ASAYİŞ - 20 Şubat 2026 Cuma 18:08

Çakaloğlu çiftinin cinayet şüphelisi sağlık kontrolünden geçirildi

A
A
A
Çakaloğlu çiftinin cinayet şüphelisi sağlık kontrolünden geçirildi

Aydın’ın Efeler ilçesinde evlerinde bıçaklanarak öldürülen Turgut ve Nuran Çakaloğlu çiftinin cinayetiyle ilgili gözaltına alınan yabancı uyruklu şahıs emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf ederken, şüpheli hastaneye götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi.


Olay, 8 Şubat Pazar günü Meşrutiyet Mahallesi Kültür Caddesi üzerindeki müstakil dubleks bir evde saat 17.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, doktor olduğu öğrenilen Ahmet Çakaloğlu, bir süredir haber alamadığı anne ve babasının yaşadığı eve gitti. Eve giren Çakaloğlu, anne ve babasını kanlar içerisinde yerde yatarken buldu. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Turgut (80) ve Nuran Çakaloğlu’nun (80) vücudunun çeşitli yerlerinden aldıkları bıçak darbeleri sonucu hayatlarını kaybettiğini belirledi. Turgut Çakaloğlu’nun vücudunda 15, Nuran Çakaloğlu’nun vücudunda ise 10 bıçak darbesi tespit edildi. Çakaloğlu çiftinin cansız bedenleri, olay yerindeki incelemelerin ardından hastane morguna kaldırıldı.



Suçunu itiraf etti


Yaşanan cinayetin ardından polis ekipleri çalışma başlattı. Soruşturma kapsamında incelenen kamera kayıtlarından yabancı uyruklu Ş.H. (39) isimli kişi şüpheli olarak tespit edildi. Şüpheli düzenlenen operasyonda yaşanan kovalamaca sonucu yakalanarak gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Ş.H. isimli şahsın emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf etti.



Para için cinayet işledi iddiası


Sorgusunda Ş.H.’nin Turgut Çakaloğlu’ndan para istediği ancak olumsuz yanıt alınca önce Turgut Çakaloğlu’nu daha sonra üst kattan ses gelmesi üzerine evin ikinci katına çıkarak Nuran Çakaloğlu’nu bıçakla öldürerek cinayetleri işlediği bilgisine ulaşıldı.



Sağlık kontrolünden geçirildi


Cinayet şüphelisi emniyetteki işlemlerinin ardından Atatürk Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirilerek tekrar emniyete götürüldü.



Çakaloğlu çiftinin cinayet şüphelisi sağlık kontrolünden geçirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Kula’da Ramazan’ın manevi iklimi yaşandı Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programı, Kula Kapalı Pazaryeri’nde gerçekleştirildi. İftar programında konuşan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren müstesna bir dönem olduğuna vurgu yaptı. Deste, "Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz iftar programları kapsamında bugün Kula’dayız. Ramazan ayının manevi atmosferinde hemşehrilerimizle bir arada olmanın onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın selamlarını ileten Deste, "Büyükşehir Belediye Başkanımız da programa katılacaktı ancak geçirdiği soğuk algınlığı nedeniyle bugün aramızda bulunamıyor. Tüm Kula halkına selamlarını iletmemi istedi" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Kula Kaymakamı Talha Altuntaş ise Ramazan ayının manevi önemine değinerek, paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma kültürünün bu mübarek ayda daha da güçlendiğini belirtti. Altuntaş, "Ramazan ayı; gönüllerin birleştiği, kardeşliğin pekiştiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu sofralar birlik ve beraberliğimizin en güzel göstergesidir" dedi. İftar program, Hacivat-Karagöz gösterileri ve çeşitli kültürel etkinliklerle devam etti. Vatandaşlar, düzenlenen organizasyon dolayısıyla Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek Ramazan ayının manevi iklimini birlikte yaşamanın mutluluğunu paylaştı. Düzenlenen iftar programına Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, Manisa Büyükşehir belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Kula belediye başkanı Hikmet Dönmez, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Diyarbakır Erdemliler Hareketi Derneği Temcilcisi Kaymaz: "Kayıt dışı ile mücadele hedef büyüterek yürütülmeli" Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, kayıt dışı ile mücadelenin hedef büyüterek yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Küçük esnafı boğmadan; büyük ölçekli kaçak/kaçınma alanlarına odaklanan, teknoloji ve risk analizine dayalı, etkin bir denetim mimarisi kurulmalıdır" dedi. Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, hayat pahalılığının en çok sabit gelirli kesimleri etkilediğini belirterek, ücretli çalışanların, emekliler ve dar gelirli vatandaşların hem alım gücündeki erimeyle hem de dolaylı vergilerin ağırlığıyla gün geçtikçe daha fazla zorlandığını söyledi. Kaymaz, "Bu baskı tüketim kalıplarını bozuyor, kayıt dışılığı teşvik ediyor, maliyetleri yukarı itiyor ve sonuçta enflasyonla mücadeleyi de zayıflatıyor. Bu yüzden enflasyonu düşürmenin yolu, yalnızca rakamlarla değil; adil yük paylaşımıyla, üretimi ve emeği koruyan bir düzenlemeyle, tabanın nefes almasını sağlayacak sosyal dengeyle mümkündür. Bu çerçevede tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi kamu yararı ve hukuk zemini içinde aşağıdaki maddeler halinde ifade ediyoruz. Temel ihtiyaç kalemlerinde (gıda, çocuk ürünleri, eğitim, temel enerji gibi) dolaylı vergi yükü kademeli biçimde hafifletilmeli; lüks ve yüksek segment tüketimde ise adil katkı prensibiyle daha tutarlı bir kademelendirme uygulanmalıdır" dedi. Ücretlilerde vergi dilimi etkisi azaltılması gerektiğini aktaran Kaymaz, "Gelir vergisi tarifesi ve dilim geçişleri, enflasyon gerçekliğiyle uyumlu hale getirilmeli; ücretli kesimin yıl içinde hızla üst dilime taşınmasıyla oluşan fiilî gelir kaybı düşürülmelidir. Spekülatif kazançlar daha net vergilendirilmeli: Kısa vadeli al-sat kazançları ve spekülatif gelirler için istisnası az, uygulanabilir ve denetlenebilir bir çerçeve güçlendirilmelidir. Rant kaynaklı değer artışlarında topluma geri dönüş sağlanmalı: İmar değişikliği, altyapı yatırımı ve benzeri kamu kararlarıyla oluşan ani değer artışlarında kamu yararını gözeten dengeleyici mekanizmalar geliştirilerek bu artışın bir kısmı topluma geri kazandırılmalıdır. Kayıt dışı ile mücadele hedef büyüterek yürütülmeli: Küçük esnafı boğmadan; büyük ölçekli kaçak/kaçınma alanlarına odaklanan, teknoloji ve risk analizine dayalı, etkin bir denetim mimarisi kurulmalıdır" diye konuştu. Emekli ve sabit gelirlide alım gücü öngörülebilir biçimde korunması gerektiğini belirten Kaymaz, konuşmasına şöyle devam etti: "En düşük gelir gruplarına yönelik düzenlemeler tek seferlik değil; şeffaf parametrelere dayalı, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir koruma yaklaşımıyla güçlendirilmelidir. Barınma baskısına karşı arz ve denetim birlikte yürütülmeli: Kira ve konut maliyetlerinin enflasyona etkisi dikkate alınarak sosyal konut/arz artırıcı adımlar hızlandırılmalı; şeffaf veri ve denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Rekabet ve fiyatlama davranışları etkin biçimde denetlenmeli: Kartelleşme, piyasa gücüyle fahiş fiyatlama ve zincirleme fiyat artışlarını besleyen uygulamalara karşı rekabet politikaları daha güçlü işletilmelidir. Toplumsal denge vergisi meşru zeminde tartışılmalı: Servetine servet katan kesimlerin kazançlarıyla orantılı biçimde toplumsal dengeye daha güçlü katkı vermesini sağlayacak adil ve uygulanabilir modeller ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Şeffaflık ve eşit kural güveni güçlendirilmeli: Kuralların herkes için aynı uygulanması, hedeflerin ölçülebilir biçimde ilan edilmesi ve yük paylaşımının görünür şekilde adaletli hale gelmesi toplumsal güveni artıracaktır. Sonuç olarak; enflasyonla mücadele yalnızca faiz, kur veya talep yönetimi başlıklarına sıkıştırılamaz. Üretimden çok varlık değerlenmesine dayalı büyüme anlayışı, dolaylı vergilere yaslanan mali mimari ve spekülatif kazancı emeğin önüne koyan düzen sürdükçe; yük aşağıya, kazanç yukarıya akma eğilimi taşır. Kalıcı rahatlama; emeği ve üretimi koruyan, vergi adaletini güçlendiren, spekülasyonu dengeleyen ve barınma başta olmak üzere hayat pahalılığının ana kanallarına doğrudan müdahale eden bir yaklaşımın kararlılıkla uygulanmasıyla mümkündür." Bu çerçevede üç noktada ısrar ettiğini kaydeden Kaymaz, "Birincisi, temel ihtiyaçlar ve barınma başta olmak üzere alım gücünü koruyan adımlar atılmalı. İkincisi, vergi ve piyasa adaleti güçlendirilmeli; dolaylı vergiler dengelenmeli, ücretlilerin vergi dilimi nedeniyle yaşadığı gizli erime bitirilmeli, kayıt dışıyla mücadele hedef büyüterek yürütülmeli ve rekabet/fiyat denetimi etkin işletilmelidir. Üçüncüsü, servet-rant-spekülasyon dengesi kurulmalı; kısa vadeli spekülatif kazançlar daha net vergilendirilmeli, kamu kararlarıyla oluşan değer artışlarında topluma geri dönüş sağlanmalı ve kurallar herkes için eşit uygulanmalıdır. Benim geleceğe dönük duruşum budur: Emeği ve üretimi merkeze alan, adaleti güçlendiren, toplumu kutuplaştırmadan somut çözüm üreten bir çizgi. Çünkü yük adil dağıldığında hane rahatlar, piyasa rahatlar, sosyal denge güçlenir; ülke de geleceğe daha sağlam yürür" dedi.