SPOR - 10 Aralık 2025 Çarşamba 11:23

Aydınspor, Turgutlu deplasmanında sahaya çıkıyor

A
A
A
Aydınspor, Turgutlu deplasmanında sahaya çıkıyor

Son günlerde yaşadığı sıkıntılar ile gündeme gelen ve ligin kalan maçlarına çıkmama kararı alan Aydınspor, bugün Manisa temsilcisi 7 Eylül Turgutluspor ile karşılaşacak.


Bölgesel Amatör Lig 8. Grup’ta heyecan devam ederken, Aydınspor 11. hafta mücadelesinde Manisa deplasmanına çıkıyor. Siyah-beyazlı ekip, 10 Aralık 2025 Çarşamba günü 7 Eylül Turgutlu ile karşı karşıya gelecek. Turgutlu Yeni Stadyumu’nda oynanacak olan mücadele saat 14.00’te başlayacak. Aydınspor, zorlu deplasmanda sahadan galibiyetle ayrılmak isterken, müsabakayı Ege Burak Atamer yönetecek.


Öte yandan Aydınspor futbolcularının geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaştığı açıklama, mücadeleye ayrı bir önem kazandırdı. Siyah-beyazlı futbolcular, kulübün uzun süredir sahipsiz bırakıldığını ve ciddi maddi imkansızlıklarla mücadele ettiklerini belirterek, Pazar günü oynanacak Güzeltepe maçının ardından Aydın’a dönmeme ve ligde kalan maçlara çıkmama kararı aldıklarını duyurmuştu. Bu gelişme doğrultusunda Aydınspor’un 7 Eylül Turgutlu ile oynayacağı Manisa deplasmanı, siyah-beyazlı ekip için ligdeki son süreçte yer alan karşılaşmalardan biri konumunda bulunuyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Zorlu coğrafyada yoğun mesai: Sınırdaki karakollar ve yerleşim yerleşim yerlerine ulaşım sağlanıyor Türkiye’nin en soğuk ilçesi olan Çaldıran’da mart ayında karla mücadele çalışmasını sürdürüyor. Ekipler tipiye rağmen metrelerce karı temizleyerek, mahalle yolları ve hudut hattında yoğun bir çalışma yürütüyor. Türkiye’nin en soğuk ilçesi olan Çaldıran’da kar kalınlığının yer yer 2 metreyi bulduğu 2 bin rakımlı İran sınırına yakın mahalle ve karakol yollarında kar temizleme çalışmasını sürdürüyor. Kent merkezine 123 kilometre, Çaldıran ilçe merkezine ise 20 kilometre uzaklıkta bulunan Alakaya Mahallesi ile Türkiye - İran sınırında bulunan Hangedik Karakol yolunda karla mücadele çalışması büyük bir titizlikle yürütülüyor. İş makinelerinin yetersiz kaldığı noktalarda kar savurma araçlarının devreye alındığı çalışma, zorlu coğrafya şartları ve tipiye rağmen devam ediyor. "İran sınırındaki karakollarda karla mücadele" Başkale, Çaldıran ve Saray ilçelerinde İran sınırının sıfır noktasındaki yerleşim yerleri ve hudut hattında yoğun bir mesai harcıyor. 13 ilçe ve yaklaşık 6 bin kilometre yol ağında başarılı bir karla mücadele çalışması gerçekleştirerek, yolların büyük bir kısmını ulaşıma açık hale getirdi. Ekipler, kent genelinde ulaşıma kapalı olan 25 mahalle ve 15 mezra yolunda ise çalışmalarına aralıksız bir şekilde devam ediyor.
Kastamonu Ailesinin asırlık sanatını evinin kilerinde yaşatıyor: Ayetleri ahşaba ilmek ilmek işliyor KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da Mustafa Özeflanili atadan yadigar bir asırlık naht sanatını atölyesinde yaşatıyor. Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden talaş süpürerek öğrendiği naht (oymacılık) sanatını, yaşatmaya devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir ailesinin sürdürdüğü naht sanatını dedesinden öğrenen Özeflanili, evinin kiler kısmında kurduğu atölyede ayet-i kelimeleri ceviz ağaçlarına işleyerek tablolar yapıyor. 40 yıldır mesleğine devam eden Özeflanili, bir tabloyu yapabilmek için 3 gün boyunca emek veriyor. Ayet-i kerimeleri nakış nakış ahşaba işleyen Özeflanili, abdest almadan tezgahın başına geçmiyor. Mesleği yaşatmak için ölene kadar çalışmaya devam edeceğini söyleyen Özeflanili, yıllardır ahşabı oyarak camiler için minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar yaptığını ifade etti. "Bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım" Dedesinin atölyesinde talaş süpürerek mesleğe başladığını belirten Mustafa Özeflanili, "Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imhalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği deva ettiriyorum" dedi. Dedesi sayesinde oymacılıkta kendini geliştirdiğini kaydeden Özeflanili, "Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım" diye konuştu. Ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim" Sağlık sorunları sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı mesleğinde pandemi döneminde tekrar başladığını dile getiren Özeflanili, "1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, mimber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece ayet-i kerime yazılı tablolar üretiyorum. Mimber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. "Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz" Naht sanatının sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, "Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. Bu işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
İzmir Çevresel faktörler kronik böbrek hastalığı riskini artırıyor Birleşmiş Milletler tarafından küresel sağlık sorunu ilan edilen kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde milyonlarca insanı tehdit etmeye devam ediyor. Vaka sayılarındaki artışta ve hastalığın ilerleme sürecinde, çevresel faktörlerin de belirleyici bir rol oynadığı ifade ediliyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 9 milyon erişkinde böbrek hastalığı bulunduğu tahmin ediliyor. Hafif derecedeki vakalar da hesaba katıldığında, Türkiye’de yaklaşık her 6-7 erişkinden birinde bu hastalığın görüldüğü belirtiliyor. Hastalık ilerledikçe kaşıntı, halsizlik, bulantı, idrar yapma bozuklukları, nefes darlığı ve kas krampları gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Türkiye’de 65 binin üzerinde hastanın diyaliz makinelerine bağlı olarak yaşamını sürdürdüğü ve yılda yaklaşık 3 bin 500 böbrek nakli yapıldığı kaydediliyor. Hava kirliliği, küresel ısınma, su temininde yaşanan sorunlar ve hava sıcaklığındaki aşırı değişimlerin böbrek hastalığı riskini artırdığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda 2026 yılı Dünya Böbrek Günü teması "Böbrekler ve çevre sağlığı" olarak belirlendi. Böbrek sağlığını korumak ve riskleri en aza indirmek için 8 altın kural öne çıkıyor. Bu kurallar; ideal kiloda olmak, tuz tüketimini azaltıp sağlıklı beslenmek, kan şekeri ve basıncını kontrol altında tutmak, yeterince su tüketmek, sigara kullanmamak, ağrı kesici kullanımında dikkatli olmak ve düzenli böbrek testi yaptırmak şeklinde sıralanıyor. Çevre kirliliği böbrekleri vuruyor Acıbadem Kent Hastanesi Nefroloji ve Böbrek Nakli Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Töz, hastalığın bilinen risk faktörlerinin ötesinde çevre kirliliği değişkeni üzerinde de durulduğunu aktararak, "Bazı ülkelerde böbrek hastalıkları daha sık görülüyor ve daha hızlı ilerliyor. Yapılan araştırmalara göre hava kirliliğinin, egzoz gazlarının, orman yangınları sonucu dağılan ve inşaat tozlarından kaynaklanan küçük partiküllerin böbrek hastalıklarıyla ilişkili olduğu belirlendi. Küresel ısınma ve aşırı sıcaklar insanlarda sıvı kaybına neden olmakta. Susuzluk buna eklendiğinde ciddi bir dehidratasyon tablosuyla karşı karşıya kalınmakta ve bu durum böbrekleri olumsuz etkilemektedir. Suyun ve toprağın ağır metallerle kontamine olması böbrekler üzerinde zararlı olmaktadır" ifadelerini kullandı. Risk gruplarına tarama uyarısı Böbrek hastalığının çok sinsi ilerlediğini ve erken evrelerde belirti vermediğini dile getiren Prof. Dr. Töz, "Şeker hastası, tansiyon yüksekliği olan, kilo fazlası olan, ailesinde böbrek hastası bulunanların yanı sıra tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve taş hastalığı olan kişilerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi lazım. Bir doktor tarafından muayene edilmeli, tansiyon ölçülmeli, kanda kreatinin tahlili ve bir de idrar tahlili yapılmalı. Aslında bu basit tetkikler küçük bir taramadır ve bize büyük fikirler verebilir. Hastaların ne olduğunu ve içeriğini bilmedikleri bitkisel ürünlerden de mutlaka uzak durmasını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. Doğal beslenme ve su tüketimi Böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken temel kurallara değinen Prof. Dr. Töz, "İdeal kilomuzu korumalıyız çünkü şişmanlık böbreğe doğrudan zararlı bir faktördür. Tansiyon ve şeker hastalarının kan değerlerini kontrol altında tutması gerekiyor. Doğal beslenmeli ve tuzdan kesinlikle uzak durmalıyız. İnsanlar susadıkça su içmeli, abartılı miktarda su tüketmemeli ancak susuz da kalmamalıdır. Ayrıca romatizmal ağrı kesiciler ve anjiyografik işlemlerde kullanılan bazı ilaçlar böbreğe zarar verebileceği için doktor kontrolü olmadan kullanılmamalıdır. Sigara her şeye olduğu gibi böbrekler için de zararlı bir etkendir ve bırakılması kuvvetle önerilir" dedi.