 40 da diğer müfettiş için olmak üzere 120 bin Euro istediklerini söyledi. TL mi Euro mu diye sordum, Euro dedi. Bunun çok olduğunu, yönetimin kabul etmeyeceğini ama yine de yönetime ileteceğimi aktardım" dedi. Bu talebi H.U.’ya ilettiğinde "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, bu yapılır mı, yazıklar olsun, bunları suçüstü yakalatmak lazım" dediğini belirten V.D., ardından Başsavcılığa gidildiğini, 23 Haziran’da KOM Şube’ye gidilerek müfettişlerden şikayetçi olunduğunu söyledi. V.D., "25 Haziran’da polisler iş yerimize gelip ses ve görüntü cihazı yerleştirdi. Bu görüşmede polisler bizim pazarlık yapmamızı istedi. 26 Haziran’da Selim’i arayarak pazarlık yaptım, 30 bin euro verebileceğimizi, 10-10-10 şeklinde olabileceğini söyledim. Selim E. ise ‘Ben görüşeyim’ diyerek ofisten ayrıldı. 27 Haziran’da ise Selim E., 90 bin euroya ikna ettiğini, 40-40 şeklinde kendisi pay almadan anlaşmaya vardığını anlattı" diye konuştu. Paranın hazırlanma sürecine de değinen V.D., "Ben de bankadan kredi çekeceğimizi, raporun bitmesine yönelik parayı hazırlayacağımızı söyledim. 28 Haziran’da Selim E. beni WhatsApp’tan arayarak parayı peşin istediklerini, parayı almadan işe başlamayacaklarını söyledi. 1 Temmuz günü Erdoğan beni arayarak iş yerine geleceğini söyledi. Saat 14.30 gibi geldi, işi nasıl hızlandırırız onu konuştuk. 2 Temmuz günü Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. işçilerin ifadesini alacaktı. 2 Temmuz’da Erdoğan Meydan’daki, Murat ise Çallı’daki işçilerin ifadesini aldı. Çallı’daki ifadeleri alırken Murat, şube müdürü S.K.’ya daha önceki ifadeleri yırttığını, yeniden ifade alacağını söyledi. O gün de 6-7 ifade alındı. 3 Temmuz günü rapor tamamlandı. Saat 11.00 gibi Selim geldi. Geldiği zaman parayı verdim. 30 bin komisyon, 30 bin Murat, 30 bin de Erdoğan’ın parası olmak üzere 90 bin euro para verdim. Emniyetten paranın poşetlenip 30-30-30 ayrı hazırlanması istendiği için ayrı hazırladım. Selim E., ‘Müfettişlerle ters düşmeyelim, her dediklerine tamam diyelim’ demişti. Şikayetçiyim" dedi. "Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim" Hastane yönetim kurulu başkanı müşteki H.U. ise ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek, istenen para karşısında büyük şaşkınlık yaşadıklarını anlattı. H.U., "70 yaşında insanım, tansiyonum yüksek. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştık. V.D., 120 bin euro istediklerini söyleyince şaşırdık kaldık. 120 bin euro para istiyorlar, vermezsek 40-50 milyon para ceza yazılacağını söylediler. Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim. Kardeşlerim de ‘Bize neye mal olacak olursa olsun bunun üzerine gidelim’ dedi" şeklinde konuştu. Başsavcılığa ve ardından emniyete giderek şikayetçi olduklarını belirten H.U., "Başsavcılığa gittim, daha sonra emniyete giderek şikayetçi olduk. Selim E., ‘Benim alakam yok’ dediği için ilk başta ondan şikayetçi olmadık. Şimdiki ifadelerine inanamadık. Daha sonra emniyete dilekçe verdik, ses ve görüntü kaydı için. Sonrasında Selim E.’nin de bu işin içinde olduğunu anladım. O nedenle tansiyonum inip çıktı" dedi. "Personelin maaşını döviz yaptırıp bunlara verdik" Maddi sıkışmışlık içinde olduklarını da vurgulayan H.U., "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp bunlara verdik. Görüntü almamın amacı, müfettişlerin rüşvet istediğini kanıtlamaktı" ifadelerini kullandı.