ASAYİŞ - 12 Nisan 2012 Perşembe 16:58

AMCASININ OОLU GİBİ TÜFEKLE İNTİHAR ETTİ

A
A
A
AMCASININ OОLU GİBİ TÜFEKLE İNTİHAR ETTİ

Balıkesir`in Manyas ilçesinde bir genç av tüfeğiyle intihar etti. Gencin amcasının oğlunun da 2 yıl önce aynı şekilde intihar ettiği ortaya çıktı.
Eskiçatal köyünde ikamet eden 20 yaşındaki C.Y., babasına ait av tüfeği ile intihar etti. Anne ve babasının evde olmadığı sırada av tüfeğini çenesinin altına dayayarak ateşleyen gencin cesedini, komşu ziyaretinde olan ablası Ç.Y. odaya girdiğinde buldu. Psikolojik tedavi gördüğü belirtilen C.Y.`nin ölümü ailesini yasa boğarken, gencin amcasının oğlu T.Y.`nin de 2010 yılının Eylül ayında aynı yöntemle intihar ettiği öğrenildi.
C.Y`nin cesedi otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu`na gönderilirken, olayla alakalı tahkikat devam ediyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Risk grubundakiler gıda zehirlenmelerini hafife almamalı Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmesinin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olması konusunda uyardı. Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Her gıda zehirlenmesinin tehlikeli olmadığını belirten Önder, özellikle risk grubundaki kişilerin belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Gıda zehirlenmesinin; bozulmuş yiyecekler veya bakterilerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Önder, en sık etkenlerin Salmonella, Escherichia coli (E. coli) ve Staphylococcus aureus gibi bakteriler olduğunu söyledi. Klinik belirtilerin çoğunlukla bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı şeklinde görüldüğünü belirten Uzman Doktor Önder, "Vakaların büyük kısmında semptomlar 72 saat içinde kendiliğinden geriler. Bu nedenle her gıda zehirlenmesi vakası ağır seyretmez" dedi. Ancak bazı belirtilerin ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Dr. Önder, 37.5 derecenin üzerinde yüksek ateş, kanlı ishal, 24 saat boyunca geçmeyen, dirençli kusma, idrar miktarında belirgin azalma ve bilinç değişikliği gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Özellikle bebekler, yaşlılar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde gıda zehirlenmelerinin daha ağır seyredebileceğini belirten Önder, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Uzman Doktor Gökay Önder, "Her gıda zehirlenmesi tehlikeli değildir ancak tehlikeli olabilecek semptomları bilmek ve gerektiğinde sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
Trabzon Türkiye’de bir örneği daha yok; Trabzon’da Roma dönemine ait su kanalı ortaya çıktı Trabzon’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında Roma dönemine ait, yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda tonozlu bir su kanalı keşfedildi. Uzmanlar, yapının mimari ve yapısal özelliklerinin Türkiye’de başka örneği bulunmayan nadir bir arkeolojik değer olduğunu belirtti. Trabzon’un Çömlekçi Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projesi kapsamında Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen bir su kanalı tespit edildi. Yer altı kanalıyla ilgili ilk bilginin ulaşmasının ardından içeride gaz bulunma ihtimaline karşı AFAD ekiplerinin desteğiyle ölçümler yapıldı. Gerekli izinlerin alınmasının ardından Trabzon Müze Müdürlüğü ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) akademisyenlerinden oluşan heyet tünel içerisinde detaylı incelemelerde bulundu. Yüzeyden yaklaşık 1,5-2 metre derinlikte yer alan su kanalının Arafilboyu sapağından başlayarak sahil yoluna, eski Trabzon Limanı sahasına kadar uzandığı belirlendi. Yaklaşık 300-400 metre uzunluğundaki yapının 2 metre genişliğinde ve 2 metre yüksekliğinde inşa edildiği, ortasında yaklaşık 1,20 metre genişliğinde su kanalı bulunduğu, yanlarda ise 50-60 santimetrelik yürüme sekileri yer aldığı tespit edildi. Su kanalının Osmanlı veya erken Cumhuriyet döneminden itibaren yan duvarlara ilave delikler açılarak kanalizasyon amacıyla kullanıldığı, günümüzde de atık suyun kanaldan aktığı belirlendi. Uzmanlar, benzer örneklerin Türkiye’de yalnızca iki noktada bulunduğunu, bunlardan birinin Smyrna Antik Kenti sınırlarında, diğerinin ise İstanbul’da yer aldığını ifade etti. Çömlekçi’de ortaya çıkarılan Roma dönemine ait su kanalının ise yapısal özellikleri bakımından Türkiye’de başka bir örneğinin bulunmadığı belirtildi. "Su kanalı Erken Roma dönemine, Traianus ve Hadrianus dönemlerine işaret ediyor" Roma dönemine ait su kanalı ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz, "Müze Müdürlüğü’ne Çömlekçi’de bir yapı kalıntısı bulunduğuna dair bilgi ulaştı. Yer altı kanalı olması nedeniyle içeride zehirli gaz bulunabileceği değerlendirildi. AFAD’ın desteğiyle ölçüm yapıldıktan ve gerekli izinler alındıktan sonra heyetle birlikte içerisine girildi" dedi. Su kanalının yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda olduğunu belirten Yavuz, "Yer altı su kanalı, Çömlekçi Kentsel Dönüşüm sahasında ortaya çıktı. Arafil Boyu sapağından başlıyor ve sahil yoluna kadar uzanıyor. Yaklaşık 300-400 metre uzunluğunda. Tespitlerimize göre işçiliği, kullanılan malzemesi ve yapısal özellikleri erken Roma dönemine, Traianus ve Hadrianus dönemlerine işaret ediyor. Tünel, toprağın yaklaşık 1,5-2 metre altında bulunuyor. Bölgede kazı yapıldığı için kot değişmiş durumda. Genel olarak bir buçuk metre yer altında yaklaşık 2 metreye 2 metre ölçülerinde. Ortasında 1,20 metre çapında bir su kanalı, yanında ise 50-60 santimetrelik yürüme alanları mevcut" diye konuştu. "Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen su kanalı günümüzde kanalizasyon olarak kullanılıyor" Su kanalının Roma dönemine özgü tonoz bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Yavuz, "Yan duvarlarda kısmen düzgün kesme taş, kısmen kırma taş kullanılmış izolasyon için kalın bir sıvayla kapatılmış. Üst örtüsü tamamen düzgün kesme taş malzemeden oluşuyor ve Roma ölçülerinde nitelikli bir tonoz yapıya sahip. Kanal 300-400 metre boyunca aynı doğrultuda ilerlemiyor, kırık ve bükümlü hatlar içeriyor. Bu durum suyun hızını azaltma amacıyla yapılmış olabilir ya da sonraki kazı çalışmalarında yön değiştirmiş olabilir. Tabanında da suyun hızını azaltmak için basamaklar bulunuyor. Şu anda tamamen atık su amacıyla kullanılıyor. İçerisinde çok fazla su yok ancak kirli su mevcut. İlk yapıldığında içme suyu amacıyla inşa edildiğini düşünüyoruz. Önemli olan, bu kanalın neden yapıldığı ve suyu nereye taşıdığıdır. Hat, Trabzon Limanı olarak bilinen sahaya kadar iniyor. Kanalın ağız kısmını inceleme fırsatı olmadı çünkü inşaat devam ediyor. Bazı bölümlerinde tahribat söz konusu. İçerisinde kirli su var ancak ileride açılması halinde çevresi muhtemelen temizlenecektir. Belediyenin ve ilgili kurulun bilgisi var. Koruma altına alındı. Ancak inşaat sahası olduğu için iş makinelerinin geçişi bazı noktalarda zarar vermiş. Bu nitelikli yapının daha ciddi koruma altına alınması ve birinci derece korunması gereken arkeolojik eser olarak tescil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’de başka bir örneği bulunmuyor" Kanalın çevresinde temizlik ve kazı yapılması, bağlantı yapılarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Yavuz, "Yaptığımız incelemelerde bu kanalın Türkiye’de benzer iki örneği olduğu görüldü. Biri geç Helenistik-erken Roma dönemine tarihlenen Smyrna Antik Kenti sınırlarında, diğeri ise 4. yüzyıla tarihlenen İstanbul’dadır. Tespit ettiğimiz kanalın ise Türkiye’de başka bir örneği bulunmuyor. Oldukça nitelikli yapısal özelliklere sahip. Şu ana kadar bilindiği halde ne olduğu anlaşılamamış bir yapı. Geç Osmanlı ya da erken Cumhuriyet döneminden yakın zamana kadar kanalizasyon amacıyla kullanılmış. Yan duvarlardan ilave delikler açılarak kanalizasyon bağlantısı verilmiş. Özgün yapısında, kanalın sağında ve solunda tarihi su hatları bulunuyor. Su azalması ihtimaline karşı yüzey ve yağmur sularının toplanarak bir sarnıçta biriktirilmiş olması mümkün. Ayrıca buranın, Gümüşhane’deki Roma’nın doğudaki önemli garnizonlarından Satala ile bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Bölgede küçük bir garnizon bulunmuş olabilir. Askerlerin su ihtiyacını karşılamak ya da limana gelen gemilere su sağlamak amacıyla yapılmış olabilir. Kanalın etrafında yapılacak kurtarma kazılarıyla durum daha netleşecektir. İnşaat tamamlandıktan sonra Büyükşehir Belediyesi’nin bir çalışma yapması bekleniyor. Su kanalı bizim için sürpriz oldu. Roma ya da Helenistik dönemde o bölgeyi yoğun bir yaşam alanı olarak bilmiyorduk. Kanalın çevresinde temizlik ve kazı yapılması, bağlantı yapılarının ortaya çıkarılması gerekiyor. Turizme kazandırılması gereken, Trabzon için önemli bir keşif. İnşallah doğru şekilde değerlendirilir" ifadelerini kullandı.