KÜLTÜR SANAT - 08 Aralık 2025 Pazartesi 12:28

Doğaseverler Tralleis’i yakından tanıdı

A
A
A
Doğaseverler Tralleis’i yakından tanıdı

Aydın’ın ilk yerleşim yerlerinden olduğu düşünülen Tralleis Antik Kenti’ni gezen doğaseverler, Aydın’ın doğal ve kültürel zenginliklerini yakında tanıma fırsatı buldu.



Doğal güzelliklerin tanıtılması ve korunması adına çalışmalar yürüten Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin (EKODOSD) bu haftaki durağı Tralleis Antik Kenti oldu. Aydın’ın merkez ilçesi Efeler’de bulunan ve ilk yerleşim yerlerinden olduğu düşünülen Tralleis Antik Kenti, yapılan kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkmaya devam ederken, bölgeyi gezen doğaseverler, Aydın’ın doğal ve kültürel zenginliklerini yakından tanıdı.



Gezi hakkında açıklama yapan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Aydın’da kentin yanı başında olan, Strabon’un ’masa biçimli bir yükselti’ dediği Tralleis Antik Kenti’ne gittik bu hafta. Profesyonel turist rehberi Hakan Bahçecioğlu’yla birlikte, antik çağdaki anlamı ’topraklar arasında’ olan Mesogis Dağları’nın yamaçlarında yer alan harika peyzajlar oluşturan Kızılçay vadisi rotamızın ilk durağı oldu. Karagözler yaylasından su getiren Kızılçay’ın geçit vermeyen yarlarının içinde gümüş bir gerdanlık gibi duran olağanüstü bir yapıyı görmek için çayın içine indik. Yağan yağmurlardan sonra çaydan geçebilir miyiz diye düşünürken, ne yazık ki su birikintisine bile rastlayamadık. Çayın içinde yürürken en önemli sorunun susuzluk olduğunu düşündük. Tralleis’e su taşıyan Roma Dönemi’ne ait bir mühendislik harikası olan Karakemer’in görkemli siluetini izleyip, kilometrelerce yukarıdan suları kentlerine nasıl taşıdıklarını gördük. Asırlardır ayakta kalan ölmez ağaç zeytinin ’dağlarından yağ akar’ sözünün gerçekliğini yerinde izledik. Aydın’ın doğal peyzajına büyük zenginlik kazandıran, Tralleis antik kentinin arkasında panoramik bir tablo gibi duran kızıl toprakların yükseltilerinden bir seyir yaptık. Peyzaj çalışmaları devam eden ve önümüzdeki aylarda ziyaretçiye açılması planlanan Tralleis antik kentine geldik. Ziyarete açılmaya hazırlanan Efeler ilçesi, Topyatağı mevkiinde yer alan Tralleis antik kentiyle ilgili bir sunum yapıldı. Üçgözler olarak bilinen devasa yapının Aydın’ın tanıtımında çok önemli bir yeri olduğu, bu kompleksten çok önemli bilim insanları ve sporcuların çıktığı ve havuzda yapılan çalışmalar anlatıldı. Zengin Roma Villaları ve çevresinde yer alan metal malzeme üretiminin yapıldığı işlikler ve çıkarılan eserler anlatıldı. Tralleis antik kentinin, Efes kadar önemli bir turizm destinasyonu haline geleceğini anlatan kazı başkanı Prof. Dr. Murat Çekilmez, bu nedenle çevre düzenleme projesi kapsamında karşılama merkezi, yürüyüş yolları, ışıklandırma gibi yeniliklere önem verdiklerini söyledi. Biz de ziyarete açıldıktan sonra Kuşadası’ndan da tarihe duyarlı yerli yabancı birçok insanın Tralleis’e ziyaret etmesi için gerekli çalışmaları yapacağımızı söyledik. Aydın’a bu kadar yakın hem doğal hem de tarihi zenginliklerin bulunması çok önemlidir. Bu değerlerin gelecek kuşaklara korunarak ulaştırılması, Aydınlıların sahip çıkması ve destekleri sayesinde olacaktır" dedi.



Doğaseverler Tralleis’i yakından tanıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Fidan, İran’daki savaşa ilişkin, "Maalesef bu savaş bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Hem bölgemize hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olmaktadır. Maalesef Amerika’nın ve İsrail’in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Biz tabii Türkiye olarak başından beri kendimize birkaç tane ana hedef koymuştuk. Birincisi, yani mümkünse savaşın çıkmaması; ancak çıktıysa savaşı durdurmaktır. İkincisi savaşın daha genişlemesini ve yayılmasını önlemek; üçüncüsü ise Türkiye’yi bu savaşın dışında tutmaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaş konusunda ortaya koyduğu vizyondan bahseden Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımız bu konularda çok net bir vizyon ortaya koydular. Tabii biz de günlük politikaları uygularken, temaslarımızı yaparken ve inisiyatiflerimizi geliştirirken bu çerçeve içerisinde hareket ediyoruz. Esas itibarıyla Türkiye’nin savaştan çok önceki bölgesel vizyonu; bölgede aslında iş birliğini, çatışmaların çözümünü ve bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı tam da bu türden tehditleri öngördüğü için kıymetliydi. O yolda ciddi adımlar atılmaktaydı; ama mazisi çok önceki yıllara da dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan kaynaklanan bu birikmiş enerji, bir savaş halinde ortaya çıktı. Tabii bizim dediğimiz gibi savaş çıkar çıkmaz, aslında bu durum 12 Gün Savaşı’nda da gerçekleşti; o zaman da öncesinde, sonrasında ve esnasında geçen sene çok çalışmamız olmuştu. Bu sene de çok çalışmamız vardır" diye konuştu. "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu vurgulayan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir. Çünkü bu savaş inşallah öyle veya böyle bir noktada biter; ama nükleer bomba atılmış gibi hani 30-40 sene bir yerde bitki bitmiyorsa, bölgesel istikrarsızlık da böyledir. Bazı yerlerde savaş olunca toplumlar ve kültürler arasında çok ciddi husumetler oluşuyor ve ülkeler arasında bu durum yıllarca devam ediyor. Orada artık iş birliğini, kalkınmayı ve refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmamasını istiyoruz; yani bütün çabamız aslında bunu önlemeye yöneliktir" şeklinde konuştu. "Savaşın ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır" Savaşın ortaya koyduğu tehdidi bütün aktörlerin gördüğünü vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti: "Savaşın aslında ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır. Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi. Yani en azından müzakereler başladı; Pakistan üzerinden mesaj aktarımı vardır. Bunu hani Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, biz de onlarla konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz. Bugün yine hem diğer tarafla hem de İranlılarla uzun görüşmelerimiz oldu. Tarafların nerede durduğunu, neler beklediğini ve hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu daha rahat anlamaya çalışarak uygun mesajları vermeye çalışıyoruz. Ancak detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki şu anki müzakere pozisyonları, ister istemez iki tarafın da savaş öncesi müzakere pozisyonlarından farklıdır. Hele İranlılarınki çok daha farklı olacaktır; çünkü savaştan önce İran, tam da bu durumun yaşanmaması için müzakereye giriyordu. Şimdi aslında savaş epey bir noktaya geldi ve İran üzerinde de belli bir yıkım oluştu. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacaktır. Bu durum da aradaki arabulucuların işini biraz daha zorlaştırmaktadır. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz." "İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" İran’ın Amerika’ya karşı haklı olarak güven kaybı içinde olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bence müzakerelerde bir açılış pozisyonu vardır. Burada haliyle ilk pozisyonlar, daha sonra müzakeresi yapılsın diye biraz yukarıdan tutulur. Bence bazı taleplerin yukarıdan tutulması aslında burada alışılmadık bir durum değildir. Yani bu yönetilebilir bir alandır. İran da buna vereceği cevapta o da pozisyonunu yukarıdan tutacaktır. Benim iki tarafa da ifadem şudur: Yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın; eğer iki tarafta da gerçek bir niyet varsa, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekinmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleridir. Tabii İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" diye konuştu. "Bizim üzüldüğümüz nokta bölgenin İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır" Bölgenin adım adım İsrail’in yazdığı bir senaryoya doğru gittiğine dikkati çeken Fidan, "Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta, maalesef bölgenin adım adım İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır. Özellikle hatırlayacak olursak 7 Ekim’den hemen sonra biliyorsunuz İsrail’in ilk zamanlarda dillendirdiği ancak sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Yani özellikle Gazze meselesini hallettikten sonra Lübnan’ı, Suriye’yi, arkasından İran’ı ve Irak’ı hedef alan eylemler yapacağını bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe büründü ve bunları birebir uygulamaya başladı. Şimdi geldiğimiz noktada aslında İran’a savaş açılırken, İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı bir fitne tohumunun atıldığını görüyoruz. Bu tohum, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecektir. Bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz, bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir" dedi.