GÜNDEM - 13 Kasım 2025 Perşembe 14:48

EKODOSD’un konuğu sanat tarihçisi Serçek, Kuşadası müzelerini anlattı

A
A
A
EKODOSD’un konuğu sanat tarihçisi Serçek, Kuşadası müzelerini anlattı

Kuşadası’nda Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından düzenlenen ’Çarşamba Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu sanat tarihçisi Ersin Serçek oldu. Serçek, Kuşadası’nın tarihî dokusunu ve kentin kültürel mirasına katkı sağlayan müzeleri anlattı.



Kent belleğini koruma amacıyla gerçekleştirilen söyleşide, sunuma Kuşadası’nın eski mahallelerinden Dağ Mahallesi ile başlandı. Kentsel sit alanı içinde yer alan, ödüllü cephe projeleriyle dikkat çeken Yıldırım Caddesi üzerindeki müzelerin tanıtıldığı etkinlikte, Serçek, her müzenin kentin geçmişine ışık tuttuğunu ifade etti. KUAKMER’in karşısında açılacak olan Oyuncak Müzesi’nin, geçmişin izlerini taşıyan oyuncaklarla çocuklara ve yetişkinlere nostaljik bir yolculuk sunacağı belirtilirken, aynı cadde üzerinde yer alan Reşat Nuri Güntekin’in ’Çalıkuşu’ romanında Feride öğretmenin kaldığı evin, Kuşadası’nın edebiyatla kesiştiği simge yapılardan biri olduğu vurgulandı.



Tarihi dokusunu koruyan Efe Suphi Konuk Evi’nin misafirlere geçmişle bugünü bir arada yaşattığını dile getiren Serçek, karşısında yer alan Mineral Fosil Müzesi’nin milyonlarca yıl öncesine ait örneklerle doğanın tarihini sergilediğini söyledi. Yıldırım Caddesi’nin sonunda ise sanatçı Necati Korkmaz’a ait eserlerin yer aldığı Mikro Minyatür Müzesi’nin, dünyada yalnızca üç örneği bulunan bir sanat türünü temsil ettiğini aktardı.



Sunumda ayrıca Sadrazam Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ve içerisinde yer alan Porselen Bebek Müzesi hakkında bilgi verildi. Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ve Bafa Gölü Tabiat Parkı’nın korunması için çalışmalar yürüten Lady Rosemary Baldwin’in anısına düzenlenen anı evi ile üst katında yer alan Haluk Perk Kahve Evi de anlatılan diğer önemli kültürel mekânlar arasında yer aldı.



Kuşadası’nın simgelerinden Güvercinada Açık Hava Müzesi’nde yer alan Haluk Perk Koleksiyonuna ait eserlerin yanı sıra, dünyanın ilk tematik müzesi olarak kabul edilen Deniz Ticaret Tarihi Müzesi’nin denizcilik ve ticaretin kültürel etkilerini çarpıcı biçimde sergilediği belirtildi. Ayrıca, iç kalede sergilenecek olan ve 1998 yılında Dilek Yarımadası’na vuran Fin Balinasına ait iskeletin de Kuşadası’nın doğa tarihine katkı sağlayacağı ifade edildi.



Etkinlikte, Kuşadası’nın sadece bir turizm merkezi değil, aynı zamanda kültür ve sanat kenti olduğuna dikkat çekilirken, sanat tarihçisi Ersin Serçek’e teşekkür belgesi sanat tarihçisi Seren Erdil Serçek tarafından takdim edildi.



Serçek, kentlerin kendi kimliğini yaşatmasında müzelerin önemli rol oynadığını vurgulayarak, Oleatrium Zeytin ve Zeytinyağı Tarihi Müzesi’nin bu anlamda özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin ilk rafine zeytinyağı fabrikasının kurulduğu Kuşadası’nda zeytin kültürünün geçmişten bugüne taşındığını belirten Serçek, doğa tarihi müzesinin de kentin zengin ekosistemini geleceğe aktarmak için önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.



Kuşadası’nda hem mevcut müzelerin yaşatılması hem de yeni müzelerin kazandırılması için yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği yapmasının önemine dikkat çekildi.



EKODOSD’un konuğu sanat tarihçisi Serçek, Kuşadası müzelerini anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Bak: "Türkiye sonunda dünyada söz sahibi bir ülke olacak" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Gençlerimize çok güveniyoruz. Geleceğimiz sizlersiniz. Hep beraber bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Türkiye, sonunda dünyada söz sahibi olan bir ülke olacak" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından genç ofislerin üniversite öğrenci kulüpleriyle ve topluluklarıyla etkileşimlerini arttırmak, gençlerin gelişimlerine yönelik faaliyetlerini desteklemek amacıyla yürütülen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) sertifika dağıtım programına katıldı. Ankara Spor Salonu’nda 10 ilden 2 bin öğrencinin yer aldığı programda ÜNİDES’in gençlere yönelik projeleri ele alındı. Programda konuşan Bakan Bak, gençlere her konuda güvendiklerini ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençleri yüceltecek projelerle destek olmayı hedeflediklerini belirtti. "Sizlere çok güveniyoruz" Bakan Bak, Türkiye’nin geleceğinin gençlerin elinde olduğunu ve Bakanlık olarak her konuda gençleri desteklediklerini belirterek, "Türkiye’de bilime ve teknolojiye büyük bir yatırım var. O yüzden şu çok önemli, gençlik olarak şuna inanmanız lazım; ben yaparım, biz yaparız, Türkiye yapar. Dolayısıyla bu ülkenin kalkınması için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. O yüzden sizlere çok güveniyoruz. Gençlerimize çok güveniyoruz. Geleceğimiz sizlersiniz. Hep beraber bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Türkiye, sonunda dünyada söz sahibi olan bir ülke olacak. Sizlere bu nedenle çok güveniyoruz. Bu projelerin artarak devam etmesini arzu ediyoruz. İki şeye dikkat edin. Birincisi, basamakları çıkarken karşılaştığınız size destek olan insanları asla unutmayın. Bu öğretmeniniz olabilir, mahalledeki bir ağabey olur, iş yerindeki bir arkadaşınız olabilir ve en önemli şey anne ve babanız. Size emek veren, sizi büyüten, sizi en iyi okullarda okumanız için, en iyi eğitimler almak için gecesini gündüzüne katan anne ve babalarınız. Onlara of bile demeyin. İşte bu sizi güçlü kılar" diye konuştu. "Bizim bu ülkeyi hem teknolojide hem sporda yukarıya taşımamız lazım" Gençlere her konuda güvendiğini belirten Bakan Bak, "Bizim bu ülkeyi hem teknolojide, hem sanayide, hem kültürde, hem sanatta, hem de sporda yukarıya taşımamız lazım. O yüzden sizlere çok güveniyoruz. O yüzden sizlerle beraberiz. Bu ülke sizler sayesinde ayağa kalkacak. Üniversitedeki gençlerimiz sayesinde, milletimiz sayesinde ayağa kalkacak. O yüzden değerlerimize sahip çıkalım, değerlerimizi yükseltelim. Arkadaşlarımıza destek olalım, aşağıya çekmeyelim. Onları daha yukarıya taşıyalım. Onların daha iyi olması için çalışalım. İşte en büyük başarı bu. İnsanlara destek olabilmek, onları yükseltebilmek. İçinizdeki iyilik ateşini yakın, gönüllülük ateşini yakın. Ülkenizi sevin. O yüzden heyecanınızı, coşkunuzu arkadaşlarınızla paylaşın, ailenizle paylaşın, üniversiteyle paylaşın, ülkenizle paylaşın. Ülkenizi sevin. Hep beraber güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye yüzyılında gençlerle beraber yürümeye devam edeceğiz. Spordaki başarılarımızı milletimize sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Program sonunda Ankara, Aksaray, Bolu, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Kırıkkale, Kırşehir, Konya ve Nevşehir illerinde ÜNİDES projelerinde yer alan 2’nci, 3’üncü ve 4’üncü dönem öğrenci kulüp ve topluluk temsilcilerine sertifikaları takdim edildi. Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever’in de katıldığı program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu. ÜNİDES’te 5 dönem için talep edilen bütçe yaklaşık 670 milyon TL ÜNİDES’te bilim ve teknoloji, güzel sanatlar, spor ve sağlıklı yaşam, kişisel ve sosyal gelişim, iş birliği programları, kapasite geliştirme, erişilebilirlik projeleri, uluslararası çalışmalar ve mesleki gelişim faaliyetleri, tarım ve teknolojileri olmak üzere 10 ana başlıkta proje konuları ele alınıyor. ÜNİDES kapsamında 5 dönemde toplam 81 ilden 9 bin 43 başvuru yapılırken, 5 dönem için talep edilen bütçenin ise 669 milyon 937 bin 920 lira olduğu açıklandı. Bin 427 ulusal, 3 bin 17 yerel olmak üzere toplam 4 bin 444 projenin destek almaya hak kazandı. ÜNİDES ile üniversite öğrenci topluluklarına toplam 314 milyon 191 bin 552 lira bütçe tahsis edildi. ÜNİDES projelerinden Türkiye genelinde toplam 1 milyon 155 bin 304 genç faydalandı.
İstanbul Müdürü zehirlediği gerekçesiyle tutuklanan temizlik görevlisinin yakınları konuştu: "Komplo kuruldu" Arnavutköy’de okul müdürünü yemeğin içerisinde çamaşır suyu koyarak zehirlemeye çalıştığı iddiasıyla tutuklanan hizmetli Züfre S.’nin yakınları konuştu. Züfre S.’nin iftiraya kurban gittiğini öne süren veliler ve kadının yakınları gerçeğin bir an önce ortaya çıkmasını istedi. Arnavutköy’de geçtiğimiz günlerde yaşanılan bir ilkokulun temizlik görevlisinin okul müdürü ve yönetimini zehirlemek maksadıyla tavuk yemeğine çamaşır suyu döktüğü iddia edilerek şikayet edildi. Şikayetler üzerine okulun temizlik görevlisi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bugün Şeyh Şamil İlkokulu çevresinde okulda görevli temizlik görevlisi Züfre S.’yi tanıyan veliler ve yakınları okula gelerek gazetecilere açıklamalarda bulundu. "Kimin suçu varsa hepsi ceza alsın" Züfre S.’nin eski çalışma arkadaşı Gizem Yılmaz, "Ben 3 yıl önce bu okulun kantininde çalıştım. Züfre arkadaşımı da yaklaşık 10 senedir tanıyorum. 3 yıl boyunca birlikte çalıştık. Bu kadının böyle bir şey yapması mümkün değil. Sokaktaki canlılara bile bakan bir insan. Kaldı ki insan sağlığına zarar verecek biri asla değildir. Arkadaşımızdan bildiğimiz kadarıyla, kadrolu olduğu için çalışmalarını mı istemiyorlardı, ne yapıyorlardı bilmiyoruz ama sürekli mobbing uygulamaya başladılar. Arkadaşımız da gidip şikâyet etti. Şikâyetten sonra müfettişler gelip gitmeye başladı. Bu olaydan sonra araları ister istemez gerginleşti. Daha sonra da böyle bir şey yapıldı. Bu kesinlikle olacak bir şey değil. Burası okul; temizlik malzemeleri burada olacak tabii ki. Bu okulda neden yemek yapılıyor? Ayrıca arkadaşımızın bunu yaptığı görülmüyor. Yemeğin içine bir şey kattığı görülmüyor. Neden suçlanıyor ? Müdür Bey ‘Ben gözümle gördüm’ demiş. Eğer gerçekten gördüyse, kamera da müdür beyin gördüğünü görmüştür. Peki kamera kayıtları nerede? Neden açıklanmıyor? Tüm kamera kayıtlarının ortaya çıkmasını istiyoruz. Arkadaşımızın suçsuz yere yattığını düşünüyoruz ve kimin suçu varsa hepsinin ceza almasını istiyoruz." dedi. "Kadrolu çalıştığı için bir şey yapamadılar ama çok mobbing uyguladılar" Eski okul aile birliği başkanı Aysun Özer ise "Ben de daha önce 2 yıl burada okul aile birliği görevlisiydim. Arkadaşımız 14 yıldır bu okulda. Bunun bir komplo olduğunu hepimiz biliyoruz. Bütün veliler de dahil herkes bu durumun farkında. Daha önce yaşanan sürtüşmelerle ilgili intikam amaçlı yapıldığı belli. Kadını lojmandan çıkarmak istediler. Kadın kadrolu olduğu için işlem yapamadılar ama çok büyük mobbing uyguladılar. Yeni gelen bazı temizlik işçilerinin müdüre yakın davrandığını düşünüyorum ve bu kurguya onların dahil olduğuna eminim. Kriminal sonuç gelmeden ‘etin içinde çamaşır suyu bulundu’ deniyor ama ortada pişmiş bir yemek yok, yiyen yok, zehirlenen yok. Bu nasıl bir zehirlenme gerekçesiyle tutuklama oluyor? Et üç gün okulda bekletiliyor, üç gün sonra kriminal incelemeye gönderiliyor. Neden bekletiliyor? Arkadaşımıza müdür bu durumu söylediğinde, ‘Hocam polisi çağırın, tutanak tutun, savunmamı yazayım’ diyor. Neden pazartesi yapılmıyor da salı akşamı şikâyette bulunuluyor, çarşamba günü et gönderiliyor? Bu, müfettişlere ve Milli Eğitim’e yaptığı şikâyetler nedeniyle kadına kurulmuş bir komplo" şeklinde konuştu. "Yeni personelle birlikte kardeşime tuzak kurdular" Züfre’nin ablası Ayşe Kaplan ise, "Bir parça et varmış. Kız kardeşim mutfakta kendine kahvaltı hazırlıyormuş. Eti oraya koymuşlar, üç saat boyunca kimse yanaşmamış. Yukarıda müdür kameraya çekiyor; fotoğrafını, videosunu alıyor. Kardeşim dönerken izliyormuş. Çamaşır suyu şişesini de oraya koyuyorlar. Temizlik personeli gelip ‘Yemek çok acayip kokuyor, çamaşır suyu kokuyor’ diyor. Müdürüne haber veriyorlar. Müdür gelip ‘Evet, çamaşır suyu var’ diyor. Züfre de ‘Ne diyorsunuz hocam? Polisi çağırın, tutanak tutulsun, aklanayım’ diyor. Müdür ise olayı yumuşatmaya çalışıp geçiştiriyor. İki gün böyle oyalıyorlar. Sonra videoları karakola götürüyor. Kız kardeşim personeli kadroya aldırmak istemediği için daha önce de çeşitli kumpaslar kurulmuştu. Yeni personellerle birlikte kardeşime tuzak kurdular" dedi. Müdürün ifadesine ulaşıldı, "Canımıza kast etti" Yapılan soruşturma kapsamında Okul Müdürü Y.B.’nin emniyete verdiği ifadeye ulaşıldı. Müdür Y.B.’nin ifadesinde, "Züfre S. isimli şahıs bana ve okul yönetimine yapılan yemeğe çamaşır suyu koyarak bizim hayatımıza kast etmiştir. Canımıza kast eden Züfre S. isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim" dediği öğrenildi.