EĞİTİM - 21 Ocak 2026 Çarşamba 09:12

Ömrünü öğrencilerine adayan Varol öğretmen unutulmadı

A
A
A
Ömrünü öğrencilerine adayan Varol öğretmen unutulmadı

Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ’Ahde Vefa’ projesi kapsamında ömrünü uzun yıllar öğrencilerine adayan emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Varol Şenyılmaz’ı unutmadı.



Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitimde kuşaklar arası bağı güçlendiren ve vefa kültürünü yaşatan ’Ahde Vefa’ projesi kapsamında ziyaretlerine devam ediyor. Proje kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerin son durağı, ömrünü talebe yetiştirmeye adamış emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Varol Şenyılmaz oldu. Uzun yıllar görev yaptığı eğitim camiasında birçok öğrencinin hayatına dokunan Şenyılmaz, meslek hayatına dair birikimlerini ve eğitim sürecinde yaşadığı deneyimleri paylaştı. Ziyarette, öğretmenlik mesleğinin taşıdığı sorumluluk, fedakarlık ve kuşaklar arası tecrübe aktarımının önemi vurgulandı. Meslek hayatı boyunca sayısız öğrenci yetiştiren emekli öğretmen Varol Şenyılmaz, öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda değer kazandırma süreci olduğunu ifade etti.



Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Özcan ve koordinatör okul müdürlerinin katılımıyla gerçekleşen ziyarette, projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile olan güçlü bağına dikkat çekildi. Projenin temel felsefesini anlatan Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Özcan; "Eğitimde ’Köklerden Geleceğe’ yürüyüşümüzün en önemli dayanağı, tecrübeleriyle yolumuzu aydınlatan emekli eğitim çınarlarımız öğretmenlerimizdir. Ahde Vefa projemiz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin değerler merkezli yapısını ve ’erdemli insan’ yetiştirme idealini sahaya yansıtıyor. Eğitimin çınarlarından aldığımız her bir tecrübe, geleceğin eğitim modelini inşa ederken bizlere rehberlik ediyor" dedi.



Ömrünü öğrencilerine adayan Varol öğretmen unutulmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Boğaz’da bulunan cesedin Rus yüzücü Svechnikov olabileceği değerlendiriliyor: Kimlik tespiti için DNA örneği alındı İstanbul Boğazı’nda bulunan ve 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolan 30 yaşındaki Rus yüzücü Nikolai Svechnikov’a ait olabileceği değerlendirilen ceset hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Öte yandan cesedin kimliğinin tespit edilmesi için DNA örneği alındığı bilgisine ulaşıldı. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından geçtiğimiz yılın ağustos ayında İstanbul Boğazı’nda 37’ncisi düzenlenen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışına katılan Rus yüzücü Nikolay Svechnikova suda kaybolmuştu. Dün İstanbul Boğazı’nda bir ceset bulunmuş, ihbar üzerine Kuruçeşme açıklarına hareket eden Deniz Liman Şube Müdürlüğü ekipleri kıyıya vuran erkek cesedini denizden çıkarmıştı. Yapılan ilk incelemede şahsın kafa, ayak ve kollarının olmadığı, üzerinde yüzücü kıyafeti olduğu tespit edilmişti. Cesedin 24 Ağustos 2025 günü Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolan ve Beykoz Kavacık Polis Merkezi Amirliği’nde kayıp müracaatı yapılan Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov olabileceği değerlendirilirken, cesedin üzerindeki kıyafetlerin yaz aylarında kaybolan Rus sporcu olma ihtimalini güçlendirdiği belirlenmişti. Cesedin bulunma konumunun Kuruçeşme olması nedeniyle konuya ilişkin soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Öte yandan cesedin kimliğinin tespit edilmesi için DNA örneği alındığı bilgisine ulaşıldı.
Gaziantep Pompalı tüfekle öldürülen 5 çocuk babası Cengiz Akkurt’un davasında sanıktan şok iddia Gaziantep’te 5 çocuk babası fabrika işçisi Cengiz Akkurt’un sokak ortasında pompalı tüfekle öldürülmesine ilişkin davada 2’nci duruşma görüldü. Hakim karşısına çıkan sanık Uğur K., "Nişanlım Melisa 13 yaşlarındayken ve daha sonraki süreçlerde maktul Cengiz Akkurt tarafından defalarca tacize uğramış. Fakat bunu bana anlatmamıştı. Benim amacım maktulü öldürmek değildi" dedi. Gaziantep’te 5 çocuk babası fabrika işçisi Cengiz Akkurt’un sokak ortasında pompalı tüfekle öldürülmesine ilişkin dava Gaziantep 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, sanıklar Uğur K., Muhammet Enes K., sanık avukatları, maktul aile, maktul aile avukatları ve tanıklar hazır bulundu. Duruşmada savuma yapan sanık Uğur K., "Nişanlım Melisa 13 yaşlarındayken ve daha sonraki süreçlerde maktul Cengiz Akkurt tarafından defalarca tacize uğramış. Fakat bunu bana anlatmamıştı. Daha sonra biz nişanlandıktan sonra yine nişanlımı taciz etmeye devam etmiş. Nişanlımda bana buradan gitmeyi teklif etti. Yoksa Cengiz’in bizi rahatsız edeceğini söyledi. Bende bu olayı öğrendikten sonra maktul ile konuşmak istedim. Olay gününden bir gün önce maktulle tesadüfen karşılıktık. Bende maktule nişanlımdan uzak durması gerektiğini söyledim. Bende olaydan 1 gün önce aracımın plakasını değiştirdim. Kardeşimle birlikte geziyorduk. Radara yakalanmamak ve bahsettiğim yarışlar nedeniyle ceza yememek amacıyla aracımın plakasını değiştirdim. Daha önce de aracımın plakasını değiştirdiğim olmuştur. Bu nedenle kesilen cezalar benim adıma kayıtlıdır ve geçmişte de ceza aldım. Olay günü kardeşimi aradım. Kardeşim ve halamla buluşup yemek yedik, ardından ayrıldık. Kardeşime, nişanlımın başına gelenler ve Makbul ile aramızda geçen konuşmalar hakkında hiçbir şey anlatmadım. Kardeşimle birlikte bir süre araçla seyir halindeyken kendimi rahatsız hissettim. Bunun üzerine kullandığım aracı kardeşime verdim ve direksiyona geçmesini söyledim. Kardeşim bana ne olduğunu sorduğunda başımın ağrıdığını söyledim. Yaklaşık 15 dakika birlikte araçla ilerledik. Eve yaklaştığımız sırada kardeşime aracı sola doğru sürmesini söyledim. Nedenini sorduğunda, biriyle görüşeceğimi ifade ettim. Daha sonra aracı durdurduk. Bu sırada kardeşim araç içerisinde telefonuyla oynuyordu. Maktulün çıktığını görünce, tüfeği koltuğun altından çıkardım. Kardeşim bu tüfeği daha önce hiç görmemişti ve araçta tüfek olduğunu kendisine söylememiştim. Kardeşim tüfeği görünce ‘Abi bu ne?’ dedi. Ben de kendisine ‘Senlik bir şey yok, sen arabada kal’ dedim ve aracın kapısını kapatarak indim. Kardeşim o sırada bana müdahale etmedi. Araçtan inerken yüzüme maske taktım. Maskeyi takmamın nedeni, elimde tüfekle kameralara yakalanmamaktı. Araçtan indikten sonra "Makbul, Cengiz" diye seslendim. Makbul bana doğru döndü. Kendisine "Her şeyden haberim var" dedim. Tüfeği doğrultarak doldur-boşalt yaptım. Bu hareketten sonra Makbul biraz geri çekilir gibi oldu. Ardından bana hakaret etti ve nişanlım hakkında da sözler söyledi. Bu sırada Makbul ile aramızda yaklaşık 2–3 metre mesafe vardı. Benim maktulü öldürmek gibi bir amacım yoktu. Eğer öldürmek isteseydim tüfeği doğrudan kafasına doğrultabilirdim. Ben tüfeği Maktulün ayağına doğru ateş ettim. Tüfekte başka mermiler de vardı ancak eyleme devam etmedim. Çünkü amacım maktulü öldürmek değildi. Maktulü vurduktan sonra araca doğru yürüdüm. Bu sırada kardeşimin aracı çalıştırdığını gördüm ve aracın arkasından koştum. Koşarken sokakta 3–4 genç gördüm ve onlara ambulansı aramalarını söyledim. Kısa süre sonra aracı kullanan kardeşime yetiştim. Kapıyı açmasını istedim ancak kapıyı açmadı. Daha sonra araçtan indim. Kardeşim bana ‘Abi sen ne yaptın’ dedi" ifadelerini kullandı. "Olaydan sonra abim araca bindiğinde tüfek elindeydi" Duruşmada savuma yapan diğer sanık Muhammet Enes K., "Olay günü abimle arabada eve gidiyorduk. Eve gittiğimiz esnada abim aniden koltuğun altından bir tüfek çıkardı ve araçtan indi. O ana kadar aracın içinde tüfek olduğunu bilmiyordum ve daha önce de görmemiştim. Tüfeği görünce şoka girdim. Abim araçtan inerken bana ‘Sen aşağı inme, senlik bir şey yok, beni bekle’ dedi. Abimin maske takıp takmadığını fark etmedim, o an dikkat etmedim. Kış mevsimiydi ve hava karanlıktı. Abim araçtan iner inmez aracı çalıştırarak oradan uzaklaştım. Bir miktar mesafe aldıktan sonra bir el silah sesi duydum. Makbul isimli şahsı tanımam, kendisini bilmem. Vurulma anını da görmedim. Dikiz aynasından baktığımda abimin koşarak araca doğru geldiğini gördüm. Sokaktan dönmek üzereyken abim araca yetişti ve araca vurarak beni durdurmamı, kendisini almamı istedi. Ben de aracı durdurarak abimi araca aldım. O esnada aracın plakasına bakmadım. Şokta olduğum için yaklaşık 10–15 saniye boyunca kapıyı açmakta tereddüt ettim. Abim araca bindikten sonra kendisine ‘Abi sen ne yaptın, bana neden haber vermedin?’ dedim. Bu sırada abim telefonla konuşuyordu. Kiminle konuştuğunu bilmiyorum. Ne kadar süre seyir halinde kaldığımızı da hatırlamıyorum. Abim yol boyunca telefonla konuşmaya devam etti. Şokta olduğum için kiminle konuştuğunu hatırlamıyorum. Olaydan sonra abim araca bindiğinde tüfek elindeydi. Ancak tüfeği aracın neresine koyduğunu görmedim. Evimize yaklaştığımızda ben araçtan ayrıldım. Ben araçtan indikten sonra abim aracı alarak yoluna devam etti. Kendisine nereye gittiğini sorduğumda bana bir şey söylemedi. Abim nişanlısının başına gelenlerle ilgili bana hiçbir şey anlatmadı. Abim içine kapanık bir kişidir. Daha önce herhangi biriyle bir sıkıntısı olduğuna dair bana bir şey söylememiştir. Mahkemenizden beraatime karar verilmesini talep ederim" dedi. "Eşim kadınlarla tokalaşan biri değildir" Mahkemede söz alan maktulün eşi E.A., "Olay günü eşim gece vardiyasında çalışacaktı. Evde uyuyordu. Hatırladığım kadarıyla eşim, işe gitmek amacıyla saat 22.30 sıralarında evden çıktı. Yaklaşık 15 dakika sonra komşularım, bir kişinin vurulduğunu söylediler. Olayla ilgili herhangi bir görgüm veya bilgim yoktur. Olayda adı geçen şahısları daha önceden tanımam. Melisa ile eşim arasında yaşandığı iddia edilen olayı duydum. Bu olayla ilgili olarak Melisa ile bizzat görüştüm. Melisa bana, öğretmenler tarafından sıkıştırıldığını ve bu nedenle işiyle ilgili olarak yanlışlıkla ifade verdiğini söyledi. Ben hem eşime hem de Melisa’ya, aralarında herhangi bir şey yaşanıp yaşanmadığını sordum. Melisa’nın abisi ile eşim, yaklaşık 5 saat boyunca aynı iş yerinde çalışmıştır. Eşim bana, Melisa’nın bir gün dükkana geldiğini ve sonrasında düştüğünü söyledi. Melisa zaman zaman evimize gelirdi, eve geldiğinde eşim de evde olurdu. Her ne kadar az önce huzurunuzda sanık Uğur, düğünde eşimin onunla tokalaşmak istediğini anlattığını söylemiş ise de böyle bir olay kesinlikle yaşanmamıştır. O sırada eşimin yanındaydım. Eşim kadınlarla tokalaşan biri değildir. Düğün günü eşim, Melisa ve annesiyle hiçbir şekilde iletişime geçmemiştir. Ben de eşimle evlendiğimiz günden bu yana Melisa ve annesiyle yaklaşık sekiz yıl boyunca hiçbir şekilde görüşmedim. Melisa’nın abisi de düğünümüze gelmemiştir. Yaşanan olay nedeniyle şikayetçiyim. Suçların failleri hakkında gerekli cezaların verilmesini talep ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, tanık Melisa Sakine A.’nın yaralanmasının niteliğinin belirlenmesi için tüm tedavi evraklarının Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, tanıklar Melisa Sakine A. ve Eren K. hakkında yeniden zorla getirme emri çıkarılmasına karar verdi. Heyet ayrıca, sanıklar Uğur K. ve Muhammet Enes K. hakkında suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesi, delillerin henüz tam toplanmamış olması ve adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına hükmetti. Olayın geçmişi Gaziantep’in Şehitkamil ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesi’nde, 8 Şubat akşamı sokakta yürüyen 5 çocuk babası fabrika işçisi Cengiz Akkurt (53), pompalı tüfekle saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Akkurt, kaldırıldığı özel hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, saldırıyı gerçekleştirdiği belirlenen 2 zanlıyı yakalayarak gözaltına aldı. Zanlıların kaçışta ikiz plakalı araç kullandıkları ve olay sonrası aracın jant kapaklarını değiştirdikleri tespit edildi. Yapılan aramalarda saldırıda kullanılan av tüfeği ele geçirildi. Şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Ankara Bakan Bayraktar: "Güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Güneş ve rüzgar kurulu gücümüzün toplamı 40 bin megavata yaklaştı. Böylece güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" dedi. Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, aralık ayı sonu itibarıyla 122 bin 519 megavata yükseldi. 2025 yılında toplam tüketim 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, yıllık bazda üretimde 362 bin 992 gigavatsaat ile rekor kırıldı. Yenilenebilir enerjinin kurulu güç içindeki payı da yükselişine devam etti. Toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 62,3’üne karşılık gelen 76 bin 281 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji oluşturdu. 2025 yılında toplam elektrik tüketimi 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkarken, bu tüketime 362 bin 992 gigavatsaatlik rekor üretimle karşılık verilmiş oldu. Rüzgar ve güneşin payı yüzde 32,6 Geçen yıl sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde güneşin payı 25 bin 109 megavat ile yüzde 20,5’e, rüzgarın payı da 14 bin 774 megavat ile yüzde 12,1’e ulaştı. Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı ise 2025’te yüzde 32,6 ile 39 bin 883 megavata çıkmış oldu. "Güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini hatırlatarak, "Güneş ve rüzgar kurulu gücümüzün toplamı 40 bin megavata yaklaştı. Böylece güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" dedi. "Türkiye’nin enerjisini öz kaynaklarıyla yükseltmeye devam edeceğiz" 2025 yılında güneş kaynaklı elektrik üretim oranının yüzde 10,5, rüzgarın üretimdeki oranının da yüzde 10,7 ile tüm zamanların en yüksek yıllık seviyesine çıktığını kaydeden Bakan Bayraktar, "Buna göre 2025 yılında toplam elektrik üretimimizin beşte birinden fazlasını rüzgar ve güneşten karşıladık" ifadelerini kullandı. Toplam üretimin yüzde 56,7’sinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye’nin enerjisini Türkiye’nin öz kaynaklarıyla yükseltmeye ve arz güvenliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi.
Erzincan ‘Kontağı çevirmeden kaputa vurun’ uyarısı Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kış aylarında araç motorlarına ve kaput altına sığınan hayvanların zarar görmemesi için vatandaşlara "Kaputa vurun" çağrısı yapıldı. Yetkililer, araçların çalıştırılmadan önce motor bölgesinin kontrol edilmesi gerektiğini belirterek, kaputun hafifçe vurularak ya da ses çıkarılarak içerisindeki hayvanların uyarılmasının önemine dikkat çekti. Bu basit önlemin özellikle kediler başta olmak üzere küçük hayvanların hayatını kurtarabildiği ifade edildi. Uzmanlardan önemli uyarı Uzman veteriner hekimler tarafından yapılan bilgilendirmede şu ifadelere yer verildi: "Havanın soğuk olduğu dönemlerde küçük boyutlu hayvanlar, özellikle kediler, araç motorlarının içine girebiliyor. Bu durum bazen çok talihsiz kazalara neden olabiliyor. Motoru çalıştırmadan önce kaputa vurmak, aracı çalıştırdıktan sonra hemen hareket etmeyip bir süre beklemek, hayvanların sesi duyarak uzaklaşmasını sağlar ve olası kazaları önler." Uzmanlar ayrıca, sokak hayvanlarının soğuk havalarda zorlandığını hatırlatarak vatandaşların mama ve su bırakarak hayvanların yaşamını kolaylaştırabileceğini vurguladı. Emniyetten sürücülere çağrı Emniyet ekipleri ise yaptıkları açıklamada, "Değerli sürücüler, havaların soğuduğu bugünlerde, araçların herhangi bir yerini ısınmak amacıyla kullanmak isteyen sokak hayvanlarımızın zarar görmemeleri için araçlarınızı çalıştırmadan önce lütfen gerekli kontrollerinizi yapınız" ifadelerine yer verdi.