KÜLTÜR SANAT - 17 Ocak 2026 Cumartesi 10:32

Kuşadası kıyılarında tarih gün yüzüne çıkıyor

A
A
A
Kuşadası kıyılarında tarih gün yüzüne çıkıyor

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde etkili olan fırtına sonrasında Kadı Kalesi çevresinde kilise yapıları ve mezarlar ortaya çıktı. EKODOSD, birinci derece sit alanındaki tarihi mirasın korunması için acil önlem çağrısı yaptı.



Kuşadası’nın kültürel mirası, doğanın etkisiyle bir kez daha ortaya çıktı. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından paylaşılan bilgilere göre, Kuşadası’nın en önemli tarihi alanlarından biri olan ve geçmişi 8 bin yıl öncesine uzanan Anaia Kadı Kalesi çevresinde, fırtınalarla birlikte tarihi yapılar yeniden görünür hale geldi. 13. yüzyıla tarihlenen Bizans Kalesi’nin yer aldığı Kadı Kalesi Höyüğü’nün güneydoğu ana giriş kapısından sahile inen noktada bulunan yapı kalıntıları, özellikle lodos fırtınalarının ardından dalgaların kumları çekmesiyle açığa çıkıyor. Son günlerde etkili olan olumsuz hava şartları sonucunda bölgede kilise yapılarının belirgin şekilde ortaya çıktığı gözlemlendi. Kilise yapılarının doğu kısmında yer alan mezarların da dalgaların etkisiyle açıldığı, kol, bacak ve omur kemiklerinin yanı sıra döneme ait olduğu düşünülen hayvan dişlerinin taşların arasında görüldüğü bildirildi. Önceki yıllarda aynı alandan seramikler, sikkeler ve mühürlerin de çıkarıldığı biliniyor.



Öte yandan Kuşadası’nın kuzey kıyılarından Güzelçamlı’ya uzanan sahil şeridi boyunca toplam üç kilise yapısının tespit edildiğini de ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Kuşadası’nın kuzey kıyılarından derin bir yay çizerek Güzelçamlı’ya güney kıyılarına doğru gidildiğinde 3 kilise yapısı bulunmaktadır. Bugüne kadar Kuştur’da Pygale’de sahilde bulunan kilise, Güzelçamlı kilisesi ve 3 Nefli Kadı Kalesi Kilisesi’nin varlığı bugüne kadar kıyılarımızda tespit edilen yapılardır. Kış aylarında insan hareketlerinin az olması nedeniyle kimliği belirsiz bazı kişiler tarafından yapıların bulunduğu alanda yanlış işler yapılmaktadır. Bu bölge 1. Derece Sit Alanı olmasına rağmen, yapıların bulunduğu alandan kumların kazılarak başka bir yere taşındığı görülmüştür. 2002 yılında Kadı Kalesi kazılarında avuç içine sığacak büyüklükte küçük bir Hitit fırtına tanrısı heykelciğinin çıktığı düşünüldüğünde, buradaki kumların varlığının ne kadar önemli olduğu bilinmelidir. Buradan alınan kumların içinde tarihin akışını değiştirecek bir kültür varlığı olabilir. Bu alan olduğu gibi korunmalı ve araç girişlerine de izin verilmemelidir. Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden biri olan Kuşadası’nın doğal ve kültürel kaynak değerleri bütüncül olarak korunmalı, buradaki yapıların zarar görmemesi için ilgili kurumlar tarafından bir çalışma başlatılmalıdır" dedi.



Kuşadası kıyılarında tarih gün yüzüne çıkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Ayaz vurdu, fincanlar kış çayıyla doldu Dondurucu soğukların etkili olduğu Samsun’da vatandaşlar kış çayına ilgi gösteriyor. Havaların giderek soğumasıyla birlikte üst solunum yolu hastalıklarının sayısı da arttı. Vatandaşlar, doktorların tavsiyesi üzerine kendi önlemlerini almak adına ıhlamur ve kış çayı tüketimine önem veriyor. Bu nedenle aktarların yolunu tutan vatandaşlar, ıhlamurun yanı sıra kendi bildikleri kış çayı karışımını ya da 100’er gramlık hazır paketlerde satılan kış çaylarına rağbet ediyor. Vatandaşların bu mevsimde en çok kış çayına rağbet gösterdiğini ifade eden aktar Recai Doğanay, "Bu havalarda kış çayına ilgi artıyor. Gribal enfeksiyonlar yayıldı. Öksürenlerin sayısı arttı. Boğaz enfeksiyonu geçirenler de çoğaldı. Bu yüzden kış çaylarına ilgi de arttı yani. Kış çayını hazır paketler halinde alanlar da var, burada karışım yaptıranlar da var. Kış çayının içerisinde ada çayı, papatya, zencefil, hatmi çiçeği, karanfil, zerdeçal, hibisküs gibi çiçek bitkileri var. Bu çaya ıhlamur da eklenebiliyor. Kış çayının 100 gramlık paketi 75 TL’den satılıyor. 1 yemek kaşığı kış çayından 2 su bardağı çay çıkabiliyor. Çiçek ıhlamurun kilosu da bin 500 TL’den satılıyor. Onu da genelde 100 gramlık paketler halinde alıp demliyorlar. "Çiçekler uzun süre kaynatılmamalı" Kış çayının nasıl demlenmesi gerektiği hakkında da bilgi veren Doğanay, "Kış çayı da ıhlamur gibi demlenebilir. Kaynatılarak da yapılıyor, demlenerek de yapılıyor. Bizim tavsiyemiz, önce suyu kaynatıyoruz. Su kaynadıktan sonra ıhlamuru veya kış çayı dediğimiz yapraksı bitkileri kaynamış suyun içine atıp bir iki dakika daha kaynatıp altını kapatmak. Suyun içerisinde uzun dakikalar kaynatılmasını tavsiye etmiyoruz. Su kaynadıktan sonra içine atıp bir iki dakika daha kaynatıp altını kapatmalarını ve 15 dakika kadar beklemeye bırakmalarını tavsiye ediyoruz. Bu sürede aroması suya karışan çay limon sıkılarak veya sade olarak tüketilebilir" diye konuştu. Bu mevsimde oldukça bol tüketilen kış çayı; ıhlamur, adaçayı, zencefil, kuşburnu, çubuk tarçın, karanfil, zerdeçal, rezene, nane, kakule, ekinezya ve mürver gibi bitkilerin karışımından hazırlanabiliyor.
İstanbul Çocukların değeri karne notu ile belirlenmemeli Sömestr tatilinin gelmesiyle birlikte çocuklar ve gençler için tatil heyecanı artarken, birçok ailede karne stresi yaşanıyor. Kimileri için sömestr tatil ve dinlenme anlamına gelirken, bazı çocuklar için sınav ve not baskısının ardından aileyle yüzleşme sürecine dönüşebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde ebeveyn tutumlarının çocuğun ruh sağlığı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için karne döneminin, kaygı, özgüven kaybı ve değersizlik duyguları gibi uzun vadeli psikolojik sonuçlara yol açabileceğini belirterek, karne değerlendirmelerinde yapılan en büyük hatanın kıyaslama olduğunu söyledi. Başakgil, "Çocuğunuzun karnesini başka çocukların karneleri ile kıyaslamayın. Yaşıtlarıyla karşılaştırmak, arkadaşlarının daha başarılı olduğunun vurgulanması ve başarısızlıkla suçlanmak; çocukta kaygı, yetersizlik, özgüven eksikliği ve değersizlik duygularına yol açar. Karne değerlendirilirken öncelikle olumlu yönlere odaklanılması, ardından çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verilmesi gerekir. Suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil yerine, başarısızlıkların nedenlerinin birlikte ve yapıcı bir şekilde ele alınmasını öneriyor. Sömestr tatili başarısız olunan dersler için kriz değil, telafi ve destek süreci olarak görülmeli. ‘Sen tembelsin, yaramazsın, bu gidişle sınıfı geçemezsin’ gibi ifadeler çocuğun ‘Ben hiçbir işe yaramıyorum’ algısı geliştirmesine neden olur. Bu da kaygıyı artırır ve özgüveni zedeler. Çocuk bir alanda başarısızsa bu durum, ilgi alanları ve destek ihtiyacı üzerinden değerlendirilmelidir" dedi. Geçmiş yıllarda karne dönemlerinde yaşanan üzücü olayların yaşandığını hatırlatarak uyarıda bulunan Başakgil, "Kırık notlar; yoğun kaygı, cezalandırılma korkusu ve değersizlik duygusuyla birleştiğinde, çocuğu kendine zarar verici davranışlara sürükleyebilir. Kötü not nedeniyle çocuğun spor ve sosyal faaliyetlerini kısıtlamak, sürece değil yalnızca sonuca odaklanmak, ilk olarak düşük notları gündeme getirmek, kötü not getirdi diye sevgiyi, ilgiyi ve şefkati geri çekmek, mesafeli ve soğuk davranmakyanlıştır. Öncelik her zaman tatlı sözlerle takdir olmalı. Maddi ödülün değeri değil, sembolik anlamı önemlidir. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için kitaplar, boya kalemleri, basit oyuncaklar, doğa gezileri, müze ve sinema etkinlikleri daha sağlıklı ödüllerdir. Bilgisayar, cep telefonu, çok pahalı hediyeler ya da evcil hayvan gibi seçeneklerin karne hediyesi olarak tercih edilmesi çok doğru olmayacaktır" dedi.