YEREL HABERLER - 19 Nisan 2012 Perşembe 13:36

SAОLIK ÇALIŞANLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA

A
A
A
SAОLIK ÇALIŞANLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA

Aydın`da faaliyet gösteren Aydın Tabip Odası,Türk Toraks Derneği Aydın İl Temsilciliği, Türk Sağlık Sen Aydın Şubesi ve SES Aydın Şubesi Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi`nde bir hasta yakını tarafından öldürülen Op. Dr. Ersin Arslan`a yapılan saldırıyı kınadı. Aydın Devlet Hastanesi Poliklinikler önünde yapılan açıklamaya sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile Aydın ve ilçelerinden gelen sağlık çalışanları katıldı.
Dört sivil toplum kuruluşu adına açıklamayı Aydın Tabip Odası Başkanı Eralp Atay yaptı. Atay, Ersin Arslan`ın sadece işini yaptığı için öldürüldüğünü ifade ederek, ``Bizim can verdiğimiz eller artık bizlerin canını alan cani ellere dönüşmüştür. Önceki gün Dr. Ersin Arslan`ı kaybettik. Sıra kimde? `` diye sordu.
Her gün Türkiye`nin farklı bir ilinde, hekimler ve sağlık çalışanlarının şiddete uğradığını kaydeden Atay şunları söyledi:
``Ülkemizde uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulandığı diğer ülkelerde olduğu gibi şiddete neden olmaktadır. Aşırı hasta yükü, hasta başına ayrılan sürenin kısalığı, emeğin değersizleştirilmesi, hekimlerin ``˜paragöz` insanlar olarak tanıtılması, sağlıkta yaşanan sorunların nedeninin hekimler olarak gösterilmesi ve en önemlisi hekimlik mesleğinin puana indirgenerek mesleğin onur ve saygınlığının yok edilmeye kalkışılması yaşanan şiddet olaylarının temel nedenidir``
Sağlık çalışanlarını aşağılayan bir dil kullanıldığını kaydeden Atay, sözlerine şu ifadelerle devam etti: ``Toplum, hekimler ve sağlık çalışanlarına karşı kışkırtılıyor. Ne yazık ki bugün hekim ve sağlık çalışanları, Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle hekimlik mesleğinin tüccara, sağlık hizmet birimlerinin de ticarethaneye dönüşmesinin bedelini canlarıyla ödemektedir. Öte yandan hekime yönelik şiddetin sorumlusu yalnızca şiddeti uygulayanlar değil, şiddete sessiz kalan, gereğini yapmayan, hekimleri ve sağlık çalışanlarını korumayan yetkililerdir. Şiddete başvuran kişilerin etkili bir şekilde cezalandırılmaması hekimlerin yaşadığı mağduriyeti artırmakta ve sürekli hale getirmektedir``
Nitelikli sağlık hizmeti sunmak için iş güvencesi, can güvencesi, gelir güvencesi ve gelecek güvencesi istediklerini belirten Atya, sözlerini şöyle tamamladı: ``Bizim can verdiğimiz eller artık bizlerin canını alan cani ellere dönüşmüştür. Önceki gün Dr. Ersin Arslan`ı kaybettik. Sıra kimde``
BROŞÜRLERİ TOPLAMIŞLAR
Öte yandan Aydın Tabip Odası Başkanı Eralp Atay yaptığı açıklamada Aydın Devlet Hastanesi`nde yaşanan şiddet olaylarını protesto eden bir broşür dağıttıklarını ifade etti. Atay, sabah saatlerinde dağıttıkları broşürlerin başhekimlik tarafından toplatıldığını ileri sürdü.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’nun müşteki olduğu davanın görülmesine başlandı Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, müşteki olduğu davada kendisine şantaj yapıldığını savunurken, tanık C.S., "Şantaj yapacak olsam Işıksu’yu kendi annemin değil başka kız arkadaşlarıyla olan yazışmalarıyla tehdit ederdim. Belediye binasında bilgisayarlar var, annem orada bir bilgisayarda açık kalmış WhatsApp uygulamasına girince Işıksu’nun başka kadınlarla olan mesajlarını görüp fotoğrafladı" dedi. Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işık’nun müşteki olduğu, avukatın "görevi kötüye kullanma" ve "şantaj" suçlarıyla yargılandığı davanın görülmesine başlandı. Sakarya 7. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın duruşmasına taraflar ve avukatları katıldı. Savcılık makamında teknik sorunlardan dolayı ifade veremediğini beyan eden sanık avukat E.G., kardeşi H.S.’nin, eşi E.S.’nin hareketlerinden şüphelendiğini ve kendisini aldattığını düşündüğünü öne sürerek, yeğeni C.S.’nin konuyu aktardığını belirtti. C.S.’nin annesi ile Işıksu arasındaki yazışmaları gördüğünü ve kayıtları kendisine sunduğunu öne süren E.G., "H.S. ile görüşüp durumu anlattım, olay çıkmaması için kayıtları kendisine vermedim. Daha sonra eşi E.S. ile görüşüp meseleyi konuştum. E.S., kızının şizofren olduğunu ve tedavi aldığını söyleyerek inkar etti. Bunu babasına sordum, fakat kızının böyle bir tedavi almadığını söyledi" dedi. "Bunların çok ağır ithamlar olduğunu söyledim" E.S.’nin 2013 yılından bu yana özel kalem ekibinde çalıştığını belirten müşteki Işıksu, "E.S. bana 2 kişinin görüşmek istediğini söyledi, bizim kapımız herkese açıktır. Makamıma geldiklerinde E.G. ve E.S.’nin avukatı E.T. olduklarını öğrendim. Görüşmeye başladık, bir müddet sonra bana ’Bir konu var’ diyerek 2 dosya uzattılar, ben de okumaya başladım. Dosyalarda benim E.S. ile yazışmalarımın olduğu şeklinde birtakım belgeler gördüm, bunların çok ağır ithamlar olduğunu söyledim. Bunların dayanağını sorduğumda E.G., C.S.’nin annesi E.S.’nin telefonunu karıştırarak sosyal medya hesabı üzerinden yazışmaları ele geçirdiğini anlattı. Benim böyle bir sosyal medya hesabım olmadığına eminim. Hesapları belediyenin sosyal medya ekibi de kullanıyor, yakın çalışma ekibime de telefonumu programlarda emanet ediyorum, yazışmaları almak için dosyayı incelemek istedim" diye konuştu. "Şantaja uğradığımı anladım" Yapılan görüşmelerde şantaja uğradığını aktaran Işıksu, "’Bu dava size sirayet edebilir’ dediler, ben de ’Siz niye açmadınız’ dedim. Bana ’Züccaciye dükkanına giren fil olmak istemedik’ dediler. Bana bu cümleleri sarf ettikleri an bir şantaja uğradığımı anladım. Dosyayı incelediğimde 20 milyon ve 40 milyon lira sayılarını gördüm, kendilerine benden bir talepleri mi olduğunu sordum. Gümüş de bana ’Mutlaka’ diye cevap verdi. Taleplerinin ne olduğunu sorduğumda bana ısrarla dosyayı işaret ettiler. Ben de görüşmeyi sonlandırmaya karar verdim, Ensar T. de bu konuşmaya şahittir" şeklinde konuştu. "Şantaj yapacak olsam Işıksu ile annemin değil başka kız arkadaşlarıyla olan yazışmalarıyla tehdit ederdim" Duruşmada tanık olarak dinlenilen H.S., eşi E.S.’nin kendisini aldattığından şüphelendiği için ağabeyi E.G.’ye Işıksu ile görüşmesi için yönlendirdiğini, fakat bir para talebinin olmadığını ileri sürdü. Tanık olarak dinlenen C.S. ise annesi E.S.’nin Işıksu ile ilişkisini öğrendikten sonra zor bir süreç yaşadığını ve tehditler aldığını iddia etti. Işıksu’nun başka kadınlarla da görüştüğünü iddia eden C.S., "Amcam bana ’Böyle bir dava açarsak sonuçları olur, karşı tarafın kim olduğundan emin olmamız gerekiyor, bu yüzden Işıksu ile görüşmemiz lazım’ dedi. Amcama annemin telefonunda yakaladığım mesajları şantaj amacıyla vermedim, şantaj yapacak olsam Işıksu’nun kendi annemin değil, başka kız arkadaşlarıyla olan yazışmalarıyla tehdit ederdim. Belediye binasında bilgisayarlar var, annem orada bir bilgisayarda açık kalmış WhatsApp uygulamasına girince Işıksu’nun başka kadınlarla olan mesajlarını görüp fotoğrafladı" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, avukat E.T.’nin tanık sıfatıyla zorla getirme kararı uygulanmasına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.