ASAYİŞ - 24 Nisan 2025 Perşembe 15:47

Pompalı tüfekli dehşetinde kocanın savunması kan dondurdu

A
A
A
Pompalı tüfekli dehşetinde kocanın savunması kan dondurdu

Bartın’ın Amasra ilçesinde pompalı tüfekle boşanma aşamasındaki eşi Ahsen Nur Paşalı’yı (27) pompalı tüfekle bacaklarından vuran Okan Paşalı, ilk kez hakim karşısına çıktı. Kasten ve tasarlayarak yakın akrabayı öldürmeye teşebbüs sucuyla yargılanan ve 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen Okan Paşalı’nın mahkemedeki ifadeleri kan dondurdu. Sahte plakalı, hacizli ve sigortası bulunmayan araçla yakalanan Okan Paşalı, "Eşim olacak şahıs, ’Sen baba mısın şerefsiz’’ deyince tahrik oldum. Eline telefonu alınca, korktum, panik oldum. Korkutmak için yere ateş ettim" diyerek kendisini savundu


2 çocuk annesi 23 yaşındaki Ahsen Nur Paşalı, 7 yıldır evli olduğu ve şiddet gördüğü kocasından kaçmak için sığındığı Bartın’ın Amasra ilçesindeki ablasına ait hediyelik eşya dükkanı önünde uğradığı silahlı saldırıda ayaklarından yaralanmıştı. 27 Ağustos’ta Amasra ilçesi Kum Mahallesi Küçük Liman mevkiindeki terminalde meydana gelen olayın ardından Pompalı tüfekle dehşeti yaşatan koca Okan Paşalı ve yanındaki arkadaşı U.G, kaçarken Kastamonu’nun Cide ilçesinde yakalanarak gözaltına alınmıştı. Nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanan Okan Paşalı ve arkadaşı U.G., hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede "kasten tasarlayarak yakın akrabayı öldürmeye teşebbüs suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edildi.


Bartın 1. Ağır ceza Mahkemesi’nde yargılanan Okan Paşalı, ve U.G, hakim karşısına çıktı. İlk duruşmaya, tutuklu sanıklar Okan Paşalı ve U.G ile mağdur Ahsen Nur Paşalı ve taraf avukatlar ile tanıklar katıldı.


Bartın Barosu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatları da davaya müdahil olma talebinde bulunurken, mahkeme heyeti avukatların davayı izleyebileceğini ama katılamayacağı kararını verdi.


"Bana, ’ağabey sür’ dedi, ben de sürdüm"


Duruşmada dinlenen tutuklu sanık U.G., Okan Paşalı ile Amasra’ya gezmeye geldiğini Okan Paşalı’nın eşini tanımadığını ve yaşanan olayın tasarlanmış bir olay olmadığını ifade etti. Okan Paşalı’nın da kendisinin de Ankara’da esnaf olduğunu ve 1 yıl önce tanıştıklarını anlatan U.G., yaşanan dehşeti soğukkanlı bir şekilde anlattı.


Silah patlayınca arabada donup kaldığını söyleyen U.G., "Eşinin olduğunu bilmiyorum. Arabaya geldim, olay gerçekleşti. Ateş etti, ilk defa eşini orda gördüm. Olay gerçekleştikten sonra Okan, panikle ’ağabey sür’ dedi, sürdüm. Silah patlayınca ben arabada öylece kalmıştım. Arabasında silah olduğunu bilmiyordum. Bilseydim gelmezdim, Okan’ın öyle bir şey yapacağını da hiç tahmin edemedim. Çünkü esnafız, birbirimizi her gün görüyoruz, ticaretimiz oluyor. Okan’ı herkes sever, iyi bir ustadır" dedi.


"8 aydır cezaevindeyim, 5 tane icra geldi"


Okan Paşalı’ya yardım etmediğini ve olayla ilgisinin bulunmadığını vurgulayan U.G., şöyle devam etti:


"Kendime zarar geleceğini bilmiyordum. Çoluğu çocuğumu bırakmışım, 8 aydır burada hapisteyim. 5 tane icra geldi, cezaevindeyken. Çocuğumun okul taksitleri falan çok zor duruma girdik. Eşim işe başladı. O bana para gönderiyor. Zor durumdayız, çalışamıyoruz. Başıma geleceğini bilseydim gelmezdim, Okan’ı da sevdiğim için geldim. Benim olayla bir alakam yok. Sanayide herkes birbirini bilir. Ben yardım etmedim. Bilsem öyle bir şey olacağını mani bile olurdum. Olay bir anda geliştiği için bir şey de yapamadım. Eşinin bile olduğunu bilmiyordum. Beraatimi istiyorum"


Sahte plakalı, hacizli ve sigortasız araç ile yakalanmasının sebebini anlattı


Ahsen Nur Paşalı’’ya pompalı tüfekle ateş eden tutuklu sanık Okan Paşalı’nın ise mahkemede verdiği ifadeler kan dondurdu. Aracında olay gününde sahte plaka bulunduğunu, aracın hacizli olduğunu ve sigortasının bulunmadığını kaydeden Paşalı, sebebini ise şöyle anlattı:


"2023 yılından sonra kayınpederim ile husumet başladı. Ben araç kullanılırken, saldırıya uğradım silahla yaralandım. Sağ bacağıma platin takıldı. Ardından plaka değiştirdim. Tecilli yeni bir plaka aldım. Olayların ardı arkası kesilmedi. Şahıslar benim kimlik bilgilerimi tespit etti. Peşime düştü. Sebepsiz yere, hiçbir husumetim olmayan bir şahıs beni vurdu. Bundan dolayı emniyetten benim aracımın plakasını öğrenebileceklerini düşündüm. Aynı zamanda aracıma haciz vardı. Sigortası da olmadığı için araca sahte bir plaka taktım. Bu plaka ile kullanmaya başladım."


"Hiç bir zaman silahla tehditte bulunmadım"


Planlayarak, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ile suçlandığını hatırlatan Okan Paşalı, tasarlı bir durumun olmadığını, boşanma aşamasındaki eşi Ahsen Nur Paşalı’nın söylediği sözlerden tahrik olduğunu söyleyerek savundu. Evlendiği 2017 yılından itibaren silah taşıdığını da kaydeden Paşalı, "Benim şahısla 2017 yılından itibaren evliliğim var. 2017 yılından beri benim silahım vardır. Bu şahsa hiçbir şekilde silahlı tehditte bulunmadım. Bu zamana kadar, bana silah çekti diye bir şikayette bulunmadı. Bu zamanda planlanması mümkün değildir. Olay olmadan 1 ay önce şahıs, gizli numaradan aramak suretiyle çocuğumu telefona veriyordu, ’Çocuğum baba beni kurtar, baba bizi kurtar’ diyordu. Gizli bir numara kullanıyordu, beni arayarak, sürekli tahrik ediyordu. Sığınan bir insan çocuklarını, uyuşturucu bağımlısının evine götürüp, oraya teslim etmez" şeklinde konuştu.


"Amasra’ya gezmeye geldik"


Tatil amaçlı Amasra’ya geldiğini ileri süren Paşalı, "Ben Ankara’dan tatil maksatlı, hem de kafa dağıtmak için, çocuklarımın da orada olabileceğini düşünerek Amasra’ya geldim. U. ağabeyiyle birlikte kafa dağıtmak için geldik. Sabahleyin olay yerine geldim, şahsı gördüm. Hiçbir şekilde müdahalede bulunmadım. U. ağabeyi sahile gönderdim. Öğleden sonra saat 15.00’e kadar çocuklarımı bekledim. Gri bir araç geldi, içerisinde çocuklarım vardı. Araç, çocuklarımla birlikte otoparka girip, çıkması bir oldu. Bartın yönüne çıktı. Aracımda arıza olduğu için 80-90 kilometre hızı geçemiyordum. Onu yakalamayacağımı anlayınca geri otoparka geldim. Biraz bekledim" dedi.


"Bana, ’sen baba mısın, şerefsiz, deyince tahrik oldum"


Olay günü yaşananları soğuk kanlılıkla anlatan Okan Paşalı, eşini görünce çocuklarının nerede olduğunu sorduğunu belirterek, "O sırada koltuğunda 50-60 santimetre boyunda pompalı tüfek vardı. Daha önce Ankara’da aracımın içerisinde pompalı yakalattım. İlk defa aracımda pompalı tüfek bulunmuyor. Bu şahsa özgü değil, daha öncede aracımda pompalı tüfek bulunuyordu. Benim aracımda duruyor her zaman pompalı tüfek. Meşru müdafaa hakları doğduğu zaman kullanmak için koydum arabama. Aracın çekilmesini isteyince, gayet güzel bir dille, çocuklarım nerede dedim. Telefonu bırak, konuşalım dedim. O sırada "Sen baba mısın, şerefsiz. Şimdi görürsün’ dedi. Telefonu aldı. Birini arar gibi yaptı. Tehdit etmek suretiyle beni tahrik etti. Ben de korktum, panik oldum. Korkutmak amaçlı ateş ettim. Şahıs bankın önündeydi" ifadelerini kullandı


"Yere ateş ettim"


Sanık Okan Paşalı, pompalı tüfekle yere doğru ateş ettiğini ileri sürerek, "Zaten fişek tapalarından anlaşılacağı üzere sağ tarafına doğru ateş ettim. Direk ortasına atsaydım, belden yukarı atsaydım belli olurdu. İkinci seferde de şahıs tuvalete doğru gitti. Ben de çanak çömlek diye hitap edilen hediyelik eşyaların oluğu yöne doğru attım. Şahıs zaten sağ tarafta. Ben öldürmek için gitmiş olsam, arabadan çıkar çıkmaz ateş ederdim. Veya uyandırmadan, arabanın içerisinden ateş ederdim veya ardından gider tuvaletin içerisinde bu eylemi gerçekleştirebilirdim. Şahsı öldürmemi gerektirecek bir sorun da yok ortada. Başka yöne ateş ettiğim için mesafeyi hesap etmedim. Yere doğru ateş ettim özellikle, zaten saçma taneleri yerden sekerek, ayağına isabet etmiş. Direk isabet etmiş bir saçma tanesi yok. Öldürmeye kastım, yok. Şahsı öldürmeyi gerektirecek bir konuda yok.


"Tokatla başladı, burnumu kırdı"


Mağdur Ahsen Nur Paşalı ise 8 yıl önce evlendiği Okan Paşalı’nın kendisine evlendiği yıldan itibaren kademeli olarak artan bir şiddet uyguladığını kaydetti. Okan Paşalı’nın ailesinin yanında kendisine tokat atarak, şiddete başladığını anlatan Ahsen Nur Paşalı, vurulduğu ana kadar yaşanan süreci şöyle anlattı:


"Ailesinin yanında şiddete başladı. En son 19 Mayıs 2024’te darp edildim. Çocuklarımla birlikte ondan izin almadan parka çıktım, ’salıncakta oturuyorum’ diye, benim o gün burnum kırıldı. Ambulansla hastaneye kaldırıldım. Hastaneden sonra eve gelmedim. Olay günü ağabeyini arayıp, ’Ahsen’in ağzını, burnunu kırdım. Gidip bakın’ demiş. Ağabeyi gelmek istememiş, ’ne yapıyorsa, yapsınlar’ demiş. Eşinin ısrarıyla gelmişler ve beni ambulansta gördüler zaten. O gün telefonu elimden aldı. Annem babam çalıştığı için ananemde kaldım. Ben orada kaldığım sürece, hemen her gün oralara gelip, evin kapısını tekmeleyip kırmaya çalışıyor, silahla havaya 4-5 el ateş ediyor, sürekli bağırıyor, çağırıyor, küfür ediyor, ailemi tehdit ediyor. Benim dönmek istediğimi, ailemin göndermediğini düşünüyor. Ben düşüncesini yıkmak için ailemle konuştum. Benim gitmek istediğimi anlaması için, Ankara’da kadın sığınma evine gittim. Yaklaşık 1.5-2 ay kaldım. Dışarı çıkamadığım için, Zonguldak’a gönderdiler. Zonguldak Sığınma evi çocukların yaşayabileceği yer değildi. O yüzden Amasra’ya ablamın yanına geldim. Beni kadın sığınma evinde olduğumu bildiği için buraya geleceğini düşünmedim. 1.5 ay ay sonra bu olay oldu"


"Seni vurup, üzerine köfte ekmek yiyeceğim" demiş


Ahsen Nur Paşalı, boşanma aşamasındaki kocasının olaydan 3-4 gün öncesine kadar tehdit mesajları attığını da belirterek, "Olaydan önce sürekli mesaj atıyordu. Çocukları özlediğini söylüyor, çocukları istiyordu. Beni tehdit ediyor, öldüreceğini söylüyordu. Bir defasında ’seni vurup, gidip üzerine köfte ekmek yiyeceğim" diyordu. Olay gününden 3-4 gün öncesinde kadar mesaj atmayı kesti. Ben şahsı, gizli numaradan aradım. Ailemi sürekli rahatsız ediyordu. Babamın, çalıştığı şirketin tırın camlarını, aynalarını kırmış. Buna sinir oldum, bağırdım, çağırdım, kapattım. Ama nerde olduğuma dair hiçbir şey söylemedim. Çocuklarımın sesini duymasının imkanı yok" dedi


"Korkudan bir şey diyemedim, sadece KADES’e basabildim"


Olay günü yaşadığı dehşeti de anlatan Ahsen Nur Paşalı, "Olay günü dükkanın içerisinde oturuyordum. Dükkanın önüne bir araç yaklaştı. Zaten o marka araç görünce ben hep tedirginlik yaşıyorum. Baktım plaka farklı. Biraz rahatladım. Ama yine de eğildim araca doğru baktım, içeride tanımadığım bir kişi vardı. Sonra araca doğru yaklaştım, araç parkının yasak olduğunu söyledim. Birazdan çıkacağım dedi. Ama kızarlar dedim, Tamam biri gelecek, gideceğim alacağım dedi. Arka koltuktaymış, göremedim. Tanımadığım için fazla muhatap olmak istemedim. Karşı kafeye geçtim. Benim çocukları, ablamın çocukları falan geldi, tarla ağzına denize gittiler. Kafeden tekrar dükkana geçtim. Çay aldım, masaya oturdum. Çocukları aramak için telefonu aldım. Çocuklarım nerde diye bir ses duydum. Kafamı kaldırdım, tekrar sordu Ben onun korkusuyla yaşadığım için ağzımdan tek bir laf çıkmadı. Hiç bir şey söylemedim, ona karşı. Zaten hep kafamda kurmuştum. ’Onu karşımda görürsen, panik yapma, KADES’e bas’ diye, kendi kendime söylüyordum. KADES’e basmak 2 tuş. Onu görünce, ben de anında KADES’e bastım" şeklinde konuştu.


"Direkt bana nişan aldı, kaçmaya çalıştım


Okan Paşalı’nın tüfeği ile direkt kendisine nişan aldığını ileri süren Ahsen Nur Paşalı, "Bana, ’telefonu bırak’ diye iki kez söyledi. Ardından da ateş açtı. Ayaklarıma nişan almadı. Direkt bana nişan aldık. Ben de tüfeği elinde gördüğüm için hemen kaçmaya çalıştım, zıpladım. Sabit kalmadım. Tuvaletin girişinde betondan tümsek var. Alçaktan yükseğe doğru gidiyor. Tuvaletin içerisine doğru kaçtım. İlk pompalı tüfek sesi duyulduğunda ortalık kalabalıklaşmıştı. Tuvalete girmek gibi bir ihtimali yoktu. Girseydi kendi de biliyordu, bence.


Mide ameliyatı olduktan sonra karnının üzerine oturmuş


Ahsen Paşalı, 2 Ekim 2023 tarihinde mide ameliyatı olduğunu ve Okan Paşalı’nın o süreçte bile kendisine şiddet uyguladığını vurguladı. Ahsen Nur Paşalı, "Evlendiğimiz günden beri, şiddete maruz kalıyorum. 2 Ekim 2023’te mide ameliyatı yaptırmıştım. Ameliyattan 10-11 gün geçmişti. Karnımın üzerine oturmuştu. 3 gün acısını çektim. 7 yıldır tek bir tokatla başlayan ve her geçen gün kademe kademe artan şiddet görüyorum. Sürekli tehdit edildiğim için, aileme zarar gelir diye korkuyordum. Artık kendime inandım, bu korkum gitti. Şikayetçiyim" diye konuştu.


Her iki tarafın tanıkların da dinlendiği davada, avukatların savunmalarının ardından ise mahkeme sanık U.G’nin adli kontrol şartı ile tahliye edilmesine, Okan Paşalı’nın ise tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Tekirdağ’a 30 yeni hekim ataması Tekirdağ’a 17 uzman hekim ve 13 pratisyen hekim olmak üzere toplam 30 yeni hekim ataması gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı’nın son dönem atamaları kapsamında il genelinde hekim kadrosu güçlendirilmeye devam ediyor. Yapılan açıklamaya göre daha önce 289 hekimin atandığı Tekirdağ’a, 127. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurası ile 17 uzman hekim ve 13 pratisyen hekim daha kazandırılacak. Son 6 ayda 92 uzman hekim ve 227 pratisyen hekim olmak üzere toplam 319 hekimin görevlendirilmesiyle ildeki sağlık hizmet kapasitesinin önemli ölçüde arttığı belirtildi. 127. DHY kurasının 4 Mart tarihinde gerçekleştirileceği, hekimlerin mart ayı içerisinde görevlerine başlamasının beklendiği bildirildi. Atama kapsamında Tekirdağ Dr. İ.F. Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne 1 Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı ile 1 Klinik Nörofizyoloji Uzmanı görevlendirilecek. Çorlu Devlet Hastanesi’ne 2 Acil Tıp Uzmanı, 1 Göz Hastalıkları Uzmanı, 1 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, 1 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, 1 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ile 1 Kardiyoloji Uzmanı atanacak. Çerkezköy Devlet Hastanesi’ne 1 Acil Tıp Uzmanı, 1 İç Hastalıkları Uzmanı, 1 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ile 1 pratisyen tabip görevlendirilecek. ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’ne 3 pratisyen tabip, 1 Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı ile 1 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı ataması yapılacak. Hayrabolu Devlet Hastanesi’ne 1 İç Hastalıkları Uzmanı ve 1 pratisyen tabip, Hayrabolu İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne 1 pratisyen tabip, Malkara Devlet Hastanesi’ne 1 Göz Hastalıkları Uzmanı, Muratlı Devlet Hastanesi’ne 2 pratisyen tabip, Saray Devlet Hastanesi’ne 2 pratisyen tabip, Şarköy Devlet Hastanesi’ne 1 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ile 2 pratisyen tabip, Süleymanpaşa ilçesinde 1 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’na ise 1 pratisyen tabip görevlendirilecek. Yetkililer, yapılan atamalarla birlikte il genelinde sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı sunulmasının hedeflendiğini belirtti.
Tekirdağ Ergene’ye 8 araç kapasiteli itfaiye istasyonu Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, afetlere hazırlık altyapısını güçlendirme çalışmaları kapsamında Ergene’de 8 araç kapasiteli yeni bir itfaiye istasyonu inşa ediyor. Ergene Vakıflar Mahallesi’nde 5 bin 13 metrekare parsel alanı üzerinde yükselecek modern itfaiye istasyonu, ilçenin acil müdahale kapasitesini artırmayı hedefliyor. Toplam 1 bin 522 metrekare inşaat alanına sahip bina, operasyonel ihtiyaçlar ile personel yaşam alanlarını bir arada barındıracak şekilde projelendirildi. Yerleşke içerisinde ayrıca 220 metrekarelik ayrı bir spor binası da yer alacak. Zemin katta eğitim salonu, yemekhane, teras alanı, revir, 5 ofis, malzeme odası, dinlenme odası, tesisat odaları ve genel WC bulunacak. Bina içerisinde yangın merdiveni, asansör ve acil iniş direği yer alarak hızlı ve güvenli erişim imkânı sağlanacak. Üst katta ise bay, bayan ve misafir yatakhaneleri, duş, WC ve giyinme alanları, mescit ile spor odası yer alacak. Bu alanlarla birlikte personelin 24 saat esasına dayalı çalışma sistemine uygun, konforlu ve işlevsel bir ortamda görev yapması amaçlanıyor. 482 metrekarelik garaj alanı aynı anda 8 büyük itfaiye aracına hizmet verebilecek kapasitede planlandı. Bu kapasitenin, Ergene ve çevresindeki sanayi ile yerleşim alanlarına yönelik acil müdahale kabiliyetini önemli ölçüde artıracağı belirtildi. Yerleşke içerisinde yer alan 220 metrekarelik spor binasında duş, WC ve soyunma alanları bulunacak. Ayrıca afet anlarında kullanılmak üzere ekipman ve malzemelerin toplanabileceği özel bir depo alanı oluşturulacak. Böylece istasyon, yalnızca bir müdahale noktası değil aynı zamanda lojistik hazırlık merkezi olarak da hizmet verecek. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, "Ergene, sanayi yoğunluğu ve gelişen yerleşim yapısıyla risk yönetiminin güçlü tutulması gereken ilçelerimizden biri. İnşa edeceğimiz modern itfaiye istasyonu ile müdahale kapasitemizi artırıyor, personelimizin eğitim ve yaşam standartlarını yükseltiyoruz. Amacımız; afetlere karşı daha hızlı, daha donanımlı ve daha koordineli bir sistem kurmak. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği için yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz." dedi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin, bölgesel afet yönetimi altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarını sürdüreceği bildirildi.
Bursa Eğitim devriminin mimarı Hasan Âli Yücel Osmangazi’de anıldı Hasan Âli Yücel, vefatının 65. yıl dönümünde Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği anlam dolu bir program ile anıldı. Sergi, mandolin orkestrası konseri ve Dr. Alper Akçam’ın katıldığı söyleşiyle gerçekleştirilen programda, Hasan Âli Yücel’in Türkiye’nin eğitim ve kültür hayatına bıraktığı miras bir kez daha hatırlatıldı. Türkiye’nin eğitim ve kültür hayatına büyük katkılar sağlayan Hasan Âli Yücel, aramızdan ayrılışının 65. yıl dönümünde Osmangazi Belediyesi’nin, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) ile düzenlediği anlam dolu bir program ile anıldı. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen organizasyona Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, YKKED Bursa Şubesi Başkanı Jülide Akköprü, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, dernek üyeleri ve vatandaşlar katılım sağladı. Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi ziyareti ve Hasan Âli Yücel’in hayatından anekdotların yer aldığı fotoğraf sergisinin ardından YKKED Bursa Şubesi Hasan Âli Yücel Mandolin Orkestrası, Dilek Sevüktekin Görgülü şefliğinde özel bir akşamı sundu. Anma programı kapsamında ‘Hasan Âli Yücel ile Medeniyetler Çatışması’ başlığı altında gerçekleşen söyleşide ise Yazar Dr. Alper Akçam, Hasan Âli Yücel’in çağdaş ve bilimsel eğitimi esas alan yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. "Değerlerimizi iyi anlayıp yeni nesillere aktarmak hepimizin görevi" Hasan Âli Yücel’in fotoğraf sergisini gezen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yazar Dr. Alper Akçam ile bir araya gelerek, kitabını imzalattı. Anma programında yaptığı konuşmada Hasan Âli Yücel’in gençlerin gelişimine ve eğitimine çok önemli katkılarda bulunduğunu kaydeden Başkan Erkan Aydın, bilimin ve aklın çok önemli değerler olduğunu bir kez daha vurguladı. Eğitimin önemine dikkat çeken Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Göreve gelir gelmez ilk olarak Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni, ardından İsmail Hakkı Tonguç Kütüphanesi’ni vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bayramdan sonra Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ni açacağız. Bugüne kadar 7-8 kütüphaneyi hizmete kazandırdık. Bu kütüphanelerin özellikle gençler tarafından doldurulması ve amacına uygun şekilde kullanılması bizi son derece mutlu ediyor. Hasan Âli Yücel, Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde dünya klasiklerini ihtiyaç doğrultusunda Türkçe’ye çevirterek gençlerin eğitimine ve gelişimine çok önemli katkılar sunmuştur. 1931 yılında Atatürk ile birlikte çıktığı yurt gezilerinden birinde ‘Türkiye Cumhuriyeti ne zaman kurtulmuş sayılır?’ sorusuna verdiği ‘Ne zaman bir kurtarıcıya ihtiyaç duymazsa’ yanıtı, Büyük Önder’in de dikkatini çekmiş ve bu fikrin üzerinde durulmasını sağlamıştır. Aradan yaklaşık 100 yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün yaşanan tartışmalar bize bir kez daha gösteriyor ki bizi kurtaracak olan bilim, akıl ve fendir. Dünyadaki örneklere baktığımızda, emperyalizmin dayattığı rollere karşı toplumları ayakta tutan en güçlü unsurun eğitim olduğunu görüyoruz. Yakın coğrafyamızda yaşananlar da bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Bizi bugün bir arada tutan en önemli değerlerden biri de Anayasamızın ilk dört maddesinde yer alan değiştirilemez laiklik ilkesidir. Bu ilkenin tartışmaya açılması dahi, meselenin nereye evrilebileceğini göstermeye yeterlidir. Bu değerlerimizi iyi bilip, anlayıp, yeni nesillere aktarmak hepimizin görevi." "Her şeyi yapabilirsiniz ama aslolan insandır" Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren de yaptığı konuşmada, aslolanın insan olduğunu vurguladı. Hasan Âli Yücel’in ve özellikle köy enstitülerinin, eğitime yaptığı katkılardan bahseden Başkan Deviren, "Her şeyi yapabilirsiniz ama aslolan insandır. Biz insanı dönüştüremediğimiz sürece, maalesef yaptığımız her şey çöp olur. 1940’larda başlayan köy enstitüleri, hakikaten insanı o zaman elde edilen başarılarla düşünceye sevk ediyor. Biz çocuklarımıza ahlakı öğretemezsek her şey boş aslında, ahlaklı yetiştiremediğiniz insana bilim yükleyin neye yarar. Doğru ahlakı çocuğa yüklediğiniz zaman, o zaman toplum doğru noktaya evrilmiş olur. Bu anlamda emek sarf eden, hayatını bu işlere adayan kıymetli büyüklerimize çok teşekkür ediyorum. Düşünmek önemli. Biz bu yolda sizin yanınızdayız" ifadelerini kullandı. "Hasan Âli Yücel Cumhuriyetin akla, bilime dayalı eğitim anlayışının simge ismidir" Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Bursa Şubesi Başkanı Jülide Akköprü ise yaptığı konuşmada, "Mümtaz Peker’in ‘Bir Aydınlanma Devrimcisi: Hasan Âli Yücel’ adlı kitabında da değindiği gibi özetle Anadolu’nun kötü talihini yenmek amacıyla köy enstitülerini yaşama geçiren, dünya klasiklerini dilimize kazandırarak fikrî ufkumuzu genişleten Hasan Âli Yücel, yalnızca bir bakan değil; Cumhuriyetin, akla, bilime ve insan onuruna dayalı eğitim anlayışının simge ismidir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim konusundaki görüşlerini çok iyi analiz eden Hasan Âli Yücel; çağdaşlaşmayı, gerçekleşecek aydınlanma eğitimini, kurallarını uygulayarak yaşayan bir toplum oluşturmayı hedeflediği için eğitim örgütlenmesine, tek bir yurttaş kalmayana değin, herkesin eğitilmesi olarak görüyordu" değerlendirmesinde bulundu. "Hasan Âli Yücel’in, ismail hakkı tonguç’un diktiği fidanlar meyvesini veriyor" Anma programı çerçevesinde katılımcılarla bir araya gelen Yazar Dr. Alper Akçam, gerçekleşen söyleşide çarpıcı açıklamalar gerçekleştirdi. Bugün Türkiye’nin ve çevre coğrafyaların içerisinde bulunduğu kargaşa göz önünde bulundurulduğunda Hasan Âli Yücel’in savunduğu düşüncelerinin ne kadar hayâtî olduğunun bir kez daha anlaşılacağını söyleyen Dr. Akçam, "Hasan Âli Yücel, ben batı ve doğu diye bir fark bilmiyorum diyen bir insandır, bir devrimci cumhuriyetçidir. Emperyalizmin doğu üzerine, az gelişmiş ülkeler üzerine olan baskısını, zorbalığını, her türlü yamyamlığını gözden uzak tutmaya çalışıyorlar. Kurtuluş savaşını kültür devrimiyle taçlandıran Hasan Âli Yücel’in eğitim politikaları, köy enstitüleri ve bir doğu kültüründen çıkmış olan batı kültürünü de kavrayan ama ayaklarını bu coğrafyaya basan bir doğu kültürüydü. Bu doğu kültürü, Mevlana’dan Goethe’ye uzanan evrensel bir bakış açısından güç alarak büyüdü, güçlendi ve bugün hala yeryüzünün egemenlerine kafa tutuyor. Hasan Âli Yücel’in, İsmail Hakkı Tonguç’un diktiği fidanlar, attığı tohumlar meyvesini veriyor ve Türkiye bugün emperyalizme karşı direniyor. Hasan Âli Yücel’i anmak kadar güzel bir şey olamaz" şeklinde konuştu. Aynı zamanda Yazar Dr. Alper Akçam, değerli programı gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu. Ayrıca Hasan Âli Yücel’i anma programına katkılarından dolayı YKKED Bursa Şubesi Hasan Âli Yücel Mandolin Orkestrası Şefi Dilek Sevüktekin Görgülü ve Yazar Dr. Alper Akçam’a Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir ile CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.