EĞİTİM - 04 Kasım 2024 Pazartesi 17:53

BARÜ’de düzenlenen kongrede büro yönetiminde güncel yaklaşımlar ele alındı

A
A
A
BARÜ’de düzenlenen kongrede büro yönetiminde güncel yaklaşımlar ele alındı

Bartın Üniversitesi (BARÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “3. Uluslararası 18. Ulusal Büro Yönetimi ve Sekreterlik Kongresi” yeni iş modelleri ve sürdürülebilirlik temasıyla meslek mensupları ile bilim insanlarını bir araya getirdi.


Bartın Üniversitesi (BARÜ) Ulus Meslek Yüksekokulu Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümü tarafından “3. Uluslararası 18. Ulusal Büro Yönetimi ve Sekreterlik Kongresi” (BÜROKON) gerçekleştirildi. “Büro Yönetiminde Yeni İş Modelleri ve Sürdürülebilirlik” temasıyla TÜBİTAK tarafından da desteklenen kongrede 2 gün süreyle alandaki gelişmeler ele alınırken mevcut sorunların çözümüne yönelik fikirler münazara edildi.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan kongrede, BARÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü öğretim elemanlarının mini konserinin ardından açılış konuşmalarına geçildi.


Konuşmasında büro yönetiminde dijitalleşmenin önemine değinen BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, “Ulus Meslek Yüksekokulumuzun katkılarıyla gelişen teknolojilerin ve hayatımızın her alanına yaydığımız sürdürülebilirliğin büro yönetimindeki yeni iş modellerine uygulanması hedefiyle önemli bir kongreye ev sahipliği yapıyoruz. Bilim insanları ile sektör temsilcilerinin bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşabilecekleri bir platform oluştururken dijitalleşme ve yapay zekânın büro yönetimi ve ofis hayatı üzerindeki etkisini de farklı kurum ve kuruluşlardan katılımcılarla değerlendireceğiz. Kongrenin Üniversitemizde düzenlenmesindeki emekleri için Yüksekokul Müdürümüz Doç. Dr. Şükrü Teoman Güner ile birlikte tüm bileşenlerimize teşekkür ediyorum” dedi.


Kongre hakkında bilgiler veren BARÜ Ulus Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Şükrü Teoman Güner ise “Üniversitemiz, nitelikli insan kaynağımızın özverili çalışmaları ve yenilikçi projelerle hem akademik hem de sosyal alanlarda sürekli gelişim göstererek güçlü yapısını daha da pekiştirmektedir. Bu başarıların bir paydaşı olan Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Programımız, öğrencilerimizi yenilikçi iş modelleri ve modern ofis yönetimi uygulamalarıyla sektörde fark oluşturacak yetkinliklere hazırlamaktadır. Bu kapsamda sektöre yönelik gelişmeler hakkında önemli kazanımlar elde edeceğimiz ‘3. Uluslararası 18. Ulusal Büro Yönetimi ve Sekreterlik Kongresi’ne ev sahipliği yapmamıza yönelik destekleyici yaklaşımları dolayısıyla Rektörümüz Prof. Dr. Sayın Orhan Uzun’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.


Açılış oturumunun tamamlanmasıyla BÜROKON kapsamında BARÜ Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü öğretim elemanları tarafından “Köprü II” temasıyla hazırlanan karma resim sergisi ziyarete açıldı.


Ardından geçilen “Büro Yönetiminde Yeni İş Modelleri ve Sürdürülebilirlik” panelinin moderatörlüğünü Anadolu Üniversitesinden Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar yaptı. Etkinlikte emekli Öğr. Üyesi, yazar Gülbin Göral, Karabük Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Hatice Uzun, Doğan Holding CEO Asistanı ve Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Menekşe Ahbab ile Doğan Holding Yönetim Kurulundan yazar Şebnem Toker konuşmacı olarak yer aldı.


Yazar Gülbin Göral “Çağdaş ve Bilimsel Sekreterlik”, Dr. Öğr. Üyesi Hatice Uzun “İş Hayatında Sürdürülebilirlik”, Menekşe Ahbab “Yönetici Asistanlığı ve Geleceğin Verimlilik Projeksiyonu: Teknolojinin Rolü”, Şebnem Toker "Dijital Dönüşüm: Yönetici Asistanlığında Yeni Ufuklar" konu başlıklarında katılımcılara sunumlar gerçekleştirdi.


Kongrede Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tutar tarafından “TÜBİTAK Projesi Hazırlamanın İncelikleri” başlıklı bir çalıştay da düzenlendi.


Moderatörlüğünü BAİBÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Altınöz’ün yaptığı “Büro Yönetimi ve Sekreterlik Alanın Geleceği” temalı kapanış panelinde ise TBMM Milletvekili Hizmetleri Başkan Yardımcısı Mehmet Altınkaynak “TBMM’de Büro Yönetimi ve Sekreterlik Mesleği”, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden Öğr. Gör. Cumhur Erdönmez “Meslek Yüksekokulları ve Sektör Açısından 3+1 Eğitim Modelinin Değerlendirilmesi” ile ilgili güncel sorun ve çözümleri aktardı.


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Umut Üzmez “Meslek Yüksekokullarında Kalite ve Akreditasyon Süreçleri” hakkında bilgilendirme yaparken BARÜ Personel Daire Başkanı Turgay Delialioğlu “Yönetici Vizyonu” başlıklı sunumlarında kamu kurumlarında yönetici vizyonun kurumun başarısı ve çalışanlar üzerindeki etkisine ve özel kalem olarak değişim süreçlerindeki rolüne dair konuşma gerçekleştirdi.


Kongre kapsamında; Büro Yönetiminde Yapay Zekâ, Dijitalleşme, Yeni İş Biçimlendirme Yöntemleri, Ofis Yönetiminde Yeni İş Modelleri, Sürdürülebilir Ofis Yönetimi, Yeşil Örgütsel Davranış gibi 39 alt başlıkta kabul edilen bildiriler sunuldu. Farklı oturumlarda alanında uzman konuşmacılar tarafından sunumların yapıldığı BÜROKON, Bartın’ın tarihi ve doğal güzelliklerinin tanıtıldığı gezilerle son buldu.



BARÜ’de düzenlenen kongrede büro yönetiminde güncel yaklaşımlar ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.