GENEL - 24 Mayıs 2023 Çarşamba 13:28

Masal değil gerçek, Yalçınkaya çiftinin inadı ölünce bile devam etti

A
A
A
Masal değil gerçek, Yalçınkaya çiftinin inadı ölünce bile devam etti

Aydın’da bir inat uğruna 64 yıllık evliliklerinin son 20 yılını aynı çatı altında küs yaşayarak sürdüren ve yaklaşık 2 saat arayla hayatlarını kaybeden eski muhtar ve eşinin hikayesi duyanları hayrete düşürüyor.

Aydın’da bir inat uğruna 64 yıllık evliliklerinin son 20 yılını aynı çatı altında küs yaşayarak sürdüren ve yaklaşık 2 saat arayla hayatlarını kaybeden eski muhtar ve eşinin hikayesi duyanları hayrete düşürüyor. 64 yıl evli kalan evliliklerinin son 20 yılını küs geçiren aynı gün 2 saat arayla ölen, aynı teneşirde yıkanıp kefenlenen Yalçınkaya çifti yan yana gömülmedi. İnatçı çiftin, vasiyetleri gereği aynı mezarlığın farklı köşelerinde bulunan mezarları ise genç kuşaklara ibret oluyor.



Karpuzlu ilçesine bağlı kırsal Koğuk Mahallesi’nde yaşanan ilginç bir ölüm hikayesi mahallede yaşayan eşleri birbirine daha çok bağladı. Eşler arası anlaşmazlığın yok denecek kadar azaldığı mahallede birbiri ile sıkıntı yaşayan karı-kocalar mahallenin eski muhtarı Abdullah Yalçınkaya ile eşi Kübra Yalçınkaya’nın hayat hikayesinden ibret alıyor. Bir inat uğruna 64 yıllık evliliklerinin son 20 yılını aynı çatı altında küs yaşayarak sürdüren ve 2 saat arayla ölen Yalçınkaya çiftinin mezarları da vasiyetleri gereği yan yana değil de aynı mezarlığın farklı köşelerinde bulunuyor.



Edinilen bilgiye göre; Mahallenin ileri gelen ailelerinden Çavuşoğulları’ndan 1926 doğumlu olan Abdullah Yalçınkaya 1945 yılında 19 yaşına gelince mahalledeki Mehmet Ağa’nın kızı 17 yaşındaki Kübra ile evlenir. Güzel bir gençlik hayatı yaşayan Kübra-Abdullah Yalçınkaya çifti çocukları olmayınca yeğenlerini evlat edinir. Mahallenin ileri gelenleri arasında yer alan Abdullah Yalçınkaya da 1960’dan 1980 yılına kadar da 20 yıl boyunca köyün muhtarlığını yapar.



Yalçınkaya çiftinin evliliklerinin üzerinden yıllar geçince karı koca basit bir meseleden dolayı kavga edip birbirlerine küser. Babası zengin olduğu için ekonomik durumu daha iyi olan Kübra Yalçınkaya boşanmak ister ancak köyün 20 yıllık muhtarı Abdullah Yalçınkaya, ’yıllarca köyü idare etti, bir evini idare edemedi’ denmesinden endişe ederek boşanmadan yaşadıkları binanın alt katına bir oda yapıp karısı ile yaşadığı evden ayrılır. Aynı çatı altında yıllarca ayrı ve küs yaşayan Kübra-Abdullah Yalçınkaya çiftini barıştırmak için birçok kişi uğraş vermesine rağmen, kimse Yalçınkaya çiftini inadından vazgeçiremez. Yıllar sonra aynı gün yaklaşık 2 saat arayla vefat eden Yalçınkaya çiftinin vasiyetleri gereği aynı mezarlıkta ama ayrı yerlerde toprağa verilir.



"Geçimsiz bir çifttiler"


Kübra ve Abdullah Yalçınkaya çiftinin sık sık kavga ettiklerini ifade eden Koğuk Mahallesi sakinlerinden 70 yaşındaki Ayten Gülpınar, "23 sene çocukları olmayınca Kübra Hanım kendi oğlan kardeşinin kızını evlat edindi. Sonra onu büyüttüler ve Abdullah Bey de kendi oğlan kardeşinin oğlu ile bu kızı evlendirdi. Kübra Hanımla Abdullah Bey geçimsiz bir çiftti. Sıklıkla kavga edip babamın yanına gelirlerdi, bir Kübra Hanım bir Abdullah Bey gelip giderdi. Babam ikisine de kızıp uzunca konuşur ve ikisini barıştırırdı" dedi.



"İkisi de baskın olmak istiyordu"


Kübra Yalçınkaya’nın sert mizaçlı, Abdullah Yalçınkaya’nın ise erkek oluşu nedeniyle evlilikte baskın olmak ve üstünlük kurmak için uğraşıp durduğunu kaydeden Gülpınar, "Kübra Hanım biraz sert bir kadındı ve baskın olmak istiyordu. Abdullah Bey de erkek olduğu için o da ister istemez baskın tarafın kendisi olmasını istiyordu. Bu böyle yıllarca sürdü ve birbirlerine fedakarlık göstermediler. Senelerce küs durdular. Bir ara Abdullah Bey, Kübra Hanımın olduğu eve girince gene kavga etmişler. Kübra Hanım eşine, ’git buradan’ diye çıkışmış, Abdullah Bey de, ’gitmeyeceğim, ağzındaki altın dişe varana kadar ben yaptırdım’ diyerek cevap vermiş. Ne yaparlarsa yapsınlar hep birbirlerine zıt gittiler ve anlaşamadılar" diye konuştu.



"Aynı gün 2 saat arayla öldüler, yine de yan yana gömülmediler"


Kübra ve Abdullah Yalçınkaya çiftinin aynı gün bir kaç saat ara ile vefat ettiğini ve bunun ibretlik bir hikaye olduğunu belirten Ayetn Gülpınar şunları kaydetti; "Bir gün sabah sela verildi ve Kübra Hanımın vefat ettiğini öğrendik. Kübra Hanım ölünce eve gelen gideni gören Abdullah Bey de meraklanıp ne olduğunu sormuş. Kübra Hanımın öldüğünü duyunca, ’tövbe deyin’ diye çırpınmaya başlamış ve çok üzülmüş. İnsanlar Kübra Hanımı defnedip geri döndüklerinde Abdullah Beyi de evinde ölü bulmuşlar. Aynı gün yaklaşık 2-3 saat arayla hayatlarını kaybettiler. Kübra Hanım’ın yıkandığı teneşir ortadan kalmadan Abdullah Bey de aynı teneşirde yıkanıp kefenlendi. Sabahtan Kübra Hanım öğleden sonra da Abdullah Bey defnedildi. Duruma herkes şaşırdı. Uzun yıllardır süren evliliklerinin son 20 senesini ayrı geçirdiler ama aynı gün vefat ettiler. Bu ibretlik bir durum. Kübra Hanım ’ölünce de bir araya gelmeyeceğim’ diye vasiyet etmiş. Kübra Hanım oğlan kardeşi, annesi ve gelinleri ile ayrı bir yerde, Abdullah Bey de ayrı bir yerde gömüldü. Aynı mezarlık içerisindeler ama karı-koca olarak mezarları ayrı alanlarda."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın Arnavutköy’de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı. Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi’nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü. Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi. Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Kayseri Kask ışığından ilham alan topluluktan 360 kişiyle ışık senfonisi Kayseri’nin Talas ilçesinde bulunan Ali Dağı’nda doğayla iç içe yürüyüş yapan Aktivite Sosyal Topluluğu’nun yürüyüş sonrası yaptığı ışık senfonisi göz kamaştırdı. Işık senfonisini yürüyüş yapan bir kişinin kask ışığından ilham aldıklarını söyleyen Aktivite Sosyal Topluluğu Lideri Gökhan Beyoğlu, "Stresli ve zor günlerin en güzel ilacının doğa olduğuna inanıyoruz" dedi. Aktivite Sosyal Topluluğu tarafından Ali Dağı’nda doğa yürüyüşü yapıldı. Doğayla iç içe gerçekleşen 9 kilometrelik yürüyüşün ardından topluluk tarafından ışık senfonisi yapıldı. Cem telefonlarının ışıklarıyla yapılan senfoni adeta göz kamaştırdı. 360 kişinin yaptığı senfoni havadan görüntülendi. Işık senfonisini Ali Dağı’nda yürüyüş yapan bir kişinin kask kamerasından ilham alarak, gerçekleştirdiklerini söyleyen Aktivite Sosyal Topluluğu lideri Gökhan Beyoğlu, bir kask ışığının dahi kent merkezinden çok güzel gözüktüğünü bu nedenle 360 kişiyle böyle bir senfoni geçekleştirdiklerini ifade etti. Düzenledikleri doğa yürüyüşü hakkında bilgiler veren Beyoğlu, "Aktivite Sosyal Topluluğu olarak biz kocaman bir aileyiz. Kayseri’nin sosyal, kültürel ve turizm alanlarında bulunan belediyemizin de yakın zamanda imkan sağlamış olduğu Ali Dağı’nda bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. Bu parkurda ıhlamurlar ve meyve ağaçları eşliğinde 9 kilometrelik yürüyüşümüzde fidan dikimi eğitimimiz ve bunun yanında şık senfonisi dediğimiz şehir merkezinden de güzel gözüken müzikle dans ettiğimiz bir gösteri gerçekleştirerek, doğa sporu yapacağız. İnsanlarımızın stresli ve zor günler geçirdiği süreçler olabilir. Bu süreçlerin en güzel ilacının doğa olduğuna inanıyoruz. Bu ilacın tek yan etkisi de aşık olmak. İnsanlar doğaya aşık oldukları zaman trafikte de birbirlerine güzel davranırlar, okul da ve işyerinde de birbirlerine güzel davranırlar. Bizin amacımız bu güzelliğe 7’den 70’e herkesi eriştirebilmek. Haliyle Kayseri gibi sosyal şehirde gençler olarak bizim üzerimize düşen görevin bu şehri aktivitelerle doldurmak. Daha önce Ali Dağı’nda yürüyen ve kafa lambası olan bir yürüyüşçüyü şehir merkezinden gördüm. Hareket eden bir ışıktı. Gökyüzüne baktığımızda kayan yıldızlar ararız. Yıldız kaydığı zaman dilek tutarız. Böyle bir görüntü yapmak istedik. Şimdi yaklaşık 360 kişiyle bu rotada bu gösteriyi gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, "Kayseri’nin en merkezi yürüyüş parkuru, endemik bitkilerin olduğu ve oksijenin bol olduğu bir yerdeyiz. Ali Dağı’nın bir zirveye çıkan parkuru var bir de 360 dediğimiz çepeçevre dolaşan 9 kilometrelik bir parkuru var. Burasını Büyükşehir Belediyemiz gece yürüyüşleri için aydınlattı. Bugünde bir etkinlik grubu yürüyüşe çıktılar. Kadın, erkek ve çocuk hepsi var. Bizde bundan onur duyuyoruz" diye konuştu.