SPOR - 06 Mart 2026 Cuma 11:24

Evinin sultanları, bu kez parkede ter döktü

A
A
A
Evinin sultanları, bu kez parkede ter döktü

Aydın’da sürdürülen ’Evinin Sultanları’ projesi çerçevesinde Köşk ilçesinde parkeye çıkan ev kadınları düzenlenen dostluk maçında ter döktü.



Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 81 ilde hayata geçirilen ’Evinin Sultanları’ projesine Aydınlı kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje ile filede buluşan ev hanımları ve çalışan kadınlar, hem spor yaparak zinde kalıyor hem de kıyasıya mücadele ediyor. Kadınlara yönelik düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırmak amacıyla hayata geçirilen projede her geçen yıl daha fazla kadına ulaşılırken, Aydınlı kadınların da projeye olan ilgisi artıyor. Projeye dahil olan kadınlar da oluşturulan takımlar ile dostluk maçlarına çıkarak müsabaka heyecanı yaşıyor. Bu kapsamda Köşk ilçesinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle voleybol etkinliği düzenlendi. Ev hanımlarını spora ve sosyal hayata teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, ’Evinin Sultanları’ kadınlar bu kez parkede ter döktü.



Konu ile ilgili Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ’Evinin Sultanları’ Voleybol Etkinliği, sporun birleştirici gücüyle renkli görüntülere sahne oldu" ifadeleri yer aldı.



Evinin sultanları, bu kez parkede ter döktü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Kısa ziyaret, kalıcı bir hayata dönüştü 1958 yılında Almanya’da doğan Alman sanatçı Almut Wegner, turist olarak geldiği Kapadokya’da hayatının yönünü değiştiren bir karar alarak, 37 yıldır Kapadokya’da yaşıyor. İlk kez 1985 yılında teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri Kapadokya" sözleri üzerine bölgeye gelen Wegner, kısa süreli bir ziyaret için geldiği bu coğrafyaya hayran kaldı. Bir haftalık gezinin ardından Almanya’ya dönen sanatçı, Kapadokya’yı unutamayarak 1987 yılında yeniden geldi. Bu kez iki haftalık tatil yapan Wagner, bölgenin doğası ve insanlarından etkilenerek 1990 yılında Kapadokya’ya yerleşme kararı aldı. Kapadokya hissedilmesi gereken bir yer Kapadokya’yı "sadece görülecek değil, hissedilecek ve yaşanacak bir yer" olarak tanımlayan Wegner, "Burada tarihin sesini, toprağın görünümünü ve doğayla kurulan bağı hissediyorsunuz" dedi. 200 yıllık konakta sanat ve yaşam Yaklaşık 200 yıllık tarihi bir konakta yaşamını sürdüren Wegner, gününün büyük bölümünü kendi tasarladığı küçük müzesinde geçiriyor. Boş zamanlarında kitap okuyan, resim yapan ve viyolonsel çalan sanatçı, Türkçe şarkılar söylemeyi de sevdiğini ifade etti. Günümüzde basit yaşamak en büyük lüks Kapadokya’ya ilk geldiği yılları "masalların içinde yaşamak" olarak anlatan Wegner, "Elbette masalların hepsi pembe değil ama buradaki insanların misafirperverliği beni çok etkiledi. Çok eski kültürler ile yeni kültürlerin iç içe olması, insanların sade mutlu yaşamı bana ilham verdi. Basit yaşamak istedim, çünkü basit yaşamak dünyadaki en büyük lüksü" diye konuştu. Kapadokya’nın her günün farklı bir güzellik sunduğunu dile getiren Alman sanatçı Wegner, bazen sabah güne bir şarkıyla başladığını, bazen bahçede toprakla uğraştığını, bazen de gökyüzünü izleyerek yeni fikirler ürettiğini söyledi. Birçok dili yaşayarak öğrendi Birçok dil bildiğini belirten Wagner, Türkçeyi okulda değil yaşayarak öğrendiğini ifade etti. Türk insanına ve Kapadokya’nın eşsiz manzarasına hayran kaldığını vurgulayan Wegner, "Önce insanlarına, sonra doğasına aşık oldum" dedi. Uzun yıllardır Uçhisar’da yaşayan Wegner, geçmişte köyün çok daha farklı bir yapıya sahip olduğunu belirterek, "İnsanlar burada çok sade ve temiz bir yaşam sürüyordu. Çocuklarım da burada okudu" ifadelerini kullandı. Türk mutfağı ve müziğine hayran Türk mutfağını ve müziğini de çok sevdiğini söyleyen sanatçı Uçhisar sokaklarında Kurmalı Rus Müzik aleti Angor ile gezerken Türk müzikleri de dinliyor. Klasik Viyolonsel çaldığını ve Kapadokya’da konserlere katıldığını ve satın aldığı tarihi konakta ailesiyle birlikte küçük bir pansiyon işlettiğini söyleyen Wagner, "Bu konakta geçmişte kalabalık aileler yaşamış. Biz de burayı yaşatarak gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Eski konakların ruhu çok farklı. Bazen duvarların sesini dinliyorum" diye konuştu.