GÜNDEM - 21 Aralık 2025 Pazar 13:37

İçlerindeki bale tutkusunu yıllar sonra ortaya çıkardılar

A
A
A
İçlerindeki bale tutkusunu yıllar sonra ortaya çıkardılar

Aydın’ın Efeler ilçesinde yaşayan Fatma Çelik ile Didem Artunç, yıllardır içlerinde sakladıkları bale tutkusunu yeniden gün yüzüne çıkararak hayallerine geç de olsa adım attı.


Efeler ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çelik ve 47 yaşındaki Didem Artunç, çocukluklarından bu yana içlerinde yer eden bale tutkusunu yıllar sonra gerçekleştirerek bale eğitimine başladı. "Hayallerin yaşı yok" diyerek yola çıkan iki kadın, cesaretleriyle çevrelerine ilham kaynağı oldu.


Çocukluğunda buz pateni ve dansa duyduğu ilgiyi yıllar sonra baleyle buluşturduğunu belirten 55 yaşındaki Fatma Çelik, bale eğitimine başlama sürecini anlatarak, "Çocukluğumda buz patenini çok izliyordum. Oradaki hareketler çok hoşuma gidiyordu. Hatta kendi çapımda hareketleri yapıyordum. Dansı çok seviyorum. Şimdi baleye başlama sebebim ise biraz farklı. Daha önce bir dizi izlemiştim. 70 yaşında emekli bir adam baleye başlıyor ve çok güzel bir sonuç elde ediyordu. Ben de buradan esinlendim ve neden olmasın dedim. Yapabilirim diye düşündüm ve kursu aradım. Önce 55 yaşında olduğumu söyledim. Yetişkin balesi ama acaba benim için uygun mu dedim. ’Balenin yaşı yok, her yaşta yapılabilir’ dediler. Böylece baleye başladım. Çok da keyif alıyorum. Değişik şeyler yapmayı seviyorum. Etrafıma yeni bir etkinliğe başladığımı söylediğimde kimsenin aklına bale gelmedi. Duyunca da çok şaşırıyorlar ama hoşlarına da gidiyor. Baleye başladığımdan bu yana daha enerjik hissediyorum kendimi. Baledeki hareketleri yapabiliyor olmak mutluluk veriyor. Yaş ilerledikçe sanki bir şeylerden uzaklaşıyorsunuz gibi, artık elinizi eteğinizi çekeceksiniz evde oturacaksınız gibi düşünülüyor ama ben öyle düşünmek istemiyorum. Her yaşta bir şeyler yapmak gerekiyor diye düşünüyorum. Yapılabiliyormuş da. Herkese tavsiye ederim" dedi.



"Çocukluk hayalimdi"


Yıllar önce yarım kalan hayalini nihayet gerçekleştirdiğini ifade eden 47 yaşındaki Didem Artunç ise, "Bale, çocukluğumdan beri hayalimdi benim. 4-5 yaşlarında çok istiyordum balerin olmayı ama çok mızmız bir çocuktum. Bir ay İzmir’de baleye gitmiştim ama sonrasında hasta olunca annem göndermemişti. Hep merakla izlerdim balerinleri. Birkaç senedir de aklımdaydı. Yetişkin balesi ile ilgili de birkaç yazı görmüştüm. Sonra buranın ilanını görünce, aradım ve baleye başladım. Çocukluk hayalimdi. Onu şu anda gerçekleştirebiliyor olmak çok güzel. Tabi ne kadar yapabilirim, vücut ne kadar esner bilmiyorum ama olabildiği kadar elimden geldiğince yapmaya çalışacağım. Çok mutluyum. Ben hiç spor sevmeyen bir insanım. Bir sürü şey denedim ama hep oflayarak giderdim ama şimdi koştura koştura geliyorum. Herkese anlatıyorum. Çok mutluyum. Bale, inanılmaz bir enerji kattı benim hayatıma" diye konuştu.



"Bale her yaşta yapılabilir"


Bale sanatının profesyonellik hedeflenmediği sürece her yaş grubuna uygun olduğunu vurgulayan bale öğretmeni Zeynep Göktuna, "4 yaşında baleye başladım. İlk eğitimimi İtalya’da aldım. 4 senelik İtalya’daki eğitimimin ardından Türkiye’de devam ettim. 2021 yılında baleden mezun oldum. Mezun olduktan sonra da kurumlarda çocuk ve yetişkin balesi eğitimleri veriyorum. Zaten bale, profesyonellik istemediğiniz sürece her yaşta yapabileceğiniz bir sanat dalıdır. Burada önemli olan zaten disiplin. Ben kendim de MS hastasıyım. Bir sene önce bana tanı kondu. Hocamla konuştum ve spor yapmamı önerdi. Bale yaptığımı söylediğimde en güzelini yaptığımı söyledi. MS için bile bu kadar iyi gelen bir sanat dalı, kesinlikle yapılması gereken bir şey diye düşünüyorum. Çok da sağlıklı. Aynı zamanda bale güzel bir sanat dalı olmasının dışında vücuda zarafet, dayanıklılık ve esneklik kazandırır. Şu anda da 47 ve 55 yaşında iki öğrencim var. İlk başta öğrencilerim gelirken ’hocam benim vücudum kapalı’ gibi şeyler demişlerdi. Yaklaşık 1 aydır ders yapıyoruz. İlk geldikleri zamana göre şu anda bayağı bir hem esnediler hem güçlendiler hem duruşları çok değişti. Zaten balenin temelinde bir duruş var. Bunların hepsini öğrencilerime aşılamaya çalışıyorum" dedi.



İçlerindeki bale tutkusunu yıllar sonra ortaya çıkardılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.